Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Milli Eğitim Bakanlığı’nda ''kabul edilemez'' gelişmeler devam ediyor

16.11.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

GÖZLEM öğrencileri bile isyan ettiren olayları ve “Milli Eğitimin yarınını” uzmanlara ordu, işte cevapları…

Milli Eğitim Bakanlığı ve bağlı kurum ve kuruluşlarda son dönemde, toplumun önemli bir kesiminin tasvip etmediği olaylar yaşanıyor. Milli Eğitim dergisinde “Harf devrimi enkaz bıraktı” yazısı, Danıştay’ın aldığı “Andımız” kararına Bakanlığın “itiraz dilekçesi”, Antalya Kepez’de bir öğretmenin Atatürk fotoğrafı için “İndirin bunu, hain hain bana bakıyor” olaylar, son dönemde yaşananlardan bazıları. Milli değerleri zedeleyen bu girişimler toplumun büyük bölümünden tepki görüyor. Çok sayıda vatandaş hem olayın yaşandığı mekanlarda hem de sosyal medyada bu girişimleri sert dille eleştirdi. Vatandaşlar, “Yeni bakan atandığında ümitlenmiştik, şimdi ‘acaba kamuflaj içi’ mi getirildi’ diye düşünür hâle geldik” demeye başladılar..

 

Enkaz bıraktığı iddia edildi

Kâğıthane İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün okullara dağıttığı Eğitim Vadisi isimli dergide Arap alfabesinden Latin alfabesine geçişin doğru olmadığı ve geride bir enkaz bıraktığı iddia edildi. Hayrettin Taylan tarafından yazılan “Harf İnkılâbı’nın Psiko-sosyal Atlası” isimli yazıda Latin alfabesine geçiş eleştirildi. Türk devletlerinin Arap alfabesini kullandığı ifade edilen yazıda alfabe değişikliğiyle tarihi bağların koptuğu savunuldu.

Harf Devrimi’nin kültürel yönden fetret devrine girmeye neden olduğu şu şekilde iddia edildi: “Osmanlıca dinsel, ruhsal, hissel bir dildi. Bu muazzam dilin dokusunu bozmak bile dile ihtilaldi. Latin harflerinin kabul edilmesi; düşünsel, algısal, çözülmeleri beraberinde getirmiştir. Kültürel yönden, Latin harflerinin kabulüyle başlayan fetret dönemi günümüze kadar sürdü.”

Devrimin bir enkaz bıraktığı ve bu enkazın temizlenmesinin de bugüne kaldığı da savunulan yazıda şu ifadeler yer aldı: "Alfabe kalkınmaya engel olmasa da tam aksine ivmedir. Yıllardır, toplumun neşetleri, erdemlileri, üst algı isimleri yetişmedi. Gerçekleştirilen dil inkılâbı dil ve kültür tarihimizin çetin bir dönemeci olmuş, beraberinde onlarca faydalı, onlarca zararlı etkiler bırakmıştır. Bu enkazın temizlenmesi bugünün dil bilimcilerine, aydınlarına, eğitimcilerine miras kalmıştır.”

 

Atatürk’e hakarete öğrencilerden tepki

Antalya'nın Kepez ilçesindeki Şehit Çetin Çakmak Anadolu İmam Hatip Lisesi Müdür Yardımcısı da olan, fıkıh dersi öğretmeni Harun K., öğrencilerin oluşturduğu Atatürk  köşesindeki Atatürk fotoğrafına "İndirin bunu, hain hain bana bakıyor" dediği iddia edildi. Atatürk'e yönelik hakarete itiraz eden bir öğrenci ise 'Ata'ma saygısızlık yapılan yerde benim işim yok" diyerek sınıfı terk etti. Olaydan haberdar olan o öğrencinin velisi öğretmen hakkında şikayette bulundu. Şikayetin ardından İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nce de öğretmen hakkında soruşturma başlatıldı.

 

 

MEB’İN İTİRAZ DİLEKÇESİNDEKİ “SKANDAL” GÖRÜŞLER…

Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Danıştay’ın Andımız kararına itiraz dilekçesi”, Danıştay Genel Kurulu’nda görüşülmek üzere Danıştay’a gönderildi. Milli Eğitim Bakanlığı’nın itiraz dilekçesinde “skandal” denilebilecek görüşlere “gerekçe” denilerek yer verilmiş. İşte dilekçeden  “bazı” satır başları:

* Andımız, çağ dışıdır ve bilimsel değil.

* Faşizm ve komünizm gibi rejimlerle askeri yönetimlerde okulların ideolojikleştirilmesi için kullanılmıştır.

* Türk ulusal kimliği tarih sahnesine çok geç çıkmıştır. Türkler kendi çağdaşı unsurlara göre ulus bilincine en geç ulaşan topluluktur. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran kadro zaten gecikmiş olan süreci hızlandırmak için yoğun çaba harcamıştır. Öğrenci Andı da bu amaçla benimsenmiş ve ilkokullarda okutulmaya başlanmıştır.

* 1930’larda bu anlaşılabilir bir durumdur, ama Öğrenci andı bugün işlevini yitirmiştir, zira milli şuur ve kimlik kazanılmıştır.

* Öğrencilerin her gün ‘papağan gibi’ tekrarlayacakları sözler yerine, konuşup tartışarak ve yaşayarak edinecekleri özellikler günümüz eğitiminin önemli bir kısmını oluşturmaktadır.

*Danıştay kararı bozulmalıdır.

 

 

 

GÖREVDEN ALINDILAR, AMA…

Milli Eğitim Bakanlığı, kamuoyunda çok tartışılan "Danıştay'a temyiz dilekçesini" kaleme alan MEB'in Hukuk Hizmetleri Genel Müdürü Hayati Cankaloğlu ile 2 avukat görevden alındı. Söz konusu 'itiraz dilekçesine' sendika temsilcilerinin yanı sıra MHP lideri Devlet Bahçeli de "Bu değerlendirme tarih ihanetidir" diye sert tepki göstermişti. MEB'in dilekçesinde, Türkler için "Ulus bilincine en geç ulaşan topluluk" Andımız için de “faşizan" benzetmesi yer almıştı.

AKP Sözcüsü Ömer Çelik de, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Öğrenci Andı'na ilişkin yapılan temyiz dilekçesi için yaptığı eleştirilerinde haklı olduğunu söyledi.

AKP Genel Merkezi'nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Çelik, "Bu bölüm AK Parti'nin görüşünü yansıtmamaktadır" derken, "O bürokratlar da görevden alındı, avukatlarla ilişik kesilmiştir, dilekçeden o bölüm çıkarılmıştır. Temyiz süreci devam edecek" ifadesini kullandı.

Görevden alınma kararı, gündeme “önemli başka iki soruyu” getirdi. Birincisi, Bakandan ve müsteşarından habersiz, “böyle hassas ve netameli bir konuda iki avukatın yazdığı bir dilekçeyi, Hukuk İşleri Genel Müdürü nasıl Danıştay’a gönderebilirdi? İkincisi yetkiliyi ve ilgiliyi görevden aldıran itiraz dilekçesi, “yeniden yazılmak üzere” Danıştay’dan geri çekilecek mi?

 

 

 

“ATATÜRK’SÜZ VE KUR’AN-I KERİMSİZ TÜRKİYE OLMAZ”

Ali Naili Erdem (Eski Milli Eğitim Bakanı) –Atatürk’süz bir milli eğitim olmaz. Atatürk’süz ve Kur’an-ı Kerim’siz bir Türkiye de olmaz. İlmi, aklı, teknolojiyi iktidar kılmak için yola çıkan Gazi’yi unutturmak boşuna bir gayrettir. Medeniyetçiliği yok edemezsiniz ki Gazi’yi yok edesiniz. Gelişmeyi ortadan kaldıramazsınız ki Atatürk’ü ortadan kaldırasınız. Esasında harf inkılâbının yapıldığı dönemde mevcut okur- yazarların sayısı insanı dehşete düşürecek kadar azdır. 12 milyon nüfusun sadece yüzde 4’ü okur- yazardır. Hanımların ise binde 3’ü okuma yazma biliyor. Gazinin ortaya koymuş olduğu harf inkılabının amacı, hem cehaleti yenmek, hem halkın bilgi birikimini yükseltmek, hem de devleti ve milleti çağdaş bir ortamın içinde sağlıklı bir birey olarak yaşatmaktır. Kaybedilen yahut okkalı kese kağıdı haline gelmiş her hangi bir yazılı toplum da yoktur. Yazılı metinler, kitaplar yok. Var olduğu söylenenlerin hiç biri doğru değildir. Harf inkılabı, Türkçe’nin ses uyumuna en uygun gelen Latin harflerini benimsemiş ve uygulamaya koymuştur. Gazi’nin ortaya koymuş olduğu harfler Roma kültürünün ürünüdür. Bugün yapılmak istenen şey eski harflere dönmek suretiyle -ki onlar Arapça ve farsçadır- kendi kültürümüzü çoğaltma iddiası vardır. Bu iddia doğru değildir, bizim kültürümüz Arapça ve Farsça değildir. Gazi’nin heykellerine yapılan saldırılar, resimlerini kaldırma aklı başında insanın yapacağı iş değildir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın görevi bugün eğitime en üst noktadan önem veren Mustafa Kemal Atatürk’ü unutturmak değil, aksine her fırsatta her yaşta Türk insanına tanıtmak olmalıdır.

