Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Bu ''insan trafiği'' durdurulmalıdır!

18.1.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkler gidiyor, Suriyeliler, Afganlar, Iraklılar geliyor… Nitelikli insan ve sermaye göçü veriyoruz, her hangi bir niteliği ve sermayesi olmayan, TC bütçesinden büyük pay alan göçerlerin kentlerimizi istilasını yaşıyoruz. Bu durum orta ve uzun vadede Türkiye’yi ekonomik ve sosyal açıdan nasıl etkiler? GÖZLEM, konuyu masaya yatırdı.

GİZEM AY

Türkiye’nin son dönemde öne çıkan tartışma başlıklarından biri de göç meselesi. Türkler gidiyor, Suriyeliler, Afganlar, Iraklılar geliyor… Gidenlerin büyük bölümünün “iyi yetişmiş, nitelikli ve sermaye sahipleri” olması, gelenlerin ise “vasıfsız” kişiler olması dikkat çekiyor. Yaşanan bu göçün uzun vadede Türkiye’yi olumsuz etkilemesinden endişe ediliyor.

Türkiye'den yurt dışına göç konusunu The New York Times  (NYT) Gazetesi, gündeme getirdi. Gazetenin haberine göre, 2018 yılında Türkiye'den 253 bin 400 kişi Türkiye’yi terk etti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri de bu rakamı teyit ediyor. TÜİK’e göre, 2018 yılında göç edenlerin sayısı bir önceki yıla göre yüzde 42 oranında artışla, 253 bin 640 kişi oldu.

Gazete, (NYT) Türkiye’den göçe başlıca nedenler olarak "kayırmacılık ve artan otoriterleşmeyi" gösterdi. “Türkler, yeteneklerini ve varlıklarını da alarak, kitleler halinde ülkeyi terk ediyor" başlığı ile yayımlanan haberde, ülkeden ayrılanların profillerine dikkat çekildi. Haberde, "Ülkenin kuruluşundan bu yana ilk kez, kültür ve iş hayatına yön veren üst sınıf ailelerin Türkiye'yi terk ettiği" de belirtildi. Ayrıca çok sayıda kişinin de Yunanistan, Portekiz ve İspanya'dan mülk alma yoluyla göç yolunu kullandığı da kaydedildi.

BBC'nin New York Times'ten aktardığı haberde, Küresel Varlık Göçü İncelemesi'nin (Global Wealth Migration Review) Türkiye'ye ilişkin verileri de yer aldı. Buna göre 2016 ile 2017 yılları arasında, Türkiye'nin varlıklı diliminin yüzde 12'sine denk gelen, en az 12 bin dolar milyoneri, servetlerini yurt dışına aktardı.  Bu rakam 2018’de 13 bini aştı.

AfrAsia Bankası tarafından hazırlanan Küresel Varlık Göçü İncelemesi raporuna göre, bu varlıkların çoğu Avrupa ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne taşındı. Aynı rapora göre, İstanbul varlık göçü yaşanan ülkeler sıralamasında yedinci sıraya yükselmiş durumda. Rapordaki şu ifadelere de New York Times'ın haberinde yer veriliyor: "Eğer tarihte, ülkelerin yaşadığı önemli yıkımlara bakılırsa, bu yıkımların öncesinde varlıklı insanların o ülkeden göç ettiği görülür"

 

Yıldız Holding’i örnek verdi

Gazete varlık göçüne örnek olarak da Yıldız Holding'i gösterdi. Haberde, “Yıldız Holding, 7 milyar dolar civarındaki borçlarını yapılandırdı ve elindeki Ülker hisselerini, holdingin Londra merkezli şirketine sattı. Yapılan aslında ailenin, elinde bulundurduğu Ülker markasına ait çoğunluk hisselerini, Türk mahkemelerinin ulaşamayacağı bir yere taşımasıydı."

 

Yıldız Holding'den yalanlama

Yıldız Holding ise haberle ilgili yaptığı açıklamada, "Varlıklı ve yetenekli Türkler kitleler halinde ülkeyi terk ediyor" başlıklı habere tekzip gönderdi. Holdingin, metninde, "Yıldız Holding'in yüzde 100 sahibi Ülker Ailesi'dir. Bu gerçeğe rağmen, yapılan ticari faaliyetlerin Türk mahkemelerinin yetki alanı dışına çıkma çabası olarak değerlendirilmesi en hafif tabiriyle art niyetli siyasi bir yorumdur ve hiçbir surette kabul edilemez. Dünyanın birçok ülkesinde operasyonu olan firmaların yaptığı gibi, Yıldız Holding çapında, 4 milyarlık coğrafyada faaliyet gösteren bir kurumun, Avrupa'da, Orta Asya'da, Ortadoğu'da, Uzakdoğu'da ve Amerika'da şirket ya da fabrika kurması ve satın alması kadar doğal bir şey olamaz. Tekraren belirtmek gerekir ki, tüm şirketlerimizin sahibi Türkiye'de yerleşik Yıldız Holding'dir.” dedi.

 

Türkiye’den yalanlama

Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi, NYT’ın "Beyin göçü hakkında basında çıkan asılsız haberler ile ilgili açıklama" başlığıyla şu yanıt verildi: “… TÜİK verilerine bakıldığında 2017 yılında Türkiye'den göç eden vatandaşlarımızın sayısının yazıda iddia edildiği üzere çeyrek milyonun üzerinde değil, aksine 113 bin 326 kişi olduğu görülmektedir. Bu sayı iddia edilenin yarısından daha azdır. Bununla birlikte Türkiye'ye yurt dışından göç eden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı sayısı 101 bin 772 kişidir ve yurt dışına verilen net göç sayısı 11 bin 554 kişidir.  The New York Times makalesinde bahsedilen çeyrek milyon ifadesi, yurtdışına göç eden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı sayısını değil, yurtdışına göç eden vatandaşlar ve yabancı uyrukluların toplamını ifade etmektedir. Türkiye'ye geri göç eden vatandaşları ve yabancı uyrukluları içermemektedir. Türkiye İstatistik Kurumu internet sitesinde yer alan verilere ulaşılabilir. The New York Times'ın bu maddi hatayı ivedilikle düzelteceğini ve benzeri yayımlar yapan kuruluşların, doğru veriler üzerinden, objektif ve daha özenli habercilik yapacağını ümit ediyoruz."

 

“Milyoner göçü”

Güney Afrika merkezli New World Wealth’in yayınladığı “Milyoner Göçü 2018” raporuna göre geçtiğimiz yıl 95 bin milyoner yaşadığı ülkeyi terk etti. Geçen yıl 5’inci sırada yer alan Türkiye, 2017'de 3’üncü sıraya yükseldi... GÖÇ edenler içinde dolar milyoneri kişiler, iş adamları, hatta milyarderi ailelerin mensupları var. Bir süre önce Sabancı Ailesi’nden bazı isimlerin Malta vatandaşı olduğu haberleri yapılmıştı.

 

Yoğun Olarak Bulundukları Bazı İllerde Suriyelilerin Toplam İl Nüfusuna Oranları

 

 

“Yetişmiş gençler gidiyor”

Türkiye'den son yıllarda giderek artan beyin göçünü Meclis gündemine taşıyan CHP Eskişehir milletvekili Utku Çakırözer, 2018’de ülkeyi terk edenlerin sayısının yüzde 63 artarak 113 bine ulaştığını belirtti. Çakırözer, “Bu rakam bir yıl önce yani 2017'de 69 binmiş, yüzde 63 artış var. Rakamlar incelendiğinde, 2016'yla 2017 arasında gelenler arasında yüzde bir, iki diyebilecek bir artış söz konusu.” dedi.

Meclis’te “Göçün nedenlerinin araştırılması için komisyon kurulması” önerisinin ret edildiğini belirten Çakırözer, “Gidenlere ilişkin çeşitli araştırmalarda önemli unsurlar ortaya çıkıyor. Büyük çoğunluğu 25 ile 35 yaş arasındaki gençlerimiz. Önemli bölümü iyi yetişmiş, iyi eğitimli, meslek sahibi. Mesela Hollanda'ya son bir yıl içinde binin üzerinde mühendis, doktor, AR-GE'ci başvurmuş. Ayrıca yurt dışına göç eden kadınların oranı giderek artmakta, yüzde 37'den yüzde 42'ye çıkmış. Giden her beyin, yüksek teknolojide gerileme demek. Bilim üretiminde, AR-GE'de, ileri sanayide duraklama, düşüş demek. Kamu hizmetinde, sağlıkta, eğitim de nitelik kaybı demek. İnsani geri kalmışlık demek. Beyin göçünü önlemek için istediğimiz bu araştırma komisyonu kurulsa da kurulmasa da yapmamız gereken şey belli, bir an önce demokrasimizi iyileştirmek, özgürlük ve güven ortamını sağlamakla işe başlamalıyız” dedi.

 

Suriyeli istilası

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü, Ankara’da bir otelde “Türkiye’deki Suriyeliler” hakkında bir çalıştay düzenledi. “Suriyeli Sığınmacılar ve Türkiye’ye Etkileri Çalıştayı’nın açılış konuşmasını yapan İYİ Parti İstanbul Milletvekili ve 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Türkiye’ye göç eden Suriyeli sayısının resmi rakamların çok üzerinde olduğunu belirtti. Suriyelilerin, Türkiye’ye kavimler göçü büyüklüğünde bir kitleyle geldiğini söyleyen Özdağ, “Devletin verdiği rakamlar bazen 3.8 bazen 3.6 milyon olarak açıklanıyor. Devletin bazı kurumlarıyla yaptığımız gayri resmi konuşmalarda 1.5 milyon Suriyelinin de kayıt dışı olarak Türkiye’de olduğundan bahsediliyor. Örnek olarak Bursa; kayıtlara bakarsak 160 bin Suriyeli var ama 300 binin üstünde bir Suriyeli olduğu gerçeği de var” diye belirtti.

