Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

''Suriyeliler'' konusu, ''Savaştan kaçanlar'' olarak geçiştirilemez!

19.10.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye genelinde son günlerde Suriyeliler ile Türk vatandaşları arasında gerilim haberleri ön plana çıktı. Neredeyse her ilden Suriyelilerle “kavga” haberleri geliyor.

Türkiye genelinde son günlerde Suriyeliler ile Türk vatandaşları arasında gerilim haberleri ön plana çıktı. Neredeyse her ilden Suriyelilerle “kavga” haberleri geliyor.

Konu, AKP’nin Kızılcahamam’daki “kamp” toplantısında da milletvekilleri tarafından dile getirildi.

Son olarak “Şanlıurfa’da 2 kardeşin Suriyeliler tarafından öldürüldüğüne dair” haberler duyulunca, kentte olaylar çıktı. Vatandaşlar Suriyelilerin yaşadığı mahallelere yürüdü. Olaylar üzerine 639 Suriyeli sınır dışı edilirken, 50’den fazla insan gözaltına alındı.

Yeniçağ Gazetesi’nden başka hemen hemen hiçbir gazetenin üzerine eğilmediği olay, “Osmanlı Mahallesi'nde birbirine komşu olan Türk ve Suriyeli ailelerin çocukları kavga etmesiyle başladı. “Ailelerinin de dahil olmasıyla büyüyen kavgada Suriyelilerin tüfekle ateş açması sonucu Mahmut ve Mesut Dağ kardeşler öldüğü, 3 kardeşlerinin ise yaralandığı” haberi bir anda sosyal medyadan bütün kente yayıldı.

Yaşananların ardından sosyal medya hesaplarından haberi duyan çok sayıda kişi Suriyelilerin yoğun olarak yaşadığı Eyyübiye, Osmanlı, Devteşti ve Atatürk mahallelerine girdi. Öfkeli kalabalık, mahallelerde Suriye uyruklu kişilerin ev ve iş yerlerini taşladı, büyük zarar verdi.

Bu arada bazı Türk esnafının da işyerlerinin camına ‘Vallahi billahi Suriyeli değil Urfalıyız’ yazısı astığı görüldü. Artan gerilim üzerine Şanlıurfa Valisi Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin, kentteki sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve muhtarlarla bir araya gelerek sükunet çağrısında bulundu.

Suriyelilerle Türk vatandaşları arasında son dönemde gerilim haberlerinde artış dikkat çekiyor. Yakın zamanda basına yansıyan benzer gerilim haberleri Elazığ ve Bursa’da da yaşandı. Bursa’nın merkez Osmangazi İlçesi Başaran mahallesinde 13 Eylül’de yaşanan olayda yaklaşık 20 kişilik Suriyeli gruptan kaçan bir çocuk, Mehmet Kahraman’a ait kahvehaneye sığındı. Suriyeli grubun çocuğu kendilerine teslim etme isteğini reddeden Kahraman, öfkeli kalabalık tarafından bıçaklı saldırıya uğradı. Elinden ve karnından yaralanan Mehmet Kahraman, Muradiye Devlet Hastanesi’nde tedaviye alırken, kahvedekilerin tepki göstermesi üzerine grup kaçtı. Yaşanan olayın ardından akşam saatlerinde toplanan bir grup, Suriyelilere ait ev ve iş yerlerine saldırarak camlarını kırdı. “Mahallede Suriyeli istemiyoruz” şeklinde slogan atan öfkeli kalabalığı polis ekipleri, ikna etti.

En son olay Denizli'nin Kale ilçesinde yaşandı. Suriyeli oldukları öğrenilen 10 kişinin, 14 yaşındaki kız çocuğuna tecavüz ettiği iddia edildi. Kentte olaylar çıkarken, Kaymakam Murat Güneş Suriyelilerin sabaha kadar ilçeden tahliye edileceğini söyledi. N.D. adlı kız çocuğunun cinsel istismarı bir arkadaşına anlatmasıyla olay polise bildirildi. Emniyet güçleri, olaya karışan 10 Suriyeliyle ilgili gözaltı işlemi başlattı. Polis, şüphelilerden 5’ini yakalayıp gözaltına alırken diğer 5 kişinin henüz yakalanamadığı öğrenildi. Olay duyulur duyulmaz ilçede büyük bir kargaşa yaşandı. Adliye ve emniyet önünde toplanan binlerce vatandaş Suriyelilerin kendilerine verilmelerini istedi. Kalabalık kontrol altına alınamayınca çevre illerden Kale'ye takviye ekipler gönderildi. Olayların gece saatlerine kadar devam ettiği öğrenildi. Olay yerine gelen Kale Kaymakamı Murat Güneş, megafonla vatandaşları yatıştırmaya çalıştı. Kalabalığı sağduyulu davranmaya çağıran Güneş, 30 Suriyeli ailenin tahliye edildiğini ve ilçede kalan diğer Suriyelilerin de tahliye edileceğini söyledi.

