Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

İş Aleminden hukuk ve şeffaflık çağrısı!

16.11.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

TÜSİAD, “Kalkınmayı esas alan bir perspektifle serbest piyasa ilkelerinden taviz vermeden, ekonomimizi yeniden ayağa kaldırmamız gerekiyor. Bunun yolu en başta şeffaf, uzlaşmacı, adil ve demokratik bir toplum olmaktır” açıklamasını yaptı. Uzmanlar, çağdaş dünyada ekonomik gelişmenin önkoşulunun hukuk devleti ve demokratik bir toplum olmaktan geçtiği görüşünde birleşiyor. GÖZLEM konuyu masaya yatırdı...

ENGİN TATLIBAL

 

İsmi mahfuz bir ihracatçımız ile yaptığımız bir röportajda, kendisine son katıldıkları fuarın nasıl geçtiğini sormuştuk. Cevabı şu olmuştu: “Firmalarla 30’ar dakikalık görüşmeler yaptık; bunun ilk 25 dakikasında Türkiye’de demokratik kurumların işlerliğini sürdürdüğünü ve hukuk devleti olduğumuzu anlatmaya çalıştık. Bu konuda kaygıları vardı ve her seferinde bunu soruyorlardı. Son beş dakikada ise kendi ürünlerimizi ve firmalarımızı tanıtabildik.” Dahilde ve hariçte serbest piyasa kuralları uyarınca ticaret ve yatırım yapabilmenin yolu, özgür bir toplum ve hukuk devleti olabilmekten geçiyor. Üreterek ve ticaret yaparak zenginleşmiş tüm ülkelerin bu şablona uyması tesadüf değil.

 

Geçtiğimiz hafta Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik, tam da bu noktaya dikkat çeken bir açıklama ile gündeme geldi. “Yaşadığımız zorlu dönemden doğru dersleri çıkarmalıyız” diyen Bilecik, “Kalkınmayı esas alan bir perspektifle serbest piyasa ilkelerinden taviz vermeden, ekonomimizi yeniden ayağa kaldırmamız gerekiyor. Bunun yolu en başta şeffaf, uzlaşmacı, adil ve demokratik bir toplum olmaktır. Güçlü bir ekonominin olmazsa olmazı, güçlü bir demokrasidir” dedi.

 

Demokratik açılımların ekonomik reformlarla paralel yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Bilecik, “ifade ve basın özgürlüğünün sağlanması ve özgürlük alanlarının genişletilmesi bu nedenle önemli. Bu konuda AB ile uyumlu reform sürecinin somut bir programa dayalı olarak tekrar başlaması doğru olur. Ekonomimiz güçlendikçe demokrasimiz, demokrasimiz güçlendikçe ekonomimiz güçlenir” diye konuştu.

 

Bilecik’in vurguladığı hususun farkına varmak, Amerika’yı yeniden keşfetmek anlamını taşıyor. Zira günümüzde 1789’un “büyük ilkelerinden” uzaklaşan ülkelerin endüstriyel kalkınmada da tökezlediği bir gerçek. Almanya’nın 1919-1939 arasında tarihsel örneğini verdiği kalkınma modeli, artık kullanılabilir değil. 1937’de Nazi Partisi’nin Alman Otomotiv Birliği’ne “yerli ve milli” bir otomobil yapılması emrini vermesiyle Volkswagen ortaya çıkmıştı. Ancak günümüzde bir otomobili oluşturan temel aksam, farklı ülkelerin şirketlerince üretiliyor. Fransız otomobilinin frenlerini Almanlar üretiyor; Alman otomobilinin ateşleme bobinini İtalyanlar veriyor. Bu üretim ve yatırım ağının bir parçası olmak da açık, şeffaf ve hesap verebilir yönetim anlayışına ve hukuk devleti ilkelerine sahip olmaktan geçiyor.

 

Türkiye’nin bu anlamdaki durumuna bakıldığında karşılaşılan manzara ise pek iç açısı değil.

 

 

 

“SORUNLAR BELLİ, ÇÖZÜMLER ERTELENİYOR”

Muzaffer Demirci (Prof. Dr.) –Türkiye’nin ekonomide kırılgan ülkeler arasında başı çekmesindeki en önemli nedenlerin başında insan hakları ve demokratik düzende yaşanan aksaklıklar gelmektedir. Dışarıdan gelen yatırımcıların en fazla dikkat ettiği hususlar bunlardır. Dolayıszıyla Türkiye’nin bu konuda en kısa sürede etkili adımlar atması gerekmektedir.

 

Sona aylarda makroekonomik verilere bakıldığında hızlı bir yavaşlama sürecine girildiği görülüyor. Enflasyon yüzde 25’lerde, işsizlik yüzde 10,8, üretimdeki satın alma göstergesi olan PMI yüzde 44,3 ile yüzde 50’nin altına inmiş durumda, faizlerin yüksekliği nedeniyle kredi hacmindeki daralma hızla devam etmektedir. Kısacası ekonomide krizin etkisinin derinleştiği görülmektedir. Ödemeler dengesi bilançosunda Ağustos’ta 1,9 ve Eylül’de 1,8 milyar dolar olmak üzere toplam 3,7 milyar dolar cari fazla verildiği, bu trendin devamı halinde Ekim ve Kasım aylarında bu fazlanın azalarak devam edeceği görülmektedir.

Ekonomi daraldı, ithalat talebi azaldı, cari açık düştü. Üretimi değil ithalatı teşvik eden bir ekonomi politikasıyla yarınlarda yine sorunlar başa saracaktır. Keşke cari açıktaki azalmayı, ekonomimizde yapısal değişikliğe giderek elde edebilseydik. İthalattaki azalmaya karşın ihracat ve turizm gelirlerindeki artış ile cari fazla elde edildi ama dokuz ayda 16,8 milyar dolar sermaye çıkışı oldu. Finanse edilemeyen cari işlemler açığı ile ulusal kredi talebinde yüzde 30 oranında daralma oldu.

Mevcut ekonomi politikalarında sorunlar herkesçe biliniyor, ancak su soranların çözümü için harekete geçilmiyor. Hele de önümüzdeki süreçte yaklaşan seçim nedeniyle daha fazla pompalanacak olan para ile ekonomik dengelerin daha da altüst edileceği beklenebilir. Bir tarafta durgunluk ve işsizlik ve bir tarafta da enflasyon olmak üzere iki ucundan da tutulması sıkıntılı bir değnek söz konusu. Bu durumda bir taraftan tutabilmek için sıkı para politikası uygulanması, diğer taraftan tutabilmek için de tersine genişletici bir para politikası uygulanması gerekiyor. Yani birbirine zıt iki güç karşı karşıya bulunuyor.

Başlangıçta ifade ettiğimiz adımların atılmaması halinde Türkiye’nin yatırımlar anlamında bir güven ortamı inşa etmesi çok da mümkün görünmemektedir. Demokratik sistem, hukuk devleti ve insan hakları konularına kurumsal olarak yaklaşmak ve bu konudaki aksaklıkları kurumsal bir bakış açısıyla gidermek mecburiyetinde olduğumuzu düşünüyorum. Bunlar yapılırsa Türkiye yeniden yatırım yapılabilir bir ülke haline gelebilir.

 

 

 

“EKONOMİNİN İLACI DEMOKRASİDİR”

Mehmet Şakir Örs (Gazeteci-Yazar) -Çağdaş ekonomi anlayışını benimsemiş ülkelerde, demokrasinin kurum ve kurallarıyla işleyişi büyük önem taşır. Çağdaş hukuk düzeni, demokrasinin ve ekonominin önemli bir bileşenidir. Hatta bir bakıma olmazsa olmazıdır. İşte bu nedenle, Gözlem‘deki yazılarımızda, ekonomi analizlerimizde; adaletin, hukukun, hukuk devletinin ve demokrasinin ekonomi için önemini sıkça vurgularız.

 

Bugüne kadar, aralarında iş dünyasının temsilcilerinin de bulunduğu bazı çevreler, ekonomi ile hukuk ve demokrasi arasındaki ilişkiyi yadsıyarak, yaşananların ekonomiye yansımasını görmezciliğe gelmeye ve küçültmeye çalışıyorlardı. Oysa çağdaş devlet anlayışında, ekonomi ile hukuk ve demokrasi arasında güçlü bağlar vardır.

