Facebook ta paylaştweet le

2020 Yılı

6.11.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bu yıl yaşanan bunca olaylarla, hafızlarda senelerce hatırlanacak. Bir doktor arkadaşım, travma dönemlerinin asla unutulmadığını, senelerce insanın hafızasında önemli bir yer tuttuğunu söylemişti. 2020 yılı da hastalıkları, siyasi ve ekonomik krizleri ile yeterince kendinden nefret ettirmişken.

En son İzmir depremiyle tüm yaşanan sıkıntıları adeta taçlandırdı. Bu vesileyle İzmir ve çevresinde depreme maruz kalan herkese geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Vefat edenlerin yakınlarına da baş sağlığı dilerim.

İnsanların hayatları yeterince zorlanmışken yaşanan depremin İzmir’in ekonomik hayatına yeni yük ve sıkıntılar getireceği muhakkak. Ancak yaşanan en büyük felaketlerin bile fırsata dönüştürülebilecek yönleri olduğunu unutmayalım.

Ülkemizde pek çok ilde yaşanan kentsel dönüşüm furyasının şimdiye kadar İzmir’e uğramadığı ortadadır. Her ne sebepten olursa olsun İzmir’in hizmet eksikliği kusurunu, inkar etmek, görmemek görmezlikten gelmek gibi bir lüksü kalmamıştır.

Her şey aynı kalsın, ama her şey çok güzel olsun anlayışının depremle yerle bir olan Doğanlar apartmanı, Rıza Bey apartmanı ve diğerleriyle onlarca insana mezar olduğunu herkes gördü.

İnsanı hayatta tutmaktan öte insana yapılabilecek daha önemli bir hizmet yoktur. Bireysel olarak parası olanın daha yeni bir apartmana taşınmasının hayat kurtardığına dair bir işaret yok. İşyerinde, bir arkadaşınızla kahve içerken ya da bir markette alışveriş yaparken insanlar hayatını kaybedebilir. Ya da eşiniz, evladınız spor salonunda ya da okulda.

Bireysel çözümlerin sonuç vermediği durumlarda tespitleri yerel ya da merkezi idarenin yaparak sonuç alacak en kısa sürede aksiyon alınması çok önemli.

Yıkılan apartmanlardan birinin sakini biz biliyorduk fakat karşı çıkan oldu, bu sebeple apartmanımızı yenileyemedik, karşı çıkanlar enkazın altında öldüler dedi. İnanılmaz, o zaman köprüden atlayacağım diyene neden müdahale ediliyor. Bırakın atlasın belki ölmez.

Bizim şark kafasıyla gideceğimiz yol yok. Tembellikle, şovla, siyasetle, politika ve küçük hesaplarla gidilecek yolumuz yok.

Çözüm lazım, bu gün lazım.

ABD seçimlerinin ardından Trump’un seçimi kazandığı gibi bir hava var, fakat neyin ne olduğu şimdiden belli değil. Bizim için kim seçilirse, seçilsin önemli değil.

Gideceğimiz yolu Trump ya da Biden açacaksa veya kapatacaksa zaten o yol bizim yolumuz olmaz. Biz kendi yolumuzu kendimiz açacaksak, o olsa ne yazar, öbürü olsa ne.

Dünya zorlu şartlardan geçerken ne bizim ne de diğer ülkelerin şartları daha az zor. Biz önce kendi işimizi düzgün yapacağız.

Son zamanlardaki kur faiz türbülansına baktığımızda herkesin aklındaki soru: Ekim ayı Merkez Bankası toplantısında faizi 200 baz puan artırılsaydı bu türbülans yaşanır mıydı oldu.

24 eylül toplantısında 200 baz puan artış sağlandığında dolar kuru 7,71 seviyesinden 7,51 seviyesine geriledi ve bu hareket 1 gün sürdü 3 iş günü sonra ise 7,85 seviyesine tırmanarak yeni zirve yaptı.

Buradan çıkarılan sonuç şudur: Faiz yüzde 15-20 bandına çekilmezse yani dışarıdan döviz getirecek yabancı yatırımcıyı ve fonları her türlü şarta rağmen ikna edecek bir rakama çekilmezse kur hareketinin süreceği görünüyor.

Siyasi tercihin üretim ve istihdam tarafına ağır bastığı ve kur hareketinin küçük hamlelerle önüne geçilmeye çalışılsa bile çok radikal adımlar atılmayacağı anlaşılıyor.

Politika faizi ise 10,25 seviyesinde bırakılmasının, piyasa açısından fazlaca dikkate alınmadığı ve tahvil faizlerinin 15’ler üzerine hareketlendiği görünüyor. Enflasyon rakamlarının bu seviyelerde kaldığı sürece bu rakamların seviyelerini koruyacağını düşünüyorum.

Borsa İstanbul ise kendi alanında, kurun olumuz yansımalarına rağmen hisse bazında popüler kalmaya devam edecektir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar