Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Kayınpeder gözüyle Damat Albayrak!..

13.11.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Kayınbaba Cumhurbaşkanı Erdoğan, damadı Berat Albayrak’ı, üstü kapalı söylemle istifadan saatler önce Kocaeli’nde şöyle tarif etti:

“Her kim ki milletten koparsa, halkla arasına duvarlar örerse, kendini ulaşılmaz erişilmez bir yere koyarsa, hele hele kibir ve fitne belasına bulaşırsa artık bu partide yeri kalmamış demektir…”

Devam etti:

“Hiç bir sıfat, hiçbir yoğunluk, hiç bir meşgale milletin gönlünü kırmanın, milleti hor görmenin, millete uzak durmanın bahanesi olamaz. 

*

Tam isabet…

Yemin ederim Erdoğan’ın bu sözlerini alkışlamamak için kendimi zor tuttum.

Damadını “çok iyi bilen” kişi olarak; O’nu kişilik ve yapı olarak bu kadar doğru bir tanımlamayı inanın kimse yapamazdı.

Ha durun unutmadan yazayım; Erdoğan damat Albayrak’a yeni bir lakap da taktı:

“Partinin kuruyan dalı!..”

 Bu da tam isabet…

Aslında damat sadece Erdoğan ve AK Parti iktidarını değil, bütün  milleti, hepimizi 7’den 70’e herkesi kuruttu kuruttu!..

 

Cezaevine girmek istemem

Bunu ben söylemiyorum!..

Neme lazım; bakanlık gitti ama hala “damat”; bu yaştan sonra üstelik de büyük ölümcül bir hastalığı atlatmışken cezaevi vallahi billahi sonum olur.

Rakamlar “kuruduk-kurutulduk” diyor.

*

Damat, 10 Temmuz 2018 tarihinde Enerji Bakanlığı görevinden Hazine ve Maliye Bakanlığı'na atandı.

Göreve geldiği gün Dolar/TL kuru 4 lira 53 kuruş, 

Euro/TL kuru 5 lira 50 kuruş seviyesindeydi. 

Aynı gece dolar 4 lira 75 kuruş seviyesine, 

Borsa BIST 100 endeksi de 2 bin 978,15 puan azalışla 96 bin 274,69 puana geriledi.

*

Albayrak'ın bakanlığı boyunca lira, yüzde 30'dan fazla değer kaybı ile dünyanın en çok değersizleşen para birimi oldu.

*

İstifa ettiği tarihte Dolar/TL kuru 8 lira 52 kuruş Euro/TL kuru 10 lira 14 kuruş seviyesindeydi. 

Bu durum göreve geldiği tarih ile istifası arasında yüzde 88'lik bir artış anlamına geliyor.

*

Gram altın ise Albayrak göreve geldiğinde 190 liraydı. Aradan geçen 854 günde 534 liraya yükseldi.

*

İstifa etti, kurlarda ani ve sert bir düşüş yaşandı.  Dolar 7 lira bandına indi, Euro 8 lira bandına. Gram altın da 513 liraya geriledi.

 

Nereden nereye geldik…

Bakar mısınız; nereden nereye geldik!..

Herkes bizi kıskanıyor, dünyada birinciyiz, kriz miriz yok" derken ve "ekonominin sorumlusu benim" diyen Erdoğan sonunda baklayı ağzından çıkarttı;

“Acı Reçete!..”

*

Peki son iki yıla bir bakalım mı?

19 Eylül 2018:

"Kriz miriz yok. Sakın ha, bunlara inanmayın. Hepsi manipülasyon. Bizde kriz filan yok. Evvel Allah, geleceğe güçlenerek yürüyoruz."

*

29 Mart 2019:

"Ekonominin sorumlusu benim. Kurlardaki oynama başta Amerika, onların sıkıştırmasıdır ama, bu saldırıyı iki gün içinde başarıyla püskürttük."

*

31 Mayıs 2019:

"On sekiz yılda üzerinde en çok durduğumuz konu ekonomidir. Bizim politikalarımızın temelinde istihdam yer almıştır. Refahı yaygınlaştıramayan devletler varlıklarını uzun süre sürdüremiyor."

*

4 Temmuz 2020:

"2018 Ağustos ayındaki kur saldırısının önünü kurduğumuz mekanizmalarla kestik. Türkiye’nin krize gireceğini sananlar hüsrana uğradı."

*

31 Ekim 2020:

“Türkiye, faiz, kur, enflasyon üçgenine sıkıştırılmak isteniyor ama biz bunların oyunlarını birer birer bozuyoruz."

*

11 Kasım 2020:

"Bugün Türkiye her alanda gücünü gösterebiliyorsa, bunu on sekiz yılda gerçekleştirdiğimiz dönüşüme borçluyuz."

Aynı konuşmanın son cümlesi;

"Gerekirse, acı reçete uygulamaktan kaçınmayacağız!.."

Ve o “acı reçete” sözleri önce partililer sonra da yandaşlar tarafından alkışlanıyor(!)

 

Kim korkar acı reçeteden?

Günlerdir kafa patlatıyor, “Acı Reçete” senaryoları üzerinde düşünüp duruyorum.

Bugünkü durumdan daha ne “acı” olabilir ki?

Napcaz yani; kuru ekmek bir baş soğanla mı yaşayacağız?

*

Efendiler bu iktidar 2002’den beri inşaata dayalı büyüme modeli uyguladı.

Sanayi ve tarım üvey evlat muamelesi gördü.

İlk 10 yıl, yurda giren sıcak paranın da etkisiyle, belli bir ekonomik büyüme gerçekleşti.

Balayının bittiği yıl ise 2013.

 2013’te 957 milyar dolara ulaşan milli gelir, 2019 yılında 760 milyar dolara geriledi.

*

Tarım on sekiz yılda dibe vurdu, köydeki nüfus yüzde 35’ten yüzde 8’e geriledi.

*

 Kişi başına gelir 2013’te 12 bin 490 dolara kadar yükselirken, 2019’da 9 bin 150 dolara düşüyor. 2020’de daha da düşüyor, şu anda 8 bin 381 dolar.

*

 2002’de dolar 1.67 TL. İstifa öncesi 8.54’e kadar yükseldi.

*

2002 yılında işsiz sayısı 2 milyon 689 bin iken, 2020 Temmuz ayında işsiz sayısı 4 milyon 227 bine ulaştı.

*

Dış borç 2002 yılında 129.6 milyar dolar iken, 2020 Haziran itibariyle 421. 8 milyar dolara yükseldi.

*

Merkez Bankası net döviz rezervi 2002 yılında 26.6 milyar dolar iken, 2020 Eylül sonu itibariyle eksi 45.9 milyar dolara geriledi.

*

2002 yılında nüfusun en zengin yüzde 10’luk kesimi servetin yüzde 67.7’sine sahip. Geriye kalan nüfusun yüzde 90’ı ise, toplam servetten yüzde 33.3 pay alıyordu.

2019 yılına gelindiğinde, en zengin yüzde 10 toplam servetin yüzde 81.2’sine sahip, yani zengin daha zengin oldu.

Nüfusun yüzde 90’ının aldığı pay ise, yüzde 33.3’ten yüzde 18.8’e geriledi.

*

On sekiz yıllık bilanço, ekonomistlere göre böyle.

Geldiğimiz nokta maalesef hazin..

Noktayı;

“Kim korkar acı reçeteden” diye koyuyorum.

Neden mi?

Birader biz zaten 18 yıldır “Acıların çocuğuyuz da ondan!..”

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test