Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Atatürk neden Cumhuriyet istedi?

28.10.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Tarihçi yazar Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla gazetemiz için bir yazı kaleme aldı.

Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu

Tanzimat Fermanı’ndan sonra, Osmanlı Devlet yönetiminde önemli değişiklikler olmuştur. Bu çerçevede, Batı ile ilişkilerin yoğunlaşmasına bağlı olarak, halkın da yönetimde söz hakkı olduğu fikirleri ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu fikirlerin öncülerinden Mithat Paşa, Namık Kemal ve Ziya Paşa gibi Genç Osmanlılar olarak adlandırılan grup, Sultan Abdülaziz’i tahttan indirmiş ve yerine V. Murad’ı tahta çıkarmıştır. Ancak Sultan Murad’ın aklî sorunları olması dolayısıyla Meşrutî yönetimi uygulayacağı sözünü veren II. Abdülhamid tahta çıkmıştır. II. Abdülhamid İstanbul Konferansı sonrasında ilk Anayasa olarak bilinen Kanunî Esâsî’yi hazırlatıp 23 Aralık 1876’da Meşrutiyeti ilân etmiştir.

Kabul edilen bu yeni sistemde çift meclis sistemi kabul edilmiştir. Bunlardan biri, üyeleri halk tarafından seçilen Meclis-i Mebusân, ikincisi ise, üyeleri Padişah tarafından belirlenen Meclis-i Âyân. Bunlardan Meclis-i Âyân, Meclis-i Mebusan’ın aldığı kararları onaylayıp onaylamamak gibi bir görevi yerine getiriyordu.

Aslında “Anayasa ve Meclis” tabirlerinin yer aldığı bu dönem, hukuk devleti ilkesinin benimsenip, padişahın yetkilerinin kısıtlandığı, halkın belli ölçüde yönetime katıldığı bir sistem olarak kabul edilmiştir. Ancak meclis, Meclis-i Âyân’ın onayını almak suretiyle padişah tarafından feshedilebilmekteydi. Bu sebeple de 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’ndaki başarısızlıklar nedeniyle Meclis-i Mebusan 13 Şubat 1878 tarihinde “geçici” olarak tatil edilmiştir.

8 Ağustos 1909’da Kanûn-ı Esâsî üzerinde yapılan bir dizi değişiklikle, yasama-yürütme dengesinde birinci kurum lehine ciddi değişiklikler yaparak Avrupa monarşilerine benzer bir meşrutiyet rejimine geçiş sağlanmıştır. Osmanlı Devleti’nde ilân edilen bu II. Meşrutiyet ile Padişahların yetkileri “sembolik” bir düzeye indirildi. Buna göre Vekiller Heyeti Meclis’e karşı sorumluydu. Meclis’ten güvenoyu alamayan vekillerin ve hükûmetin görevi sona eriyordu. Meclis başkanı, Padişah yerine Meclis’ce seçiliyordu. Padişaha meclisi kapatma yetkisi belli şartlarla verildi, ancak üç ay içinde yeni seçimlerin yapılması zorunlu hâle getirildi.

Cumhuriyet, hükûmet ya da devlet başkanının, halk tarafından belli bir süre için ve belirli yetkilerle seçildiği yönetim biçimidir. Egemenlik hakkının belli bir kişi veya aileye ait olduğu monarşi ve oligarşi kavramlarının karşıtıdır. Atatürk bu bağlamda yukarıda özelliklerini belirttiğimiz I. ve II. Meşrutiyet dönemlerinde bir şekilde kısmî olarak, halkın yönetime katılmasını yeterli görmemiştir. Bu sebeple Millî Mücadele sonrasında yurdun düşmandan temizlenmesi sonrası, Mustafa Kemal Atatürk, Meşrutî yönetimlerde çekilen zorlukları da göz önüne alarak, yeni Türk devletinin yönetim şeklinin tamamen halk egemenliğine dayanan bir nitelikte olmasını arzu etmiştir. Nitekim bunu Amasya Genelgesi’nde, Erzurum ve Sivas kongrelerinde alınan kararlarda görmekteyiz. Atatürk’ün bu konudaki düşüncesi, “tam bağımsızlığın, kayıtsız ve şartsız millî egemenlikten” geçtiği yönündedir. İşte, yeni Türk devletinin yönetim biçiminin Cumhuriyet olarak belirlenmesi bu anlayışa bağlıdır.

