Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Utandıran birincilik!..

12.2.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Tüm dünyada salgının ekonomileri tahrip etmesi nedeniyle sıfıra yakın enflasyonun yaşandığı bir ortamda Türkiye olarak, tüketici ve gıda fiyatlarındaki artışla şampiyon olmayı başardık(!)

Aralık 2020 itibarıyla hem de inanmadığımız TUİK’in ve TCMB’nın (Merkez Bankası) hesaplamaları üzerinden yılda yüzde 14.6'ya ulaşan tüketici ve yüzde 20.6'ya ulaşan gıda fiyatları artışıyla dünya genelinde Arjantin'in ardından ikinci sıraya yerleştik.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ülkeleri arasında ise “1 Numara” olduk.
*
Dünyada gıda fiyatları 2011 yılında tarihi zirve yaptı. Ancak sonrasında 10 yılda yüzde 17 ucuzladı. Bizde ise tam tersi yaşandı, gıda fiyatları yüzde 225 arttı.
****

Dışa bağımlı olduk

Bunun iki önemli nedeni var: Kuraklık ve salgın.

Kuraklık nedeniyle verim kayıplarının yaşanacağını öngören ve dışa bağımlı olan devletlerin ithalata yönelmesiyle tarımsal emtia fiyatları sürekli artıyor.

Biz ise yeterli üretmiyoruz ve üretim için tohum, gübre, zirai ilaç, akaryakıtta dışa bağımlıyız. Girdileri biz belirlemeyince çıktı fiyatlarını da bu nedenle kontrol edemiyoruz.

Bu da tüketiciye pahalı gıda olarak dönüyor.

Maalesef 18 yıl boyunca uygulanan ithalata dayalı tarım politikaları hem üreticiyi yok etti, tüketicileri ise canından bezdirdi, Türk Halkını düzenli gıdaya ulaşılamaz hale getirdi.

Tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım’ın konuyla ilgili şu benzetmesi süper:

“Tarımsal ürün ithalatı ile sadece gıdayı değil, enflasyon da ithal eden bir ülke olduk!..”
Ali Ekber’e göre bugün gıda fiyatları son 6 yılın en yüksek seviyesinde. Sadece hububattaki artış yüzde 45-50 seviyelerinde.

Tek nedeni, gıda da üretmeyip, dışa bağımlı hale gelmemiz.

***

Üretim tehlike altında

Tarımda önümüzdeki süreç için öngörülen en önemli tehditlere gelince…
Okuyalım:
- Toplam ekiliş alanı azalıyor, hububat ekili alan daha fazla azalıyor.
- Kırsal gittikçe boşalıyor, ekim alanları boş kalıyor.
- Bölgesel ürün desenleri değişiyor, ovalarda üretim çok yıllık bitkilere kayıyor.
- Üretim bölgesindeki yoğunlaşma ile tarımsal sanayi arasındaki mesafeler artıyor, nakliye önemli bir maliyet kalemi haline geliyor,
- Hayvancılıktaki değişim ve şirketleşme, insan gıdası olacak ürünlerin alanını tehdit ediyor. Arpa, mısır ile buğday ekim alanlarındaki denklem, hayvan gıdası lehine kayıyor
----------------------------------------------

Boğaziçi Gezi olur mu?

Demokrasi, sandıktan birinci çıktığında istediğin her şeyi yapabilme, yalnızca sandıktan sandığa hesap verilecek bir anlayış ve kavram değildir.
Toplumu benden olanlar ve olmayanlar diye iki kategoriye ayırmak, kendi gibi düşünmeyenleri vatan haini, bölücü, ülkenin ileri gitmesini engelleyen, terör destekçisi, dış mihrakların adamı gibi suçlamalarla ötekileştirmek haksızlıktır.
*
Son dönemde her şeyin hesaplı-kitaplı kurgulandığına inanıyor;
Olayların pandemi nedeniyle çöken ekonomiyi unutturmak, yoksullaşan halkı suni gündemlerle oyalamak için bilerek ve isteyerek tırmandırıldığını düşünüyorum.
*
Bakın, bir Gezi, Gezi diye tutturmuşuz gidiyoruz.
Oysa, Gezide ne oldu diye konuşan var mı?
Yok!..

