Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Türkiye Cumhuriyeti, ''laik bir hukuk devletidir!'' Müftüleri ''böyle'' mi olur?

4.1.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Devletin maaşlı müftüsü, gazetecileri “Ölmeden önce tövbe etsinler” diye tehdit ediyor, bir diğer müftü “Milli Piyango bileti almak, domuz yemekten farksızdır” diyor. Bu müftüler, bunları söyleyecek cesareti kimden alıyor? Nerede Cumhuriyet Savcıları ve Diyanet İşleri Başkanlığı? Gözlem “bu soruları” uzmanlara sordu...

ENGİN TATLIBAL

Müftü kelimesi, Arapça “fetva veren” anlamına geliyor. Fetva ise İslam hukukuna ilişkin ihtilafların çözümüne yönelik olarak “belirli bir otorite tarafından” verilen “görüş bildirir” belge... Sözünü ettiğimiz “belirli bir otorite”, Osmanlı döneminde Şeyhülislam’dı. Türkiye Cumhuriyeti’nde ise devlet memuru statüsünde olan müftüler ve onların bağlı bulunduğu Diyanet İşleri Başkanlığı. Her ne kadar fetvanın fetva olması için yazılı belge olması gerekiyorsa da müftülerin ağızlarından çıkan her sözün toplumsal yaşamda bağlayıcılığı oluyor. Bu da onların “dürüst, düzgün, ahlaklı ve vicdanlı bir insan” olmalarını zorunlu kılıyor.

Dürüst, düzgün, ahlaklı ve vicdanlı insanlardan oluşması gereken müftülerin başı olan Diyanet İşleri Başkanı, geçtiğimiz ay, bu ülkenin en önemli değeri olan Mustafa Kemal Atatürk’e küfreden bir sözde tarihçiye hasta ziyaretinde bulunmuştu. Ardından bir “İslam dünyası klasiği” olan Noel ve yılbaşı konusunda açıklamalar gelmeye başladı. Balıkesir Müftüsü Ramazan Topcan, bir yılbaşı klasiği olan Milli Piyango Yılbaşı Özel çekilişi hakkında şunları söyledi:

 

“Milli Piyango eşittir domuz eti”

“Milli Piyango’nun peşine düşecek, onun arkasına takılacak bir dindar kardeşimizin olmaması gerekir. Üzerinde alın teri bulunmayan hiçbir lokma, bizim bedenimize bereket vesilesi olamaz. İslam, Milli Piyangoyu gayri meşru bir kazanç olarak önümüze koyar. Kumardan farkı yok. Kumarın dini hükmü ne ise Milli Piyango’nun da dini hükmü budur. Bu olayın vahametini dile getirmek açısından söyleyelim, İslam’da domuz etinin hükmü neyse Milli Piyango’nun hükmü de aynıdır. Hiçbir farkı yok.”

Türkiye’de 2002 yılından beri AK Parti yönetiyor ve kamunun işletmesinde bulunan yüzlerce kurumu özelleştiriyor; ancak Milli Piyango idaresi ve ona bağlı Sayısal Loto ve Şans Topu gibi şans oyunları işletmelerini özelleştirmiyor. Benzer şekilde yine kamu işletmesi olan Spor Toto da, Milli Piyango gibi kamu bütçesini finanse ediyor ve özelliştirilmiyor.

Bunların yanında doğrudan devlet tarafından işletilmeyen, ama devlet kontrolünde olup Hazine’nin çok ciddi vergiler ve harçlar aldığı İddaa ve TJK at yarışları da mevcut. Devletin maddi gelirinin yanı sıra bu işletmeler, binlerce insana da istihdam sağlıyor.

İnsan bedenine zararlı ve dolayısıyla bu müftülere göre de haram olan her bir paket sigaradan devletimiz yüzde 83 vergi alıyor. Her bir litre rakıya ödenen paranın da 153 lirası devletimizin kasasına giriyor ve müftülerimiz bu paralarla maaşlarını alıyor.