 

 

“BU KONU ‘SAVAŞTAN KAÇANLAR’ OLARAK GEÇİŞTİRİLEMEZ”

Soner Aydın (Emekli Albay) –Ağustos 2018 ayı resmi rakamlarına göre Türkiye’de 3,5 milyon Suriye vatandaşı bulunmaktadır. Ülkemizde 276 bin Suriyeli bebek doğmuştur. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına kabul edilen Suriyeli sayısı 50 bin civarındadır. Toplam 120-130 bin civarında Suriyelinin vatandaşlığa kabul edileceği söylenmektedir. Son dönemde Suriye Yönetiminin ve Rusya’nın İdlib’de icra ettikleri operasyon nedeniyle bölgeden kaçarak Türkiye’ye sığınan veya gayri resmi yollarla Türkiye’ye geçen Suriyeli sayısı ile ilgili bilgi yoktur. Basına yansıyan şekliyle İdlib boşalmıştır, bölge halkının nereye gittiğiyle ilgili bir bilgi de yoktur.

Bu tablo gelecekte birçok konuda ülkemizi sıkıntıya sokabilecek bir tablodur. Kısa zaman önce Şanlıurfa’da “çocuk kavgası” nedeniyle Türk ve Suriyeli ailelerin karşı karşıya gelmesi neticesinde; 2 Türk kardeşin Suriyeliler tarafından ateşli silahla vurularak öldürülmesi, 3 kardeşin de yaralanması, yine kısa zaman önce Denizli’nin Kale ilçesinde 14 yaşındaki bir kız çocuğuna cinsel istismar suçundan 5 Suriyelinin gözaltına alınması üzerine 500 kişilik öfkeli kalabalığın adliye önünde toplanarak zanlıların kendilerine verilmesini istemeleri, sonrasında 30 Suriyeli ailenin (100 kişiden fazla) ilçeden tahliye edilmeleri, yine Denizli’de bir esnafın “iş yerine Suriyeli ve diğer göçmenlerin girmemesi, aksi halde dayak yiyecekleri” şeklinde yazı asması ve sonrasında gözaltına alınması gelecekte yaşanabilecek daha vahim olayların emareleri olarak değerlendirilmeli ve ciddiye alınmalıdır. İzmir’de bile Suriyeli korkusu nedeniyle gece bankamatiklerden para çekmekten korkan insanlar vardır.

Halkımızın; (maalesef) hemşericilik, bölgecilik, inanç, mezhep ve etnik hassasiyeti ve bu değerler çevresinde süratle bir araya gelerek örgütlenme özelliği bilinen bir gerçektir. Bu konu; Suriyelilerin sürekli “yabancı” olarak görülmesine, dışlanmasına, aşağılanmasına ve yalnızlaştırılmasına yol açmaktadır. Bu durum Suriyelilerin kendi aralarında birliktelikler oluşturmalarına neden olacak ve karşılıklı tepkiler daha da artacaktır. Ayrıca Suriyelilere sağlanan ekonomik ve sosyal ayrıcalıklar; toplumumuzda, onlara sağlananın çok altında yaşam standardı ve sosyal imkanları olan vatandaşımız tarafından haksızlık olarak değerlendirilmektedir. Bölge kültürü dikkate alındığında; Şanlıurfa’da ve Denizli’de yaşanan olaylarda olduğu gibi, bu tepkilerin karşılıklı düşmanlıklara neden olması kaçınılmazdır. Sonrasında basit bir “çocuk kavgası” bile fitili ateşlemeye yetecektir.

Zaman içinde; vatandaşlık verilenlerle Türkiye’de doğarak vatandaş olmaya hak kazananlar, misafir olduklarını kabul etmeyecekler ve hak iddialarında bulunabileceklerdir. Bu durum toplumda ayrılıkçı düşünceleri körükleyebilecek, kronikleştirebilecektir. Yakın tarihimizde; Osmanlı İmparatorluğu’nda Balkanlardan başlayarak yayılan ayrılıkçı akımlar, en kıymetli tebaası olarak gördüğü Arap toplumunun bile ayrılıkçı akımlara kapılmasının sonucunda devlete ihanetleri ve halen Kürt vatandaşlarımızın nasıl kışkırtıldığı hatırlandığında durumun hassasiyeti daha iyi anlaşılır. Bu, bir devletin içine nifak sokmaya çalışan bütün odakların istismar etmek için aradığı en uygun durumdur. Ülkemizde bazı siyasetçilerin bile etnik aidiyet, inanç ve mezhep üzerinden siyaset yaptığı bilinmekte ve sakıncaları halen yaşanmaktadır.

