Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Trump 'seçim', Türkiye ve İran 'yaptırım' derdinde; dolardaki artış durdurulamıyor

10.8.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

GÖZLEM konuyu masaya yatırdı, siyaset, ekonomi ve dış politika uzmanlara sordu, işte cevapları…

ABD’nin “Evanjelist” Papaz Bronson’un serbest bırakılmasını istemesine karşılık Türkiye’nin “Türk adaleti bağımsızdır, müdahale edemeyiz” diyerek karşılık vermesi ve ABD’nin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Adalet Bakanı Abdülhamit Gül'ün ABD'deki mal varlıklarının dondurulması ile ilgili yaptırım kararının başlattığı gerilim tırmanıyor ve Türk ekonomisini de önemli ölçüde etkiliyor. Çözüm için ABD’ye gönderilen heyet de gerilimi yumuşatamayınca dolar rekor kırarak 6.21 seviyesini gördü.

Krizin aşılması adına yapılan görüşmelerden bir netice alınamaması üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan "Onların doları varsa bizim de Allahımız var" açıklaması geldi. Bu açıklamanın ardından dolar gece yarısı bir kez daha fırladı ve sabah saatlerinde 6.21’i de aşarak tarihi rekorunu kırdı. Euro ise 7.22 lirayı aştı.

Washington - Ankara hattında yaşanan gerilim ve Türk şirketlerinin dış borç geri ödeme takviminin yaklaşmasıyla Türk Lirası, ABD Doları karşısında hızlı değer kaybı yaşıyor. Yılbaşından bu yana TL'nin dolar karşısındaki kaybı yüzde 40’ı buldu. Ekonominin kur şoku nedeniyle krize girebileceği uyarıları yapılıyor.

Dünyanın hiçbir ülkesinde malların ve hizmetlerin fiyatı ile aldığınız maaşın alım gücü her gün değişmez. Türkiye’de son dönemde para biriminin değeri saniyeler içinde değişiyor. TL’nin her bir kuruş değer yitirmesi, ücretli kesimin alım gücünü düşürürken, özel sektörün de borcunu artırıyor.

TL üzerindeki son satış baskısında ABD'nin İzmir'de ev hapsinde tutulan Pastör Andrew Brunson'ın serbest bırakılmaması karşılığında uygulamaya koyduğu yaptırımlar ana faktörlerden birisi olarak görülüyor.

Kur, Cumhurbaşkanı’nın Aralık 2016’daki “Yastık altındaki dövizinizi bozdurun” çağrısından bu yana yüzde 60’ın üzerinde yükseldi. Uzmanlar, kötü gidişatı yorumlarken sabit kur beklentisi yorumuna tepkili. Ekonomist Atilla Yeşilada, “26 milyar dolar döviz rezervi 225 milyar açık pozisyonu olan bir ülke sabit kura geçemez! Benim müşterilerimden üçü TCMB'yi batırır bir günde ya!” diyor.

Merkez Bankası'nın açıkladığı verilere göre banka dışı firmaların net döviz açık pozisyonu Mayıs ayında 217,3 milyar dolar seviyesindeydi. Pastör Brunson krizi ise 26 Temmuz'da ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence'in yaptığı konuşmada "Pastör Brunson'ı hemen serbest bırakın ya da sonuçlarını katlanmaya hazır olun" demesiyle başlamıştı.

Pence'in açıklaması öncesinde Dolar/TL kuru 4,77 seviyesindeydi. Yani Türk şirketlerinin net döviz açığı o günün kuruyla TL cinsinden 1 trilyon 36 milyar TL seviyesindeydi.  10 Ağustos’ta Dolar/TL 6,21’yi gördü. Döviz açık pozisyonu da 1 trilyon 349 milyar TL’ye yükseldi. Yani özel sektörün borcu 26 Temmuz- 10 Ağustos tarihleri arasında Brunson krizi sebebiyle 313 milyar lira arttı.

Benzer bir tablo 12 ay içerisinde geri ödenmesi gereken kısa vadeli dış borç için de geçerli. Mayıs sonu itibarıyla 123,3 milyar dolar seviyesinde bulunan Türk şirketlerin kısa vadeli dış borç stoku, aynı dönemde TL bazında 223 milyar TL arttı.

 

ABD’ye heyet gitti

Washington ile yapılan ön mutabakat çerçevesinde Dışişleri Bakanı yardımcısı Büyükelçi Sedat Önal Başkanlığında bir heyet ABD'ye gitti. Heyette; Adalet, Enerji ve Dışişleri Bakanlığı'ndan da 3'er kişi yer aldı. Washington’a giden dokuz kişilik Türk heyeti, ABD’li yetkililerle görüştü. Heyetin günübirlik ziyareti dokuz saat sürerken temasların sonucuna ilişkin açıklama yapılmadı. ABD Ankara Büyükelçiliği, "Gerginliklere rağmen ABD, Türkiye'nin sağlam bir dostu ve müttefiki olmayı sürdürmektedir." açıklamasında bulundu. ABD'nin Ankara Büyükelçiliği mevcut gerginliklere rağmen Türkiye ve ABD arasında canlı bir ekonomik ilişki bulunduğunu belirterek, ABD'li bir yetkilinin “doların 7 TL olacağı tahmininde bulunduğunu” iddia eden haberlerin "temelsiz bir yalan" olduğunu duyurdu.

 

İran yaptırımları Türkiye’yi etkiler mi?

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile 2015’te imzaladığı nükleer anlaşmayı bozmasının ardından bu ülkeye yönelik ekonomik yaptırımları başladı. Dolar, altın, otomotiv ve sanayi mallarına ambargonun ardından petrol yasağı gelecek. AB de ABD’ye yaptırım kararlarından dolayı tepkili. Fransa, İngiltere ve Almanya'dan “İran ile meşru ticaret yürüten Avrupalı firmaları koruma konusunda kararlıyız” açıklaması geldi. ABD’nin yaptırım kararına muhatap olan Türkiye’nin İran ambargosu karşısındaki resmi tavrı beklenirken, İran ile iş yapan Türkiyeli işadamları süreci kaygı ile izliyor.

Donald Trump Twitter hesabından yaptı açıklamada "İran'a yaptırımların resmi dökümü yapıldı. Bunlar uygulanmış en sert yaptırımlar ve Kasım ayında daha da ağırlaşacak... Dünya barışından başka bir şey istemiyorum. İran ile iş yapan ABD ile yapmayacak" ifadelerini kullandı.

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ise yaptırımlara ilk tepkisini, kınama mesajı ile verdi. Ruhani, yaptırımları "İranlılar arasında bölünme tohumları ekmeyi amaçlayan psikolojik bir savaş" olarak tanımlıyor.

Anlaşmadan sadece ABD çekildi ve diğer imzacı ülkeler uzlaşmaya bağlı kalacaklarını açıkladı. Ancak ABD'nin çekilmesinin ardından İran'ın para birimi değerinin yarısını kaybetti. Trump ayrıca ambargoları delen bireyler ve kurumların "ağır sonuçlar yaşama" riski altında olduğu uyarısında da bulunuyor.

5 Kasım'da ise potansiyel olarak İran'a daha çok zarar verebilecek şu ambargolar devreye girecek: İran'ın liman, enerji, gemicilik ve gemi yapımı sektörleri, petrol ürünleri bağlantılı işlemleri, yabancı mali kuruluşların İran Merkez Bankası'yla yaptığı işlemler.

 

Yuan ve TL ile ticaret

Türkiye'yi kur saldırılarının hedefinden çıkarmak için atılacak adımlardan biri de turizm ve enerji sektörlerinde hayata geçirilecek. ABD ile yaşanan gerginliğin ardından tırmandırılan dolar kurunun ekonomideki baskısını azaltmak için yuanla borçlanma planlayan Türkiye, turizmde Çinli turistlerin rahat alışveriş yapmaları amacıyla WeChat aplikasyonunu devreye alacak.

Çinli turistler, Türkiye 'deki alışverişlerini kendi para birimleri yuan ile yapabilecek. Bunun için geçen yıl Türkiye pazarına giren Bank of China ile Çin Endüstri ve Ticaret Bankası (ICBC) çalışmalarını hızlandırdı. Enerjide de Çinlilerle yapılması planlanan ve 30 milyar dolarlık yatırım öngörülen 3. Nükleer Santrali ihalesinin yuanla yapılacağı belirtiliyor.

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi'nin 100 günlük icraat programında Çin 'le ilgili atılacak adımlara yer verildi. Turizm Bakanlığı'nın hazırladığı ' Çin Eylem Planı'nın detaylarına göre, Çin 'in en büyük havayolu şirketi China Southern'ın Ocak 2019'da Türkiye 'ye uçmasıyla birlikte gelecek yıl 500 bin Çinli turiste ulaşılması hedefleniyor.