Cumhuriyet, Arapça kökenli bir kelime olup, “bir şeyin en büyük kısmı, bir topluluğun çoğunluğu” anlamlarına gelmektedir. Dolayısıyla Cumhuriyet, bir yönetim şekli olarak, “halkın kendi kendini yönetmesi” demektir. Bu bakımdan 23 Nisan 1920’de açılan, her ne kadar içinde bulunulan şartlar sebebiyle seçim olmasa da, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ülkenin her bölgesinin temsili sağlanmıştır. Nitekim 1921 Anayasası’nın 1. Maddesinde; “Hâkimiyet bilâ kayd ü şart milletindir. İdare usulü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir.” denilmektedir. Aslında bu madde, artık yeni oluşturulan devletin yönetim biçimini de açık bir surette ortaya koymaktadır. Buna bağlı olarak 1924 Anayasası’nın 3. Maddesinde de, “Hâkimiyet bilâ kayd ü şart Milletindir” denilmekte ve 4. Maddesi ile de Türk Milleti adına yetki, “Türkiye Büyük Millet Meclisi milletin yegâne ve hakikî mümessili olup, Millet namına hakkı hâkimiyeti istimal eder” denilerek Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne verilmiştir. Cumhuriyet rejiminde, sosyal devlet anlayışı, hukukun üstünlüğü, seçme ve seçilme hakkı, laik devlet anlayışı, toplumun tüm kesimlerinin eşit haklara sahip olduğu bir anlayış hâkimdir. Bu durum, Gazi Meclisin duvarlarına, “Hâkimiyet, Kayıtsız Şartsız Milletindir” şeklinde kazınmıştır. Ayrıca Atatürk’ün Cumhuriyet anlayışında muasır medeniyetlere ulaşma, millî birlik ve bütünlük vardır.

Cumhuriyet, 30 Ekim 1918 tarihinde imzalan Mondros Mütarekesi’nden tam olarak 4 yıl 364 gün sonra, 29 Ekim 1923’de ilân edilmiştir. Atatürk böylece Mondros Mütarekesi ile her anlamda teslimiyet içine girmiş, esarete düşmüş Türk Milleti’nin, esaret altında kaldığı sürenin yıl dönümünden bir gün önce bağımsızlığını bütün dünyaya ilân etmek suretiyle, âdeta işgalci devletlere en güzel mesajı vermiş ve modern Türk Devleti tarihteki yerini almıştır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Emniyet Genel Müdürlüğü'nün Twitter hesabından yapılan paylaşımda, vatandaşlar siber dolandırıcılık kapsamında uyarıldı.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Koronavirüs (Kovid-19) aşısı için ilk anlaşmaların yapıldığını açıkladı.

TBMM, Türkiye Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi için çalışacak.

İstanbul, Ankara ve Bursa gibi büyükşehirler için anaokullarında uzaktan eğitim kararı alındı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile taksiciler arasında gerginlik yaşandı. İmamoğlu, taksiciler tarafından yuhalanması üzerine geri dönüp ''Kim yuh...

CHP'li Barış Yarkadaş, Twitter hesabından öne sürdüğü iddialara göre Sağlık Bakanlığı, içerideki ve dışarıdaki baskılar sonrasında gerçek vaka sayısını açıklamaya kara...

Adıyaman'ın Gölbaşı ilçesinde 24 Kasım Öğretmenler Günü'nde yapılan öğretmen yemininin görüntüsü sosyal medyada gündem oldu.

Yazarlar
Website Security Test