 

 

“MEB’DE İMAM HATİP KÖKENLİLER ETKİLİ”

Namık Kemal Zeybek (Eski Kültür Bakanı) –Milli Eğitim Bakanlığı çok geniş bir teşkilat, bakanın hepsine hakim olması zordur. Danıştay’a verilen itiraz dilekçesi saçma sapan şeylerle dolu. Bunların bakanla ilgisi yok. Benim bildiğim kadarıyla çağdaş bir insan. Bakanlığa uzun dönemde çok sayıda insan yerleştirildi, bunlar yetkili makamlara geldi. Bakanlık avukatları AK Parti’den oluştu. Devlet totaliter ve diktatoryal haline geline getirilmeye çalışılıyor. Bu tür rejimlerin nitelikleri vardır. Tek kişinin keyfiyeti doğrultusunda çalıştırıldığı yönetim tarzıdır. Bu tür yönetimler askeri diktatörlere benzemez. Askeri diktatörler baskıcı yöntemlerdir, asker gücüyle toplum üzerinde baskı kurar. Gittikten sonra kurtulmak zor olmaz. Ama totaliter ve diktatoryal yönetimlerden kurtulmak zor olur. Türkiye en zora doğru gidiyor. AKP Genel Başkanı ‘mahalli seçimlerde muhalefet yok olacak’ diyor. Demokrasilerde muhalefet yok olmaz, gereklidir. Türkiye’de tek parti isteniyor. Ekonomi tek elde toplanıyor. Servet bir elde toplanıyor. Basın, yayın tek elde toplanıyor. Bir takım basın kuruluşlarının sahipleri hapse atılıyor, mallarına mülklerine el konuluyor. Bütün bunlar olduğu zaman komünizm, faşizm, Nazizm gibi yönetimler ortaya çıkar. Türkiye bu yöne doğru gidiyor. Her tarafa imam hatiplilerin yerleştirildiği bir sistemin içine girdi Türkiye. Milli eğitimde imam hatip kökenliler etkili. Bence bakana rağmen bunlar oluyor. Bakan tek başına iktidarın diktasına rağmen neler yapabileceğini göreceğiz. Bakan her şeyi görmez, göremez. Bakanın bunların tamamından haberdar olması zordur.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

''Tasarruf'' temasıyla hazırlanan 2019 yılı bütçesinde Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinin yüzde 34 ve Cumhurbaşkanlığı bütçesinin de yüzde 233 oranında artırılması t...

Trump yönetimi, “istikrar” bahanesiyle Fırat'ın doğusunda 40 bin kişilik “PKK/ PYD / YPK yerel güvenlik gücü organize etme kararına 8000 militanın eğitimi ile başladı ...

Büyükşehirler paylaşıldı, bazı il ve ilçelerde de “destekleme” olabilecek. Uzlaşmaları analiz eden Mehmet Şakir Örs “Kimin kazançlı çıkacağını tahmin zor” dedi.

Ali Koç, büyük ümitler ve vaatlerle gelmişti; 6 ay geçmeden “Futbol takımı düşme hattının içine düştü”; 3 Büyükler tarihinde böyle bir tablo hiç olmadı; nedenini gazet...

Uzmanlar, enflasyonda yaşanan ve halkın “şüphe ile” karşıladığı düşüşün vergi oranlarında ve akaryakıtta yapılan indirimlerle gerçekleştiğini, bunun ise orta vadede da...

19 otelden ikisinin rezervasyonlarının Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’un sahibi olduğu ETS Tur tarafından yapıldığı” haberleri kamuoyunda tepki yarattı. tepki çe...

Uluslararası Kredi Derecelendirme Kuruluşu Standard & Poor’s (S&P), Türk bankalarının genel durumunu değerlendirdi.

Yazarlar
Website Security Test