 

ABD'den heyetiyle ilgili açıklama

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert, iki ülke arasındaki sorunların çözümüne yönelik ABD'ye gelen Türk heyetiyle geniş kapsamlı görüşmeler yapıldığını, Amerikalı rahip Andrew Craig Brunson'ın eve dönmesi talebini net şekilde ilettiklerini bildirdi.

Bakanlık Sözcüsü Nauert, günlük basın toplantısında kendisine yöneltilen soru üzerine Türk heyetinin ABD'deki temaslarına ilişkin açıklama yaptı. Nauert, "Türkiye ile çok kapsamlı bir ilişkimiz var ve Türkiye hükümetiyle bu konuları her görüşmemizde konuşuyoruz. Türkiye hükümeti yetkilileriyle yaptığımız görüşmeler çok geniş kapsamlıydı. Açık bir şekilde Rahip Andrew Brunson'ın eve dönmesi gerektiğini söyledik. Türkiye ile ilerleme Rahip Brunson'ın eve dönüşü ile mümkündür. Görüşmelerin içeriği hakkında tanımlamalar yapmayacağız." ifadesini kullandı.

 

 

“KURDA PANİK YAŞANIYOR”

Esfender Korkmaz (Prof. Dr.) – Kurda yaşanan panik ekonominin tamamına yansıyor. Kur arttıkça dış borcu olan özel sektör panik yaşıyor. Çünkü kurlarda her artış, dış borcu olan bankalara ve özel sektöre ilave bir maliyet getiriyor. Bu durum dış borçların çevrilmesini zorlaştırıyor. Kur arttıkça, enflasyon artıyor. Halk geçim sıkıntısı yaşamaya başladı. BDDK, 2017'de 78 milyar liralık borç yapılandırması yapıldığını açıkladı. Bu sene söz konusu yapılandırma büyük ihtimalle iki katına çıkacaktır. Her gün konkordatoya giden-iflas eden şirketler açıklanıyor. Türkiye'nin dövize ihtiyacı var. Beklenti bu sorunlara cevap verecek bir istikrar programının yapılmasıydı. Oysa ki Sayın Cumhurbaşkanı hükümet programını açıkladı. Ayrıca dövizleri elden çıkarın dedi. Önceki yıllarda bu mümkündü ve fakat panik içinde kimse geleceğini riske atmak istemez. İhtiyat saiki ile yastık altına koyduğu dövizi çıkarmaz. Aslında özel kişilerin bankalarda Döviz Tevdiat hesabı olarak 120 milyar doları var. Eğer güven olsa halk önce bu dövizleri bozdurur. Bu sorunlar millî ve manevi duygulara hitap etmekle aşılmaz. Çin'den gelecek 3.6 milyar dolar da bir işe yaramaz. Millî ve ulusal olan Türkiye'nin yılda 60 milyar dolar cari açık vermesini önlemektir. Bakan Çin'den 3.6 milyar dolar dış kredi alınacağını açıkladı. Aslında Çin'in 3.6 değil, en az 50 milyar dolar kredi açması gerekirdi... Çünkü AKP iktidarında geçen 15.5 yılda Türkiye, Çin'e karşı 231 milyar 12 milyon dolar dış ticaret açığı verdi. Bize vereceği kredi olan 3.6 milyar doları Çin bizimle olan iki aylık dış ticaretinden kazanıyor. Kaldı ki Çin bu krediyi hangi vade ve hangi faizle veriyor, sorgulamak gerekir. Akla zarar işlerden birisi de dış ticarette en büyük partnerimiz, AB'den uzaklaşarak Çin'e yaklaşmamızdır. Türkiye, istikrar programı hazırlanmalı ve hazırlanıyor diye açıklama yapılmalı. Merkez Bankası faizleri artırmalı. Türkiye AB'ye hızlı dönüş yapmalı. ABD'ye bizi zor duruma sokacak bir fırsat verilmemelidir.

 

 

“ABD TÜRKİYE’YE KARŞI YAPTIRIMDA HAKSIZ”

