Facebook ta paylaştweet le

Boş midelerinin “gurultusunu” suni gündemler susturamaz!..

5.3.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

GERÇEK GÜNDEMİ SAKLAMAK, GERÇEK GÜNDEMİN KONUŞULMASINI ÖNLEMEK İÇİN UĞRAŞILIYOR AMA...

Bizim ülkenin bugünkü durumuna “cuk” oturan bir tanım.

Çünkü; uzaya gidince ne olabileceğini, HDP’yi kapatınca elimize ne geçeceğini, reformu, hak ihlallerini, milletvekili fezlekelerini, sivil(!) anayasayı değil…

İnsanların geçinebilmek için nelere katlandığını konuşmamız lazım.
*
Hangi siyasetçinin kime ne dediğini, kavgasını, hakaretini değil…

Et-süt-yumurta-peynir-sebze-meyve giremeyen evleri konuşmamız lazım.
*
Bugün ülkemizde 100 kişinin 14’ü gıdaya hiç erişemiyor; yüzde 49’u belirli besin gruplarına ulaşamıyor; yüzde 53’ü günde tek öğünle yatıp-kalkıyor.

* Türk-İş’in raporuna göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 2 bin 719 TL. Yoksulluk sınırı ise 8 bin 856 TL'ye yükseldi.
Ama iktidar, "yoksulluk yok çünkü akıllı cep telefonu alabiliyorlar" diyor…
"Şikayeti olan, beğenmeyen oy vermesin" diyor öteki.
Gerçek gündemi saklamak, gerçek gündemin konuşulmasını önlemek için uğraşılıyor.
Oysa;
Market çöplerini karıştırıp yiyecek arayan insanları konuşmamız lazım.
*
Pazar yerlerinde dökülen yiyecekleri toplayan kadınları konuşmamız lazım.
*
İşsiz gençlerimizi konuşmamız lazım.
*
Evine ekmek götüremeyen insanlara nasıl destek olabileceğimizi konuşmak lazım.
*
Okulu bırakıp eve ekmek götürmek için çalışmaya başlayan çocukları konuşmamız lazım.
*
Açlıktan sütü kesilen anneleri konuşmamız lazım.
*
Faturasını ödeyemeyip elektriği kesilen, karanlıkta oturan, doğalgazı kesilen soğuktan donan aileleri konuşmamız lazım.
*
Bez diye naylon poşet bağlanan bebekleri konuşmamız lazım.
*
“Yüksek siyaset” konuşmayı bırakıp açlığı konuşmamızı lazım.
Çünkü evlerde bu konuşuluyor.
Halkın gerçek gündemi bu!..
*
İktidar ne yazık ki sosyal devlet anlayışından çok uzak; işsiz kalanlara, kepenk kapatan esnafa, düşük gelirli kesimlere ciddi bir kaynak aktarmıyor.
*
Çığ gibi büyüyen işsizlik ve enflasyon rakamlarını perdeliyor, gerçeği görmek istemiyor.
-------------------------------------
Çözüm yerel dayanışma

Bugün yarı-aç yaşam mücadelesi veren ekonomik krizin ve salgının ortada bıraktığı toplum kesimlerine Milli İttifakı’nın belediye başkanları sahip çıkmaya çalışıyor.
Onlar da olmasa, bu millet “Yandım Allah- Keten Helva” durumu yaşayacak.
Yerel yönetimler yaklaşık bir yılı aşkın süredir bir yandan kendi olanakları ve vatandaşlara sundukları dayanışma modelleri ile yoksul kesimler için yaşamı sürdürebilir hale getirmeye çalışıyorlar.
*
Açlık ve yoksulluktan kurtuluşumuz; CHP’li İzmir, İstanbul, Ankara, Adana, Antalya, Mersin, Eskişehir büyükşehir belediyelerinin başlattığı sosyal belediyecilik ve dayanışma politikalarını sahada hızla uygulamaya sokan ilçe belediyelerinin kurduğu bu “alternatif modelin” yaygınlaştırılması ile mümkündür.
Ekonomik kriz ve salgın; işsizlikten, yoksulluktan tek çıkış yolu, böyle bir dayanışma ekonomisidir.
-------------------------------------------------------

Müjde; ikinci damat geldi(!)

Merkez Bankası Başkanı bir…

TÜİK Başkanı iki…

Bu iki kurumun başkanları iki yılda tam üç kez değiştirildi.

Merkez Bankası Başkanlarının suçu hazineyi sıfırlamak(!)

TÜİK Başkanı suçu ise, sürekli makyajlı ekonomi rakamları yayınlıyor olsa bile, birilerinin o rakamlardan bile memnun olmaması(!)

Çare?

Gönder Başkanı, getir yeni Başkanı!..
*
TUİK de yeni Başkan kim?

Prof. Dr. Muhammed Cahit Şirin…

Saray Eşrafından, aileden sayılan, Emine Erdoğan'ın özel kalem müdürü ile evli, yani bir “üvey damat…”
Nikah şahidi Erdoğan!..

Biliyorsunuz gerçek damattan kayınpeder olarak Erdoğan çok çekti.

Bakalım TUİK Başkanı yapılan bu üvey damat, “gerçeği” gibi sorun mu yaratacak?

Biat edip asıl damadın yerini mi alacak?

--------------------------------

8 Mart’ı kutlamak mı?

Cinsim erkek ama, keşke mümkün olsaydı da, kadınlarımızla iç içe 8 Mart’ı güle-oynaya kutlayabilseydim.
Böyle bir olasılık şu an mümkün değil, gelecek için de umudum yok!..

Elimde 2020 Cinsiyet Eşitliği Raporu var.

“Bugünkü politika ve uygulamalar aynı hızla devam ettiği taktirde kadın ve erkeklerin eşit işler için eşit ücretler alması ancak 257 yıl sonra mümkün olabilecektir” diyor…

Yanlış okumuyorsunuz; tam iki yüz elli yedi gün!..

Ölme eşeğim ölme der gibi!..
*
Fortune 500 listesine giren şirketlerin sadece yüzde 6,6’sında üst düzey kadın yöneticiler görev alıyor.

Dünyada kadın parlamenter oranı ise sadece yüzde 24.9.

Çocuklarıyla yalnız yaşan ebeveynlerin yüzde 84’ü ise kadınlar.
*
Bugün kadınlarımız son derece mutsuzlar.

Çünkü kadına taciz-tecavüz ve cinayetler durmuyor, durdurulamıyor, artıyor.

2021, sadece bu yılın Ocak ayında öldürülen kadın sayımız 23. Buna ayrıca şüpheli olarak ölü olarak bulunan 14 kadın dahil değil.
*
Öldürülen 23 kadının;
7'si evli olduğu erkek,
6'sı birlikte olduğu erkek,
2'si eskiden birlikte olduğu erkek,
2'si akrabası,
Biri eskiden evli olduğu erkek,
Biri babası, biri de oğlu tarafından öldürüldü. *
Bu kadınlarımızın 16’sı evinde, ikisi sokak ortasında, biri arabada, biri arazide, biri ıssız yerde, biri de otelde öldürüldü.
*
Ve kadınların 5'i boşanmak istediği, barışmayı, evlenmeyi ve ilişkiyi reddettiği için, ikisi ekonomik bahaneyle katledildi.
*
Bizde öldüren değil de, öldürülen kadın suçluymuş gibi, yok takım elbise-kravat, yok pişmanlık söylemi, yok kendimi kaybettim ne yaptığımı hatırlamıyorum gibi saçma sapan nedenlerle uygulanan ceza indirimleri kadına yönelik şiddet ve cinayetlerin artmasındaki en büyük nedendir.

İdam yok ama ver bakalım ağır müebbet cezasını, bir diğeri bu aynı suçu işlemeye cesaret edebilecek mi?

Kısacası 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, bu koşullarda kutlanacak değil, kadınlarımızın geleceğinin tartışılacağı gün olmalıdır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar