Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

ABD, ''Türkiye’yi oyala'' oyununu oynuyor!

11.1.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Çekilme sürecini uzatarak Türk Silahlı Kuvvetlerinin harekatını engellemeye çalışan ABD, terör örgütü PKK/YPG’ye kalkan olmayı ve eğitim / silah desteğini de sürdürüyor. Türkiye ise “verilen çekilme sürecini” bekliyor. İşte uzman görüşleri…

Suriye’de Türkiye ile ABD arasında gerilim yeniden artıyor. Aralık ayı ortalarında ABD Başkanı Donald Trump, Suriye stratejisinde büyük bir değişikliğe giderek bölgedeki askerlerini çekme kararı aldıklarını duyurdu. Beyaz Saray, Suriye'deki 2 bine yakın Amerikan askerinin ülkelerine dönüşünün başladığını duyurduğu günlerde, ABD Savunma Bakanlığı "IŞİD'le mücadelemiz sona ermedi" açıklaması yaptı. Gelinen noktada, Suriye’den “Çekiliyorum” diyen ABD’nin asıl gayesinin “YPG / PYD sahte devletine zaman kazandırmak” ve başlamak üzere olan “Türkiye’nin Fırat’ın Doğusu operasyonunu önlemek olduğu” ortaya çıktı.

Geçen hafta Türkiye ve ABD heyetleri arasında Ankara'da yapılan Suriye görüşmeleri, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve Başkan Donald Trump'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton'ın açıklamaları gölgesinde gerçekleşti. Pompeo, Suriye’den çekilmenin “taktik değişiklik” olduğunu, bunun “ABD’nin İŞİD’in ya da halifeliğin küresel alanda yenilgiye uğratılmasına yönelik kararlılığını değiştirmediğini” kaydetti. Pompeo, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Bizim ayrılmamızdan sonra İŞİD’le mücadeleyi devam ettireceği ve birlikte savaştığımız dostların korunacağı yönünde teminat verdi” açıklaması yaptı. Pompeo, bu arada “ABD, Türklerin Suriye’de Kürtleri kıyıma uğratmamasını güvence altına almaya çalışıyor” şeklindeki küstah açıklama yaptı.

John Bolton ise Türkiye’ye gelmeden önce gittiği İsrail’de "ABD askerleri, Suriye'nin kuzeyindeki Kürtleri korumaya yönelik bir anlaşma olmadan çekilmeyecek" açıklamasına, Türkiye sert tepki verdi. Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın, Pompeo ve Bolton’un açıklamalarına “Kimse Türkiye’nin bir terör örgütüne teminat vermesini beklemesin. Türkiye'nin Kürtleri hedef aldığı iddiası akıl dışıdır” yanıtını verdi.

Yaklaşık 2 saat süren görüşmelerin ardından ortak basın toplantısı gerçekleşmemesi dikkat çekti. İbrahim Kalın, basın toplantısında görüşmeye ilişkin, çekilme sürecinin nasıl ilerleyeceğinin detaylarını, dağıtılan ağır silahların ileride ne olacağını ele aldıklarını belirtti. Bolton'a iki dosya verdiğini, bunlardan birinin Türkiye'nin Suriyeli Kürtlere olan insani yaklaşımını gösteren bilgi ve belgelerden oluştuğunu, diğerinin ise YPG'nin işlediği suçlar ve insan hakları ihlallerini belgelediğini kaydeden Kalın, ABD'li yetkililerden terör örgütleri tarafından yapılan çarpıtmalara kanmamalarını istediğini aktardı. Çekilme süreciyle ilgili olarak Ankara'nın en çok üzerinde durduğu noktanın "geride nasıl bir tablo ortaya çıkacağı" olduğunu belirten Kalın, ABD'den YPG'ye verilen silahların toplanmasını ve bölgedeki 16 Amerikan üssünün YPG dışındaki yerel güçlere devredilmesini talep ettiklerini söyledi. Kalın, “Suriye’deki Kürtler dahil sivillerin güvenliğinin sağlanması konusunda Türkiye oldukça hassastır. Hiç kimse Türkiye’nin bir terör örgütüne güvence vermesini, onu aklayıp meşrulaştırmayı beklemesin” dedi.

Bolton'un Sözcüsü Garret Marquis, yaptığı açıklamada, Bolton ve Kalın'ın ABD'nin Suriye'nin kuzeydoğusundan "uygun bir hızda" çekilmesi konusunda verimli görüşmeler yaptıklarını, iki yetkilinin çekilme sürecine ilişkin olarak üzerinde görüşme yapılacak unsurları belirlediklerini kaydetti.

Sözcü, böylece, Ankara'daki görüşmelerin bir başlangıç olduğunu, temasların bundan sonra da hem askeri hem de siyasi düzeyde süreceğini bildirmiş oldu. İbrahim Kalın da bunu teyit ederken, bundan sonraki süreçte farklı düzeyde temasların devam edeceğini ve ABD'nin çekilme sürecine ilişkin planının netleşmesine çalışılacağını kaydetti.

Ancak Bolton-Kalın görüşmesinin hemen ardından partisinin grup toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Operasyon için hazırlıklarımız tamam. Çok yakında harekete geçeceğiz" açıklaması, teknik düzeyde yapılan temasların Ankara'nın operasyon kararlılığını azaltmadığı tam tersine artırdığı değerlendirmelerine neden oldu. Erdoğan, Bolton'un Suriye konusundaki son açıklamalarını işaret ederek "Biz Sayın Trump'la bu net anlaşmaya varmış olmamıza rağmen yönetimin farklı kademelerinden farklı sesler gelmeye başladı" dedi.

 

“Trump ayrı, adamları ayrı konuşuyor”

Erdoğan'ın Meclis'te gazetecilerin operasyonun zamanlamasına ilişkin sorusuna "Her an olabilir" yanıtı da bunun önemli bir göstergesi olarak değerlendirildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile telefonda bir görüşme gerçekleştireceğini de belirterek, Ankara'daki görüşmelerden çok memnun olmadığı izlemini de vermiş oldu. Erdoğan, Meclis grubuna hitap ederken bu rahatsızlığını net şekilde ortaya koydu: "Şu hususu da özellikle belirtmek istiyorum: Amerikan yönetimleriyle daha önceden de yaşadığımız bir durum, bu görüşmenin ardından yeniden karşımıza çıktı. Biz Sayın Trump'la bu net anlaşmaya varmış olmamıza rağmen yönetimin farklı kademelerinden farklı sesler gelmeye başladı. Bununla birlikte Sayın Trump'ın Suriye konusuna bakış açısı ve buradan çekilme konusundaki kararlılığı bizim referans noktamız olmaya devam ediyor."

 

 

 

“BOLTON TÜRKİYE'NİN KARARLILIĞINI ANLAMIŞTIR”

Mehmet Dönmez (Emekli Büyükelçi) –Trump'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Bolton'un kısa süren Ankara ziyareti, YPG/PKK terör unsurlarıyla mücadele konusunda Türkiye'nin kararlılığını anlamasına yaramıştır. ABD uzun süreden bu yana PYD/YPG'yi Suriye'de kendine yakın bir unsur olarak görüp bölgeye ilişkin planlarını ona göre biçimlendiriyordu. ABD bu örgütleri geniş ölçüde silahlandırmıştır. Şimdi Suriye'den çekilme kararı Trump tarafından açıklandıktan sonra bu silahların nasıl toplanacağı ve geri alınacağı ciddi bir sorundur.

Ancak Bolton'un ziyareti vesilesiyle Türkiye'yi kaybetmemenin gereğini en sonunda kavrayan ABD'nin PYD/YPG den vaz geçtiğini söylemek için henüz erkendir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 8 Ocak günü New York Times'da yayınlanan yazısı "Trump Suriye'de haklı, Türkiye bu işin üstesinden gelebilir" başlıklı yazısı Trump'a destek sağlayan niteliktedir. Yazı ayrıca Amerikan kamuoyunu ve Kongre çevresini Türkiye lehine fikir sahibi kılacak biçimde kaleme alınmıştır.

Yazıda ileri sürülen önerilerin, özellikle istikrar gücünün kurulabilmesinin Rusya ve Suriye yönetiminin onayına bağlı olduğu açıktır. Aynı şekilde YPG ve DEAŞ kontrolündeki bölgelerde Türkiye'nin gözetiminde halkın seçimiyle belirlenecek yerel meclislerin kurulabilmesi de Suriye'de varılacak nihai çözüme bağlıdır.

Öte yandan Trump'ın ani kararlarının Amerikan yöneticilerini ve dünyayı şaşırtmaya devam edeceği anlaşılmaktadır. Dışişleri Bakanı Mike Pompeo Ortadoğu ziyaretleri turunda, Trump'ın Suriye'de yeniden eyleme geçmek istediğini, ancak bunu yapmayacağını umduklarını söylemiştir. Yani kendi bakanı dahi Trump'ın atacağı adımlardan emin değildir.

Suriye'nin geleceği konusunda ABD ile Rusya arasında nasıl bir uzlaşı olduğu bilinmemektedir. Bu aşamada görülen ABD'nin Suriye'den çekilme sürecini zamana yayacağı, bu arada bir yandan Suriye'deki gelişmeleri gözleyeceği, diğer yandan İran'ı çevreleme politikasına ilişkin adımları atacağını söylemek mümkündür.

 

 

 

“ABD KÜRT YAPILANMASINDAN VAZGEÇMEDİ”

Soner Aydın (Emekli Albay) –ABD Başkanı Donald Trump'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton'ın sözcüsü Garret Marquis ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika Başdanışmanı İbrahim Kalın; “ABD'nin Suriye'nin kuzeydoğusundan ‘uygun bir hızda’ çekilmesi konusunda verimli görüşmeler yaptıklarını ve çekilme sürecine ilişkin olarak üzerinde görüşme yapılacak unsurları belirlediklerini” açıklamışlardır. Ayrıca ABD’nin bölgeden çekilmesi tamamlanmadan Türkiye’nin harekata başlamayacağı da dile getirilmektedir. Yine bu açıklamalarda her iki taraf da ABD’nin çekilmesinin koordineli bir şekilde yapılması konusundaki görüşmelere “henüz başladıklarını” ifade etmektedirler. Bu açıklamalara göre; görüşme ve çalışmaların ne zaman, nasıl sonuçlanacağı belli değildir. Bu nedenle ABD’nin Suriye’den çekilmesinin de Türkiye’nin askeri harekât yapmasının da yakın zamanda hayata geçirilmesi beklenmemelidir. Hatta her iki tarafın hareket tarzı görüşmelerde alınan sonuçlara göre yeniden şekillenebilir.

Türkiye’nin amacının; bölgede yuvalanan ve güvenliğimizi tehdit eden PKK uzantılarının (PYD/YPG) etkisiz hale getirilmesi olduğu her seviyedeki yetkililer tarafından hem Türk kamuoyuna hem de dünyaya ifade edilmektedir. Buna karşılık John Bolton, "ABD askerleri, Suriye'nin kuzeyindeki Kürtleri korumaya yönelik bir anlaşma olmadan çekilmeyecek" şeklinde açıklamada bulunmuştur. ABD tarafından her vesileyle yapılan açıklamalarda Suriye’deki Kürtlerin bahane edilerek PYD/YPG’yi korumaya yönelik ifadelerin kullanılması niyet ve maksadı çok açık bir biçimde ortaya koymaktadır. Bu durum; ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde bir Kürt yapılanması konusundaki amacından vazgeçmeyeceğini ve IŞİD’le mücadeleyi Türkiye’ye ihale etmeye çalıştığını göstermektedir. Türkiye ile ABD arasındaki bu çelişkinin giderilmesi kolay olmayacaktır.

