Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

2019 da ''Eko – Kriz'' yılı mı olacak?

4.1.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Yeni yılda Türkiye’de siyasetin gündemini 31 Mart’ta gerçekleştirilecek yerel seçimler belirlerken, halkın gündeminde ise varlığını her geçen gün daha fazla hissettiren ekonomik durgunluk var. Çünkü 2018’in son çeyreğini sıfıra yakın büyüme ile kapatmaya hazırlanan Türkiye ekonomisinde 2019'un "kriz yılı" olacağı beklentisi hakim

FAZIL ANIL KILIÇLI

Geride bıraktığımız yıla damgasını vuran en önemli gelişme ticaret savaşları ve Rahip Brunson'un tutuklanması ile ABD Başkanı Trump'ın Türkiye'ye yönelik tehditleri oldu. Jeopolitik risklerin gündemden düşmediği 2018'in ikinci yarısında, korumacı yaklaşımların dünya ekonomilerine yansımaları ve Brexit belirsizliği derinleşirken, ticaret savaşı, İtalya'da hükümet krizi ve ABD'nin İran'a yaptırımları küresel finansal piyasalarda gündemin üst sıralarına yerleşti.  2018’e 3.80 seviyesinden başlayan dolar/TL, tüm bu gelişmelerin etkisiyle ağustos ayında 7.24 ile tarihi zirvesini gördü. Kur, yılın son ayında 5,40 sınırında dengelendi.

Yeni yılda Türkiye’de siyasetin gündemini 31 Mart’ta gerçekleştirilecek yerel seçimler belirlerken, halkın gündeminde ise varlığını her geçen gün daha fazla hissettiren ekonomik durgunluk var. Çünkü 2018’in son çeyreğini sıfıra yakın büyüme ile kapatmaya hazırlanan Türkiye ekonomisinde 2019'un "kriz yılı" olacağı beklentisi hakim. Büyümedeki gerilemenin 2019'da yerini küçülmeye bırakacağını, buna bağlı olarak işsizliğin ve hayat pahalılığının artacağını dile getiren ekonomistlere göre, 31 Mart yerel seçimlerinden sonra hükümetin atacağı adımlar krizin ne kadar süreceğinde belirleyici olacak. Bir başka deyişle Türkiye toplumunun 2019 yılında yoksullaşacağına kesin gözüyle bakılıyor, ancak bu yoksulluktan nasıl çıkılacağı henüz bilinmiyor.

Ekonomistler 2018'in dördüncü çeyreğinden 2019'un ikinci yarısına kadar devam edecek olan ekonomik daralmaya işaret ediyor. Enflasyon rakamlarında önümüzdeki 6 ay boyunca büyük bir gerileme beklenmezken, dış borç ödemelerinin finansmanı için yabancı yatırımcıya ihtiyaç var.

Türk Lirası'nda belirgin biçimde yaşanan değer kaybının devam edip etmeyeceği ise büyük oranda Merkez Bankası'nın duruşuna ve döviz rezervlerinin korunmasına bağlı olacak.

Ekonomistler 2019'un ilk yarısında enflasyonun yüzde 20 üzerinde seyretmesini bekliyor. Yılın ikinci yarısında düşüş görülebilir ancak enflasyon çift haneli rakamlarda kalmaya devam edecek.

Altınbaş Üniversitesi İktisadi İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Mahfi Eğilmez, Türkiye ekonomisinin 2018 yılını nasıl geçirdiğine ve 2019 yılında neler yaşanabileceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 2019 yılı dolar kuru için 7.5 TL tahmininde bulunan Eğilmez, yeni yılda IMF'nin dolar kuru beklentisinin ise 10.21 TL olduğunu belirtti.

Eğilmez’e göre Türkiye ekonomisi için 2018’in birçok açıdan sıkıntılı bir yıl olarak tarihe geçti. Dr. Eğilmez, “Bunlardan biri yılın başlangıcında cari açığın çok hızlı yükselmesi oldu. Cari açık arttı çünkü 2017 yılında getirilen harcama teşvikleri ve vergi indirimleriyle ekonomi bu yıla hızlı girdi. Bu hızlı giriş cari açığı yükseltti. Ve dolayısıyla enflasyonu arttırdı. Üstelik ekonomideki bu yapay büyüme, işsizliğin önünü de alamadı” dedi.

Eğilmez, kur artışlarında yaşanan büyük sıçrama, büyüyen ekonominin görünümünü tamamen tersine çevirdiğini belirtiyor. “Aşırı kur artışlarıyla birlikte ekonomide düşüş, büyüme hızında gerileme başladı.” diyen Mahfi Eğilmez, 2018’in ikinci yarısında cari açık düşmeye başlamakla birlikte bunun daha çok büyümenin gerilemesinden kaynaklandığını kaydetti. Eğilmez, “Büyüme hız kestikçe ithalat düşmeye başladı. Bu cari açığı bir miktar geriletti. Ama cari açık düşüşünün dışında herhangi bir olumlu gelişme yaşanmadı. 2018’in sonuna yüksek enflasyon, yüksek kur, yüksek işsizlik giderek büyüyen bütçe açığı ve düşen büyüme hızıyla geliyoruz. Yıl sonu verileri henüz elimizde olmamakla birlikte son çeyrekte büyüme eksi çıkacak. Büyük olasılıkla ekonomide çok yüksek bir küçülme yaşanacak. 2019 yılında ekonomide önemli bir canlanma beklenmiyor. Çünkü iç talep çok düştü, düşük.”

 

“Durgunluk 1,5 yıl sürebilir"

Türkiye’nin 2019’da ekonomide yaşayacağı sorunları DW Türkçe’ye anlatan Koç Üniversitesi-TÜSİAD Ekonomik Araştırma Forumu Direktörü Prof. Dr. Selva Demiralp, “Türkiye, 2019 yılına ekonomide stagflasyonla girdi. Yani yüksek enflasyonu ve durgunluğu aynı anda yaşıyoruz" diyor. Türkiye’nin önümüzdeki 5-6 çeyrek boyunca yani yaklaşık 1,5 yıl süresince ekonomik durgunluk yaşamasının yüksek ihtimal olduğunu kaydeden Prof. Demiralp, "Bu arada Türkiye’nin yılda yüzde 1-2 büyümesi, ekonominin durgunluktan çıkacağı anlamına gelmiyor. Türkiye gibi potansiyel büyümesi yüzde 5-6 olan bir ülkenin yüzde 1’lere düşmesi durgunluğun devam ettiğini gösterir" değerlendirmesinde bulunuyor.

 

"Krizden hızlı çıkış olmayacak”

Son açıklanan verilere göre Türkiye’de sanayi üretimi yüzde 5,7 oranında azalırken işsizlik ise yüzde 11,4’e çıktı. Bu verilerin, ekonomideki kötü gidişin 2019’da da devam edeceğini net biçimde gösterdiğini kaydeden Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM) Direktörü Prof. Dr. Seyfettin Gürsel, 2019 yılında yaşanacak krizin Türkiye’nin önceki yıllarda yaşadığı krizlerden farklı olduğuna dikkat çekiyor. Türkiye’nin yakın tarihte yaşadığı 2001 ve 2008 krizlerinden hızla çıkma becerisi gösterebildiğini hatırlatan Prof. Gürsel, şunları söylüyor: “Örneğin son olarak 2008 krizinden sonra 2009’da yüzde 4,8 küçülen Türkiye ekonomisi, 2010’da yüzde 8,5 büyümeyi başardı. Ancak bu kez böyle bir hızlı çıkış olmayacak. Belki yüzde 5 küçülmeyeceğiz ama kriz süreci uzun sürecek. Çünkü 2009 şartları artık yok. Ne likidite bolluğu ne özel sektörün düşük borçluluğu ne de bankacılık sisteminde alacak stresi vardı. Şimdi bu etkenlerin hepsi var.”

 

 

“EKONOMİ DARALIYOR, İŞSİZLİK ARTIYOR”

Esfender Korkmaz (Prof. Dr.) –IMF, 2019 dünya ortalama büyüme beklentisini yüzde 3.7 ve yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ekonomilere yönelik büyüme beklentisini de ortalama yüzde 4,7 açıkladı. Türkiye için ise 0.4 dedi. Moody's ise 2019 Türk ekonomisinin yüzde 2 oranında daralacağını bildirdi. 31 Mart seçimleri 2019 büyüme oranını etkileyecektir. 2019 bütçesi de popülist harcama bütçesidir. Ayrıca siyasi partilerin seçim harcamaları da talep artışı yaratacaktır. Bu nedenle 2019 yılının ilk çeyreğinde yüksek daralma olmayabilir. Ancak 2019 yılında ekonomi daralacaktır. Üretici ve tüketici güveni de beklentileri ve büyümeyi etkiliyor. Bu beklentiler olumsuzdur. Güven sorunu oldukça, yerli ve yabancı yatırım yapmıyor. Sonuçta ekonomi daralıyor, işsizlik artıyor. Ekonomi daralırken, dış borçlarda risk artıyor. Dış borçları çevirmek için, önce fert başına gelir artışı ile kaynak yaratmak, sonra da bu kaynakları dövize çevirmek gerekir. Bunun yanında olumlu etki de olabiliyor. Toplam talepte gerileme ve üretimde daralma, cari açığın daralmasına neden oluyor ve borçlanma ihtiyacı da daralıyor.2019 yılında bankaların dönmeyen kredileri de artacak ve bankalar sıkıntıya girecektir. İnşaat sektöründe 2018 üçüncü çeyreğinde yüzde 5,8 daralmanın 2019'da artması bekleniyor. Bu durum konut ve müteahhit kredilerinde sorun yaratacağa benziyor. Dönmeyen kredilerin yüzde 41'i KOBİ kredileridir. Dün olduğu gibi bu gün de popülist amaçla verilen bu kredilerde takibe düşme oranı daha da artacaktır. 2019 için IMF, yüzde 12,3 ve Dünya Bankası da yüzde 12,7 işsizlik tahmini yapıyor. Benim tahminin 2019 yılında fiili işsizlerin sayısının 6 milyonu geçeceği ve fiili işsizlik oranının da yüzde 20'ye yaklaşacağı yönündedir. 4 milyona yakın Suriyeli oldukça, bir milyon dolayında Suriyeli dışında yabancı çalışan oldukça, Türkiye hiçbir zaman işsizlik problemini çözemez. Bunlar bildiğimiz klasik reçetelerin dışında kalır. Sürdürülemez bir durumdur. Krizlerde belirli bir zaman sonra, üretici ve tüketici olarak ekonominin iç dinamikleri harekete geçer. Ancak bu defa durum daha farklı. Krizi yalnızca ekonomik sorunlar değil, aynı zamanda kurumsal sorunlar da etkiliyor. Bunların başında kamu kaynaklarının popülist amaçlı kullanılması geliyor.2019 bütçesi içinde yatırımların payı yüzde 6.1 gibi düşük orandadır. Buna karşılık hiçbir katma değer yaratmayan, yalnızca açıkları kapatmak ve para dağıtmak amacı olan cari transferlerin payı yüzde 40,7'dir.Cari transferler içinde seçim için dağıtılan kalemler, hane halkına yapılan transferler ve yine ikinci bir defa daha, hane halkına yapılan diğer transferler olarak iki defa yer almaktadır. Oysa ki bütçede ayrıca sosyal amaçlı transferler kalemi de var. Popülist harcamalar kaynakların etkin kullanılmasını önlüyor. Ekonomik ve siyasi istikrarın daha da bozulmasına neden oluyor. (Yeniçağ)

 

 

 

“DIŞ BORÇLAR BÜYÜK RİSK OLUŞTURUYOR”

Ali Nail Kubalı (Ekonomist) –2019 yılında Türkiye’nin önünde önemli risk parametreleri bulunuyor. Dış borçlar ve işsizlik bunların başında geliyor. 2019’da en çabuk etki yapacak riski Türkiye’nin dış borçlarının yenilenmesinde ortaya çıkabilecek sorunlar olarak görüyorum. Türkiye bu borcu, eğer eylül ayında verdiği cari fazlayı vermeye devam ettirebilse rahtlıkla çevirebilir. Yani kurlar ihracatı destekleyecek ithalatı azaltacak seviyede devam ederse ve Türkiye bunu ekonomi politikası olarak deklere etmiş olsaydı, dış borlarla ilgili problem ortadan kalkardı. Kurlardaki belirsizlik Türkiye’nin ödemelerdeki belirsizliğini de ortaya çıkardığı için böyle bir sıkıntıyla karşı karşıyayız.

Reel ekonomide de sıkıntı var. İşsizlik ve üretimdeki yavaşlama risk oluşturuyor. Üretim ayağında oluşan bu kapasite boşluğunu Türkiye çok kolaylıkla ihracatla doldurabilirdi. Azalan ithalatı da yerli üretimle doldurabilirdi. Bu da kısa vadede kurlara bağlı olduğu için sorunun bir devamını öngörüyorum. Artan işsizlik ve kapanmakta olan kepenklerin sonuçları da bir sosyal risk doğuruyor. Allah korusun Fransa’daki “sarı yelekliler” hareketinin o gelişmiş ülkeyi ne hale getirdiğini gördük.  Umuyorum ki bezer bir sosyal patlama ülkemizde olmaz ve hükümet ihracatı destekleyecek bir kur politikasını uygulamayı idrak eder.

 

 

“TÜRKİYE’NİN DÖVİZ İŞTAHI HALA YÜKSEK”

İ. Burak Oğuz (Mali Müşavir) –Türk milleti olarak her konuda söyleyecek bir sözümüz mutlaka vardır; bilip bilmemek önemli değil. Hele konu siyaset ve ekonomi olunca; hükümetler kurar, hükümetler indiririz, Nobel ödüllü iktisatçılara taş çıkaran ekonomi yorumları yaparız.

2018 yılı Türkiye açısından -siyasi problemler bir yana- tam bir ekonomi yılı oldu. Çarşı pazarda vatandaştan; ilk 500 şirketin CEO’larına kadar herkes ekonomi ile yatar ekonomi ile kalkar oldu. Görünen o ki; geçen yıldan kalan bakiyeler ve bu yıl gebe yeni gelişmeler yine enflasyondan kurlar, faizden işsizliğe birçok ekonomik gelişmeyi yakından ilgilendirecek.

Döviz yine zirvedeki yerini koruyacağa benziyor.  Maliye Bakanlığı 30 Eylül 2018 itibarıyla Türkiye’nin brüt dış borç stokunun 448,5 milyar doları olarak açıkladı. Dış borcun milli gelire oranı ise yüzde 53,8. Aynı tarihte, Türkiye’nin net dış borç stoku ise 286,2 milyar dolar gerçekleşmiş ve stokun milli gelire oranı yüzde 34,4 olmuştur.  Buna karşılık Merkez Bankası’nın (MB) net döviz rezervleri kabaca 30 milyar dolar. Bu da demek oluyor ki Türkiye ekonomisinin dövize olan iştahı hala yüksek. Döviz kazandırmaya yönelik tedbirler alındı ve alınmaya devam ediliyor. En son uygulama da özellikle yastık altındaki dövizleri piyasaya çıkarmaya yönelik “bireyler ve tüzel kişiler için döviz tahvili” çıkarılması. Geçen gün Mahfi Eğilmez’in ve IMF’nin 2019 dolar tahmini herkesi tedirgin etti. IMF 10,23 lira, Mahfi Hoca 7,5 lira tahmin ediyor. Hükümetin YEP’in de ise 2019 dolar tahmini 6,3 lira. Hangisi tutturur bilinmez ama tek bildiğim hepsinin tahmininin bugünkü dolar kurundan yüksek olduğu/ olacağıdır.

İşsizlik üzerinde durulması gereken problemlerin başında geliyor. İstihdama yönelik Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı teşvik ve destekleri verilmesine rağmen son açıklanan Ağustos rakamı yüzde 11,1. Genç nüfustaki (15-24 yaş) işsizlik oranı ise yüzde 20,8 ile yükselmeye devam ediyor. Ne yapıp edip gençlerimize iş bulmak zorundayız. Asgari ücretteki yüzde 26,05 artış oranı ve bu oranın domino etkisiyle mavi ve beyaz yakalara yansıması işverenlerin yükünü çok artıracak. Korkarım ki işten çıkarmalar ve kayıtdışı istihdam artabilir. Sosyal medya üzerinden aldığım bir mesajı aynen sizinle paylaşıyorum: “işveren memnun değil ağabey. 8 senedir çalıştığım yerden ağır geldiği için çıkarıldım, dün akşam öğrendim ve şu an işsizim .”

2018 enflasyonu yüzde 20,30 olarak açıklandı. Ekim ayındaki yüzde 25,24’lük orandan sonra düşüş gösterse de; sebeplerine bakmak gerekiyor. Gıda ve giyim barınma gibi temel ihtiyaçlarda hayat pahalılığı devam ederken, konut ve mobilya satışlarındaki KDV indirimi ve motorlu taşıtlarda ÖTV indiriminin enflasyondaki etkisi olumlu. 2019’da da enflasyonla mücadele devam edecek.

MB’nin yüzde 24 politika faiziyle, yüzde 60 politika faizi uygulayan Arjantin’den sonra Dünyada en yüksek faiz uygulayan ikinci ülkeyiz. Merkez Bankası’nın zamanında atmadığı adımların acı reçetesi bugün çıkıyor. Bu şartlarda yatırım yapmak, işletmelere finansman bulmak çok zor, zor olduğu kadar da pahalı. ”Tüm ekonomik kötülüklerin anası faizdir.” Atasözü gibi literatürümüze yerleşti. Faizleri düşürmeliyiz. Ancak, “faizler düşsün!” emriyle düşmüyor, bunu gördük. Başta cari açık ve ekonomik reformlar önemli.

Ekonomiyle ilgili yakın takip edilmesi gereken gelişmeler var. Büyüme önemli, yüzde 7,4 rekor büyümelerden sonra 2018 üçüncü çeyrekte, yüzde 1,6 büyüdü. Çeyreksel bazda ise yüzde 1,1 daraldık. Son çeyrekte “eksi” büyüme ile mücadele önemli. Aksi durumda stagflasyonla karşı karşıya kalabiliriz.

Ticaret savaşları, Türkiye’nin komşularıyla ilişkileri ve yerel seçimler ekonominin gündeminde durmaya devam edecek.

 

Küçük küçük notlar

Merkez Bankası mal ve hizmet tedarikinde alacaklıya yapılan geç ödemelere ilişkin temerrüt faiz oranının sözleşmede öngörülmediği veya ilgili hükümlerin geçersiz olduğu hallerde yıllık yüzde 21,25, alacağın tahsili masrafları için talep edilebilecek asgari giderin tutarı 245,00 Türk Lirası olarak tespit etti.

Ekonomi için önemli göstergelerden olan imalat sanayi satın alma yöneticisi endeksi (PMI) Aralık'ta 44.2'ye gerileyerek sektördeki daralmanın devam ettiğini gösterdi.

Motosikletlerden alınan ÖTV oranı da sıfırlanırken, 1,600 cc altı motorlu araçların ÖTV’sindeki 15 puanlık indirim de üç ay daha devam edecek. Ticari araçlardaki yüzde 18 yerine yüzde 1 KDV uygulaması da üç ay daha sürecek.

Alkollü içeceklerden alınan maktu vergi yüzde 13.5 artırıldı. Bununla birlikte nisbi vergide değişiklik yapılmadı.

Konut satışlarında KDV oranı 31 Mart 2019’a kadar yüzde 18 yerine yüzde 8 olarak uygulanmaya devam edecek. Tapu harçlarındaki yüzde 4’ten 3’e indirim de aynı tarihe kadar devam edecek.

Mobilya sektöründeki KDV oranı da yüzde 18 yerine, yüzde 8 olarak uygulanmaya devam edecek. Beyaz eşyada uygulanan ÖTV oranı da sıfır olarak devam edecek.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 1 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Hilmi

13.03.2019 - 23:33
Yorumunuza bağlı olarak ülkemizin yıllar önceki düştüğü IMF batağına tekrar düşeceğini gösteriyor yani sıkıntılı bir dönem bizi bekliyor rabbim ülkemizi milletimizi korusun
Diğer Haberler

GÖZLEM konuyu masaya yatırdı, uzmanlara sordu. İşte görüşleri...

GÖZLEM Yayın Kurulu'nun konuğu olan Halaçoğlu ''Bir ülkede hukuku çökertirseniz, devleti çökertirsiniz'' dedi.

ABD - Çin arasındaki ticaret anlaşmasına yönelik endişelerin devam etmesi ve ABD ile İran arasında artan gerilim dünyayı da geriyor. Çin ile karşılıklı vergi artışı ge...

Türkiye ile beraber dünyanın da yakından takip ettiği İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi, iş adamlarının korkutulduğu, yazarların ve sanatçıların fişlendiğ...

GÖZLEM, ''hayat pahalılığının önlenememesinin sebeplerini ve ne yapılması gerektiğimi'' uzmanlara sordu, işte ''karamsar'' cevapları...

Tarımda Milli Birlik Projesi'nin üst yapısını, ''yüzde 50'si yerli ve yabancı özel sermayeye ait'' Semerat Holding yönetecek. Bu tabloya, sektörün tüm paydaşlarından t...

İstanbul halkı, YSK’nın aldığı ve ''haklı sebepten yoksun olduğu'' hukukçuların çoğunluğunca kabul edilen bir karar ile 23 Haziran’da Büyükşehir Belediye Başkanlığı se...

Yazarlar
Website Security Test