Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Kamhi'den; Kırdar'a, Darendeliler'e, Samsunlu'ya, Saray'a ve Akın'a uzanan kırık bir çizgi…

8.1.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

2020 yılını geride bıraktık.

Covid-19 dolayısıyla, bütün insanlık deyimi yerindeyse acizliğinin tanığı oldu.

Ben ise, geride bıraktığımız yıl içinde altı önemli dostumu kaybederek daha da acizleştim.

Önce Jak Kamhi'yi kaybettik. Sonra sırasıyla Nezir Kırdar'ı, Sebahat Darendeliler'i, Ahmet Samsunlu'yu, Gönül Saray'ı yılın son günü de Kenan Akın'ı uğurladık.

Yılın ilk yazısında bu altı gönül zengini örnek insandan söz etmek istiyorum. Zira günümüzün menfaat dünyasında böyle güzel insanlar parmakla sayılacak kadar azaldı. İnsanların kıskançlık, haset ve çekememezliği bir karakter olarak benimsediği “Günümüzde böyle insanlar da varmış” dememi ve onları anlatmamı hoş görmenizi bir insanlık ve vefa olarak nitelendiriyorum. Zira onlar bunu hak ettiler.

Jak Kamhi Marmara Grubu Vakfı'nın kuruluşunda yer alan Türkiye sevdalısı bir iş insanıydı. Pek az insan ülkesi için O'nun kadar çalışır, O'nun kadar sevinir, O'nun kadar üzülürdü. Hayatını anlattığı kitabında bizden söz ettiği satırlarla hatırasını yâd etmek isterim: “Özal, Sovyetler Birliği'nin sona ermesinden sonra Orta Asya'da ortaya çıkan Türk Cumhuriyetleri’ne yakın durdu ve Sovyetler Birliği'nden ayrılan ülkelerin İran'ın cazip tekliflerine rağmen Türkiye Cumhuriyeti modelini seçmelerine büyük katkı sağladı. Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki ihtilafın çözümlenmesine çalıştı. Türki adı verilen bu ülkelerle, ilişkilerimizin sağlığını korumak üzere, Marmara Vakfı kuruldu ve başkanlığı Akkan Suver üstlendi. Şahap Kocatopçu, Ertuğrul Kumcuoğlu, Orgeneral Necdet Timur'un çalışmaları ve Sayın Akkan Suver'in her yıl tertiplediği konferanslar sayesinde başarılar sağladı. -1998, Gördüklerim, Yaşadıklarım"

Sebahat Darendeliler eczacıydı. Çalışkan ve aydın bir Türk Hanımefendisi’ydi.  Marmara Grubu Vakfı'nın kuruluşunda ve benim başkan seçilmemde önemli bir payı vardır. Siyasete veda edip, kendi kabuğuma çekilme kararı verdiğim günlerde, kendisi gibi kurucu üyelerimizden Dr. Aysel Erdölen Doğruer'i yanına alıp beni yemeğe götürmüş ve benim genel sekreterliği bırakıp, başkan olmamı önermişti. Başkan o günlerde Milletvekili Osman Özbek’ti. Rahmetli Osman Özbek benim dostumdu. Ben, "O'na bunu söyleyemem" deyince, "-Biz söyleriz" demişti. Ve benim Marmara Grubu Vakfı Başkanlığı'na giden yolumu açmıştı. Başkanlığı almamdan sonra her etkinlikte ve her Avrasya Zirvesi’nde hep birlikte olmuş, birlikte koşuşturmuştuk.

