Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Siyasetçiler; huzur, sağlığın da, mutluluğun da temelidir!..

31.12.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Dünya için de, ülkemiz için de “bir daha gelmemesini dilediğimiz” bir süreci yaşadık, 2020’de!..

2021’e “umutla girmek istiyoruz”, ama bu “umut” doğrudan Türkiye’yi yöneten ve “yönetmeye talip olan” siyasetçilere, yöneticilere, valilere, belediye başkanlarına, kaymakamlara bağlı!..

Bilmeliler ki, “huzur olmayan yerde, sağlık da, mutluluk da olmaz!..”

Arapça “huzur” kelimesinin Türk Dil Kurumu sözlüğünde karşılığı ise; “dirlik” ve “dirliğin karşılığı” ise şöyledir; “yaşamak için gerekli olan nesne, geçim, sağlık, mutlu yaşama, erinç.”

Ey Siyasetçiler, ey Vali ve Belediye Başkanları başta bütün yöneticiler ve de okuyucularım, “Huzur” konusunda, internette yaptığım bir araştırmada, “İslam ve Huzur” konusunda “İslâm & İhsan” adlı sitede “İslam nasıl huzur verir” başlığı ile bir bölüme rastladım.

Herkesin okuması için “bu bölümden bir bölümü, Yeni Yıl Temennime (Ülkeme ve halkıma huzur / sağlık / mutluluk dolu bir yıl diliyorum) temel olsun” diye köşeme alıyorum…

*******

“İslam Hak ve Adalet Dinidir”

Cenâb-ı Hakk’ın şu emr-i ilâhîsi, insanlar arasındaki huzursuzluğun en büyük kaynağına şifâ bahşetmektedir:

“Mallarınızı aranızda bâtıl sebeplerle yemeyin! İnsanların mallarından bir kısmını, bile bile haksız yere yemek için, onları hâkimlere rüşvet olarak vermeyin!” (el-Bakara, 188)

Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bir gün ashâbına:

“–Müflis kimdir, biliyor musunuz?” diye sormuştu. Onlar:

“–Bize göre müflis, parası ve malı olmayan kimsedir.” şeklinde cevap verdiler. Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:

“–Şüphesiz ki ümmetimin müflisi şu kimsedir: Kıyâmet günü namaz, oruç, zekât gibi ibadetlerden hâsıl olan sevaplarla gelir. Fakat şuna kötü söz söylediği, buna zinâ isnad ve iftirâsında bulunduğu, şunun malını yediği, bunun kanını döktüğü ve şunu dövdüğü için iyiliklerinin sevabı şuna buna verilir. Üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları kendisine yükletilir ve netîcede Cehennem’e atılır.” (Müslim, Birr, 59; Tirmizî, Kıyâmet, 2; Ahmed, II, 303, 324, 372)

İslâm’a gönülden teslim olan bir insan, bu nevî âyet-i kerîme ve hadîs-i şerifleri düşünerek elbette hiç kimseye en ufak bir zarar vermeyi düşünemez.

İslâm’ın getirdiği “adâlet” anlayışı da her türlü tasavvurun üzerindedir. Buna dâir bir misâl şöyledir:

Bedir Harbi’nde çarpışma başlamadan evvel Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, elindeki ok ile mücâhidleri; “Beri gel, geri git!” gibi tâlimatlarla hizâya getirdi ve saydırdı. Bu esnâda saftan ileri çıkmış bulunan Sevâd bin Gaziyye’nin karnına dokunup:

“–Ey Sevâd! Hizâya gel!” buyurdu. Sevâd -radıyallâhu anh- ise:

“–Yâ Rasûlâllah, canımı acıttın! Allah seni hak ile gönderdi. Kısas isterim!” dedi. Peygamber Efendimiz gömleğini açtı ve:

“–Haydi, kısas yap!” buyurdu. Ensâr endişelenerek:

“–Ey Sevâd! O Allâh’ın Rasûlü’dür!” diye onu kendine getirmeye çalıştılar. Sevâd -radıyallâhu anh-:

“–Adâlette hiçbir beşerin diğerine karşı üstünlüğü yoktur!” dedi. Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- tekrar:

“–Haydi, kısas yap!” buyurdu. Sevâd, Peygamber Efendimiz’in mübârek bedenini öptü. Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

“–Ey Sevâd! Niçin böyle yaptın?” diye sordu. Sevâd -radıyallâhu anh-:

“–Görüyorsunuz ki savaşa hazırlanmış bulunuyoruz. İstedim ki, benim en son ânım, Sana dokunduğum ân olsun!” dedi.

Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ona hayır duâda bulundu.

Hayâtı boyunca bütün mahlûkâtın hakkına, fevkalâde îtinâ gösteren Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, vefâtı esnâsında bile kul hakkını gündeminde tutmuş ve mecâlsiz olduğu hâlde minbere çıkarak:

“Ashâbım, kimin malını farkında olmadan almış isem, işte malım, gelsin alsın!.. Kimin sırtına sehven (bilmeyerek) vurduysam, işte sırtım, gelsin vursun!..” buyurmuştur.

*****

“İslâm İncelik ve Nezâket Dînidir”

 

İslâm, müslümanlara hesap gününü düşünerek yaşamayı ve kimsenin hakkına tecâvüz etmemeyi öğretir. Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- kâmil bir mü’mini şu veciz ifadelerle târif etmiştir:

“Müslüman, dilinden ve elinden müslümanların zarar görmediği kimsedir...” (Buhârî, Îmân, 4-5)

Hakîkaten bir müslüman, İslâmî eğitimi ve ibadetleri boyunca devamlı “zararsızlık” tâlîmi görür. Sonunda o hâle gelir ki hiç kimse ondan bir zarar geleceğini düşünmez. Böyle bir mü’min etrâfına dâimâ huzur ve güven telkin eder.

Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

“Mü’min bal arısına benzer. Arı; dâimâ temiz olan şeyleri yer, temiz olan şeyler ortaya koyar, temiz yerlere konar ve nâzik davrandığı için konduğu yere zarar vermez, orayı kırıp bozmaz. Düştüğünde ise kırılmaz, bozulmaz.”

 

Sözün Özü

Gazetelerde haber: Diyanet atama ve yer değiştirme yönetmeliğinde yapılan değişiklikle, “Cami Rehberi” olabilmek için “En az ortaöğrenim düzeyinde dini öğrenim görmüş olmak. Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı’ndan yeterli puanı almış olmak veya buna denk kabul edilen belgeye sahip olmak. Sınavda başarılı olmak” şartları aranıyordu. Yapılan değişiklikle “artık ‘Diyanet’in belirleyeceği dillerin resmi olarak konuşulduğu ülkelerde’ dini eğitim gördüğünü ve en az ortaöğretimini tamamladığını belgelendirenler” de cami rehberi olarak atanabilecek.

Peki ama, her yıl Türkiye’deki İmam Hatip Liseleri ve İlahiyat Fakülteleri’nden mezun olan on binlerce ve on binlerce genç ne olacak?..

 

Şair Eşref  Şayet Yaşasaydı… Ne yazardı?…

Cibali’den Strasbourg’a Yol Gider…

 

Kemençeyi bağlamayı curayı, ne bulursan çalıyorsun be Yaşar

Türkülerin günahını, suçunu, vebâlini taşıyorsun be Yaşar

Düriye kız, Zahide ve  Cevriye;  Osman Aga, Hurşit Reis, Veli’ye...

Cibali’de doğru derken Zühtü’ye, Strasbourg’ta şaşıyorsun be Yaşar !

 

Gemilerde tâlim ederken yârim; sarı lira alıyordun bir vakit

Bahriyeli kalmayınca ortada,  tarifeyi değiştirdin; hep nakit

Sayılmayız, kırılmayız demişiz; varsın bizi ta’n eylesin bu zâhit

Atma be dedikçe din kardeşlerin, sen duvara işiyorsun be Yaşar!

 

Nihat Demirkol

 

Erdem ve… Politika…

1925 yılında Ankara Hukuk Fakültesi’nin açılışında Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt demiştir ki; “Devleti yönetenler ve özellikle politikacılar yoksul kalmalıdırlar. Aksi hâli milletin yoksul kalmasıdır ki, biz Kurtuluş Savaşı’nı milletin zengin olması için yaptık!..”                 Ali Naili Erdem

 

 

İnternet’ten “esen” Rüzgarlar!..

 

Bu da Türklerin “Yeni Yıl” Bayramı!..

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları 3 Mart 2021 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 2 Mart 2021 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 1 Mart 2021 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 28 Şubat 2021 Pazar. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test