Uluç Özülker (Emekli Büyükelçi) –  Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkiler yumağı bir sorunlar yumağı haline dönüşmüş durumda ve bunların üstesinden gelinebilme ihtimali de kolay gözükmüyor. ABD’nin İran’a yönelik ambargo sonrasında Trupm’tan sert açıklamalar geldi. Bu ülkeyle ticarette önümüzdeki dönemde ABD doları ve altın kullanılamayacağı ifade ediliyor. 4 Kasım’da da petrol ve doğalgazda ambargo başlayacak.  Türkiye’nin de buna uymaması isteniyor. Burada net olalım. ABD bütün dünya ile kavgalı. Trump sadece Amerika ve ötekiler anlayışıyla yürüyor, dünyayı bir ticaret savaşına sürüklüyor. ABD’nin tek başına koyduğu yaptırımlar, hukuk açısından hiçbir şey ifade etmiyor. Ancak, “Yaptırımı delenlere yaptırım uygularım” diyor. Suriye konusunda da anlaşmalarımız tamam değil. Yani hepsi çözüm bekliyor. Amerika empati yapmadığı için tek taraflı kendi iradesine bırakılmış gibi görünen çıkmazlardır. Yaşanan bu sorunlarda Türkiye yüzde 80 haklıdır. Bu haklılığına karşı ne yazık ki tehditler ve karşısında da herhangi bir şey kabul ettirememektedir. Brunson konusu Amerika içinde Türkiye ile ilişkin topyekün gerekebilecek ölçüde önemli bir meseledir. Niye böyle oldu, çünkü Trump, Rusya ile ilişkileri ve ülkesinde aldığı kararlarla başı çok fena halde dertte. Bir şekilde kamuoyunu kendi arkasına almayı düşünüyor. ABD’de 50- 60 milyonluk evanjelist bir nüfus var. Bunlar tabi ki de oy potansiyeli olarak, destek olarak Trump için büyük önem taşıyor. Sonuç itibariyle Amerika’nın iç politikasının Türkiye meselelerine bulaştırılması sonucunu doğurmuştur. Türkiye’ye yönelik uygulanan yaptırımlarda ABD yönetimi haksız ama güçlü devlet olduğu için baskı yoluyla sonuç alacağını düşünüyorlar. Almanya Başbakanı Merkel’in bir sözü var, dört yıl en asgari zararla bu işi geçiştirmemiz gerekecek, böyle anlaşılıyor diyor.

Amerika, Türkiye’nin stratejik önemini biliyor. NATO toplantısında herkesle kavga etti bir tek Cumhurbaşkanı’yla daha iyi bir ilişki içindeydi. İlişkilerin fevkalade sert ve kırılmayı önleyemeyeceği görüldüğünde burada her iki taraf içinde bir uzlaşmaya varmak daha hayırlı olur, düşüncesi Amerika’da da hakim. Heyetlerin görüşmesi de bu düşüncenin ürünüdür. Amerika açısından da sorunların çözülmesi önem taşıyor. Giden heyetin müzakereleri başlangıçtır. Dolayısıyla karşılıklı olarak bir yumuşama ibaresi içine girilmiş olsa da hastalıklı ilişkilerin şu sırada çözüme kavuşturulacağı kanısını da kesinlikle taşımıyorum.

  

“İRAN’A YAPTIRIM EN ÇOK TÜRKİYE’Yİ ETKİLEYECEKTİR”

Mehmet Dönmez (Emekli Büyükelçi) – Türkiye ile ABD arasında Rahip Brunson krizi ile tırmanan krize bir çözüm bulmak amacıyla Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal başkanlığındaki heyetin Vaşinton'da başlattığı görüşmeler ilgiyle izlenmektedir. ABD Dışişleri Bakanlığı yaptığı ilk açıklamada görüşmelerin devam ettiğini bildirmiştir. Heyetimiz ABD Hazine Bakanlığı ile de görüşmeler yapacaktır. Bu görüşmelerin sonuçları bir kaç gün içinde belli olacaktır. Ancak iki ülke heyetlerinin görüşmeleri başlatmasını olumlu bir gelişme olarak kabul etmek gerekir.

ABD'nin İran yaptırımlarını başlatma kararı, bölgede İran'dan sonra en çok Türkiye'yi etkileyebilecektir. Türkiye'nin İran ile ticaret hacmi 11 milyar doların üzerindedir ve bu ticaret içinde petrol önemli bir yer tutmaktadır. Ancak bu yaptırımların nasıl uygulanacağı henüz belirsizdir.

ABD Ortadoğu'da başarı elde edemeyince öteden beri yeni hedefler ortaya çıkarmıştır. Bu kararsız ve değişken tutum bir yandan İsrail'in güvenliğini sağlama almak amacını taşırken, diğer yandan da bölgeye bir gözdağı vermek amacına yöneliktir. ABD Rusya'nın Suriye'deki ağırlığını azaltmak niyetindedir. Ne var ki zamanında yapılan hatalar bu sonucu getirmiştir ve ABD'nin bunu düzeltmesi kolay değildir. Rusya ve Çin yaptırım uygulamasına karşı çıkmışlardır. ABD'nin Rusya'ya uyguladığı ekonomik yaptırımlar başarılı olamamıştır. Yaptırımlara rağmen Rusya Avrupa ve Çin’in enerji tedarikçisi olmuştur.  İran,  nükleer anlaşmadan ABD çekilince İran pazarını terk eden Batılı şirketlerin açığını Çinli şirketlerle kapatacağını açıklamıştır.