Terör örgütlerinin eylemiymiş, yok arkasında Kavala varmış, Soros ülkeyi karıştırmak istemiş, şuymuş, buymuş…

Allahaşkına; sorsanıza acaba Gezi'ye katılan gençlerin Soros'la aynı masada yemek yemişliği, konuşmuşluğu falan var mı diye?

Oysa sayın Erdoğan’ın, Ömer Çelik ile Egemen Bağış’ın 2003 yılında İsviçre'de birlikte yemek yemişlikleri, muhabbet etmişlikleri, fotoğraf çektirmişlikleri var.

O günün basınında yer alan haberlere göre Sayın Erdoğan bir kez de 2005 yılında görüşmüş Soros'la.
*
Gezi, önceleri barışçı bir eylemdi. Geziyi bir günde daha başında bitirmek mümkündü.
O zamanın Başbakanı Erdoğan;

"Gençleri anladım, madem istemiyorsunuz, Gezi Parkı'na Topçu Kışlası yapılmayacak, vazgeçtik" dese; Gezi o gün biterdi.

Ancak o Gezi'ye katılanlara "Çapulcu" dedi, "İsteseler de istemeseler de Topçu Kışlası yapılacak" dedi, Salarım üstünüze yüzde elliyi dedi, inatlaştı...

Ve Gezi bu yaklaşımla, ”iktidardasınız diye her istediğinizi yapamazsınız” diyen bir harekete dönüştü.
*
Peki sonuçta ne oldu?

Polisin aşırı güç kullanımı ve durumdan vazife çıkaran yüzde elliden bazılarının saldırısı sonucunda gencecik insanlar öldü, sakat kaldı. Sonunda halkın direnişi başarılı oldu ve Gezi Parkı'na Topçu Kışlası yapılmadı.

*
Ve şimdi yine aynı hata yapılıyor. Atanan rektörü, Boğaziçi Üniversitesi’nin öğrencileri, öğretim üyeleri, mezunları hiç kimse istemiyor.

Melih Bulu, istifaya yanaşmıyor. Zaten yukarıdan talimat gelmeden bunu yapması mümkün değil.
Madem bu kadar tepki var; Cumhurbaşkanı görevden affetse, iş barışçıl bir şekilde bitecek.
Ama bu olmuyor; tam tersi itiraz edenlere bozguncu, terörist damgası vuruluyor. Dayak yiyip tutuklanıyorlar.

Yetmiyor; Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi, saygın bilim kadını, sırf Kavala’nın eşi olduğu için hedef alıp provokatör ilan ediliyor.

Oysa, Boğaziçi Üniversitesinin hocası olmak, bu ülkeye en iyi şekilde hizmet etmektir. En büyük vatanseverliktir.

Nitekim, ülkemizi ileriye taşıyan öğrenciler yetiştirmiş, bilimsel araştırmalar yapmış, kitaplar yazmış, 2015 yılında "gelişmekte olan ekonomilerdeki ve global ekonomideki sosyal politikaların araştırılmasına" yaptığı katkılar nedeniyle TWAS (Dünya Bilimler Akademisi) ödülüne layık görülmüş Prof. Dr. Ayşe Buğra'ya haksızlık yapıldığını düşünüyorum.
*
Biliyorsunuz, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Boğaziçi Üniversitesi'ne yeni fakülteler kurduruldu.
Amaç yeni fakülte falan değil ha, “madem öyle, işte böyle” mantığı ve dediğimi yaparım inatlaşması:
"Siz benim atadığım rektörle çalışmazsanız, ben çalışacak öğretim üyesini dışarıdan getiririm…”
Tabi ki yapılabilir. Yasaya aykırı denirse torba yasa var, kararname var, nasılsa uydurulur bir şekilde!..
Ama işte o zaman da Boğaziçi Üniversitesi artık Boğaziçi Üniversitesi olmaz.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları 8 Mart 2021 Pazartesi. Aşk. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 7 Mart 2021 Pazar. Aşk. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Gazeteci yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündemindeki olay ve gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı. Kışlalı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “İnadına yapacağız” dediğ...

Yazarlar
Website Security Test