Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Anadolu insanının değişim yönü: ''Dindar'' azalıyor, ''Ateist'' artıyor

11.1.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

2008 ile 2018 arasında Türkiye, tarihte eşine az rastlanır bir hızla sosyal, siyasal ve ekonomik değişime uğradı. Bu dönemi inceleyen araştırma şirketi Konda’nın raporunda ortaya koyduğu tabloyu, GÖZLEM uzmanlara sordu, işte görüşleri…

ENGİN TATLIBAL

 

Meşhur bir fıkra vardır; bir siyasetçi bir araştırma şirketine gider ve “Bizim parti yüzde kaç oy alacak?” diye sorar. Aldığı yanıt: “Siz kaç oy almak isterdiniz, fiyatlarımız ona göre değişiyor.”

Konda, bu fıkra bağlamında “sözün meclisten dışarı sayılacağı” az sayıdaki araştırma şirketinden biri. Bekir Ağırdır ve Konda firması, uzun yıllardır hem siyasal, hem ekonomik ve hem de toplumsal konularda ortaya koyduğu sağlıklı verilerle Türkiye’nin adeta nabzını tutuyor.

Konda’nın sonuçlarını açıkladığı son araştırmalardan biri, 2008’den 2018’e kadar geçen 10 yıllık süreçte Türkiye’de yaşanan toplumsal ve ekonomik değişimleri ortaya koyuyor. 2008 önemli bir yıl; zira 27 Nisan 2007’da Genelkurmay Başkanlığı’nın yayınladığı muhtıranın ardından Türkiye büyük bir hesaplaşma sürecine girmişti. AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan, laik kesimin hiç beklemediği ölçekte seçim başarıları kazanmaya başladı. Ergenekon gözaltıları ve davaları ile “Derin Devlet, Derin Devlet’e karşı” süreçleri yaşandı ve Türkiye’de tanımı ve kapsamı pek de belli olmayan Derin Devlet’in bir kolu, diğer kolunu tasfiye etti. Ardı ardına gelen torba yasalar, Türkiye’nin sosyal ve ekonomik yapısını adeta yeniden şekillendirdi. Ardından, zamanında “her istedikleri verilen” Fethullah Gülen yapılanmasına sıra geldi ve 15 Temmuz darbe teşebbüsü ile iş çığrından çıktı. İki yıla yakın süren olağanüstü hal döneminde ülke, Özal’ın dediği gibi “KHK’larla idare edildi.” Yani Türkiye’de “değişim” adına ne olduysa “2008 ile 2018 yılları” arasında oldu. Olmaya da devam ediyor.

İş bu nedenle Konda’nın son on yılı kapsayan toplumsal değişim araştırmasının sonuçları büyük önem taşıyor. İşte o araştırmadan çıkan bazı sonuçlar...

  • Rapora göre ev sahibi olan kişilerin oranı yüzde 74’ten yüzde 66’ya geriledi. Kiracıların oranıysa yüzde 21’den yüzde 29’a çıktı. Raporda apartmanda oturanların oranının yüzde 33’ten yüzde 59’a yükselmesi de dikkat çekti.
  • Evlilerin oranı yüzde 71’den 65’e düştü.
  • 2008 yılında “Mutluyum” diyenlerin oranı yüzde 57 iken, bu oran 2018’de yüzde 52’ye geriledi.

 

Dindar azalıyor, ateist artıyor

  • Kendisini “Dindar” olarak tanımlayanlar, 10 yılda yüzde 55’ten yüzde 51’e geriledi.
  • “İnançlı” olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 31’den yüzde 34’e çıkarken, “Sofu” olduğunu söyleyenlerin oranıysa yüzde 13’ten yüzde 10’a düştü.
  • Kendisini “Ateist / Tanrı tanımaz” olarak tanımlayanların oranı 3 kat artarak yüzde 1’den yüzde 3’e yükseldi, “İnançsız”ların oranıysa yüzde 1’den yüzde 2’ye çıktı.
  • Oruç tutanların oranı yüzde 77’den yüzde 65’e geriledi.
  • “Başörtüsü” oranı yüzde 52’den 53’e çıkarken, “türban” oranıysa yüzde 13’ten yüzde 9’a düştü.

 

Gazete okumayı bırakıyoruz

  • Rapora göre, 2008’de gazete okuduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 61’ken, bu oran 10 yılın ardından yüzde 26’ya geriledi.
  • Televizyondan haber izleyenlerin oranıysa yüzde 98’den 84’e düştü.
  • Sosyal medya kullanım oranıysa yüzde 38’den 72’ye çıktı.

 

Deutsche Welle’ye konuşan ve raporda ateistlerin sayısının artmasına yönelik verileri değerlendiren Ateizm Derneği’nden ilahiyatçı Cemil Kılıç'a göre bugünün Türkiyesinde ateistler, Müslümanlara göre Kuran’a daha uygun ve daha ahlaklı yaşıyor. Türkiye’nin yüzde 99’unun Müslüman olduğunu, ancak bunun kültürel ve sosyolojik bir Müslümanlık olduğunu savunan Kılıç, “Türkiye'de namaz, hac ya da türban takmak gibi dini ritüelleri yerine getirenler dindar olarak tanımlanıyor. Oysa ahlaki ve insan hakları değerleri üzerinden de bir dindarlık tanımlaması yapılması gerekiyor. Gözlemlerime göre itikadi anlamda Türkiye’deki Müslümanların sayısı yüzde 60’ı geçmez. Türkiye’de hâkim olan Emevi Müslümanlığı’dır. Kuran’da geçen namaz, haksızlıklara bir isyandır. Emevi Müslümanlığı’ndaki namaz ise sultana, devlete, iktidara bir itaat olarak görülür” diyor.