ABD'nin Avrupalı müttefikleri de kendi dertleriyle meşgul durumdadır, dolayısıyla yaptırımlara ne ölçüde destek vereceği belirsizdir. Ülkemiz bölgedeki ağırlığına ve önemine uygun ve seçenekli politikalar izlemeyi sürdürebildiği sürece ABD'ye karşı daha kararlı durabilecektir.

 

 

“ÇİN’İN BİR KUŞAK BİR YOL PROJESİ”

Orhan Ayber (Yazar / Dış Politika Yorumcusu) – 21 asra damgasını vuracak yer küremizin en büyük projesi olduğunu kabullenmeliyiz. Ancak bu proje ciddi sıkıntı ve kaygıları da bünyesinde barındırmaktadır. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping bu proje hakkında;

Çin’in ideolojik ve siyasi bir dayatma içinde olmayacağını projenin sadece ekonomik bir gelişme modeli olacağını ifade eder. Projenin büyüklüğü: 900 altyapısında proje 890 milyar dolardır. Ve Çin her yıl 150 milyar dolar harcayacaktır ve rotası üzerindeki ülkelere 130 milyar dolar kredi verebilecektir. Çin’in Bir Kuşak Bir Yol projesi ile ilgili Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 100 günlük eylem planında şu açıklamada bulundu. Çin piyasasına yöneliyoruz ilk defa Çin yuanı cinsinden tahvil ihracı yapıyoruz.

Türkiye BKBY projesinde orta koridorda yer alıyor. 2015 yılında hayata geçirilen Asya Altyapı Yatırım Bankası kurucu üyelerinden biri Türkiye’dir. (Şuan da 84 üyesi var bu bankanın)

Soru şu: Bu devasa projeden dünya ülkelerinin kaygıları nelerdir? 1-Rusya ve Çin’in Sibirya’da çok ciddi sınır uyuşmazlıkları vardı, şimdilik donduruldu. 2-Geleneksel Çin Pakistan ilişkileri (Hindistan tarafından kuşku ile izleniyor) 3- AB ise Çinli şirketlerin Avrupa’ da pek çok firmayı satın almasını kaygı ile izliyor.  4-Çin’in Afrika’daki ilişkileri öteden beri bu coğrafyayı kontrol eden ülkeleri başta AB ülkeleri olan Fransa, İtalya, Hollanda’yı rahatsız ediyor. (Çin Afrika’da çok büyük toprak satın aldı ve oradaki pek çok şirketin sahibi. Ayrıca BRICS üyesi Güney Afrika ile yakın ilişkide. Yani yaklaşık 5-10 yıl sonra Çin kara kıtanın tek sahibi olacak gibi) 5- Türkiye doları yok sayıp yerel paralarla ticaret yapabilir mi? Şimdilik yapamaz. Çünkü dolar hem ABD’nin hem Çin’in parasıdır. Türkiye Çin’den gelecek turistlerden alacağı yuandan başka Çin’e çok miktarda ürün ihraç etmesi gerekir. Yerel paralarla ticaret ancak karşılıklı ticarette denge varsa mümkün olur.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Piyasalardaki durgunluk ile enflasyonist ortamın aynı anda yaşanmasına ekonomistler “Stagflasyon” diyor. Tek başına enflasyondan veya yine tek başına resesyondan daha ...

Suudi Arabistan – Türkiye ilişkilerini büyük ölçüde etkileyecek olan “Washington Post gazetesi muhabiri Suudi Arabistanlı gazeteci Cemal Kaşıkçı olayındaki sır perdesi...

Türkiye gündeminin başına “iğneden ipliğe her ürüne yapılan zamlar” yerleşti. “Sıçrama yapan” hayat pahalılığına karşı, iktidar “dış güçler” argümanını kullanırken, be...

2004 yılından bu yana İzmir Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanlığı görevini yürüten Aziz Kocaoğlu, Mart 2019’da yapılacak yerel seçimlerde yeniden aday olmayacağını aç...

GÖZLEM, konuyu masaya yatırdı ve 81 milyonu doğrudan ilgilendiren soruyu uzmanlara sordu. İşte görüşleri...

Yazarlar
Website Security Test