Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

ABD’nin ''çekilme'' adımı mı, Türkiye’ye ''harekatı erteletme'' senaryosu mu?

25.12.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Rusya’nın “harekat için” hava sahasını açıp açmayacağı belirsizliğini korur ve Putin “ABD’nin çekildiğini göremiyoruz” derken, Ruhani Ankara’ya geldi ama İran’ın nasıl bir duruş sergileyeceği soru işareti. GÖZLEM konuyu uzmanlara sordu.

ENGİN TATLIBAL

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 31 Mart'taki yerel seçimlerden önce Suriye'de yeni bir cephe açılacağına dair öngörülere paralel olarak, Fırat'ın doğusuna müdahalenin kısa süre içinde başlayacağını açıkladı. Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanlığı (Pentagon) ise” bu tür tek taraflı bir operasyonun kabul edilemez olduğunu” duyurdu.

Tam bu süreç yaşanırken, ABD’den beklenmeyen bir açıklama geldi; “DEAŞ ile mücadele bitmiş ve Suriye bu terör örgütünden temizlenmişti. Görev tamamlandığı için ABD askerleri 60 – 100 gün içinde çekilecekti. Dışişleri personeli çekilmeye başlanmıştı.”

BU açıklama ile beraber, tartışmalar da başladı, Tük yetkililer ve iktidar yanlısı basın “Kararın, Erdoğan – Trump arasındaki telefon görüşmesinde alındığının” altını çizerlerken, Beyaz Saray Sözcüsü, basın toplantısında “bir soru üzerine” diyordu ki; “Bu kararı başkan Trump kendisi almıştır. Telefon konuşmasında alındığı şeklindeki haberler gerçeği yansıtmamaktadır. Suriye’de DEAŞ’la mücadele bitmiş, bölge onlardan temizlenmiştir. ABD askerinin Suriye’deki görevi tamamlanmıştır.”

Bu tablo, gündeme bir başka sorular getirdi; “ABD askerleri gerçekten 100 gün içinde tamamen çekilecek mi?  ABD, YPG – PYD bölgesini desteksiz bırakır mı? Bu bir uyutma ve Türk Harekatının önünü kesme adımı mı?..”

Kasım ayından beri düşük yoğunluklu bir gündem olarak kamuoyunda tartışılan “Fırat’ın Doğusu’nda” yapılacak bir aksiyona ABD'nin taraftar olmadığı gizli bir bilgi değildi. Buna rağmen Ankara, 27 Kasım'da gerçekleşen Milli Güvenlik Kurulu’nda “Suriye'de emrivakiye göz yumulmayacak” mesajı vermişti. ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi (ve eski Ankara Büyükelçisi) James Jeffrey'ye de hükümetin konuyla ilgili kararlılığı iletilmiş, MİT Müsteşarı Fidan da Washington’a giderek bir dizi görüşme gerçekleştirmişti.

 

ABD ile denge oyunu

Bu yazışmaların ve görüşmelerin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuyu geçtiğimiz hafta bir kez daha gündeme getirince “ABD geri adım mı atıyor” sorusu soruldu. Yanıt, Pentagon’un, yukarıda sözünü ettiğimiz “tek taraflı operasyon kabul edilemez” açıklamasıyla alındı.

ABD, Fırat'ın doğusuna yönelik her girişimde DEAŞ (IŞİD) ile mücadelenin sekteye uğrayacağı argümanını ortaya koyuyor ve BBC’nin yorumuna göre “Türkiye ile ittifakı kopma noktasına getirmeden, NATO konsepti açısından bu sıra dışı durumu sürdürmek istiyor. Ankara da baskıyı tırmandırarak Washington'ı tercih yapmak durumunda olacağı sınıra doğru itiyor.”

 

Rusya ve İran

Bu arada “Fırat’ın Doğusu’na yapılacak bir harekat için” Rusya’nın kontrolündeki hava sahasının kullanılması gerekiyor. Askeri kaynaklar, “havadan süpürme harekatı yapılamadığı takdirde birliklerin ciddi kayıplar vereceğini” ifade ediyor.

Pek çok yorumcu, bölgede geniş çaplı bir kara harekatı için Astana Zirvesi’nin taraflarının da diplomasiye dahil olması gerektiği görüşünde. İran yönetiminin uzaktan bir rahatsızlığı olduğu biliniyor. Üstelik önceki operasyonlarda Rusya’nın Türkiye ile işbirliği yapmaması için girişimlerde bulunduğu da sır değil.

Tam bu ortamda İran Cumhurbaşkanı Ruhani Ankara’ya geldi ve yoğun bir görüşme süreci yaşandı.

Rusya ise sessiz ve derinden bir diplomasi izliyor. Türkiye’nin başarılı bir operasyon gerçekleştirebilmek için bölgede Rusya’nın kontrolünde olan hava sahasını kullanması askeri bir zorunluluk. Bu kartı elinde tutan Moskova’nın nasıl bir tavır alacağı, kritik öneme sahip. İran ve Rusya’nın buluştuğu nokta ise ABD’nin bölgedeki ağırlığından duydukları rahatsızlık.

 

ABD’nin çekilmesi?

Bu arada Başkan Trump, “Başkanlığım döneminde Suriye’de bulunmamızın tek nedeni” dediği IŞİD ile mücadelede zafer kazanıldığını belirtti ve Pentagon Sözcüsü Dana White da “Koalisyon güçleri IŞİD'in elindeki bölgeyi kurtardı ama IŞİD'e karşı mücadele sona ermedi. Suriye'deki ABD askerinin eve dönüş sürecini başlattık ve operasyonun bir sonraki aşamasına geçiyoruz. Birliklerimizin ve operasyonun güvenliği açısından daha fazla detay vermiyoruz. Ortaklarımızla ve müttefiklerimizle IŞİD'i bulunduğu yerlerde yenilgiye uğratmak üzere çalışmaya devam edeceğiz” açıklamasını yaptı. Bu açıklama “eve dönüş süreci” ifadesi geçiyor, ancak “IŞİD'i bulunduğu yerlerde yenilgiye uğratmak üzere çalışmaya devam edeceğiz” deniyor. Rusya Devlet Başkanı Putin de, ABD'nin Suriye'den çekilmesine yönelik açıklamasının “ne manaya geldiğini” henüz anlayamadığını belirterek “Şu anda Suriye'den çekildiklerine dair herhangi bir emare görmedik. Yıllar önce Afganistan'dan da çekileceklerini söylemişlerdi ancak hala oradalar” dedi.

 

Fransa’dan “Buradayız” mesajı

Öte yandan ABD’nin çekilme kararının ardından Fransa’dan kritik bir açıklama geldi. Fransa'nın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi François Delattre, “Fransa, önümüzdeki haftalarda Suriye Demokratik Güçleri de dahil ABD'nin tüm ortaklarının güvenliğinin sağlanmasıyla yakından ilgilenecek” dedi. BM Güvenlik Konseyindeki Suriye oturumunda konuşan Delattre, tüm dikkatlerin Suriye'nin kuzey doğusuna çevrildiğini belirterek, Fransa'nın önceliğinin uzun vadede DEAŞ'ı ortadan kaldırmak ve bu bölgede terörün yeniden dirilmesini önlemek olduğunu söyledi.