 

“İNSANIMIZIN ZİHİN DÜNYASI, EVRENSEL DOĞRULARA DOĞRU DEĞİŞİYOR”

Bekir Ağırdır (Konda Genel Müdürü):Elimizdeki veriler, 2008’den 2018’e kadar on yıllık süreçte ama siyaset, ama hukuk, ama hukuk sorunları, ama gündelik hayat pratiği açısından insanlarımızın zihin dünyasında yaşanan değişimlere yönelik sayısal veriler var. Ülkeyi yöneten siyasetçilerin hangi siyasi veya toplumsal mühendislik hayali olursa olsun, yüz yıldır olduğu gibi son 10 yıldır bu topraklar gösteriyor ki sizin mühendislik çabalarınıza rağmen hayatın bir akışı ve zihinlerin bir dönüşüm süreci var. Bu süreç göç ile, iletişim ile, medyanın rolüyle, eğitimle beraber değişiyor. Bu araştırmada temel bulgumuz şudur: Türkiye insanının zihin dünyası ve günlük yaşam pratikleri, dünyadaki genel akış neyse oraya doğru akıyor. Örneğin “Kadın çalışmak için eşinden izin alsın” diyenler azalıyor veya “Siyasi partiler kapatılmasın” diyenler çoğalıyor. Kaygılı olmak için güncele baktığımızda çok sebep bulabiliriz, ama ben bu verilere baktığımda umutluyum diyorum. 2018 yılında 15 ile 32 yaş arasındaki gençlik, 2017 yılındaki 15-32 yaş arası gençlikten çok farklı. Müthiş hızlı bir değişim yaşanıyor. Az önce ifade ettiğim gibi, evrensel doğrulara yönelik bir gidiş olmakla birlikte bir lümpenleşme de gözlemliyoruz.

Türkiye’de uzun süredir toplumsal kutuplaşma Türk, Kürt, Sünni, Alevi, muhafazakar, seküler, dindar, az dindar, ateist gibi kültürel fay hatları üzerinden ilerliyor. Ancak bu, olumlu bir enerji ortaya koyamıyor. Ağustos ayından bu yana kültürel değil, ekonomik ve sınıfsal fay hatları harekete geçti. Bu değişiklik de farklı çözümlere yol açabilir. İnsanların dörtte üçü, gelecek üç ayda kendi hayatları için veya ülke için sıkıntılı bir süreç beklediklerini ifade ediyor. Yani yaşanmakta olan derin ekonomik sarsıntının sosyal ve politik bir tarafı da var. İnsanların ortak umutlarında ve ortak yaşama iradesinde, ortak kadere inançta, hukukun üstünlüğüne inançta zayıflamalar var. Bu zayıflama da toplumda bir endişe ve kaygı ortaya çıkarıyor. Ancak insanoğlu, hayatını bu şekilde kaygılarla sürdüremez, o yüzden de Türkiye’nin umuda ve umutlanmaya ihtiyacı var diyorum ben.

 

 

“TOPLUMUN TEPKİSİ GERÇEK İSLAM’A DEĞİL, SİYASAL İSLAM’A YÖNELİYOR”

Şahin Filiz (Prof.Dr. - İlahiyatçı):Konda’nın araştırması sonucunda görüyoruz ki toplum, sahteci dinlere karşı ve siyasal İslamcılığa karşı bir tepki içindedir. Bu tepki İslam’a karşı bir tepki değildir. Siyasal İslamcılık, tarikatlar ve cemaatler vasıtasıyla kendi dindarını yaratamadığını görmüştür. Siyasetin yaratmış olduğu bir dine inanmanın aslında gerçek İslam dinine ihanet olduğu anlaşılmıştır. O yüzden Konda’nın araştırması, Türk toplumunun sağlıklı bir sürece girdiğini de göstermiş oluyor. Bugün İslam dini olarak bize sunulan din kendi dinleridir, İslam dini değildir. Diyanetin Atatürk’ü umursamayan, milli değerleri hafifseyen bir İslam inancı olmaz.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

YPG / PYD Fırat'ın Doğusu'ndaki "32 kilometre derinliğindeki Güvenli Bölgeden çekiliyor" ve "ağır silahları" bırakıyor. Güvenli Bölgesi ABD ile işbirliği içinde "Türk ...

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov "Suriye'nin toprak bütünlüğü zarar görmemeli" derken, Esat ordu birliklerinin girdiği "Kobani" başta Münbiç ve Rakka gibi şehirlerin "ne ...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence görüşmesinin piyasalara yansıması nasıl oldu? Türkiye - ABD zirvesinden çıkan ateşkes kararının ...

GÖZLEM konuyu uzmanlara sordu. İşte cevapları...

Suriye'de Fırat'ın doğusundaki terör unsurlarına yönelik başlatılan ''Barış Pınarı Harekatı'' sonrası Türk ekonomisindeki gelişmeler nedir? GÖZLEM konuyu uzmanlarına s...

Türkiye İstatistik Kurumunun açıkladığı rakamlara göre tüketici enflasyonu tek haneye düştü. Çarşı / Pazar / Ev / Mutfak gerçeklerinden çok uzak olan bu rakamlara hem ...

20 yıl Adalet Partisi İzmir milletvekilliği, 5 defa bakanlık yapan ''İzmirli'' Ali Naili Erdem, Türk Siyasetinin dününü ve bugününü anlattı. İzmir'de bıraktığı izleri...

Yazarlar
Website Security Test