Facebook ta paylaştweet le

Yıllarca ülkelerine zor şartlarda hizmet ettiler

22.4.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Emekli amirallerin açıklamalarının ardından yaşanan gelişmeler dikkat çekmeye devam etmektedir. Bilindiği gibi açıklama 3/4 Nisan gecesi basına yansımış, hemen aynı gece “darbe bildirisi”, “darbe çağrıştıran bildiri” denilerek tepkiler ortaya konmuş, konu yargıya intikal ettirilmiş ve ifadeleri bile alınmadan bazı haklarının kısıtlanması ile ilgili idari yaptırımlar uygulamaya konmuştu.

Bu süreçte Cumhur İttifakı ve bu ittifaka yakın duran kesimler toplumda darbe algısı yaratmaya çalışırken, Millet İttifakı “iktidarın gündemine takılmamak” gerekçesiyle konudan uzak durmaya çalıştı. Son zamanlarda bu açıklamanın “darbe ima etmesinden ziyade milli çıkarlarımıza zarar verdiği” iddiasında bulunan akademisyenler de ortaya çıkmaya başladı. “Bazı amirallerin diğerlerine kumpas kurduğu” iddialarını dile getirenler oldu. Kısaca bu açıklamaya hala bir isim bulunamadı.

Bu süreçte; Milli Savunma Bakanı TESUD ve TEMAD yöneticileriyle bir görüşme yaptığını, bu iki derneğin “bildiriyi kınadıklarını” açıklamış, hemen ardından TESUD “kınama yapmadıklarını” duyurmuştu. 6 Nisan günü TESUD’a idari ve mali denetim yapmak üzere müfettişler gönderildiği, ardından TESUD Genel Başkanı ile birlikte altı emekli amiralin daha evlerinde aramalar yapıldığı ve 22 Nisan günü ifadeye çağırıldıkları basında yer aldı.

Bunlar olurken; sekiz gün gözaltında tutulduktan sonra mahkemeye çıkarılan 14 amiral adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı, ayaklarına elektronik kelepçeler takıldı, gözaltı süresinde nezarethanede teröristlerle birlikte tutuldular. Bu insanlar yıllarca ülkelerine zor şartlarda hizmet ettiler. Çağırınca ifadeye gelecek kişilere elektronik kelepçe takılması haksızlıktır.

Son olarak; İçişleri Bakanlığı, TESUD Yönetim Kurulu’nu “müfettiş denetimi sonucunda, emekli amiraller tarafından yayımlanan bildiriye destek olduklarının ve açıklamalarının emekli amirallerin bildirisi ile benzerlik taşıdığının anlaşıldığı” gerekçesiyle görevden uzaklaştırdı.

Bu arada Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki tarikat yapılanmasına dikkat çekmek için; 2020 yılında bir kışladaki camide, bir albayın arkasında yeşil takkelerle cemaatten ayrı ibadet etmek isteyen bir tarikata mensup askerler olduğu, komutanın önlem almak yerine bu grubun başındaki albayı disiplinsizlikle suçladığı ve azarlamakla yetindiği iddiası haber yapıldı. Ama hala emekli amirallerin açıklamada ifade ettikleri konular, özellikle laiklik karşıtı görüntüler ve anayasanın değiştirilemez maddelerinin önemi gerektiği ölçüde tartışılmadı.

Bence ülkemizdeki karşılıklı algı fırtınasında sürüklenmek yerine bazı soruların cevaplarının aranması daha yararlı olacaktır. Varsayalım ki; Emekli Amirallerin açıklaması darbe çağrıştıran bir bildiridir. Bu ülkemizdeki tarikatların başta Türk Silahlı Kuvvetleri olmak üzere devletimizin kilit noktalarına yerleşmediği, her türlü idari ve yargısal karar mekanizmalarına etki edecek kadar güçlenmediği, laiklik karşıtı yapılanmaların olmadığı anlamına mı gelmektedir? Bu bağlamda; anayasamızın değiştirilemez maddelerinin değiştirilmek istenmesi söz konusu mudur, değil midir? Yargının önüne geçerek uygulamaya konan idari yaptırımlar bu soruların cevaplarını arayanlar için bir tehdit, bir gözdağı anlamına gelmez mi? Bu uygulamalar hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmakta mıdır?

 

Bölgemizde ülkelerin ayakta kalması ve varlıklarını sürdürebilmesi için; yasama, yürütme, yargı ve ekonomisiyle güçlü, demokratik bir devlet yapısına ve güçlü bir orduya sahip olmaları gereklidir. Bunun için de sarsılmaz bağlarla birbirine bağlı, temel ilkelerine sadık, birlik ve bütünlük içinde hareket eden demokratik bir topluma ihtiyaç vardır. Herkes kendi siyasi ideolojisine göre bir sistem kurmaya çalışırsa, siyasi çıkarı için tarikatlardan medet umarsa, tarikatların önü açılırken buna karşı çıkan kitlesel hareketler baskı altına alınırsa, bir siyasi yapı devletin gücünü siyasi bekası için kullanırsa, toplum temel değerlerinden ve ilkelerinden uzaklaşarak bunlara fırsat verirse geriye kalan; birlik-bütünlük içinde bir vatan ve millet değil, birbiriyle kavgalı parçalanmış topluluklar olacaktır. İşte o zaman bütün milli çıkarlar zarar görecektir. Yakın tarihte, yakın çevremizde yaşananlardan ders alınmasında fayda vardır. Ben bu işlerin içinde ülkemizi ve milletimizi Irak ve Suriye’ye, Afganistan ve Libya’ya benzetmeye çalışan güçlerin de olduğu, bunların olayları provoke ettiği, tarikat ve cemaatleri azami ölçüde kullandığı ve birtakım çıkar odaklarının bundan yararlanmaya çalıştığı kanaati ve endişesi içindeyim.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar