Facebook ta paylaştweet le

Türk turizmi 2021: Ya kazanacağız, ya kaybedeceğiz

26.3.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Dünya hiç ummadığı bir salgına, yani bir “mikroba”, Covid-19 virüsüne yenik duruma düştü.

Yaşanan süreç, bir buçuk yıla yakın bir zaman diliminde dünyanın en güçlü ve en zayıf devletlerinin yanında Türkiye’mizde de etkilerini hissettirerek bir ölçüde herkesi, kelimenin tam anlamıyla perişan etti.

Hep beraber sonunun ne zaman geleceği belli olmayan tarihi bir dönemi yaşamaya mahkum olmuş halde beklemekteyiz.

Ne yapalım, bu da geçer diyerek, gerekli tedbirleri alıp uygulayarak ve ümidimizi kaybetmeden yaşamaya devam etmekten başka yapacak pek fazla şey yok.

Çünkü her sabah yeni bir umutla gözlerimizi açtığımız halde dünyadan gelen haberlerin hiç de iç açıcı olmadığını görüyoruz.

Birinci, ikinci ve üçüncü dalga şeklinde gelen virüs, çeşitli genetik değişimler, yani “mutasyonlar” da geçirerek dünya ile adeta dalgasını geçmektedir.

Gelelim yazının başında ifade etmek istediğim turizm ekonomimiz konusuna.

Şüphesiz ortaya çıktığından bugüne kadar salgının Türk turizm sektörüne getirdiği zarar, ziyan ve ümitsizlik, ülkemize ve ekonomimize çok büyük kayıplar yaşattı.

Halbuki 2019 yılında gayet güzel bir seyir takip ediyordu Türk turizmi.

Peki söz konusu kayıplar bu sene de devam edecek mi? Yoksa ibre kazanca dönebilecek mi?

2020 yılında bütün ağır şartlara rağmen az bir miktar turist geldi ülkemize. 10 ile 12 milyon arasında turist geldi ve bunlar bir miktar döviz girdisi sağladı, rakamlar şimdilik önemli değil.

Zira söz konusu gelir-gider tablosunun oluşmasında tesislerin büyük kısmının kapalı olması etkili oldu. Borçlanma arttı, kredi ödemeleri sektörü zorladı.

Kısacası pandemi sürecinde Türkiye’de en çok yıpranan ve en büyük küçülmeleri yaşayan sektörlerin başında turizm sektörü geldi, dünyanın genelinde de olduğu gibi.

Çeşitli destek ve teşvikler yapılmadı değil, yapıldı. Ancak bunlar tam anlamıyla piyasayı tatmin edebilecek boyutta destekler olamadı. Sektör darboğazdadır ve pek tesis satıştadır.

Peki 2021 sezonunun tablosu ne gösterecektir?

Türk turizmi bu yıl “ya kazanacağı, ya kaybedeceği” bir sezonun arifesinde bulunmaktadır.

Her şey, aşı uygulamalarının yaygın ve yeterli biçimde yapılması ve başarı sağlanmasına bağlıdır.

Ancak sektörümüz “kazanmak” mecburiyetindedir. İkinci bir kayıp sezon yaşamaya tahammülü bulunmamaktadır.

Bunun için de almış olduğumuz başarılı tedbirlerin yanında, Türk halkı olarak gerekli davranışı sergileyerek vaka sayısında azalışı sağlamak, bilhassa turizm merkezlerinde “mavi” rengi hakim kalmak zorundayız.

2021’de 2019’u görmek değil ama 2020’den çok daha iyi bir sonuç elde etmek mümkündür. Bunu gerçekleştirmek ise sektör bir tercih değil, zorunluluktur.

Ancak bu zorunluluğun gerçekleştirilebilmesi de aşı uygulamalarının başarısına, küresel şartların iyileşmesine ve ülkemizdeki mücadelenin güç kaybetmeyip koruma tedbirlerinin uygulanmasına bağlıdır.

Tablonun genel görünümü Haziran 2021’e dek ortaya çıkacak şartlara da doğrudan bağlıdır. Bu parametreler içinde etkileme gücümüz olanları doğru yönetebilir ve kendi üzerimize düşeni en doğru biçimde yapabilirsek, kazanan olmamız olasıdır.

Umarım ve dilerim ki öyle olsun ve daha iyiyi, daha güzeli bir an önce yakalayalım.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar