Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

AKP ile MHP arasındaki havalar bozuk

26.10.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Siyaset uzmanları ve duayenleri, “parti menfaati ortaklığının zorunlu olarak devam edebileceğini söylüyorlar, ne var ki “Ama…” diyorlar; işte görüşleri…

GİZEM AY

 

MHP lideri Devlet Bahçeli, "Parti olarak 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Seçimleri'ne yönelik herhangi bir ittifak beklentimiz, ittifak arayışımız, ittifak niyetimiz geldiğimiz bu aşamada artık kalmamıştır” dedi.

Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) bu haftaki grup toplantısında yaptığı konuşmada, “24 Eylül 2018 Pazartesi günü TBMM'ye sundukları kanun teklifinin, mana ve muhtevası itibariyle bir af olmadığını” söyledi. "Teklifimizin tartışmasız yanındayız, arkasındayız" ifadesini kullanan Bahçeli, "Gevşeme yok, vazgeçmek yok, geri dönüş yok. Şu anda demir parmaklıkların ardında özgürlük düşü kuran kader mahkumlarının elinden tutulmasını bekliyor, milli iradenin tecelligahı olan Gazi Meclis'e kuşkusuz güveniyoruz" diye konuştu.

“Teröristleri, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne kast eden suçluları, katilleri, istismarcıları, tecavüzcüleri, kadın cinayeti işleyen alçakları istisna tuttuklarını” belirten Devlet Bahçeli, şöyle konuştu:

"Diyorlar ki 'uyuşturucu kullananlar şartlı ceza indirimiyle salıverilecekler.' Kanun teklifimizi sadece bu temele indirgemek, sadece bu eksene sabitlemek tarifi olmayan insafsızlıktır. Yaptığımız vicdanımızın sesini dinlemek, adaletin çağrısına riayet etmektir. Cezaevlerinde uyuşturucu suçundan dolayı 36 bin 212 hükümlü, 14 bin 174 tutuklu olmak üzere toplam 50 bin 386 kişi bulunmaktadır. Bunların çoğu kullanılan, tutsak düşürülmüş, muhtaçlıkları sömürülmüş, vicdanları rehnedilmiş, aklı kiralanmış kişilerdir. Bunların önemli bir bölümü ıslah olmuşsa, pişmanlık göstermişlerse, hatalarını anlamışlarsa ve de bir fırsat istiyorlarsa, görmeyelim mi, duymayalım mı, konuşmayalım mı? Bunları topluma kazandırmak için siyaset sorumluluk almasın mı? Uyuşturucu en hassas olduğumuz sorunlardan birisidir. Milliyetçi-ülkücü hareketi uyuşturucu konusunda tartışmaya açmak hiç kimsenin harcı, hiç kimsenin haddi değildir. Biz bu musibetle kıran kırana mücadele ettik, ediyoruz."

 

“Andımız” tartışması

Bahçeli bir başka tartışma konusu olan ‘Andımız’ için “Andımız Türk milletinin ruh kökünde doğmuştur. Danıştay çözülme sürecinin kötü bir hatırasını söküp atmıştır. Elbette doğru yapmıştır. Neymiş Danıştay hukuka uygunluk denetiminin sınırlarını aşmış; bunların hepsi zırvadır uydurmadır temelsizdir. Papaz kararına ses çıkaramayanlar Andımızın okunacağını duyunca ayağa kalkmışlar kanundan hukuktan bahsetmeye başlamışlar. Bu tespiti yapanların milli kimlikten ne anladıkları şaibelidir. Türküm demek ayıp mıdır? Bize kırmızı çizgi hatırlatması yapan gafiller unutmasınlar ki MHP'nin kırmızı çizgisi Türklüğün varlığı ve bekasıdır. Türk olmanın bedeli varsa can feda olsun'' dedi.

 

Bahçeli: “İttifak yerelde sona erdi”

AKP ile MHP arasında, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Adına ‘Cumhur İttifakı’ diyebiliriz” sözleriyle 20 Şubat günü kurulan ve 4 Mayıs’ta resmiyete kavuşan ittifak, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin parti olarak Marttaki yerel seçimlere dair bir ‘beklentileri, arayışları ve niyetleri’ kalmadığını” söylemesiyle “şimdilik” yerelde sona erdi.

Bahçeli grup toplantısında tonu git gide yükselen konuşmasında Cumhur İttifakı'na noktayı şöyle koydu:

"Milliyetçi Hareket Partisi olarak bundan böyle kendi göbek bağımızı kendimiz kesmeye hazırız, kararlıyız. Önemle diyorum ki; Hiçbir ittifak bir tarafın reddedilmesiyle, geri adıma zorlanmasıyla, yok sayılmasıyla, tez ve önermelerinin görmezden gelinmesiyle ayakta kalamayacaktır. Hiçbir ittifak diğer tarafın tahakküm ve dayatmasıyla, üstten bakmasıyla, parmak sallamasıyla yaşayamayacaktır. Hiçbir ittifak pozisyon hatırlatmasıyla, devamlı çatladı çatlıyor ihbarlarıyla, zamana oynamayla, şartların kollanmasıyla varlığını devam ve idame ettiremeyecektir. Samimiyet, safiyet, fedakarlık ve dürüstlük olmadan eşitler arası ilişki sürdürülemeyecektir. Adalet ve Kalkınma Partisi içinde ittifak çabalarını dinamitlemek için sürekli faaliyet içinde olanlar sevinç taklaları atabilirler, heyetler görüştü görüşmedi, oldu olmadı, yasal zemin vardı yoktu tartışmalarına son vermenin vakti gelmiştir. Bu kronikleşmiş süreci uzatmanın anlamı ve alemi yoktur. Parti olarak 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Seçimlerine yönelik herhangi bir ittifak beklentimiz, ittifak arayışımız, ittifak niyetimiz geldiğimiz bu aşamada artık kalmamıştır. İşin tadı kaçtığından zoraki görüşmelerle bir yere varmanın imkanı olmayacaktır. Oyalanmaya, milleti aldatmaya, sabırları sınamaya, umutlarla oynamaya lüzum da yoktur."

 

Erdoğan: “Kader mahkumu diyebilir miyiz?”

Recep Tayyip Erdoğan ise, AKP'nin grup toplantısında yaptığı konuşmada, MHP ile gerginliğe sebep olan ’”af’” konusunda da “Temel ilke, bir devlet kendisine karşı işlenen suçları af yetkisine sahip olabilir, ama halkına, milletine, kişilere karşı işlenen suçları af yetkisine devlet sahip değildir” dedi.

 

Erdoğan, Bahçeli’nin “kader mahkumu” söylemine de değindi ve “Allah aşkına bunlara kader mahkûmu diyebilir miyiz? Hepsi de bu işi gayet iyi bilen, hem içen hem satan hem de bu arada bu işin aracılığını yapan tipler. Bunlara mı kader mahkûmu diyeceğiz” diye sordu.

Bahçeli'nin grup toplantısındaki tarzının aksine daha sakin bir üslupla konuşmasına devam eden Erdoğan, Cumhur İttifakı'ndaki sarsıntıya dair de şunları söyledi:

"Görüş farklılıklarımızın Cumhur İttifakı’na gölge düşürmesine fırsat vermemeliyiz. Çünkü biz Cumhur İttifakını ülkemizin son yıllardaki en önemli kazanımlarından biri olarak görüyor ve geleceğe taşımak istiyoruz. Biz bu ittifakın ruhuna zarar verecek hiçbir işin içinde olmadık, olmayız. Milletimizin bize emaneti olan Cumhur İttifakı’nı günlük siyasi tartışmaların üzerinde tutmak istedik. Gördük ki, Milliyetçi Hareket Partisi kendisi için çok farklı bir tercih yaptı, saygı duyarız. Söyleyeceğimiz tek şey; yerel seçimlerde mademki biz yolumuza diyorlar, biz de herkes kendi yoluna deriz.”

Erdoğan, gazetecilerin “Cumhur İttifakı bitti mi?” sorusu üzerine şöyle konuştu: “Cumhur İttifakı noktasında bizim bir sıkıntımız var mı? Yok. Dolayısıyla MHP yerel seçimlerde kendi adaylarıyla devam edecek, biz de aynı şekilde kendi adaylarımızla yerel seçimlerde meydanlarda olacağız. Ama biz Cumhur İttifakı'nın devamından yanayız. Cumhur İttifakı'na herhangi bir leke gelsin asla istemeyiz. Çünkü Cumhurun İttifakı demek milletimizin aynı değerlere inanan ittifakı demektir.”

 

"İstiklal Marşı dışında ant tanımıyoruz"

“Andımız” konusunda ise Erdoğan şunları söyledi; “Türkiye'yi haketmediği bir tartışmaya sürükleyen bu karar bazı hastalıkların hâlâ yaşadığını gösteriyor. Andın ilk halini, Türk Ocaklarını kapatmasıyla, üniversiteleri perişan etmesiyle bilinen tıp doktoru Reşit Galip yazmıştır. İnsanları kafataslarına göre sınıflandıran çalışmaları destekleyen bu kişi aynı zamanda Türkçe ezan zulmünün de mimarıdır. Bize göre milletimizin en büyük ve en etkili andı İstiklal Marşımızdır. İstiklal Marşımız dışında bir ant tanımıyoruz, tanımayacağız. Türküm... Türküm ben. Ama şunu söyleyeyim ben Türkçü değilim. O başka bir şey bu başka bir şey. Irkçılık bizim dinimizde yasaklanmıştır, yok. Her etnik unsur, kendi etnik unsuruyla iftihar edebilir. Ama cılık cılık etmez, mesele bu. Sizin Türkçülük yapma hakkınız var ,o zaman benim Kürt vatandaşımızın Kürtçülük yapma hakkı doğar. Türkiye Cumhuriyeti devleti 81 milyonun devleti olduğunu göre sembolik unsurlarımızın hepimizi kucaklaması gerekir. Ortaya koyduğumuz fotoğrafta tep tipçi bir rejim özentisinin çocuklarımıza her sabah okutulmasında fayda var mıdır?”

 

 

 

“CUMHUR İTTİFAKI’NIN BOZULMASI BEKLENİYORDU”

Ertuğrul Yalçınbayır(Eski Başbakan Yardımcısı)-  Cumhur İttifakı’nda yerel yönetim seçimleri ile ilgili böylesine bir süreç yaşanacağının işaretleri vardı, değerler bakımından farklılıkların olduğu görüldü. Bu süreçte yerel seçimlere yansıyacaktır ancak ittifak üyeleri etkili biçimde kamuoyu yoklamalarıyla bu tartışmaları irdeleyecek ve yeniden bir durum muhakemesi yapacaklardır. Cumhur İttifakı’nın; Manisa, Adana ve Mersin’de bozulması bekleniyordu. MHP’nin öncelikleri bu şehirler ve diğer değerlerinin dikkate alınması iken AKP buna yanaşmıyordu.

Yaşananlarla birlikte Millet İttifakı’nın da yerele yansıması çalışmalarının da olabileceğini düşünüyorum. Önümüzdeki süreç bekleme ve değerlendirme sürecidir. Siyasette 24 saat dahi çok önemlidir. Seçimler yaklaşıyor bu seçimlerde her parti yerel demokrasinin yükselmesi için kendi gücünü ortaya koymalıdır.

