Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Sanat kimin için?

23.1.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Inception (Başlangıç) ve Kara Şövalye gibi filmlerin ünlü yönetmeni Christopher Nolan, “Ben filmlerimizi izledikten sonra izleyicilerin olayı ve filmi didiklemelerini beklemiyorum. Biz seyircilerin karakterlerle 2-3 saatlik bir yolculuğa çıkıp keyif almalarını istiyoruz” diyor. Peki bu yaklaşımı daha geniş yelpazede, dizi ve filmlerin hepsini düşündüğümüzde nasıl ele almalıyız? Evlerimize giren filmlerin ve özellikle dizilerin bizi çıkarmak istedikleri yalnız bir yolculuk mu, yoksa çok daha fazlası mı?

Bir başka deyişle, başrol oyuncularından biri eşine şiddet uyguladığında bunu seyirci nasıl alıyor? Seyircinin olası tepkilerine karşı devlet organları ve bağımsız yapılanmalar ne gibi önlemler almalı?

Bu sorulara ilişkin akla son zamanlarda gündeme oturan “Bir Başkadır” dizisi geliyor. Dizi, kimi kesimlerce “Türbanı normalleştiriyor” diye eleştirildi. Kimi kesimler de, “baş örtüsünün Türkiye gerçeklerinden olduğunu ve normalleşecek bir yönü olmadığını” söyledi. Peki buradaki mantık doğru muydu? Televizyon ekranlarımız bir şeyleri normalleştirebilir miydi? Söz konusu bu ise sessiz kalmak ne kadar doğruydu ve RTÜK’ün önlemleri ne kadar iyi, ne kadar kötüydü?

Bu sorulara yanıt ararken Amerika’da New York Üniversitesi’nde oyunculuk eğitimi alan iki yakın arkadaşım, Deniz Bulat ve Irmak Hatırlı’ya fikirlerini sordum.

Irmak Hatırlı, “Televizyonda yansıtılan karakterler onlara olan önyargı ve sosyal dogmalar değiştirmez, yalnızca yansıtır. Sonuçta tiyatro, oyunculuk ve televizyon insan hayatını insana anlatma sanatıdır” dedi. Hatırlı, “normalleştirme” üzerine de ekledi; “Kimin için normal, kimin normali, kimin anormali.”

Yani, bu içerikler seyirciye göre üretilmemeli, sanat sanatçının inisiyatifinde tüketici kaygısı olmadan yapılmalı.

Hatırlı, Amerika – Türkiye karşılaştırmasında, “Amerika’da alkol, sigara, şiddet sansürlenmiyor” vurgusu yaparak, Türk televizyonunu” alkolü ve sigarayı sansürlerken şiddet öğelerine karşı tepkisiz kalmasını” eleştiriyor. “Amerikan ve Türk seyircisi oldukça benzer. Fakat üretilen içerikler değil. Amerika’da filmlerde ve dizilerde, devlet onaylı içeriklerde hayat olduğu gibi yansıtılıyor, bu kötü olsun iyi olsun. Seks, uyuşturucu, şiddet, sigara, ne ararsanız var. Bunlar gerçek hayatta da var olan şeyler değil mi? Toplumsal mesaj içermesi konusuna gelince her filmin ve dizinin politik veya yenilikçi olmasına gerek yok. Filmler gerçeği yansıtmak istiyorsa, bu tip unsurları barındırıyor olması tercih edilebilir, ama zorunlu değil.”

Hatırlı, tüketici kısmından ise sorumluluğun üreticide değil izleyicinin kendisinde olduğunu” düşünüyor: “İzleyici için gerçekçi olmayan bir dünya yaratılıyor. Tabii bu özenti ve özenilme kısmına gelirsek, ben insanların, izleyicilerin kendi ne izlemek istediklerini seçecek ve kişiliklerini koruyacak kadar iradeleri olduklarına inanmak istiyorum.”

Amerika’da gösteri salonlarında uyarı niteliğinde karşımıza “trigger warning” çıkıyor. Bu, filmlerde “şiddet veya kötü örnek oluşturabilecek davranışların öncesinde seyirciyi uyarmak” maksadıyla yapılan bir nevi anons. Tıpkı film ve dizilerde önden çıkan RTÜK uyarıları gibi. Deniz Bulat, bu iki uyarı tipini benzer bulmuyor. ““Trigger Warning” sansürden çok uyarı, kontrolden çok koruma niteliğinde. Bizim sektörümüzde “ikisinin de kısıtlayıcı olduğu” tartışması hakim. RTÜK’ün dizi ve filmlerden önce “+7 / +13 / +18” tarzı uyarıları biraz daha genel bir bilgi. “Trigger Warning” daha çok “bu oyunda cinsel taciz sahnesi bulunmaktadır” gibi olup, böyle bir olayın travmasını yaşayan bir seyircinin bu içerikten haberdar olması ve ona göre psikolojik olarak kendini korumasına yardımcı olması hedefleniyor. “Trigger Warning” için “Detaylı bir uyarı diyebiliriz” diyor Bulat.

Bulat, bu tip bir uyarının Türkiye’ye getirilmemesi gerektiğini düşünüyor; “Ben ‘Trigger Warning’ kültürünün, sanatçının sorumluluklarını daha da ağırlaştırdığını ve sanat deneyimini tehlikeye attığını görüyorum. Türkiye’de zaten sanatçı birçok ek sorumluluk alıyor. Amerika’da ‘Trigger Warning’ kültürü sanatçı tarafından değil seyirci talep ettiği için devreye girdi. Son yıllarda orada artan günlük şiddet, silah kullanımı ve saldırılar, ırkçılık, tecavüz ve bu tür konuların sahnede işlenişi ile beraber, seyirci kendi sağlığını koruyabilmek adına talep etti."

İki farklı klasik müzik konseri düşünün. Birinin repertuarı en popüler parçalardan oluşan, klasik müzik dinleyicisi olmayanı bile içine alabilecek türden, diğeri ise klasik müzik dinleyicilerini mest edecek, her kulağa hitap etmeyen türden… Hangisini seçmeli?

Soru aslında basit: sanat kim için? Cevap “toplumsa”, o zaman rotası o yönde olacak, sanat “sanat" içinse, o zaman hiç bir kaygı veya kurala gerek yok.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 1 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Nevzat Dağlı

24.01.2021 - 10:10
Orta öğretim yıllarında 'sanat, sanat için midir; sanat toplum için midir', konulu münazaralar yapardık. Verilen örneklerde hep sanatı yücelten kişiler yer alırdı. Sonraları bir gerçeğin farkına vardım, sanat bir geçim kaynağıdır.
Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları 26 Şubat 2021 Cuma. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 25 Şubat 2021 Perşembe. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 24 Şubat 2021 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 23 Şubat 2021 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 22 Şubat 2021 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test