Nezir Kırdar, Kerküklüydü. Ünlü Kırdar ailesinin bir ferdiydi. Süleyman Demirel ile birlikte Eisenhower Bursu ile Amerika'da bulunmuştu. Bizi tanıştıran Süleyman Demirel’di. Bir dönem, Marmara Grubu Vakfı'nın yönetiminde de bulunan Nezir Kırdar batılıların "senyör" diye adlandırdıklarındandı. Üşenmez, "Senin bilmen lazım" diyerek bazen her hafta, bazen on günde bir, Amerikan veya İngiliz gazete veya dergisinden önemli gördüğü bir makaleyi, yazıyı tercüme eder, gönderirdi. O'nun gönderdiği tercümeler, çağdaş dünya siyasetinin önde gelen şahsiyetlerinin önemli görüş ve düşüncelerini ihtiva ettiğinden, bu makalelerden fazlasıyla yararlandığımı bir vefa borcu olarak söylemek isterim.

Ahmet Samsunlu kenarından siyasete girmiş, bakanlığa kadar ulaşmasına rağmen siyaseti sevmemiş bir profesördü. Samsunlu, prensiplerinden ödün vermeyen bir akademisyendi. Marmara Grubu Vakfı'nın kuruluşundan ebediyete intikal ettiği güne kadar, darılmadan, kırılmadan beraber olduk. Ahmet Samsunlu ünlü bir bilim adamı, eski bir bakan olmasına karşılık pek mütevazı bir şahsiyete sahipti. Avrasya Ekonomi Zirveleri'nin Açılışlarının protokolünü kimseye bırakmaz kendi düzenlerdi. Kim nereye oturacak, Hoca karar verirdi. Açılışın değişmez Raportörü de O olurdu. Ahmet Samsunlu gerçekte idealist kelimesinin gerçek temsilcisiydi. Bizler O'nu saydık, O da bizi hep sevdi.

Gönül Saray üyemiz değildi. Ama gönüllümüzdü. Marmara Grubu Vakfı'nın Avrupa Birliği ve İnsan Hakları Platformu'nun kuruluşunda yer alan Gönül Saray 1998 yılında milletvekiliyken aramıza katılmıştı. Son beş yıl hariç, bizim bütün faaliyetlerimizde yer alan Gönül Saray uzun bir süre kanser hastalığıyla mücadele etti. Hastalığı esnasında bile çeşitli projeleri hayata geçirmek için çabalar sarf eden samimiyet dolu bu müstesna Hanımefendi'yi ben ve arkadaşlarım her zaman güler yüzüyle hatırlayacağız.

Yılın son günü ise, Kenan Akın'ı kaybettik. Marmara Grubu Vakfı Mütevelli Heyet Üyesi olan Kenan Akın müspet duyguların insanıydı. Kenan Akın, Marmara Grubu Vakfı'na her zaman katkı sunmuş bir arkadaşımızdı. Zengin bir insan değildi ama gönlü ağalık yapma sevdasıyla doluydu. Düşünce üretmeyi ve hediye vermeyi pek severdi. Beni takdir ettiğini ifade ederek, destek olabilmek için adeta her fırsatı kollardı.

Evet, kendi zengin değildi ama her Avrasya Ekonomi Zirvesi'ne bir dostundan mutlaka karınca kararınca maddi bir katkı sağlamayı adet haline getirmişti. Bundan büyük keyif alırdı. O'nun vasıtasıyla nice insanı tanıdım ve dost oldum. Son Zirvemizi dijital ortamda uydu aracılığıyla yapacağımızı, salonda yalnız görevliler olacağını söylediğimde, "-Ben açılışa gelirim, bir kenardan sizleri izlerim" demiş ve bizimle birlikte açılımızda yer almıştı. Öte yandan, Kenan Akın herkesin tanıdığı bildiği önemli bir gazeteciydi. Gazeteci kimliğiyle de beni ve arkadaşlarımı gerek kendi yazılarında, gerekse de çeşitli basın yayın organlarında tanıtmak için elinden geleni esirgememişti. Bu mütevazı o nispette de verimli kadirbilir kardeşimi çok özleyeceğim.

Müstesna arkadaşlarımı, ben ve arkadaşlarım unutmayacağız.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test