 

 

“HAVA ÖRTÜSÜ OLMADAN SATIH HAREKATI KOLAY OLMAZ”

Ekmel Totrakan (Emekli Koramiral) - Türkiye'nin, güya NATO'da stratejik ortağı olan ABD'nin, İsrail'in de hedeflerine ulaşmak için Suriye’de İsrail ve PKK, PYD, YPG ile giriştiği ve bizim güvenliğimizi tehdit eden ortaklığına karşı, ülkemizin bundan önceki Fırat Kalkanı ve Afrin Harekatı’nda olduğu gibi, her ne kadar muhtemel Fırat'ın doğusundaki harekat da Sincar-Irak topraklarında olsa da, ihtiyaç halinde Suriye üzerindeki hava sahasını bu harekatta da kullanma konusunda Rusya’dan alacağı olası destek çok önemlidir. Çünkü bilindiği üzere “Hava Örtüsü” olmadan “Satıh Harekatının” başarısı kolay olmaz. Ancak Rusya’nın da Akdeniz’de bulunduracağı deniz kuvvetleri unsurlarına, artık Beşar Esad idaresi altındaki Suriye’den başka Akdeniz’de üs kolaylıkları sağlayacak bir ülke kalmamıştır. Rusya’nın bize olan bu desteği, ABD'yi Ortadoğu gibi önemli bir bölgede yalnız bırakmaması ve onun Ortadoğu'ya teröristler desteğinde yerleşmemesi bakımından da kendi yararınadır. Bu sürede her iki taraf da menfaatlerinin doğrultusunda doğru bir politika uygulamaktadır. Ancak ortaklık nereye kadar nasıl sürebilir, işte mesele buradadır. Bundan önceki giriştiğimiz operasyonlarda hava kuvvetlerimizin hiçbir karşı hava kuvveti tehdidi altında kalmadan büyük bir güvenle, barış şartlarındaki tatbikatlardaki gibi satıh kuvvetlerimize büyük destek sağlamasının, Rusya ile önceden varılan  anlaşmanın gereğinden kaynaklandığı unutulmamalıdır. Bu gerçek durum, silahlı kuvvetlerimizin geçmişteki başarılı harekatını küçümsemek için değil, sadece, Rusya bize hava sahasını açmasa idi, kara harekatımızın ne kadar zor olacağını akıllarımızda bulundurmamız gerektiğini belirtmek içindir. Yoksa silahlı kuvvetlerimizin ‘zoru ve imkansızı başarmadaki’ özelliği herkesin malumudur. Bu son durumlar, Rusya’nın Ortadoğu konusunda Türkiye ile olan ortaklığının, ABD'nin Ortadoğu’daki İsrail ve terör grupları ile olan ortaklığına karşı, ne kadar hayati olduğunu göstermektedir. Önemli olan, bizim bu ortaklığı bundan böyle nasıl yürüteceğimizin, önceden kestirilebilmiş olmasıdır. Tanrım Kahraman Silahlı Kuvvetlerimizin işini kolay ve başarılarını daim eylesin.

 

 

“HAREKATIN ERTELENMESİ OLASILIĞI VAR”

Soner Aydın (Emekli Albay) – Cumhurbaşkanı’nın 12 Aralık günü birkaç güne kadar Fırat’ın doğusuna girileceğini açıklamasının ardından en çok merak edilen konular; ABD, Rusya ve İran’ın nasıl tepki verecekleri ve harekatın ne şekilde yapılacağı olmuştur. Biz bunları konuşurken yaşanan gelişmeler dikkat çekicidir.

Irak Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Başkanı Mesut Barzani; Erbil’de ABD’li yetkililerle görüşmüş ve “Suriyeli Kürtlerin geleceğinden endişe ettiğini, onlara karşı meydan okumaların çözülmesi gerektiğini” ifade etmiştir. Hemen ardından, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey; Irak Kürdistanı Bölgesel Yönetimi (IKBY) tarafından eğitilen, Suriye KDP’sine bağlı Suriyeli peşmergelerden (Rojava Peşmergeleri) 100 kişilik bir gurubun ABD ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG)’nin bilgisi dahilinde Suriye’ye geçtiği, kısa zamanda bütün peşmergelerin döneceği açıklamasını yapmıştır. Barzani’nin ve Suriye KDP’sinin konuya bu şekilde dahil edilmesi Fırat’ın doğusuna yapacağımız bir harekatta dikkate alınması gereken bir durumdur. Bu durum hedefimizin büyütülmesi ve cephenin genişletilmesine neden olabilecek, Türkiye’nin “DEAŞ’la mücadele eden masum (!) Kürtlere karşı saldırgan tavrı” olarak yansıtılabilecektir.

Bunu takip eden günde, BM ve Türkiye-Rusya-İran Dışişleri Bakanları Cenevre’de bir araya gelerek Suriye’nin yeni anayasasını yazacak komitenin kurulduğu açıklamasını yapmışlardır. Bu komitede SDG’nin yer alıp almayacağı konusunda bir açıklama yoktur. SDG’nin anayasa komisyonda yer alması halinde, Türkiye’nin PKK/PYD’ye karşı bir harekât yapması mümkün olmayacaktır. Aksi durum, Suriye’deki meşru bir tarafa saldırı olarak nitelendirilebilecek, propagandalara dayanak yapılacaktır.

Son olarak ABD sürpriz bir şekilde; DEAŞ’ın yenildiğini, Suriye’deki birliklerini 60 ila 100 gün arasında çekeceğini açıklamıştır. Açıklamada bu kararın Türkiye Cumhurbaşkanı ile görüşmeler neticesinde alındığı ifade edilmiştir. İlk bakışta “ABD’nin Suriye’de Türkiye’nin önünden çekilmesi” gibi yansıtılabilecek veya algılanabilecek bu tavrın ne anlama geldiği ilerleyen zamanlarda daha iyi anlaşılacaktır. Şimdilik buna her yönden ihtiyatlı yaklaşılması gerekmektedir.

Yaşanan bu gelişmeler Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna yapacağı harekâtı en azından 100 gün daha erteletebilecek, belki de iptal ettirebilecek gelişmelerdir. Buna rağmen bir harekât yapılması durumunda, Türk Silahlı Kuvvetlerinin her türlü tehdidi bertaraf edeceğinden kimse kuşku duymamalıdır. Türkiye’nin; Suriye’de, Rusya’nın kontrolündeki hava sahasını kullanmasına ihtiyaç olmayacaktır. Silahlı Kuvvetlerimizin; Fırat’ın doğusunda harekât icra edecek kara birliklerimize, Türkiye hava sahasından hava desteği verebilecek ve uzun menzilli ateş destek vasıtaları ile bölgeyi ateş altına alabilecek imkân/kabiliyeti vardır. Önemli olan; kontrol altına alınacak bölgelerde alan hakimiyetinin sağlanması ve bunun sürdürülmesidir.

Asıl dikkat edilmesi gereken; Türkiye’nin Ortadoğu’da bir savaşın içine çekilerek yıpratılmaması, saldırgan ülke durumuna düşürülmemesi, demokrasi, insan hakları, özgürlükler konusundaki zafiyetlerimiz bahane edilerek -Irak ve Suriye’ye yapıldığı gibi- küresel bir baskı altına alınmamıza fırsat verilmemesidir.

 

 

“ABD’NİN ÇEKİLME AÇIKLAMASI KUŞKU UYANDIRIYOR”

Mehmet Dönmez (Emekli Büyükelçi) - Türkiye, Suriye'de ABD'nin yürüttüğü PYD/YPG'yi destekleyen politikasından duyduğu rahatsızlığı çok uzun zamandan beri dile getirmektedir. Son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, yakın gelecekte Fırat'ın doğusuna bir operasyon yapılacağını açıklamıştır. ABD cevaben Türkiye'nin başlatacağı bir operasyonun tasvip olunmayacağını bildirmiştir. Konuyla ilgili yeni bir gelişme olmadan 19 Aralık akşamı Washington kaynakları ve hatta Trump'ın kendisi ABD askerlerinin yakında Suriye'den tamamen çekileceğini açıklamışlardır.

