Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Türkiye yönetilemiyor!..

20.11.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Son günlerde siyasette ilginç gelişmeler yaşanıyor. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın görevinden tartışmalı biçimde ayrılması, bütün bu gelişmelerin temel tetikleyicisi oldu. Öyle görünüyor ki bu olayın artçı sarsıntıları daha uzunca bir süre devam edecek.

Aslında bu olay, iktidar çevrelerinde uzun süredir biriken ve giderek ağırlaşan siyasal atmosferin ve olumsuzlukların çarpıcı biçimde dışavurumuydu. Siyasal iktidar, ülkeyi yönetmekte zorlanıyordu. Bu zorluk ve ağırlık, her yönüyle ekonomiye, siyasete yansıyordu.

 

İstifa olayı, Türkiye’nin hali pür melalini gözler önüne serdi

Damat Albayrak’ın, istifa mı yoksa uzaklaştırılma mı olduğu bile tam anlaşılamayan biçimde bakanlıktan ayrılması, iktidar çevrelerinde ve bloğunda işlerin hiç de iyi gitmediğinin somut göstergesiydi.

Belki bundan daha da ilginci, bakan Albayrak’ın ayrılışını Intsagram üzerinden duyurması ve bu önemli haberin, 27 saati aşan bir süre, devletin resmi ajansı ve iletişim kanalı da içinde olmak üzere, iktidarın kontrolündeki medya tarafından duyurulmaması oldu. Aslında bu ilginç olay, ülkedeki yönetim sorununu ortaya koyuyor; Türkiye’nin hali pür melalini çarpıcı biçimde gözler önüne seriyordu. İstifa krizi bile doğru dürüst yönetilemiyordu.

 

‘Reform’ sözcüğü, artık ‘yalama’ oldu!

Bu gelişmenin hemen ardından, ‘hukukta, demokraside, ekonomide reform’ söylemlerinin gündeme getirilmesi de doğrusu bir başka ilginç durumdu. Acaba 18 yılı aşkın bir süredir iktidarda kim ya da kimler vardı? Bu ülkeyi bunca zamandır hangi siyasal anlayış yönetiyordu? Bu sorular ister istemez akıllara takılıyordu.

Bugünlerde reformdan söz edilmesini nasıl okumalıyız ve nasıl değerlendirmeliyiz? Bu durum, öncelikle, hukuk, demokrasi ve ekonomi alanlarında yaşanan sorunların, muhalefetin dile getirdiği eleştirilerin iktidar tarafından kabulü anlamına geliyor. İktidar çevreleri, 18 yıldır iktidarda olduklarını unutup, sanki muhalefetmiş ya da iktidara yeni gelmişler gibi reformdan söz edebiliyorlar. Bu durum, içinde bulundukları zor ve çelişkili durumu gösteriyor. Bir de artık sıkça ve gelişigüzel biçimde yinelendiği için, anlamını kaybedip neredeyse ‘yalama’ haline gelmiş‘reform’ kavramının içini tümden boşaltıyor. İktidar inandırıcılığını ve güvenilirliğini kaybediyor.

 

‘Acı reçete’, dar gelirlinin ağız tadını daha da acıtacak!

Aslında son dönemde iktidarı en çok sıkıştıran temel konu, ekonomide yaşanan sıkıntılardı. Bu durum siyasete de yansıyor ve giderek bir yönetim krizine dönüşüyordu.

Böylesi kritik bir dönemde ‘acı reçete’den söz edilmesi, zaten zor durumda olan dar gelirli insanlarımız için tehlike çanlarının daha da yoğun biçimde çalması anlamına geliyor. Salgın koşullarında işsizliğin, geçim sıkıntısının daha da arttığını yaşayarak gören dar gelirli yurttaşlar, sözü edilen acı reçeteden en çok kendilerinin etkileneceklerini biliyorlar. Dolayısıyla, önümüzdeki süreçte, dar gelirlilerin ağız tadı daha da acıyacakmış gibi görünüyor.

 

‘İktidarız, istediğimizi yaparız’ anlayışı mı? 

İktidarın bazı konularda ısrarcı olması, ardı ardına yanlışlar yapması, yıpranma sürecini hızlandırıyor. Bu konuların başında da çalışanların kıdem tazminatı meselesi geliyor. Onca eleştiriye ve karşı çıkışa rağmen, iktidar, çalışanların kıdem tazminatı hakkını zedeleyecek tasarıları ardı ardına getiriyor. İsim ve ambalaj değişikliği yapılarak getirilen bu tasarılar, her defasında sendikaların ve çalışanların tepki duvarına toslayıp, geri çekilmek zorunda kalınıyor. ‘İktidarız, istediğimizi yaparız’ anlayışı ters tepiyor.

Aynı anlayış, ana muhalefet partisine ve muhalif belediye başkanlarına yönelik girişimlere de yansıyor. Cumhuriyetin kurucu partisi CHP’nin yayınları toplatılıyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili olarak, yaptığı konuşmalar nedeniyle dokunulmazlığının kaldırılması için fezleke hazırlanıyor. Bir organize suç örgütü hükümlüsünün, ana muhalefet liderine yönelik tehdit ve hakaretlerine sessiz kalınıyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında, ‘Kanal İstanbul’ karşıtı afiş nedeniyle inceleme başlatılıyor.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve ilçe belediye başkanlarının depremle ilgili konuşup bilgi vermeleri engellenmek isteniyor. Bütün bu gelişmeler, iktidarı hukuk ve demokrasi alanlarında daha da yıpratıyor.

 

İktidarın hikâyesi tükeniyor 

Aslında yaşanan bütün bu gelişmeler, iktidarın artık hikâyesini tükettiğini, ülkeyi yönetmekte zorlandığını gösteriyor. Son günlerde yapay biçimde gündeme getirilen ‘yeni dönem’, ‘reform’ gibi söylemlerle, iktidar çevreleri yeni hikâyeler üretmeye çalışıyorlar. Böylece zaman kazanmak ve manevra yaparak iktidarlarını uzatmak istiyorlar. Ama bu zorlama girişimler istenen sonucu vermiyor.

Halk, yurttaş, seçmen, 18 yıldır bu iktidarı sınıyor, biliyor. Bunca yıldır neyi yapıp yapamadığını ve neler yapmak istediğini tüm yönleriyle görüyor. Sorunun kişilerle sınırlı olmadığı, temel meselenin sistem sorunu olduğugörüşügiderek yaygınlaşıyor. Ülkenin bugünkü yönetsel sistemle yönetilemeyeceği gerçeği, her geçen gün daha geniş kesimler tarafından kavranıyor, kabul görüyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 26 Kasım 2020 Perşembe. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 25 Kasım 2020 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 24 Kasım 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 23 Kasım 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test