Facebook ta paylaştweet le

Bir marka yaratmak!

22.4.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Phil Knight’ı tanır mısınız? 60’lı yıllarda Oregon Üniversitesinden mezun olan ve Stanford’dan da işletme yüksek lisansını tamamlayan bir kişi olarak ve özellikle altmış yıl öncesinin tarihi düşünüldüğünde yeterince şanslı sayılabilir. O zamanlar mutad olduğu üzere, Amerika’da yüksek öğrenimini tamamlayan gençler, iş hayatına atılmadan önce Dünyayı keşfetmek arzusu ile aylar süren bir yurtdışı tatile çıkarlardı. Tabii hazır bir para ile değil, gittikleri ülkelerde part-time işlerde çalışarak harçlıklarını çıkararak bu geziye devam ederlerdi.

 

Yolu Tokyo’ya da uğrar, genç Phil Knight’ın. Tokyo, savaştan yeni çıkan bir kent olarak, simgesel binaları tarumar olmuş, yıkık ve yoksul bir kent olarak karşılar O’nu. Budizm ve Şintoizm ile ilgilenir, Zen Felsefesine dalar, Zen’in ‘gerçek doğrusal değildir, gelecek yoktur, geçmiş yoktur, sadece şimdi vardır’ öğretisinden etkilenir! Doğu mistizminden fırsat bularak uğradığı Tokyo Borsasındaki çılgın parasal sirkülasyona tanık olduğunda’ hayat bu değil, en azından benim hayatım çok daha farklı olmalı’ diye düşünür. Nitekim kutsal Fuji ve Halkona dağlarındaki kutsal tırmanma yollarında Buda’nın ‘kendin yol olmadan yolda seyahat edemezsin’ sözünü rehber edinir.

 

Öğrencilik yıllarını okulun atletizm takımında geçiren Knight, koşu sporunun bir anlamda felsefi düzlemini şekillendirmeye çalışır, yani düzgün bir ruhla ve iyi bir teknikle yapıldığında koşunun, tıpkı bir bedensel ibadet ritüeli gibi Meditasyon ya da Nirvanaya ulaşma etkisi yaratabileceğini hisseder. Tabii o zamanlar, spor yaparak endorfin ve serotonin hormon salgısının belirgin bir şekilde arttığı bunun da hem kaslarda oluşan fiziksel yorgunluğu giderdiği hem de insan psikolojisinde olumlu etkiler yaptığı bilinmiyordu. Elbette, iyi bir teknik derken bir ekipman olarak uygun bir spor ayakkabısı aklında idi! Okuldaki sıradışı atletizm antrenörü Bill Bowerman’ı da yanına alarak şirketini kurar,ancak dikkatinizi çekmek isterim,o zamanlar koşu günlük herkesin sağlık için yaptığı bir spor dalı değil… Bu koşullarda hem koşuyu hem de koşu için gerekli özel bir ayakkabıyı yapıp pazarlamak gerçekten farklı bir adanmışlık!

Japonya seyahatinde gördüğü bir spor ayakkabısından cebindeki 50 dolar ile bir miktar alıp, evine postalamış ve seyahatine devam etmiş. Ülkeye dönüşünde de bunları, arabasının bagajına koyup kapı kapı dolaşarak satmış. Antronörü Boverman ile ayakkabılar üzerinde yaptığı ergonomik değişiklikleri, seyahatinde bağlantı kurduğu Japonya’daki ayakkabı fabrikasında Blue Ribbon markası ile fason üretim yaptırmış. Gelinen noktada Phil Knight’ın şirketi dünya çapında 25 bin çalışanı olan ve 36.39 milyar dolar cirosu ile ünlü Nike Firması.., Air Jordan ve Nike Golf gibi alt markalarının yanı sıra, Converse gibi bağımsız markaların da sahibi…

Ortalama bir insan günde 5 bin adım attığı düşünülürse, hayatı boyunca yaklaşık 135 milyon adım atacaktır. Yani Dünyanın çevresini dört kez dolaşacak kadar… Bununla bağ kuran Phil Knight bu adımları mükemmelleştirmeye yaşamını vakfetti.

Kuşkusuz arz ve talep ticaretin temeli ve yeni bir markayı oluştururken de fevkalade önemli ve çetrefilli, hatta çözümsüz problemleri karşınızda buluyorsunuz, üstelik Adidas ve Puma gibi dev rakipler söz konusu. Bunların varlığında yeni bir ürün ortaya koymak, üretip pazarlamak, potansiyel tüketiciyi yaratmak ve sürdürülebilir dağıtım lojistiğini kurgulamak başlı başına ilham alınacak bir öykü…

Bir marka yaratmanın, aynı zamanda bir fikir, bir ruh satmak kadar bir kültür yaratmak da olduğunu Nike’ın kuruluş öyküsü Bizlere kanıtlıyor. Phil Knight, hep sahada tüketicisinin geri dönüşüne odaklanmış, F. Scott Fitzgerald’ın bir cümlesi desturu olmuş: Hiçbir harika fikir toplantı salonlarında doğmamıştır, ama birçok aptal fikir orada ölmüştür. Yönetim kurulu toplantıları kavgalar, aşağılamalar ve hor görmeler içinde geçse de ekibinin taktik ve stratejik düşünme kapasitesi, şirketi küresel oyun alanına taşımış.

Yaratıp, var olan üzerine inovatif bir şeyler ekleyip, onu da cesaretle tanımadığın insanlara hizmet ruhu ile sunduğunda, artık şirketinin müşterisi olan bu insanların sağlık ve mutluğuna hizmet ettiğinde, yani insanlığın o büyük hikayesine, başka bir anlatımla kendi yaşamın dışında başkalarının da yaşamına yardımcı olduğunda, ister bir iş adamı ol, istersen bir şirkete ruh ver, dünyada iz bırakmışsın demektir! 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar