Facebook ta paylaştweet le

“Fezlekeler” siyasetin zirvesini iyice gerecek

5.3.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Dokunulmazlıkların kaldırılması ve HDP’nin kapatılmasına yönelik girişimler, Cumhur İttifakı’nın, 2023 planını olarak yorumlanıyor. İddialara göre, iktidar muhafazakar Kürtlerin oyunu alabilmek için 2023 seçimlerine HDP’siz girmeyi amaçlıyor.

Kuzey Irak'ın Gara bölgesine yapılan operasyon sırasında 13 Türk vatandaşının hayatını kaybetmesinin ardından siyasette gerilim arttı. Muhalefet, şehit verilmesinden hükümeti sorumlu tutuyor. Hükümet ise HDP'yi PKK ile bağlantılı olmakla, muhalefeti de (Millet İttifakı) HDP'yi desteklemekle suçluyor. Gara operasyonu sonrasında dokunulmazlığın kaldırılması talebiyle 25 milletvekili hakkında hazırlanan 33 fezleke daha Meclis Başkanlığı’na sunuldu. Bu fezlekelerden 28’si HDP’li milletvekillerine ait. Bununla birlikte Mecliste HDP’li bütün vekiller hakkında fezleke bulunuyor.

Toplamda Meclis Başkanlığı’nda dokunulmazlığın kaldırılması talebiyle 1.300’ün üzerinde fezleke bekliyor. Fezlekelerin görüşülmesi tarihi sıraya göre yapılmıyor. İstenilen fezleke öne çekilerek ele alınabiliyor. Şimdi gözler dosyaları görüşüp karara bağlamakla görevli olan Meclis Anayasa Adalet Karma Komisyonu'na çevrildi.

Siyaset iyiden iyiye gerilirken, Türkiye bir kez daha parti kapatmayı konuşuyor. PKK'nın eylemlerinden, HDP'yi sorumlu tutan MHP Lideri Devlet Bahçeli "teröre destek verdikleri" iddiasıyla HDP'nin kapatılmasını istiyor. Parti kapatmaya soğuk bakan AKP ise bazı HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması için harekete geçmesi Millet İttifakı’nı zorlu bir "dokunulmazlık sınavı" ile karşı karşıya bıraktı. 2016 yılında dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgili anayasa değişikliği teklifine "evet" diyen CHP, şimdi nasıl bir tutum sergileyeceği merak konusu. CHP, 2016’daki oylamada "evet" diyerek iktidarın elini güçlendirdiği şeklindeki eleştirilere hedef olmuştu.

Güçlenerek dönüyorlar

Dokunulmazlıkların kaldırılması ve HDP’nin kapatılmasına yönelik girişimler, Cumhur İttifakı’nın, 2023 planını olarak yorumlanıyor. İddialara göre, iktidar muhafazakar Kürtlerin oyunu alabilmek için 2023 seçimlerine HDP’siz girmeyi amaçlıyor. Bir diğer iddia ise bazı vekillerin milletvekilliğini düşürerek ara seçime girmek ve Anayasayı değiştirecek çoğunluğa ulaşmanın hesapları yapılıyor. Cumhur İttifakı’nın HDP’nin kapatılmasına yönelik çağrıları küçük partilerin de desteğini aldı. Parti kapatma tartışması Türkiye gündemine bir kez daha oturdu. Çok partili döneme geçildiğinden bu yana komünizm, irtica, bölücülük gibi gerekçelerle sayısız partinin kapısına kilit vuruldu. Cumhuriyet’ten Sefa Uyar’ın haberine göre, kapatılan partiler güçlenerek dönüyor.

Türkiye İkinci Dünya Savaşı’nın ardından, Nuri Demirağ liderliğindeki Milli Kalkınma Partisi (MKP) ve CHP’den koparak kurulan Demokrat Parti ile birlikte çok partili siyasi yaşama adım attı. Daha önceki denemelere karşın başarılı olan bu süreçte, çok sayıda siyasi parti de kapatıldı.

Komünizm ve irtica

27 Mayıs 1960 askeri müdahalesine kadarki süreçte, parti kapatmaların çoğunluğunun gerekçesini “komünizm propagandası yapmak” ve “irticayı teşvik etmek” oluşturdu. Bu kapsamda: 1946’da İslam Koruma Partisi, 1952’de İslam Demokrasi Partisi, 1953’te Türk Muhafazakâr Partisi ve 1954’te Millet Partisi “dini siyasete alet etmek” gibi gerekçelerle kapatıldı. Çiftçi Köylü Partisi, 1946’da; Türk Sosyal Demokrat Partisi, Türkiye Sosyalist İşçi Partisi ile Türkiye Sosyalist Emekçi ve Köylü Partisi 1946’da; Türkiye Sosyalist Partisi, 1952’de ve Hikmet Kıvılcım liderliğinde 1954’te kurulan Vatan Partisi ise 1957’de “komünistlik” gibi suçlamalarla kapatılan bazı partiler oldu.

Adalet Partisi’nden DYP’ye

Kapatılan partilerin bazıları, farklı siyasi adlar ile siyasete devam etti. 1950 seçimlerinde yüzde 52.64 ile iktidara gelen, oy oranını 1954 seçimlerinde yüzde 57.61’e çıkaran Demokrat Parti (DP) 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesinin ardından 29 Eylül 1960’ta, askeri mahkeme kararıyla kapatılan parti oldu. DP’nin kapatılmasının ardından başta Adalet Partisi (AP) olmak üzere bazı partiler, DP’nin mirasını taşıdığı iddiasıyla Türk siyasi sahnesinde yer aldı.

AP, 1960’taki askeri müdahalenin ardından yapılan ilk genel seçimlere katılarak yüzde 34.8 oy oranı ile sandıktan ikinci parti çıktı. Bu seçimde birinci parti olan fakat gerekli Meclis çoğunluğunu bulamayan CHP ile koalisyon kurdu. Daha sonra partinin genel başkanlığına Süleyman Demirel geçti. Demirel liderliğindeki AP, 1965 seçimlerinde aldığı yüzde 52.87 oy ile birinci parti oldu. 12 Eylül askeri darbesi ile kapatılan siyasi partilerin 1983’te yeniden açılması ile birlikte AP’nin mirasçısı olarak değerlendirilen Doğru Yol Partisi (DYP) kuruldu. DYP, 2002 seçimlerinde barajın altında kaldı.

Milli Görüş

Bünyesinden en fazla parti çıkaran siyasi hareket ise Milli Görüş oldu. Necmettin Erbakan liderliğinde kurulan ve “laikliğe aykırı eylemleri” nedeniyle 1971’de kapatılan Milli Nizam Partisi’nin mirasçısı, 1972’de açılan Milli Selamet Partisi oldu. Kurulduktan bir yıl sonraki genel seçimlere katılan MSP, yüzde 11’lik oy oranı ile 48 milletvekili çıkardı ve 1974’teki koalisyonun ortağı oldu. 1977 genel seçimlerinde oy oranı yüzde 8.6’a düşen MSP, 1980’de “laikliğe aykırı eylemler” gerekçesi ile kapatıldı.

Milli Görüş çizgisi, 1983’te kurulan Refah Partisi (RP) adıyla siyasete devam etti. Kurulduktan sonraki ilk seçimlere katılamayan RP, 1986’daki ara seçimlere katıldı ve oy oranı yüzde 4.76’da kaldı. 1994’teki yerel seçimlerde İstanbul ve Ankara belediye başkanlıklarını kazandı. 1995 genel seçimlerinde ise yüzde 21.38 oy ile sandıktan birinci çıkan RP, 1998’de “laikliğe aykırı eylemleri” nedeniyle kapatıldı.

Erdoğan ve Gül’ün kopuşu

Milli Görüş çizgisi, RP’nin ardından Fazilet Partisi (FP) adıyla siyasete devam etti, ancak 2001’de, RP’nin devamı olduğu ve “laikliğe aykırı eylemlerin odağı haline geldiği” gerekçesiyle kapatıldı. FP’nin kapatılmasının ardından iki yeni parti siyasi yaşama katıldı. “Yenilikçi kanadı” oluşturan ve “Milli Görüş gömleğini çıkardık” diyen Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül ve Bülent Arınç gibi isimlerin liderliğindeki AKP ile Milli Görüş çizgisini devam ettiren gelenekçilerin kurduğu Saadet Partisi kuruldu. 2001’de kurulan AKP, 2002 seçimlerde yüzde 34.28 oyla tek başına iktidar oldu. Saadet Partisi ise yüzde 2.49 oy oranı ile Meclis dışında kaldı. AKP için de 2008’de “laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiği” gerekçesiyle kapatma davası açıldı. Söz konusu dava, 6 AYM üyesinin aleyhte oy kullanmasıyla reddedildi. Saadet Partisi’nde Genel Başkanlık yapan Numan Kurtulmuş, 2010 yılında HAS Parti’yi, Necmettin Erbakan'ın oğlu Fatih Erbakan, 2018 yılında Yeniden Refah Partisi’ni kurdu. Milli Görüş geleneğinden gelen AKP’de de bölünme yaşandı. Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, Gelecek Partisi’ni, eski Başbakan Yardımcısı Ali Babacan da Deva Partisi’ni kurdu.

Komünizmin yerini bölücülük aldı

Parti kapatma davaları, 1961’de Anayasa Mahkemesi’nin kurulmasıyla birlikte AYM tarafından görülmeye başlandı. Günümüze kadar 25 siyasi parti AYM kararıyla kapatıldı. Daha önce kapatma gerekçelerinden olan “komünizm” propagandası yapmanın yerini ise “bölücülük” aldı. Kapatılan 25 partinin kapatılma gerekçeleri, “bölücülük, laikliğe aykırı eylemler ve yasal zorunlulukları yerine getirmemek” oluşturdu. Kapatılan partilerin 6’sı, 12 Eylül darbesi ile tüm siyasi partilerin faaliyetlerinin yasaklanması öncesinde, 19’u ise 1983’te siyasi partilerin faaliyetlerinin serbest bırakılmasının ardından günümüze kadar geçen süreçte kapatıldı. AYM tarafından kapatılan 25 siyasi parti ve kapatılış yılları şöyle:

İşçi-Çiftçi Partisi (1968), Türkiye İleri Ülkü Partisi (1971), Türkiye İşçi Partisi (1971), Milli Nizam Partisi (1972), Büyük Anadolu Partisi (19 Aralık 1972), Türkiye Emekçi Partisi (1980), Huzur Partisi (1983), Türkiye Birleşik Komünist Partisi (1991), Halk Partisi (1991), Sosyalist Parti (1992), Halkın Emek Partisi (1993), Özgürlük ve Demokrasi Partisi (1993), Sosyalist Türkiye Partisi (1993), Yeşiller Partisi (1994), Demokrasi Partisi (1994), Demokrat Parti (1994), Sosyalist Birlik Partisi (1995), Demokrasi ve Değişim Partisi (1996), Emek Partisi (1997), Diriliş Partisi (1997), Refah Partisi (1998), Demokratik Kitle Partisi (1999), Fazilet Partisi (2001), Halkın Demokrasi Partisi (2003), Demokratik Toplum Partisi (2009).

Kürtçe yemin krizi

Türkiye’de etnik kökene dayalı toplamda 9 Kürt partisi kuruldu. Söz konusu partilerden 5’i bölücülük gerekçesiyle kapatıldı. İlk partileri, Sosyal Demokrat Halkçı Parti’den 1989’da Paris’te düzenlenen “Kürt Ulusal Kimliği ve İnsan Hakları” konulu konferansa katıldığı gerekçesiyle ihraç edilenler ve buna tepki göstererek istifa edenler tarafından 1990’da kurulan Halkın Emek Partisi (HEP) oldu. 1991’deki seçimlere barajın aşılamayacağı gerekçesiyle SHP listesinden giren HEP’liler, Meclis’te 21 milletvekili ile temsil edildi. 1992’de, Meclis’in açılışında yaşanan “Kürtçe yemin krizi” nedeniyle kapatılma davası açılan HEP, 1993’te, “devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozma amacını taşımak” gerekçesiyle kapatıldı.

HEP’in kapatılması sürecinde Özgürlük ve Demokrasi Partisi (ÖZDEP) kurulsa da aynı yıl kapatıldı. Bu nedenle bazı HEP milletvekilleri, Demokrasi Partisi’ne (DEP) geçti. DEP de 1994’te AYM kararıyla kapatıldı. Aynı yıl, Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) kuruldu. 1995’teki genel seçimlere katılan ancak yüzde 10 barajını aşamayan HADEP, parti kongresinde terör örgütü PKK bayrakları ile PKK elebaşı Abdullah Öcalan posterlerinin açılması ve Türk bayrağının indirilmesi olayları ile gündeme geldi. HADEP de 2003’te, “yasa dışı faaliyetlerin merkezi” olduğu gerekçesi ile kapatıldı. Aynı siyasi gelenek içinde yer alan ve 1997’de kurulan Demokratik Halk Partisi (DEHAP) hakkında 2002’de kapatılma davası açılsa da DEHAP 2005’te kendini feshetti.

21 bağımsız milletvekili

HADEP ve ardından DEHAP’ın mirasçısı olarak ise Demokratik Toplum Partisi (DTP), 2005’te kuruldu. Seçim barajı nedeniyle 2007 seçimlerine “Bin Umut Adayları” adıyla bağımsız olarak seçime giren DTP, arasında Selahattin Demirtaş, Gültan Kışanak ve Leyla Zana gibi isimlerin de bulunduğu 21 milletvekili ile Meclis’te temsil edildi. DTP, 2009’da, “devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü aleyhine eylemlerin odağı haline gelmesi, terör örgütü tarafından kurulması ve Öcalan’dan talimat alması” gerekçeleri ile kapatıldı. Böylece DTP; HEP, DEP, ÖZDEP ve HADEP’in ardından bu siyasi çizgiden kapatılan 5. ve son siyasi parti oldu. DTP’liler ise 2008’de kurulan Barış ve Demokrasi Partisi’nde (BDP) siyasete devam etti. BDP, kapatılan 5 parti ve kendini fesheden bir partinin ardından bu siyasi çizgide kurulan 7. parti oldu. Ancak BDP, 2014’te adını Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) olarak değiştirdi ve milletvekilleri 2012’de kurulan Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) katıldı. HEP ile başlayan Kürt partileri, bugün 2 siyasi parti ile temsil ediliyor.

*******
“KURULUŞLARA DEĞİL, KURULUŞU YÖNETENLERE ‘YAPTIRIM’ UYGULANMASI GEREKİR”

Yekta Güngör Özden (Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı) –Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasal yaşamına yön veren, onun geleceğe yönelik anlayışlarını şekillendiren; Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının çabaları, Türkiye Cumhuriyeti’nin onların istediği düzeye gelmesini tam anlamıyla sağlayamamıştır. Siyasal bağlamda başımıza gelen sorunlar, çözüm bekleyen aykırılıklar, işlemler hep iyi niyet yoksunluğunun yanında hukuka aykırılıklardan kaynaklanmaktadır.

Siyasi partilerin kapatılması çözümü yerine; siyasal yaşamı karartarak demokrasiye sakıncalı yerlere sürükleyen insanlara yaptırımlar uygulanması gerekir. Kuruluşundan sonra, tüzüğünde sorun olan siyasal partilerin bu sorunlarının düzeltilmesi, hukuka uygun ve anayasaya uygun olarak düzeltilmesi her zaman sağlanabilir. Kuruluşlardan çok, kuruluşları yönetenlerin eylemlerine yaptırım uygulamak gerekir. Kuruluşları yönetenlerin kuruluşun tüzüğüne aykırı olarak yaptığı bir şey varsa bu her zaman ortaya çıkar ve kuruluşun tüzüğünde bir eksiklik ya da sorun varsa o düzeltilir.

Kuruluşun tüzüğüne, anayasaya, hukuka aykırı işlem yapan kuruluş yöneticilerinin üstüne bir yaptırım yapılmalıdır. Siyasi partileri kapatmak çözüm değildir. Önemli olan partilerin tüzüklerini, yöneticileri, eylemlerini denetlemek, sıkıntılarını gidermek, kusurlu olanlara da yaptırım uygulanması gerekir. Bu noktada siyasi partileri açıp/kapatmak ya da kapatmakla tehdit etmek, demokrasilerde savunulacak bir tutum değildir. Bu konuda “gerçek” bir çözüm istiyorsak, çağdaş demokrasiye ve hukuka uygun hareket etmek gerekir.

*******

“SİYASİ TARİHİMİZ ‘İSİM DEĞİŞTİRİP’ AYNI FİKİRLE KURULAN PARTİLERLE DOLU”

Metin Öney (Eski Milletvekili) –Konuya sadece hukuksal açıdan baktığımızda bir sorun gözükmüyor. Şöyle ki; Anayasa ve yasalar çerçevesinde parti kapatmanın mümkün olduğu hukuksal bir gerçektir. Yani, şartları oluşmuşsa, Anayasa Mahkemesinde dava açılarak bir partinin kapatılmasını talep etmek ve eğer hukuksal açıdan uygun bulursa Anayasa Mahkemesinin partinin kapatılmasına karar vermesi imkân dâhilindedir.

Anayasa Mahkemesi kapatma dışında da cezalar verebilir. Ancak…

Bu hukuksal tablo sorunun çözümünü sağlamıyor, şöyle ki...

Kapatılan parti yeni isimle ve yeni kişilerle aynı fikri paylaşarak parti kurabiliyor. Geçmiş siyasi tarihimiz bunun örnekleri ile doludur.

Demek ki parti kapatmak sorunu kökünden çözmüyor. Hatta tam tersine o fikrin ve onu temsil ettiğini iddia eden kapatılan partinin yenisinin daha da güçlenmesini sağlıyor.

Demek ki hukuksal açıdan parti kapatmak mümkün olsa dahi siyasal ve konuyu kökünden çözme açısından fayda sağlamadığı olaylarla ve uygulamalarla sabittir.

Hal böyle olunca… Yeni çözümler bulmak gerekir.

Kaldı ki, milyonlarca oy almış bir partiyi kapatmak bir bakıma o partiye oy verenleri de cezalandırmak anlamına gelemez mi? diye düşünülebilir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

İzmir Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Gaye Karadağ son yolculuğuna uğurlandı.

ESHOT Genel Müdürlüğü’nün 2020 yılı Faaliyet Raporu dün İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nde oylanarak kabul edildi. Rapora göre ESHOT Genel Müdürlüğü ağır pandemi ...

Bugünkü Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmelikle birlikte kripto para piyasasında işlem yapan yatırımcıların bazı işlemlerine kısıtlama getirilmesinin ardından Merkez B...

Şeker-İş Sendikası Genel Başkanı İsa Gök, pandemi sürecinde güvenilir gıdanın daha fazla önem taşıdığına vurgu yaparak, içinde bulunulan Ramazan ayında vatandaşların, ...

İzmir Sanayici ve İş İnsanlar Derneği’nin (İZSİAD) Başarı Sohbetleri’ne Yusuf Cengiz Gıda Sanayi A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı, İZSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı v...

30 Ekim'deki depremin ardından siyasilerin başta kenetlendiğini, geçen süre içinde ise gelişme olmadığını söyleyen Hüseyin Aslan, "Benzer bir depremde yine aynı acılar...

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) İzmir Bölge Müdürlüğü’nden alınan bilgilere göre, 2020 yılı Mart ayında İzmir’de 7 bin 131 olan konut satışı, 2021 yılı Mart ayında %6...

Yazarlar