Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Bağnazlıktan hoşgörüye

6.2.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Ülkemiz 18 yıllık sürecin ikinci yarısında her istediğini siyaseten gerçekleştiren bir iktidara sahip oldu. Buna rağmen, siyasi gerginliğe dayalı bağnazlığı araç olarak kullanmaktan çekinmeyen bir İttifak ile yönetiliyor. Devletin yapısı ve yönetim sistemi değiştirilerek, partili Cumhurbaşkanı olarak tek bir kişinin yönetimine bırakıldı. Yargı tümüyle kontrol altına alındı. Yasama meclisi etkinsiz ve işlevsiz duruma sokuldu. Anayasa Mahkemesi kararları yok hükmünde sayılıyor. Ekonomi dip ve salgın zirve yaptı. Yoksulluk, işsizlik, enflasyon ve yolsuzluklar toplumun gündemini belirliyor. Tüm bu koşullara rağmen İktidar bloku, toplumsal uzlaşıyı sağlayacak bir üslup ve yaklaşım yerine, tüm muhalefeti ötekileştiren, gerginliğe dayalı, toplumu kutuplaştırıcı bağnaz bir siyasi üslupla yoluna yine devam ediyor.

Demokratik koşullar içinde muhalefetle yarışmak yerine, muhalefetten bir parça koparma ve mümkünse kendi ittifakına katma uğraşını, yine aynı yaklaşımla sürdürüyor. Ne yazık ki, bütün bunlara çanak tutan kendine bağımlı ve kontrol altında, tansiyonu yüksek tutmaya odaklanmış olan, sektörün büyük kesimini kapsayan yandaş medya bulunuyor. Üstelik bu medya sistemi üzerinden muhalefetin gündemini büyük ölçüde yine İktidar Bloğu belirliyor.

Muhalefet de, karşı karşıya geldiği bu ortam karşısında, duygusal tepkisini hırçınlaşma olarak gündeme getiriyor. Ülke içinde muhafazakâr seçmeni yanında tutmak için tribünlere oynamaktan zevk alan İktidar, tüm komşuları ve batılı ülkeler tarafından dış ilişkilerde derin bir yalnızlığa itilmiş bulunuyor. Sonuçta, ülkemiz içinde yüksek tansiyonlu bir toplumsal gerilim ortamı; ekonomi, işsizlik ve yoksullukta iyice dibe doğru bir gidiş ve pandemide ise, muhtemelen değişime uğramış virüs ile birlikte, yeniden zirveye taşınacak bir durum ve dış ilişkilerde derin yalnızlık yaşanıyor. Bütün bu kısır döngülerin ve çıkmazların nedeni açıktır ki, yanlış üzerine kurulmuş politika hesap, tercih ve uygulamalarıdır. Ülkemiz her şeye rağmen, bu durumdan kurtulabilir. Yeter ki, karar merciinde olanlar durumun vahametini algılayıp, yeni bir bakış açısı ile yeni bir rota, politika ve strateji değişikliği içine girsinler. Bugünün ortam ve koşullarında öncelikle ve açıl olarak iktidar ve muhalefete her şeyden önce şu uyarı ve tavsiyelerde bulunabiliriz. İktidar Cephesi; suçlayan, kutuplaştıran ve ötekileştiren bir üslup yerine, çağdaş demokrasinin bir arada yaşama ve toplumsal bütünleşme ve uygarlık dili olan demokratik hoşgörüyü öne çıkarmalıdır. Zira hoşgörünün karşıt kavramı olan bağnazlık, kavgaya, çatılmaya ve bölünmeye hizmet eder. Oysa hoşgörü; uzlaşmaya, barışa, refaha, çoğulculuğa, bütünleşmeye, demokratik davranışa, özgürlüğe ve güvenliğe hizmet eder.

İktidarın demokratik hoşgörü dili ve üslubunu kullanması, muhalefetin tepki olarak hırçın bir muhalefet yapmasını ve üslup kullanmasını zaten boşa çıkarır. Bu nedenle iktidarda bir hoşgörü yönünde rota değişimi olursa, muhalefet en baştan hırçın muhalefet yapmayı bırakmalıdır. Bunun yerine iktidar olabilmenin, aklıselime dayalı politika, strateji ve projelerini hazırlanmaya odaklanmalıdır. Gerektiğinde, özellikle dış politikada, demokratik işbirliği içinde ülkemizin yalnızlaşmasının önüne geçen ortak projelerde yerini almalıdır. Diğer yandan sağlıklı bir toplumda beşinci kuvvet olan medya, yandaş medya olmak ve yakın olduğu partilerin çığırtkanlığını yapmak yerine, doğruları araştıran, doğru enformasyon aktarmaya hizmet eden bir rotaya girmelidir. Daha da önemlisi, siyasi arenadaki gerilimleri, TV kanallarında her gün körüklemek yerine, sosyal sorumluluk duygusu içinde tansiyonu düşüren bir rota değişimine girmelidir. Görüldüğü gibi ülkemizin huzura, güvene, adalete, uzlaşmaya, hukukun üstünlüğüne ihtiyacı bulunuyor. Bunun için öncelikle iktidarın demokratik hoşgörü rotasında bir dil ve davranış sergilemesi gerekiyor. Muhalefetin ise, duygusal tepkilerle hırçın davranış sergilemek yerine kendini iktidara taşıyacak bilimi, aklıselimin ve toplum ihtiyaçlarının gözetilmesine dayalı proje ve stratejilere odaklanması gerekiyor. Ayrıca Medya sektörü, yandaş çığırtkanlığı yapmak yerine, kendine gelerek, tansiyonu düşürücü, çözüme katkı yapan, sorumluluk bilinci içinde bu sürece girmelidir. Ayrıca yaşana krizden çıkış için bu üç kesimin de birlikte katılması gerekir ki, ülkenin önü gerçekten açılabilsin.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları 26 Şubat 2021 Cuma. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 25 Şubat 2021 Perşembe. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 24 Şubat 2021 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 23 Şubat 2021 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 22 Şubat 2021 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test