Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Enflasyonda düşüş devam eder mi?

7.12.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Uzmanlar, enflasyonda yaşanan ve halkın “şüphe ile” karşıladığı düşüşün vergi oranlarında ve akaryakıtta yapılan indirimlerle gerçekleştiğini, bunun ise orta vadede daha fazla bütçe açığına yol açacağını belirtiyor. İşte görüşleri...

ENGİN TATLIBAL

Türkiye ekonomisiyle ilgili yalnızca son dönemde değil, genel anlamda yapılan en önemli eleştirinin, jeopolitik unsurun da etkili olduğu siyasal gelişmelerle birlikte temel parametrelerde “öngörülemezlik” olduğu söylenebilir. Bunun için yerleşik bir tabir olarak “istikrarsızlık” da deniyor. Bu durumun en bariz örneği ise, özellikle son dönemde enflasyonda yaşanıyor. Birbiriyle tutarsız görünen rakamlar hem dahilde ve hem de hariçte kuşku uyandırıyor. Nitekim Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Kasım ayı enflasyon rakamları da benzer bir kuşku ile karşılandı. Eski Hazine Müsteşarı Mahfi Eğilmez, Twitter’ın sunduğu anket özelliğini kullanarak yaptığı bir yoklamayı, kişisel internet sitesinden şu şekilde duyurdu: “Twitter üzerinden yaptığım 1 saat süreli bir ankete 17.888 kişi oy vererek katıldı ve katılanların yüzde 88’i bu sonuca inanmadığını ifade etti.”

Geçtiğimiz ay enflasyon hesabı yapan ekibin yetkilisini görevden alan TÜİK’in açıkladığı verilere göre Kasım'da aylık tüketici enflasyonu yüzde 1,44 düştü. Yıllık enflasyon da yüzde 21,6'ya geriledi. Ekim izin açıklanan yıllık oran, 25,2’lerdeydi. Son dönemin günah keçisi olan soğan, daha büyük bir düşüş olmamasının sorumlusu olarak görülüyor.

Düşüşün temel tetikleyicisi ise, yine TÜİK’e göre fiyatların ortalama yüzde 6,46 oranında düştüğü ulaşım. KDV / ÖTV oranlarında ve akaryakıtta yapılan indirimler ve de bir zamanların krizle sonuçlanan “Türkiye için seve seve” kampanyalarını anımsatan, metazori “Yüzde 10 İndirim” furyasının da ciddi etkisinin olduğu ifade ediliyor. Ayrıca Dolar/TL kurunda yaşanan düşüşün maliyetleri olumlu yönde etkilediği de ifade ediliyor.

Düşüşün tam da “emekli / dul / yetim maaşlarında yapılacak yıllık zamlar ve asgari ücret  tespit sürecine rastlamasının” da altı çiziliyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, enflasyonda yaşanan göreli düşüşün güçlü bir şekilde başladığını belirtiyor ve bu eğilimin süreceğini ifade ediyor.

 

 

“MEVCUT POLİTİKALARLA DÜŞÜŞ GEÇİCİ OLACAKTIR”

Mustafa Saim Uysal (Yeminli Mali Müşavir) -Kasım ayında enflasyon, yüzde 21’lere geri dönmüş durumda. TÜFE’de yaklaşık yüzde -3 ve ÜFE’de de yaşlaşık yüzde -6 civarında bir enflasyon açıklandı. Bu tabloyu irdelediğimizde iki-üç gruptaki fiyat artışlarındaki indirimlerin ciddi anlamda etkili olduğunu görüyoruz ki bu gruplar ulaştırma, otomotiv ve diğer dayanıklı tüketim malları. Burada indirilen KDV ve ÖTV oranları nedeniyle ciddi düşüşler söz konusu olmuş durumdadır. Ayrıca Kasım ayında petrol fiyatındaki düşüş, enflasyonun (-) seyretmesinde etkili olmuştur. Enerji fiyatlarında yılbaşına göre Kasım ayına kadar yüzde 75’lik bir artış görüyoruz. Ara mallarında fiyatlar yüzde 39 artmış. Temel bir değişken olarak kabul ettiğimiz çekirdek enflasyona baktığımızda ise ciddi bir düşüş göremiyoruz. Enflasyonun temel dinamikerinde kalıcı bir düşüş gözlenmediğinden, Kasım ayında yaşanan düşüşün geçici olduğunu düşünüyorum. Mevcut politikaların sürdürülmesi durumunda da yüksek enflasyon devam edecektir.

Yaşanan döviz ve faiz şokunun ardından iç talepte bir azalma söz konusu olmuştur; ancak bunu, maliye politikalarını hafifletici vergi indirimleri gibi unsurlarla artırırsanız, yeniden bir talep artışı olacaktır ve bu da enflasyonist gelişmeleri beraberinde getirecektir. Ama şunu da unutmamak gerekiyor: Bir yanda enflasyon konusu dururken, diğer tarafta ise büyüme konusu beklemektedir.

Sadece enflasyonu veya sadece büyümeyi önceleyen politikaların tercih edilmesi halinde makroekonomi bütüncül anlamda optimum bir sonuç yaratılamıyor. Politika yapıcılara, bunlardan birini tercih etmek durumundadırlar. Dolayısıyla makroekonomiyi yönetirken uygulanan politikaların uyumlu olması, büyük önem taşıyor. Bu uyum göz önüne alınırsa, uzun vadede daha iyi sonuç alınacağını düşünüyorum.

Ayrıca bu haftaki yazımda da belirttiğim üzere, Kasım ayındaki enflasyon düşüşü ile enflasyonun temel değişkenlerinde çok radikal iyileşmeler olmadan hemen faiz indirimleri baskılarına gidilirse daha yüksek faiz oranları ve döviz kurlarıyla baş başa  kalabiliriz. (uysalsaim@gmail.com)

 

 

“ENFLASYON NASIL DÜŞTÜ?”

Mahfi Eğilmez (Eski Hazine Müsteşarı) -Kasım ayında hem tüketici düzeyinde hem üretici düzeyinde hem de çekirdek enflasyonu temsil eden C Endeksi düzeyinde enflasyon oranlarında ciddi bir düşüş yaşandı. Eylül ayından itibaren enflasyonda yaşanan yavaşlamanın ilk nedeni, aynı dönemde kurlarda yaşanan gerileme. Enflasyonu düşüren bir başka etken, petrol fiyatlarındaki düşüş. Bu düşüşleri izleyerek benzin ve motorin fiyatlarında indirimler yapıldı. Bu indirimler özellikle nakliye giderlerinde düşüşe yol açtı. Üçüncü etken, belirli mallarda KDV ve ÖTV indirimlerine gidilmesi oldu. Dördüncü olarak iç talepteki ciddi düşüş, enflasyonun hızının kesilmesine yol açtı. İç talepteki düşüşü üretimdeki düşüşten görebiliyoruz. Örneğin sanayi üretiminde gidiş tam anlamıyla baş aşağı oldu. Aşağıdaki grafik bize sanayi üretiminin bu yıl içindeki gelişimini gösteriyor.

Hiç kuşkusuz enflasyondaki bu düşüşün ardında yatan nedenlerin ileride yaratacağı bazı sonuçlar olacak. Bunlardan birisi vergilerde yapılan indirimlerin bütçe açığını artıracak olması. KDV ve ÖTV’de yapılan indirimlerin bir süredir zaten talep düşüşü nedeniyle enflasyonun oldukça altında artış sergileyen bu iki verginin gelirinde düşüş yaratacağı ve bunun da bütçe açığına olumsuz katkı yapacağını söylemek mümkün. Buna karşılık eğer enflasyonda gerileme sürdürülebilirse talep düşüşünün tersine çevrilmesi ve büyümedeki kanamayı durdurması beklenebilir. Eğer büyümedeki düşüş durdurulamazsa işsizlik oranının artması kaçınılmaz olacak. Bir yandan büyümenin düşmesi öte yandan enflasyonun gerilemesi klasik kısa vadeli Phillips Eğrisi hipotezinin ortaya çıkmasına yol açacak ve işsizlik oranı daha da yükselecek.

Ekonomi böyle bir alan. Birbiriyle çelişkili hedeflerden birisini seçip ona yoğunlaşmak gerekiyor. Bu noktada siyasetle olan ilişkisi karmaşık bir yapıya bürünüyor. İktisatçı tek bir hedefe odaklanmayı önerse de siyasetçi ne enflasyonu düşürmekten vazgeçmek ne de büyümeyi feda etmek istiyor. Birbiriyle çelişkili hedeflerden birisini tercih edip belirli fedakarlıklarla kesin sonuç almak ya da bütün hedeflere odaklanıp sonuç almaktan çok durumu idare etmeye çalışmak! İşte bütün mesele bu. (Yazarın kişisel blog sayfasından alıntıdır.)

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

''Tasarruf'' temasıyla hazırlanan 2019 yılı bütçesinde Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinin yüzde 34 ve Cumhurbaşkanlığı bütçesinin de yüzde 233 oranında artırılması t...

Trump yönetimi, “istikrar” bahanesiyle Fırat'ın doğusunda 40 bin kişilik “PKK/ PYD / YPK yerel güvenlik gücü organize etme kararına 8000 militanın eğitimi ile başladı ...

Büyükşehirler paylaşıldı, bazı il ve ilçelerde de “destekleme” olabilecek. Uzlaşmaları analiz eden Mehmet Şakir Örs “Kimin kazançlı çıkacağını tahmin zor” dedi.

Ali Koç, büyük ümitler ve vaatlerle gelmişti; 6 ay geçmeden “Futbol takımı düşme hattının içine düştü”; 3 Büyükler tarihinde böyle bir tablo hiç olmadı; nedenini gazet...

19 otelden ikisinin rezervasyonlarının Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’un sahibi olduğu ETS Tur tarafından yapıldığı” haberleri kamuoyunda tepki yarattı. tepki çe...

Uluslararası Kredi Derecelendirme Kuruluşu Standard & Poor’s (S&P), Türk bankalarının genel durumunu değerlendirdi.

Ege Ekonomiyi Geliştirme Vakfı (EGEV) Başkanı Mehmet Ali Susam, ikincisi düzenlenen Ege Ekonomik Forum süresince Ege ekonomisinin ve potansiyelinin Türkiye’nin gündemi...

Yazarlar
Website Security Test