Bu açıklamaya ilişkin haberlerin doğruluğu kuşku uyandırmaktadır. Zira geçmişte de ABD'nin Suriye'den çekileceği açıklanmış, ancak bu açıklamaların arkası gelmemiştir. ABD'nin bölgeyi terk ederek kontrolü Rusya başta, Türkiye ve İran'a bırakacağını düşünmek zordur. Kaldı ki ABD şimdiye kadar PYD/YPG unsurlarını fazlasıyla donatarak güçlendirmiş durumdadır.

Türkiye'nin yaşadığı deneyimlerden alması gereken en önemli ders Irak ve Suriye'de emperyalist güçlerin güdümündeki terör unsurlarıyla mücadele etmek durumunda bulunduğu gerçeğidir. ABD'nin uzun yıllardır planlanıp kotarılan bağımsız bir Kürt yapılanması emelinden vazgeçmesi mümkün değildir.

Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Fırat'ın doğusuna operasyon yapılacağına ilişkin açıklamasının ardından Bağdat Büyükelçimiz Irak Dışişlerine davet edilerek Türkiye'nin hava akınları protesto edilmiştir. Arap Ligi de yaptığı açıklamayla Türkiye'yi kınamıştır. Bunlar Türkiye'nin yıllardır süregelen terör mücadelesini ve ulusal bütünlük kaygılarını asla anlamayan Arapların talihsiz ve dostluktan uzak davranışlarıdır.

Rusya Türkiye'nin Fırat'ın doğusuna operasyon yapma niyetine ilişkin net bir tavır almış değildir. Türkiye ve İran ile birlikte sürdürülen Astana sürecini sonuca ulaştırmaya niyetli Rusya Suriye'nin gelecekteki anayasal yapılanmasında söz sahibi olmak istemektedir. Moskova'daki PYD bürosunu kapatmayan Rusya Türkiye'yi tahrik edici adımlar atmamış, PYD/YPG yi Astana sürecine dahil etmemiştir. Rusya'nın Türkiye'nin Zeytin Dalı harekâtına destek verdiği hatırlanırsa, Türkiye'nin başlatacağı  yeni bir operasyon için zorluk çıkarmayabileceği düşünülebilir. Nitekim Rusya Dışişleri yaptığı son açıklamada " ABD'nin Kürtlerle devam ettirdiği oyunlar ve Türkiye'nin ulusal güvenliğine yönelik artan endişelerinin ABD tarafından giderilmemesi nedeniyle bölgedeki gerginlik artıyor" denilmiştir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

2008 ile 2018 arasında Türkiye, tarihte eşine az rastlanır bir hızla sosyal, siyasal ve ekonomik değişime uğradı. Bu dönemi inceleyen araştırma şirketi Konda’nın rapor...

Çekilme sürecini uzatarak Türk Silahlı Kuvvetlerinin harekatını engellemeye çalışan ABD, terör örgütü PKK/YPG’ye kalkan olmayı ve eğitim / silah desteğini de sürdürüyo...

Türk yargı sisteminde son dönemde tahliye edildikten sonra cezaevinden çıkmadan ya da çıktıktan kısa bir süre sonra yeniden tutuklanmalar yaşanıyor. Mahkemenin serbest...

''Borçların yeniden yapılandırılması'' ile atılacak ilk adımı, ''Kulüpler Yasası’nın çıkarılması'' adımının tamamlaması gerekiyor. GÖZLEM, konuyu masaya yatırdı. İşte ...

Yeni yılda Türkiye’de siyasetin gündemini 31 Mart’ta gerçekleştirilecek yerel seçimler belirlerken, halkın gündeminde ise varlığını her geçen gün daha fazla hissettire...

Devletin maaşlı müftüsü, gazetecileri “Ölmeden önce tövbe etsinler” diye tehdit ediyor, bir diğer müftü “Milli Piyango bileti almak, domuz yemekten farksızdır” diyor. ...

Demiryolu İşçileri Sendikası ile İZBAN arasındaki Toplu İş Sözleşme (TİS) görüşmelerinde uzlaşma sağlanamadı. İşveren tarafından verilen yüzde 30 oranındaki son teklif...

Yazarlar
Website Security Test