Askeri açıdan bakıldığında; Türkiye’nin kısa zamanda bir operasyona başlaması için aldığı askeri tedbirleri ve harekat planını bilmek ve basına yansıyan görüntülerle değerlendirmek mümkün değildir. Bir askeri harekatta; harekat alanının ve düşmanın imkan-kabiliyetinin çok iyi analiz edilmesi, planlama ve icranın buna göre yapılması önemli konulardır. Kuşkusuz hem Türkiye hem de ABD ve bölgedeki bütün aktörler bu değerlendirmeleri yapmaktadır. Suriye’deki müdahil tarafların (ABD, Rusya, İran, İsrail, Koalisyona destek veren ülkeler ve tabii ki Suriye’nin resmi yönetimi) ve hedeflerin (PKK, PYD/YPG, IŞİD, HTŞ ve diğer radikal İslamcı terör örgütleri) durumlarına ve ilişkilerine bakıldığında harekat alanının uygun olmadığı görülmektedir. Sadece PKK ve uzantıları ile mücadele söz konusu olsa, Türkiye’nin; Fırat’ın batısında daha önce icra ettiği harekatlarda olduğu gibi kısa zamanda sonuca ulaşacağından kimse kuşku duymamalıdır. Ama Fırat’ın doğusunda müdahil taraflardan bir veya birkaçının çıkarına dokunulması veya Türkiye’nin daha derinlere çekilmesi suretiyle hedeflerinin artması ve cephenin genişlemesi durumunda olayların nerelere gidebileceğini çok iyi değerlendirmek gerekmektedir. Bölgede başrolü oynayan ABD’nin bugüne kadarki söylem, tavır ve davranışlarıyla ne derece güvenilmez bir müttefik olduğunu ortaya koyduğu herkes tarafından görülmektedir. Bu nedenle bütün bölge ülkeleri; ilişkilerini düzenlemeleri, bütün sorunlarını bir araya gelerek çözmeleri, bölge kaynaklarını uyum içinde kullanmak için bir irade ortaya koymaları ve bölge dışı bütün aktörlere karşı müşterek tavır sergilemeleri konusunda adım atmadıkları taktirde bölgenin dış güçlerin istediği gibi şekillendirilmesi kaçınılmazdır. Dileriz ABD bölgedeki bu zafiyetten yararlanarak Türkiye’yi yeniden aldatmaya kalkmaz.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

YPG / PYD Fırat'ın Doğusu'ndaki "32 kilometre derinliğindeki Güvenli Bölgeden çekiliyor" ve "ağır silahları" bırakıyor. Güvenli Bölgesi ABD ile işbirliği içinde "Türk ...

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov "Suriye'nin toprak bütünlüğü zarar görmemeli" derken, Esat ordu birliklerinin girdiği "Kobani" başta Münbiç ve Rakka gibi şehirlerin "ne ...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence görüşmesinin piyasalara yansıması nasıl oldu? Türkiye - ABD zirvesinden çıkan ateşkes kararının ...

GÖZLEM konuyu uzmanlara sordu. İşte cevapları...

Suriye'de Fırat'ın doğusundaki terör unsurlarına yönelik başlatılan ''Barış Pınarı Harekatı'' sonrası Türk ekonomisindeki gelişmeler nedir? GÖZLEM konuyu uzmanlarına s...

Türkiye İstatistik Kurumunun açıkladığı rakamlara göre tüketici enflasyonu tek haneye düştü. Çarşı / Pazar / Ev / Mutfak gerçeklerinden çok uzak olan bu rakamlara hem ...

20 yıl Adalet Partisi İzmir milletvekilliği, 5 defa bakanlık yapan ''İzmirli'' Ali Naili Erdem, Türk Siyasetinin dününü ve bugününü anlattı. İzmir'de bıraktığı izleri...

Yazarlar
Website Security Test