Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

2021 yılı Türk Lirası varlıkların değerlenmesi dönemi olabilir

31.12.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Ekonomi yönetimi ve Merkez Bankası başkanlığındaki değişim sonrası TCMB ve BDDK fabrika ayarlarına geri dönme aşamasında. Söylemler gayet olumlu, eylemler özellikle reformlar yavaş ilerliyor. Kasım sonrasındaki değişimleri özet olarak hatırlamakta yarar var. Para politikasında sadeleşme ile başlayan, fiyat istikrarı önceliği, gerektiğinde sıkılaşmanın daha da arttırılacağı, şeffaflığın ve öngörülebilirliğin esas alınacağı ve bunları da hesap verilebilirliğin takip edeceği söylemi “2021 para ve kur politikası ve TBMM bütçe plan komisyonundaki “ sunumunda da defalarca vurgulandı. Bir hafta vadeli repo faizi politika faizi olarak tespit edildi ve yüzde 15’e getirildi. Gerek iç gerekse dış piyasalar bunu olumlu algıladı. TCMB kaybetmiş olduğu kredibilite açığını tekrar kazanmaya başladı. 12 ve 24 ay sonrası enflasyon beklentileri yükseldi. 2021’in ilk yarısında enflasyonun yüzde 14’lerden daha da yukarı gidebileceği gerekçesiyle politika faizinde 150-200 baz puan arttırma beklentisi oluştu.

Para politikası kurulu Perşembe günkü toplantısında politika faizini 200 baz puan artırarak yüzde 17’ye getirdi. Böylece Merkez Bankasının şahin niteliği vurgulanmış oldu. Faiz kararına ilişkin yapılan açıklamadaki hususları şöyle özetleyebiliriz. “Aşıyla ilişkin olumlu gelişmelere rağmen yeni vakalar nedeniyle küresel ekonomiye ilişkin belirsizlikler devam ediyor. Yurt içinde yüksek kredili büyümenin gerek enflasyonu gerek cari açığı birikimli olarak arttırdığı görülmekte. İç talep, döviz kuru ve beklentilerdeki bozulma enflasyonu olumsuz etkiliyor. Dolayısıyla dezenflasyon sürecinin yeniden tesisi için güçlü parasal sıklaştırmaya gidilmiştir.” Daha önceki yazılarımızda vurgulandığı üzere geçen PPK toplantısında önden yüklemeli 700 baz puan faiz artırımı yapılsaydı dolarizasyonun daha önceden çözülmeye başladığını görecektik.

Bu artırım sonrası risk primimiz ile uzun vadeli tahvil faizimiz bir miktar düştü. Dolar/TL 7.47lere geldi. Piyasalar bir ödemeler dengesi krizinin eşiğinden geri dönüldüğü konusunda görüş birliğinde. Yabancı portföy girişi son 1,5 ayda yaklaşık 15 milyar dolar oldu.  Para politikasındaki değişikliklere BDDK’da aktif rasyosu saçmalığını yılbaşından itibaren kaldırarak ve kredili alışverişlerde taksit sayılarını azaltarak katkıda bulundu. Mevduat faizlerindeki stopaj indirimi süresinin uzatılması da Türk Lirası varlık getirilerinin artması yönünde olumlu bir düzenleme. Değerleme kuruluşu Goldman. Sachs TL’nin tekrar değerleme sürecine girdiğini belirterek 3-6-12 ay vadeli tahminlerini sırasıyla 7.75, 8.00, 9.00 dan 7.50/7.75/8.00 liraya çekti. Pandemi sonrasında küresel gelişmiş ülke Merkez Bankaları parasal genişlemeyi hızlandırdı. FED’e göre önemli bir süre daha faiz artırımı beklenmiyor. Amerika 900 milyar dolarlık teşvik paketini yeni kabul etti. ECB de tahvil alımına devam edecek. Gelişmekte olan ülkelere yönelik portföy akımları tekrar artmaya başladı. Ülkemizdeki ekonomi ve para politikasında kaybolan kredibilitenin tekrar kazanılmaya başlandığı bu dönemde acilen dış kaynak ihtiyacımızın da olduğunu göz önüne alacak olursak Carry-Trade getirilerinin yüzde 17’ler gibi elverişli olduğu ortamda bu portföy akışından istifade etmemiz gerekiyor. Bunu yapabilmemiz için 2021 yılında TCMB rezervlerini tekrar biriktirmeye başlayarak, olumlu söylemlerimizi piyasaların beklediği olumlu uygulamalarla pekiştirmeli ve risk primimizi arttırıcı davranış, söylem ve uygulamalardan kaçınmalı, regülasyon kurumlarının araç bağımsızlıklarına müdahil olmamalıyız. Bu takdirde güven tesis edici ortam oluşacak ve dolarizasyonun kalıcı fiyat istikrarı ve kalıcı enflasyon düşüşü ve makul reel faiz artışı çerçevesinde çözülmeye başladığını görmüş olacağız. Bunu başarabilirsek 2021 yılında Türk Lirası varlıklar tekrar değerlenecek ve makroekonomik göstergeler düzelme sürecine girecektir. Bu politikaları ısrarla sürdürmeye devam eder ve popülist uygulamalara geri dönmezsek, süreç içerisinde kalıcı fiyat istikrarının oluşmasıyla yükselen kısa vadeli faizler tekrar düşmeye başlayacak, risk primimiz gelişmekte olan ülkelerin seviyelerine yakınsayacak, daha düşük faiz maliyetleriyle borçlanabilecek, kalıcı sürdürülebilir potansiyel büyüme yolunda önemli mesafeler kat edeceğiz. Hocaların hocası Prof. Dr. Yılmaz Akyüz hocanın belirttiği gibi nasıl daha fazla portföy sermayesi çekeriz aşamasından sonra ithalat ve yabancı sermaye bağımlılığını nasıl azaltırız konusuna kafa yormamız gerekmekte.

Daron Acemoğlu hocanın tespitlerinden görüleceği üzere; demokratik sistemi tüm kurum ve kurallarıyla uygulayan ülkelerin demokratik olmayan ülkelere göre son 20 sene içinde yüzde 20 daha fazla büyüdüğünü görüyoruz.  Demokrasinin kuvvetlendirilmesi, siyasi baskılardan arındırılmış düzenleyici kurumlar ve bağımsız yargının oluştuğu ortamda ilk aşamada portföy akımlarının tekrar ülkemize gelmesi durumunda Türk Lirası varlıkların değerlendiği bir yılı yaşamış olacağız. 2000-2006 döneminde bunu bir ölçüde başarabilen ülkemizin 2021 yılında bunu gerçekleştirmeye başlamaması için hiçbir neden yok. 2021 yılının, pandeminin sona ereceği umuduyla dünyaya sağlık, barış ve huzurlar getirmesini diliyor, okuyucularımızın yeni yılını kutluyoruz.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları 3 Mart 2021 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 2 Mart 2021 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 1 Mart 2021 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 28 Şubat 2021 Pazar. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test