 

Çağdaş demokrasilerde, ekonomi, hukukun ve demokrasinin kuralları içinde güçlenir. Artık günümüz dünyasında, yatırımcılar için, ekonomi alanının, hukukun ve demokrasinin kuralları ile olan bütünlüğü önemlidir, önceliklidir. Demokrasi ve hukuk ile ekonomi arasında kopmaz bağlar vardır. Çağdaş iş ve ekonomi anlayışı bunu gerektirir. Yatırımcı için; hukuk kurallarının geçerli olduğu, tüm kurum ve kurallarıyla işleyen bir demokratik alan ve ortam, idealdir, yatırıma uygundur. İşte bu nedenledir ki demokrasiden uzaklaşıldıkça, yatırım da yatırımcı da sahadan uzaklaşır. Sermaye ve yatırımcı, kendine güvenli ve güvenilir yeni limanlar arar.

 

Son dönemde ekonomide yaşanan sorunlar, sıkıntılar, toplumun pek çok kesimi gibi iş dünyasını da derinden etkiliyor. Yaşanan zor sürecin temelinde, en başta hukuk ve demokrasi alanındaki eksikliklerin ve gerilemelerin olduğu, şimdi daha iyi anlaşılıyor. Bunlara bağlı olarak, ülkenin yönetim sisteminde yapılan değişikliğin de ekonomiye olumsuz yansıdığı, hayatın pratiğinde görülüyor.

 

Bütün bu sorunların, hukuk ve demokrasi alanındaki taleplerin; şimdiye kadar iş dünyası tarafından yeterince seslendirilmediğini ve sahiplenilmediğini düşünüyoruz. Bu nedenle de, TÜSİAD’ın “ekonomik krizin çaresi demokrasiden geçer” çıkışını önemsiyoruz. Bu çıkışın ve seslenişin, iş dünyasında daha geniş kesimleri temsil eden odalar, borsalar ve birlikler tarafından da sahiplenilip, yaygınlaştırılmasını ve büyütülmesini bekliyoruz.

 

Unutulmamalıdır ki, böylesine önemli geçiş ve kırılma dönemleri, ülkelerin ekonomik ve toplumsal tarihlerinde aynı zamanda bir ‘turnusol işlevi’ görür. Kimin ne söylediği ya da söylemediği önemlidir ve tarihe not düşülür.

 

İş dünyası, ülkenin geleceğine ve gelecek kuşaklarına karşı da sorumlu olduğunu, hiçbir zaman unutmamalıdır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Uzmanlar, enflasyonda yaşanan ve halkın “şüphe ile” karşıladığı düşüşün vergi oranlarında ve akaryakıtta yapılan indirimlerle gerçekleştiğini, bunun ise orta vadede da...

19 otelden ikisinin rezervasyonlarının Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’un sahibi olduğu ETS Tur tarafından yapıldığı” haberleri kamuoyunda tepki yarattı. tepki çe...

Uluslararası Kredi Derecelendirme Kuruluşu Standard & Poor’s (S&P), Türk bankalarının genel durumunu değerlendirdi.

Ege Ekonomiyi Geliştirme Vakfı (EGEV) Başkanı Mehmet Ali Susam, ikincisi düzenlenen Ege Ekonomik Forum süresince Ege ekonomisinin ve potansiyelinin Türkiye’nin gündemi...

GÖZLEM, bu soruyu siyasetin duayenlerine ve uzmanlara sordu, işte görüşleri…

Rusya ve Ukrayna, bir kez daha savaşın eşiğinde... Rusya’nın üç gemisine el koyduğu Ukrayna seferberlik ilan etti ve Rus Ordusu bölgeye ilave S-400’ler sevk etti. Geri...

GÖZLEM, “AK Parti’nin adayları belli, CHP – İYİ Parti ittifakı kimleri aday göstermeli sorusunun cevabını uzmanlardan aldı, işte görüşleri…

Yazarlar
Website Security Test