Bu yaşananların sonuçları sadece yerel seçimlere değil belki yerel seçimlerin ardından yeni bir seçimin olmasına neden olabilir. Çünkü Türkiye’de başkanlık sistemi bu yerel seçimlerle birlikte bir kere daha referanduma sunulmuş olacak. Bu referandum önümüzdeki süreç için sistemin değişmesini içeren bir anayasa değişikliğine de gebedir. Başkanlık sistemine karşı olanlar daha birlik beraberlik içinde, ilkelere, parlamenter sisteme, denetlenebilirliğe önem vermelidir. Yaşananlar bazılarına olumlu bazılarına olumsuz yansıyacaktır ancak sistem açısından baktığınızda olumlu bir sonuçtur. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyükşehirlerin muhalefet tarafından alınmasıyla demokrasinin yerleşeceğine ve kökleşeceğine dair inanç duyuyorum.

 

 

 

 

“CUMHUR İTTİFAKI’NIN CİDDİYETİ YOK”

Namık Kemal Zeybek (Eski Kültür Bakanı)-Devlet Bahçeli, Cumhur İttifakı’na ilişkin olarak yerel seçimler öncesinde anlaşamadıkları için esiyor savuruyor. Türk siyasetinde bu kadar ciddiyetsiz bir durum daha önce yaşanmamıştır. Bahçeli’nin görevi zaten ortalığı karıştırmaktır. Yeri geldiği zaman en yüksek perdeden milliyetçi söylemlerle Türkiye’nin milliyetçi enerjisini çekerek paratoner gibi toprağa gömer. Bize öyle geliyor ki Devlet Bahçeli, milliyetçi enerjiyi yok etmekle görevlidir. Zamanı geldiğinde bu enerjiyi alıp gerekli yerlere gönderir. Uzun zamandan beri de gönderdiği yer, AKP idi.

Zannediyorum çoğu insan, şu görüşü paylaşacaktır; Bahçeli bağırıyor çağırıyor ama yeri geldiğinde AKP’yi kurtarıyor ya da onun oyunlarına alet oluyor. Şimdi yine benzer şekilde tuhaf günler yaşıyoruz. Yaşananların ciddiye alınacak olaylar olduğunu düşünmüyorum. Devlet Bahçeli’nin kararlarını kendisinin verdiğine öteden beri inanmıyorum. Birileri var ve bu kişiler kendisine yapması gerekeni söylüyor, serbest bıraktıklarında da milliyetçilik satıyor. İnsanlar da özüne döndüğünü düşünüp oy veriyor ve böyle bir oyun sürüp gidiyor.

AKP siyaseti dışardan iyi gibi gözükse de içerden çürüyen bir ağaca benziyor. AKP’nin iddia ettiği siyasi İslam ya da İslam referanslı siyaset de bitmiştir. Türkiye şartlarında yapabileceği ne varsa yapmıştır. Hal böyleyken önümüzdeki yerel seçimlerde muhalefete büyük görev düşüyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

2015’de yapılan kapsamlı anlaşmadan çekilen ABD’nin İran’a yönelik yeni yaptırımları, üçüncü ülke ve şirketleri de kapsayacak şekilde uygulamaya kondu. Ham petrolünün ...

Gözlem’e konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, hizmette devamlılığa vurgu yaparak “Biz bilim ne diyorsa onu yaptık. Gelecek başkan da bu anlayışı de...

TÜFE’nin alt kalemlerinden ev eşyası grubunda yüzde 38, ulaştırmada yüzde 32; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 31,5 ve konutta yüzde 25,72 artış gerçekleşti. Yılbaşı...

Dünya ABD'deki kritik ara seçimler tamamlandı. Demokratlar Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu Cumhuriyetçiler’in elinden alırken, Cumhuriyetçiler ise Senato’daki çoğunl...

USB ve PwC’nin raporuna göre Türkiye’deki dolar milyarderi sayısı 29’dan 36’ya çıkarken uzmanlar, gelir dağılımındaki dengesizlik ile işsizlik ve enflasyonun getirdiği...

Yazarlar
Website Security Test