Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Teşhiste de, tedavide de yanlışlar ve eksikler var

31.8.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

GÖZLEM, “Ekonomik kriz ve alınan tedbirler” konusunu, masaya yatırdı ve uzmanlara sordu; işte görüşleri…

Türkiye ekonomisi son dönemde ciddi sarsıntılar yaşıyor. ABD’den gelen yaptırımlara uluslararası derecelendirme kuruluşlarının kredi notlarını kırması da eklendi. Son olarak Moody's, salı günü yaptığı açıklamada Türkiye’den 18 bankanın ve iki aile bazlı finans şirketinin notunda indirime gitti.

Moody’s verilerine göre hâlihazırda bankaların elinde 48 milyar dolar likit varlık var. Merkez Bankası’nın zorunlu dolar rezerviyle bu rakam 57 milyar dolara çıkıyor. Bu tablo, söz konusu tüm borçların çevrilmesinin olanaklı olmadığını gösteriyor.

Türkiye ekonomisindeki borçlanmaya dayanan dinamiğin sorunlu yapısına dönük bir uyarı da Amerikan yatırım bankası JP Morgan’dan geldi. Banka, Türkiye’nin Temmuz 2019’a kadar ödemesi gereken toplam dış borcunun 179 milyar olduğunun ve bu miktarın, Türkiye’nin gayrisafi yurt içi hasılasının yaklaşık dörtte birine tekabül ettiğinin altını çiziyor. JP Morgan’a göre Türkiye’yi keskin bir küçülme bekliyor.

Peki, TÜİK verilerine göre sürekli büyümeye devam eden Türkiye ekonomisi gerçekten küçülüyor mu? Son dış ticaret açığı verilerine göre ihracat 2018 yılı temmuz ayında, 2017 yılının aynı ayına göre yüzde 11,6 artarak 14 milyar 77 milyon dolar, ithalat yüzde 6,7 azalarak 20 milyar 59 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bu veriler uyarınca dış ticaret açığının yüzde 32,6’lık bir düşüş gösterdiği görülüyor.

 

Tedbirler…

Hazine ve Maliye Bakanlığı, yeni tedbir paketini açıkladı. Kredi kanallarının açık tutulmaya devam edileceğini belirten Bakanlık, kur artışı nedeniyle limit aşımı oluşan kredilerde limit aşımının dikkate alınmayacağını ve kredi kapama talebi yapılmayacağını duyurdu.

Bakanlık'tan yapılan yazılı açıklamada, "Hazine ve Maliye Bakanlığı olarak, ülkemize karşı başlatılan ekonomik saldırıların etkilerini kırmak ve ekonomimizi daha güçlü temellere kavuşturmak amacıyla başlattığımız politikalarımızı sürdürürken, kurdaki yükseliş sonrası bankalarımızı ve reel sektörümüzü rahatlatmak için devreye aldığımız aksiyon planımızı uygulamaya devam ediyoruz. Bu kapsamda özellikle reel sektörümüzün banka kredileri kapsamında bir dizi rahatlatıcı tedbiri bugün itibari ile devreye alıyoruz" ifadelerine yer verildi.

Bankalar Birliği ile belirlenen tedbirler ile her bir firmanın durumu ayrı ayrı özenle değerlendirilerek ve karşılıklı iyi niyet esasına dayalı olarak önlem alınacağı belirtildi.

 

Kredi kanalları açık tutulacak

Açıklamada alınan tedbirler şöyle sıralandı:

- Kredi kanalları açık tutulmaya devam edecektir.

- Firma nakit akışlarının sürdürülebilirliğini teminen, vade ve fiyatlamalarda esneklik sağlanmaya devam edilecektir.

- Kur artışı nedeniyle limit aşımı oluşan kredilerde limit aşımı dikkate alınmayacak ve kredi kapama talebi yapılmayacaktır.

- Yine kur etkisi ile teminat değeri risk tutarını karşılamada yetersiz kalan krediler için firmalardan ilave teminat talep edilmeyecektir.

- 8 Ağustos 2018 tarihinden itibaren yaşanan ekonomik ortam nedeni ile oluşan kredi gecikmeleri, karşılıksız çek ve protesto edilen senetler Risk Merkezi'ne mücbir sebep koduyla bildirilebilecektir. Bu uygulama ile firmaların kredi erişimlerine engel teşkil etmeyecektir.

 

Türkiye ekonomisi halen döviz sıkıntısı yaşıyor. Dikkatler ise önümüzdeki günlerde açıklanması beklenen Orta Vadeli Program (OVP), 2019 Kamu Bütçesi’ne çevrildi. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak OVP’in Eylül ayının ilk yarısında açıklanacağını duyurdu. Albayrak'tan gelen ilk sinyal, 2019 yılı için yüzde 3-4 civarında bir GSYİH büyümesinin hedeflenmesi ve enflasyonun tek haneli rakamlara düşürülmesi yönündeydi. Albayrak Cari Açığın, GSYİH’in yüzde 4’nde, bütçe açığının ise yüzde 1.5’nda dengeye oturtulacağını da eklemişti.

Türkiye ekonomisi son dönemde ciddi sarsıntılar yaşıyor. ABD’den gelen yaptırımlara uluslararası derecelendirme kuruluşlarının kredi notlarını kırması da eklendi. Son olarak Moody's, salı günü yaptığı açıklamada Türkiye’den 18 bankanın ve iki aile bazlı finans şirketinin notunda indirime gitti.

Moody’s verilerine göre hâlihazırda bankaların elinde 48 milyar dolar likit varlık var. Merkez Bankası’nın zorunlu dolar rezerviyle bu rakam 57 milyar dolara çıkıyor. Bu tablo, söz konusu tüm borçların çevrilmesinin olanaklı olmadığını gösteriyor.

Türkiye ekonomisindeki borçlanmaya dayanan dinamiğin sorunlu yapısına dönük bir uyarı da Amerikan yatırım bankası JP Morgan’dan geldi. Banka, Türkiye’nin Temmuz 2019’a kadar ödemesi gereken toplam dış borcunun 179 milyar olduğunun ve bu miktarın, Türkiye’nin gayrisafi yurt içi hasılasının yaklaşık dörtte birine tekabül ettiğinin altını çiziyor. JP Morgan’a göre Türkiye’yi keskin bir küçülme bekliyor.

Peki, TÜİK verilerine göre sürekli büyümeye devam eden Türkiye ekonomisi gerçekten küçülüyor mu? Son dış ticaret açığı verilerine göre ihracat 2018 yılı temmuz ayında, 2017 yılının aynı ayına göre yüzde 11,6 artarak 14 milyar 77 milyon dolar, ithalat yüzde 6,7 azalarak 20 milyar 59 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bu veriler uyarınca dış ticaret açığının yüzde 32,6’lık bir düşüş gösterdiği görülüyor.

 

 

Tedbirler…

Hazine ve Maliye Bakanlığı, yeni tedbir paketini açıkladı. Kredi kanallarının açık tutulmaya devam edileceğini belirten Bakanlık, kur artışı nedeniyle limit aşımı oluşan kredilerde limit aşımının dikkate alınmayacağını ve kredi kapama talebi yapılmayacağını duyurdu.

Bakanlık'tan yapılan yazılı açıklamada, "Hazine ve Maliye Bakanlığı olarak, ülkemize karşı başlatılan ekonomik saldırıların etkilerini kırmak ve ekonomimizi daha güçlü temellere kavuşturmak amacıyla başlattığımız politikalarımızı sürdürürken, kurdaki yükseliş sonrası bankalarımızı ve reel sektörümüzü rahatlatmak için devreye aldığımız aksiyon planımızı uygulamaya devam ediyoruz. Bu kapsamda özellikle reel sektörümüzün banka kredileri kapsamında bir dizi rahatlatıcı tedbiri bugün itibari ile devreye alıyoruz" ifadelerine yer verildi.

Bankalar Birliği ile belirlenen tedbirler ile her bir firmanın durumu ayrı ayrı özenle değerlendirilerek ve karşılıklı iyi niyet esasına dayalı olarak önlem alınacağı belirtildi.

 

Kredi kanalları açık tutulacak

Açıklamada alınan tedbirler şöyle sıralandı:

 

- Kredi kanalları açık tutulmaya devam edecektir.

- Firma nakit akışlarının sürdürülebilirliğini teminen, vade ve fiyatlamalarda esneklik sağlanmaya devam edilecektir.

- Kur artışı nedeniyle limit aşımı oluşan kredilerde limit aşımı dikkate alınmayacak ve kredi kapama talebi yapılmayacaktır.

- Yine kur etkisi ile teminat değeri risk tutarını karşılamada yetersiz kalan krediler için firmalardan ilave teminat talep edilmeyecektir.

- 8 Ağustos 2018 tarihinden itibaren yaşanan ekonomik ortam nedeni ile oluşan kredi gecikmeleri, karşılıksız çek ve protesto edilen senetler Risk Merkezi'ne mücbir sebep koduyla bildirilebilecektir. Bu uygulama ile firmaların kredi erişimlerine engel teşkil etmeyecektir.

 

Türkiye ekonomisi halen döviz sıkıntısı yaşıyor. Dikkatler ise önümüzdeki günlerde açıklanması beklenen Orta Vadeli Program (OVP), 2019 Kamu Bütçesi’ne çevrildi. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak OVP’in Eylül ayının ilk yarısında açıklanacağını duyurdu. Albayrak'tan gelen ilk sinyal, 2019 yılı için yüzde 3-4 civarında bir GSYİH büyümesinin hedeflenmesi ve enflasyonun tek haneli rakamlara düşürülmesi yönündeydi. Albayrak Cari Açığın, GSYİH’in yüzde 4’nde, bütçe açığının ise yüzde 1.5’nda dengeye oturtulacağını da eklemişti.

 

“ALINAN ÖNLEMLER KUR İSTİKRARI İÇİN YETERLİ MİDİR?”

 

Esfender Korkmaz (Prof. Dr) –Bugüne kadar alınan önlemler, ya geç oldu veya marjinal düzeyde kaldı. Söz gelimi faiz artırımında Merkez Bankası geç kalmıştı. Sonrasında bir artış yapmadı. Piyasa faizi ile gösterge faizi arası açıldı. Aslında eğer alınan önemler etkili olsaydı, bugün Türk Lirası yüzde 45 daha düşük değerde olmazdı.

 

Açıklanan resmi veriler ve uluslararası göstergeler, kurda istikrarsızlığın tırmanacağını gösteriyor.

 

  1. Ağustos ayı itibariyle hizmet sektöründe, perakende ticaret sektöründe ve inşaat sektöründe güven endeksi yüzün altına indi. Reel sektörde güven sorunu oluştu. Ayrıca Tüketici güven endeksi de dip yaptı. Üretici ve tüketici güveni ekonomik gidişatın barometresidir.

 

  1. Bu sene ilk 6 ayda doğrudan yatırım sermayesi girişi geçen seneye göre yüzde 15 geriledi. Yine aynı dönemde portföy yatırımı olarak 17.5 milyar dolar net giriş oldu. Bu sene sıfıra indi. (79 milyon dolar) Döviz açığı büyüdü.

 

  1. Geçen sene 6 ayda dış borçlanma 5 milyar dolar, bu sene 18 milyar dolar oldu.

 

  1. Türkiye’nin dış borç sigorta risk primi, İMF kapısındaki Arjantin’i geçti. (Arjantin 434 baz puan Türkiye 500 baz puan) Ayrıca Fitch Raiting bu alanda Türkiye notunu yüksek risk düzeyine indirdi.

 

  1. Bu sene 6 ayda bankaların batık kredi miktarı 74 milyar liraya ulaştı. İpotekli kredilerini ödeyemeyen 13 bin 500 konut bankalara geçti.

 

  1. İnşaat sektöründe yarım kalmış inşaatlar oluştu. Konut sektöründe arz fazlası var.

 

  1. 2004 yılında yüzde 9 olan enflasyon yüzde 15’e yükseldi.

 

  1. Fiili işsiz sayısı 5.5 ile 6 milyon arasındadır.

 

  1. Banka yapılandırmaları ve iflas isteyenler arttı.

 

Özetle bu sorunlar varken, elbette kur artacaktır. Ekonomik bünye zayıfsa, Trump gibi kafasına esen herkes o ekonomiye zarar verir. Bünye sağlam olsaydı, bin Trump zarar veremezdi.

 

Çözüm için:

 

  1. Güven ortamı oluşması için Türkiye, Avrupa Birliği’ne Demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları standartlarına uyacağını dünyaya taahhüt etmelidir.

 

  1. Kısa vadeli acil önlemler içinde, MB faizi artırmalı, MB kanunu değişmeli ve Banka aynı zamanda kuru da gözetmelidir. 4 kamu bankası özelleştirilmelidir.

 

  1. Popülizmin dışlandığı yapısal çözümler öngören bir ekonomik istikrar programı hazırlanmalı ve ilan edilmelidir.

 

  1. Türkiye de mevcut 3 milyon Suriyeli Türkiye’den çıkarılmalı Suriye de güvenlik bölgesine gönderilmelidir.

 

 

 

“İHRACATI ARTTIRACAK GÜVENİN VERİLMESİ GEREK”

 

Ali Nail Kubalı (Dr. Ekonomist) –Şu ana kadar krizle ilgili yani makro düzeyde yeterli tedbir alınmadı. Benim kanaatim, bu tür krizlerin acilen çözülebilmesi için ihracatın hızlı bir şekilde arttırılması, ithalatın da hızlı bir şekilde kısılması lazım. Yani dış ticaret açığının kapatılması hedeflenmeli! İhracatı hızlı bir şekilde arttırmanın yolu ihraç ürünlerimizin fiyatlarını döviz bazında ucuzlatmak, yani Türk Lirasının fiyatını azaltmak, dövizin fiyatını da yükseltmektir. Bu yapılırsa ihracatımızı hızla artırırız. Türkiye’de yüzde 30’un üzerinde atıl kapasite var, bu kapasite süratle ihracata yönlenebilir. Döviz fiyatları yüksek olduğu için ithalat da azalır.

