Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Sıkıntılı 2020’den ümitle dolu 2021’e

25.12.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye Cumhuriyeti pek güzel geçmeyen bir 2020 yaşadı. Ancak bu sıkıntılar yalnızca ülkemize mahsus değildi. Hemen hemen bütün dünya ülkeleri, 2020’nin getirdiği sıkıntıları çeşitli seviyelerde hissetti ve yaşadı.

Bakınız dünya hakimiyeti peşinde koşan Amerika’ya, Rusya’ya, AB’ye ve onu oluşturan ülkelere... Hepsi aynı.

2020 yılını tarih çizgisinde ayrıcalıklı olarak konumlandıran en önemli olay ise elbette Covid-19 virüsünün Çin’den başlayarak hızla yayılması ve on milyonlarca insana bulaşarak bir buçuk ila iki milyon insanın ölümüne yol açmasıydı.

Ekonomi, enerji kaynakları üzerinde dönen çatışma ve savaşlar, ülkelerin kendi içlerindeki veya birbirleri arasındaki politik çekişme ve kavgalar, menfaat paylaşımındaki rekabet, 2020’de virüs ile birlikte yükselen etkisi hissedilen gelişmelerdi.

Benzer bir tablo da önemini artırarak Orta Doğu’da görülmeye devam etti.

Avrupa Birliği de kendi içinde yapısal tartışmalar ve çatırdamaları duyulan sarsıntılar yaşadı.

AB’nin lideri pozisyonundaki Almanya bu süreci dengelemek için elinden geleni yaptı ancak Fransa, Avusturya ve Yunanistan, Orta Doğu’da kaybolmuş durumdaki liderlik konumlarını yeniden ele geçirebilmek yönünde adımlar atmaya çalıştılar.

Bütün bunların ardındaki en büyük neden de Doğu Akdeniz’deki kara ve deniz bölgelerinde var olan enerji kaynaklarının kontrolünü elde etme hevesi ve çabasıdır. Burası, elbette Türkiye’nin de yaşadığı ve elbette kendi menfaatlerine yönelik haklar iddia ettiği bir bölgedir.

İşte 2020’de Rusya ve ABD ile AB ortak pazarı ve ilgili ülkelerin hepsi, bütün bu menfaat, hakimiyet ve paylaşım mücadelesine etki edebilmek için Akdeniz, Ege ve Karadeniz’de yarış halindedir.

Pandemi ise 2020’de yaşanan bu kritik gelişmelerin tuzu biberi olmuştur. Halen hepimiz virüs salgınının yarattığı korku ile baş başayız. Ancak az evvel dile getirdiğimiz sosyopolitik ve sosyoekonomik diğer konular da pandemiye paralel ilerlemektedir.

Evet, 2020 yılı sıkıntılı, haşin ve hatta “ölümcül” bir yıl olarak hafızalarda yerini alacak ve hatırlanacaktır.

Gelelim 2021’de olabileceklere ve ülkemize...

Türkiye de ekonomik sıkıntıların yanında pandeminin yarattığı sıkıntıyı en etkili biçimde yaşamaktadır. Ancak salgını ve getireceklerini erken sezmiş, bütün ülkeler gibi tecrübesiz olmaktan etkilenmiş, ardından toparlanmış ve etkili bir sistem oluşturarak gereken tedbirleri almış ve zararı azaltmaya çalışmıştır.

Umuyorum ki iyi bir biçimde korunmaya devam eder ve bu iş olabilecek en az kayıpla atlatılır. Ancak kamınca 2021’e kadar Covid salgınının hayatlarımıza yaptığı etki ve kısıtlı yaşantı tarzımız devam etmek durumunda olacaktır.

2021 yılı, Türkiye’nin Orta Doğu siyaset arenasında haksız ve hukuksuz yaptırımlarla uğraşacağı ve adeta savaş vereceği bir yıl olacaktır. Bunun adı da “siyaset ve menfaatler” savaşıdır.

Ne yazık ki savaşın karşı tarafı, güya dostumuz ve politik ortağımız olan Amerika, Fransa, Avusturya, Yunanistan ve “güya devlet” olan Kıbrıs’tır.

Saydığımız bu devletler, bizim de içinde bulunduğumuz savunma ve güvenlik paktının, yani NATO’nun üyesidirler. Amerika ve Fransa, Yunanistan’ın şımarıklığını ve hukuksuzluklarını, 16 adanın silahsız olması konusunda yaptığı ihlalleri görmezden gelerek Doğu Akdeniz ve Ege’deki doğalgaz yataklarını ele geçirip Türkiye’yi dışlamaya çalışmaktadırlar. Amerika ayrıca Türkiye’nin güneydoğusunda ve Suriye’de bir “Kürt devleti” kurma hevesi ve hazırlığı içindedir.

Bu arada söz konusu devletin başkanı Trump ise seçimleri kaybetmiş, giderayak da Rus yapımı S-400 roketlerinin alımı üzerinden Türkiye’ye yönelik bir yaptırım sürecini yürürlüğe koymuştur.

AB ise Doğu Akdeniz’deki doğalgaz araştırmalarımızı bahane ederek yaptırım uygulayabileceğini duyurmuş, araştırma gemimizi çekmemizi istemiş, konuyla ilgili kararını ise Mart ayına ertelemiştir.

Sonuç olarak; 2021 yılına kadar ulaşan Türkiye, Atatürk’ün yokluklar içinde var ettiği bir ülke ve devlettir.

Türkiye’nin kendisine yönelik yaptırımları kabullenecek bir ülke haline getirilmesi kabul edilemez.

Çünkü Türkiye, yaptırım kabul eden ikinci sınıf bir ülke olamaz, bu hale getirilemez.

Kaldı ki Sayın Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan, elinin tersi ile söylenenlere gereken cevabı vermiştir.

Şimdi yapmamız gereken, dik durmaktır. Unutulmasın ki siyasette ambargo kazanç gibi görünse dahi, uygulamada iki ucu keskin bir bıçaktır.

Şimdi yapmamız gereken şey, kendi içimizde bir ve “bütün” olmaktır. Çünkü Türkiye’nin bölgede etkili ve güçlü bir ülke olması istenmemektedir.

Sayın Cumhurbaşkanının karşı duruşu da işin aslını meydana getiren bu dayatmayı kabul etmemenin bir tezahürüdür.

2021’de her konu masaya gelecektir. Ancak Türkiye’yi baskı altına almak kolay değildir. Ancak söz konusu masaya Türkiye, çok tecrübeli dış siyaset kadrolarıyla oturmalıdır.

Bizi bekleyen 2021, ne yazık ki sıkıntılı geçecek bir mücadele yılı olacaktır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları 26 Şubat 2021 Cuma. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 25 Şubat 2021 Perşembe. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 24 Şubat 2021 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 23 Şubat 2021 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 22 Şubat 2021 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test