Bunlardan da önemlisi bu konu; “savaştan kaçan mağdur insanları misafir etmek” olarak geçiştirilebilecek bir konu değildir. Bu misafirlerin nasıl olup da istedikleri kente yerleşebildiklerinin, misafirliğin ne kadar süreceğinin, yeni misafirlerin gelip gelmeyeceğinin de üzerinde durulması gerekmektedir. Türkiye’nin ekonomik gücü; daha ne kadar sığınmacı kabul etmesine ve bu sığınmacıları ne kadar süre ile ağırlamasına izin verecektir? Bu durumun kronikleşmesi ülkemizi ekonomik olarak da olumsuz etkileyecektir. Daha bir ay kadar önce Suriye Yönetimi ve Rusya’nın İdlib’de başlattığı operasyon nedeniyle 2,5 milyon kadar sığınmacının Türkiye’ye kaçması olasılığının bile nasıl bir panik havası yarattığı hatırlanacaktır.

Bunlarla birlikte, ABD’nin Suriye’nin şekillendirilmesi ve İsrail’in güvenliğini sağlama projesi kesintisiz sürdürülmektedir. Hatta Suriye’nin kuzeyinde bir Kürt bölgesi oluşturulması ve PKK’nın Suriye kolu olan PYD’ye NATO ve BM nezdinde meşruiyet kazandırma gayretleri ve Suriye’nin yeniden şekillendirilmesinde rol verilmesi de paralel olarak yürütülmektedir. Rusya ve İran’ın tutumu ve Türkiye’nin tavrı dikkate alındığında, ABD ve İsrail’in bu çalışmalarının gelişmesi halinde Suriye’deki sorunun çok uzun yıllar devam etmesi kaçınılmaz görünmektedir. Sorun devam ettikçe Suriyeli misafirler ağırlanmaya devam edilecek midir? Bu sorunun kalıcı çözümü için; Suriye’nin toprak bütünlüğü ve yapısı mutlaka korunmalı, Suriye Yönetimiyle sağlıklı ve çözüm odaklı iletişim kanalları kurulup geliştirilmeli, bütün bölge ülkeleriyle bölgenin huzur ve istikrara kavuşması için müşterek çalışmalar yapılmalı ve Suriyelilerin kendi ülkelerine dönmeleri mutlaka sağlanmalıdır. 1930 yılında başlayan çalışmalarla 1937 yılında Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında imzalanan Sadabat Paktının amaç ve hedefleri incelendiğinde; o yıllarda görülen tehdit ve alınan tedbirlerle, bu günkü durum ve gelinen nokta daha iyi anlaşılacaktır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

EGSD Yönetim Kurulu Başkanı Atınç Abay, konuk olduğu Gözlem Gazetesi Yayın Kurulu Toplantısında Türk şirketlerinin mevcut ekonomik darboğazdan çıkış sürecini iyi yönet...

Gözlem, “Atatürk Düşmanlığının yaygınlaştırılmaya çalışıldığı” bir dönemde Ali Erbaş’ın, Mısıroğlu’nu ziyaretinin arka planını araştırdı ve uzmanlara sordu, işte cevap...

TÜSİAD, “Kalkınmayı esas alan bir perspektifle serbest piyasa ilkelerinden taviz vermeden, ekonomimizi yeniden ayağa kaldırmamız gerekiyor. Bunun yolu en başta şeffaf,...

GÖZLEM öğrencileri bile isyan ettiren olayları ve “Milli Eğitimin yarınını” uzmanlara ordu, işte cevapları…

2015’de yapılan kapsamlı anlaşmadan çekilen ABD’nin İran’a yönelik yeni yaptırımları, üçüncü ülke ve şirketleri de kapsayacak şekilde uygulamaya kondu. Ham petrolünün ...

Gözlem’e konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, hizmette devamlılığa vurgu yaparak “Biz bilim ne diyorsa onu yaptık. Gelecek başkan da bu anlayışı de...

TÜFE’nin alt kalemlerinden ev eşyası grubunda yüzde 38, ulaştırmada yüzde 32; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 31,5 ve konutta yüzde 25,72 artış gerçekleşti. Yılbaşı...

Yazarlar
Website Security Test