 

Ancak bu gelişmenin hızlıca gerçekleşmesi için Merkez Bankasının döviz fiyatlarını düşürüp TL’yi yükseltmeye çalışmaması lazım. Döviz fiyatlarının düşürülmesinden korkan ihracatçı bugün için karlı olan bir malı ihraç etmekten çekinmektedir. Çünkü döviz geldiğinde kur düşmüşse bu günkü döviz fiyatı ile karlı olan bir ürün düşük döviz fiyatı ile ihracatçıya daha az TL sağlamış olacak ve karını zarara döndürebilecektir. Bu ihtimal ihracat artışını yavaşlatmaktadır. Buna rağmen bu günkü yüksek döviz fiyatları Türkiye’nin ihracatını Temmuz ayında yüzde 15’in üzerinde artmış, ithalat da yüzde 5- 6 civarında azalmıştır. Yani döviz fiyatlarının etkisi görülmeye başlamıştır.

 

Merkez Bankası’nın tersini yapmaya çalışmasına rağmen artan döviz fiyatları dış ticaret açığını azaltıcı bir etki yapmaya şimdiden başlamıştır. Bu etkiyi hızlandırmak için yapılması gereken, Türkiye’nin gerek Merkez Bankası’nın ağzından gerek hükümetin ağzından “Türkiye ihracatını arttırmak zorundadır, döviz açığımızı ihracatımızı arttırarak, ithalatımızı kısarak karşılayacağız. Bunun için de döviz fiyatlarının bugün olduğu seviyeden yüzde 5’ten daha fazla aşağı inmesine müsaade etmeyeceğiz” şeklinde bir deklarasyon yapılmasının ihracatın çok hızlı bir biçimde artmasını sağlayacağına inanıyorum. Faizleri yükseltip Sıcak parayı davet etmek kurları kalıcı bir biçimde düşürmediği gibi, sanayici hem faizlerden hem de kurdan olumsuz etkilenmiş oluyor, hem de kurların yeniden düşürüleceği endişesi ile yeterince ihracat yapamıyor. Bu nedenle ihracatımız çok daha fazla artacakken artmıyor, döviz dar boğazı devam ediyor.

 

Dar boğazdan acil bir biçimde kurtulmak için “yüksek faiz / sıcak para” paradigmasını değiştirip, “rekabetçi döviz / TL ile ihracat = ithalat dengesi” paradigmasına geçmemizi şart görüyorum!

 

 

 

“YANLIŞLARDAN ARINMAK, BEDEL ÖDEMEK GEREKİYOR!..”

 

Uğur Civelek (Gazeteci /Yazar) –Ekonomik krize sebep olan faktörlerin kökenine inmeniz, onların sorun üretmekten uzaklaşmasını sağlamanız ve oluşan hasarın bedelini de ödemeniz lazım. Biz bunları yapmadık, sonuçlarıyla uğraşıyoruz, hangi sonuçlar? Kurdaki hareketi anlamaya çalışıyoruz, faiz yükselmesinden kaçınmaya çalışıyoruz, milletin şu anki faizleri görmesine engel olmaya çalışıyoruz, beklentilerin daha fazla bozulmasını engellemeye çalışıyoruz. Krizin sebepleri üzerine yoğunlaşmak o yanlışlardan arınmak ve bedel ödemeye razı olmak lazım. “Şu anda bu konuda bir şeyler söyleniyor” diyorsanız, ben duyamıyorum.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

YPG / PYD Fırat'ın Doğusu'ndaki "32 kilometre derinliğindeki Güvenli Bölgeden çekiliyor" ve "ağır silahları" bırakıyor. Güvenli Bölgesi ABD ile işbirliği içinde "Türk ...

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov "Suriye'nin toprak bütünlüğü zarar görmemeli" derken, Esat ordu birliklerinin girdiği "Kobani" başta Münbiç ve Rakka gibi şehirlerin "ne ...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence görüşmesinin piyasalara yansıması nasıl oldu? Türkiye - ABD zirvesinden çıkan ateşkes kararının ...

GÖZLEM konuyu uzmanlara sordu. İşte cevapları...

Suriye'de Fırat'ın doğusundaki terör unsurlarına yönelik başlatılan ''Barış Pınarı Harekatı'' sonrası Türk ekonomisindeki gelişmeler nedir? GÖZLEM konuyu uzmanlarına s...

Türkiye İstatistik Kurumunun açıkladığı rakamlara göre tüketici enflasyonu tek haneye düştü. Çarşı / Pazar / Ev / Mutfak gerçeklerinden çok uzak olan bu rakamlara hem ...

20 yıl Adalet Partisi İzmir milletvekilliği, 5 defa bakanlık yapan ''İzmirli'' Ali Naili Erdem, Türk Siyasetinin dününü ve bugününü anlattı. İzmir'de bıraktığı izleri...

Yazarlar
Website Security Test