 

“Ölmeden tövbe et” çağrısı

Bütün bu çelişkiler tartışılır, konuşulur, belki özel düzenlemelerle yumuşatılır... Çünkü bir tarafından bakıldığında, zorlayarak da olsa, fikir beyanı olarak demokratik çerçevede ele alınabilir. Ancak kendi istediği gibi olmayanların “sonlarının ne ve nasıl olacağına” ilişkin tehditvari açıklamalara başlanırsa, yani işin rengi değişirse ne olacak?

Bunun dehşetli bir örneğini geçtiğimiz günlerde yaşadık. Siirt Müftüsü Ahmet Altınok, Hizbullah’a yakın olduğu bilinen bir internet sitesine yaptığı açıklamada, muhalif haber sitesi OdaTV hakkında şu ifadeleri kullandı:

“Charlie Hebdo davasında olsun, Efendimiz döneminde Ka'b Bin Eşrefler olsun, sürekli Müslümanları dilleriyle istihza ederek, alay ederek, kampanyalarla, birtakım algı operasyonlarıyla hakaret eden insanların hiçbirinin yanına kâr kalmamış bu yaptıkları, biliyorsunuz. Ben inanıyorum ki toplum vicdanında, nezdinde bunlar yine mahkum olacaklardır. Ve özür dilemeye davet ediyorum bu beyefendileri. (Ve gülerek) Çünkü ölmeden önce tevbe kabul edilir biliyorsunuz.”

Müftünün örnek verdiği Ka'b Bin Eşref, Hazreti Muhammed döneminde öldürülen bir şair. “Yanına kâr kalmamış” dediği Charlie Hebdo olayı ise, Paris'te dinci terör örgütü El Kaide’nin dokuzu gazeteci, ikisi polis ve biri teknisyen 12 kişiyi öldürdüğü terör saldırısı.

OdaTV ise,  hedef gösterilmesine yönelik şu açıklamayı yaptı:

“Devletten maaş alan müftü, ‘Ölmeden önce tevbe etsinler' diyerek OdaTV'yi terör ile tehdit ediyor. Dertlerinin din de inanç da olmadığını biliyoruz. OdaTV'nin deşifre ettiği kirli ilişkilerin üstünü örtmeye çalışıyorlar. Çok açık ve net söylüyoruz... OdaTV; bedeli ne olursa olsun gazetecilikten, karanlık odaklarla mücadelesinden, hür düşünceden vazgeçmeyecek. Hiçbir inanca hakaret ettirmeyeceği gibi, her fikrin özgürce tartışılacağı bir yayın olmaya devam edecek.”

 

“TOPLUMSAL BARIŞ İÇİN HERKES ÖZENLİ DAVRANMAK ZORUNDA”

Yekta Güngör Özden (Anayasa Mahkemesi Eski Başkanı) – Türkiye’de insan hak ve özgürlüklerinin gereken özenle korunmadığı bir süreci yaşıyoruz. Başlangıçta Mustafa Kemal Atatürk’ün bize kazandırdığı değerlerin farkında değiliz. Bu nedenle herkes gelişigüzel konuşmayı sürdürüyor, sözlerinin nereye gettiğini bilmeden görüşler ileri sürüyor. O nedenle Türkiye’mizde toplumsal barışın esenlik ve güvenlik içinde olması bakımından herkese özenli davranmak zorunluluğu düşmektedir. Ben yapılan konuşmaların gerçeklikle bağdaşmadığını, insanları ayrıştırdığını, kamplaştırdığını ve birbirine karşıt bir duruma düşürdüğünü üzüntüyle izliyorum. Son yıllarda inanç sömürüsünün giderek yaygınlaşmış olması da benim bu kanımı doğrulamaktadır. Siyasetin en verimli malzemelerinden biri haline getirilen inanç sömürüsü, değişik alanlarda ve ortamlarda, çarpık düşüncelerle ileri sürülmektedir. Ortaya konan son söylemler göstermektedir ki Türkiye’de toplumsal barışı ve ulusal dayanışmayı korumak için üzerlerine düşeni yapması gerekenler, işlerini gerekli özenle yapmamaktadırlar. Ayrılıkçı ve kamplaştırıcı görüşler ileri sürüyorlar. Bu bakımdan hocanın ileri sürdüğü görüşlerin sakıncalı olduğu kanısındayım. Kendisine katılmadığımı ve kınadığımı ifade etmek istiyorum.

 

 

“DİYANET DERHAL GEREĞİNİ YAPMALIDIR”

Atila Sertel (CHP İzmir Milletvekili) –Türk medyasının büyük bir kısmının güce ve iktidara teslim olduğu dönemde, dik duruşunu bozmayan, objektif gazetecilikten ödün vermeyen, halkın haber alma hakkına hizmet eden Oda TV’ye yönelik her türlü tehdit, basın ve ifade özgürlüğüne yöneliktir. Kurumları ve kişileri hedef gösteren kim olursa olsun, savcılar talimat beklemeden harekete geçmelidir. Diyanet İşleri Başkanı da derhal gereğini yapmalıdır. Bu tür ipe sapa gelmez açıklamalar yapan kişiler tüm camiaya olduğu gibi yüce dinimiz İslam’a da zarar vermektedir. Bu kafalar sağlıklı kafalar değil. Bu kafalar maalesef ki IŞİD kafası. Diyanet İşleri Başkanlığı, kendi görev alanına dönmeli, siyasallaşmaktan, camilere siyaset sokmaktan derhal uzaklaşmalıdır. Geçmişte olduğu gibi bugün de Oda TV’nin, basın ve ifade özgürlüğünün yanında olduğumuzu bir kez daha hatırlatır, Siirt Müftüsü Ahmet Altıok’u önce Allah’a sonra savcılara havale ettiğimin bilinmesini isterim.

 

 

İGC’DEN “AKIL SINAYAN AÇIKLAMALARA TEPKİ”

“Türk Medyasına yönelik son günlerde giderek artan tehdit, soruşturma, hedef gösterme ve çağdaş-laik Türkiye Cumhuriyeti ile asla bağdaşmayan söylemleri kınıyoruz.

Bir din adamı olarak Siirt Müftüsü Ahmet Altıok’un Oda Tv’yi hedef göstererek katliam tehdidinde bulunması kabul edilemez. İzmir Gazeteciler Cemiyeti olarak Oda Tv ve benzeri şantaj-tehdite maruz kalan ve hedef gösterilen tüm basın kuruluşları ve mensuplarının yanındayız.

Ayrıca Star Gazetesi Yazarı Yakup Köse’nin evlilik yaşının, dinen baliğ olma yaş aralığına indirilmesini talep eden, aksi takdirde tecavüzcülerin mağdur olduğunu iddia eden, insanlık dışı, laik Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na tümüyle aykırı yazısını bir akıl tutulması olarak nitelendiriyoruz. Söz konusu kişi, asla saygın mesleğimizin bir temsilcisi olamaz.

Her iki konuda da Türkiye Cumhuriyeti Savcılarını gereğinin yapılması konusunda göreve davet ediyoruz.”

İzmir Gazeteciler Cemiyeti

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

AK Parti ve MHP, 23 Haziran seçimini kazanmak için, ''Kürt oylarının İmamoğlu'na gitmesini önleme'' adımını attılar. 31 Mart öncesindeki söylemi, rakibi Millet İttifak...

Gözlem Gazetesi Yayın Kurulu’nu ağırlayan Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, önümüzdeki beş yıllık dönemde ele alacağı öncelikli konuları anlattı. Tarım ve ...

Milli Eğitim'de, 16 yılda 16'ncı sistem değişikliği ne getiriyor, ne götürecek; işte uzman görüşleri...

Türkiye'nin yaşadığı ekonomik krizi ''dış ve iç komplolara bağlamak ve çareyi baskıda aramak'' krizi kronikleştiriyor. Hem iç, hem de uluslar arası piyasalar alınan te...

Türkiye'de işsizlik oranları adeta her saat artıyor. TÜİK'in Şubat ayı verilerine göre Türkiye'de işsiz sayısı 4 milyon 730 bin. CHP'nin hazırladığı ekonomi raporuna g...

GÖZLEM konuyu masaya yatırdı, uzmanlara sordu. İşte görüşleri...

GÖZLEM Yayın Kurulu'nun konuğu olan Halaçoğlu ''Bir ülkede hukuku çökertirseniz, devleti çökertirsiniz'' dedi.

Yazarlar
Website Security Test