 

20 yıl sonra…

Türkiye’de olan Suriyeli sığınmacıların, Türkiye için oluşturduğu tehdidin birçok boyutu olduğunu fakat en önemlisinin demografik yapısını değiştirerek Türkiye’nin milli kimliğine zarar geleceğini aktaran Özdağ, “Bundan 20 yıl sonra bir başka millet Anadolu coğrafyasında yaşamaya başlayacak, eğer geri döndürülmezlerse” diye konuştu.

Meselenin bir başka boyutunun daha olduğu belirten Özdağ, “Birkaç gün önce İçişleri Bakanı “Suriyelilerin yüzde 65’i Misak-ı Milli sınırları içerisinden geliyor” dedi. Dediği doğru Suriye’nin kuzeyinden geliyor çoğu ve Suriye’nin kuzeyinden gelen bu nüfus Türkiye’ye aktarılırken Suriye’nin kuzeyinde de Arap etnik duvarının kalkması bir Kürdistan’ın, PKK’lıların boşaltılan alana yerleştirilmesi daha kolay oluyor” diye konuştu.

 

Her 4 kişiden 1'i Suriyeli olacak

Emekli Mülkiye Başmüfettişi Mahmut Esen ise “5 yıl sonra yüz kişiden 5’i, 50 yıl sonra ise dört kişiden biri Suriyeli olacaktır” diye yazdı. 2018 yılı itibariyle Türkiye’deki Suriyeli mülteci sayısının 3 milyon 613 bin olduğuna dikkat çeken Esen, 36 bin Suriyelinin Türkiye vatandaşı yapıldığını ifade etti. Mahmut Esen, Suriyelilerin nüfustaki artış hızlarına vurgu yaparak, “5 yıl sonra yüz kişiden 5’i, 50 yıl sonra ise dört kişiden biri Suriyeli olacaktır” diye yazdı.

 

 

 

“DEVLETİN ÖNCELİĞİ KENDİ VATANDAŞI OLMALIDIR”

Ali Naili Erdem(Eski Milli Eğitim Bakanı)-Devletin ilk görevi önce vatandaşının insanca yaşaması için gerekli olan çalışmaları yapmaktır. Gerek Suriyeli gerek Afganlı vatandaşları insancıl bir duygu içerisinde bağrımıza basmak doğrudur ancak benim insanım hastaneye gittiğinde parası varsa ilaç alıyor da Suriyeliler tek kuruş ödemeden o ilaç veriliyorsa bu yanlıştır. Bugün işsizliğimiz büyük rakamlar halinde ortaya çıkıyor. Kendi vatandaşlarımızı işe alıp istihdam etmemiz gerekiyorken onların yerine göçmenleri alıyorsak bu tamamen yanlıştır. Bu topraklar içinde doğmuş, yaşamış, anasını babasını hakkın rahmetine uğurlamış vatandaşlar varken elin yabancısına has evlat muamelesi yapmanın doğru tarafı nedir?  Gelenlerin başımızın üzerinde yeri var ama bu insanlar benim vatandaşlarımın önüne geçip sosyal haklar kazanıyorsa orada yanlışlık var. Devlet kendi milli hudutları içerisinde olduğu kadar hudutları dışında olan vatandaşlarının da her türlü ihtiyacını birinci dereceden yerine getiren bir kuruluştur.

Bu göçmenler meselesi sosyal hayatı menfi yönde etkiler. Sade vatandaş “Ben has evlat değil miyim, niçin bu devlet için çalışayım?” diye sorar. Sadakatinde azalma olur. Bu topraklar için gözyaşı dökmeyi bırakır. Bu topraklarda yaşayan hiçbir vatandaş devlet için kahır çekmez, devlet için uğraşmaz, devlet için ölmez. Sosyal anlaşmada vatandaş devletin kendisini korumasını bekliyor. Eğer devlet korumazsa vatandaş da devlete karşı görevlerini yerine getirmez. Toplumun içerisinde bir farklılaşma doğar. Eğer bu denge sağlanmazsa sosyal statü alt üst olur.

 

 

 

“SURİYELİ GENÇLER EĞİTİLMELİ VE ÜLKEYE KAZANDIRILMALIDIR”

İbrahim Attila Acar (Prof. Dr.)-Göçü öncelikle ikiye ayırmak gerekir. Bir bilinçli ve tercihli göç var bir de insanların istemeden maruz kaldıkları savaş, doğal afet, ekonomik kayıp gibi çeşitli sorunlar nedeniyle ülkelerini terk etmesi var. Bu ikisini birbirinden ayırmak gerekiyor. Türkiye’ye Afganistan’dan, Suriye’den, Irak’tan gelenler belki bir daha dönmemecesine ülkelerini terk ediyorlar ama Türkiye’den gidenler yatırım kaynaklarını yurtdışına aktararak oradan vatandaşlık alıyorlar. 5 milyon civarında ülkesini terk eden Suriyeli var. Bu Suriyelilerin içinde mutlaka eğitim durumu yüksek olan, ustalık zanaat erbabı olan, finans kaynaklarına sahip olanlar olabilir. Bunlar da zaten gittikleri ülkelerde -eğer bu paraları transfer edebilmişler ise- bir işletme kurarak hayatlarına devam etmek istiyorlar. Türkiye’nin bu gruptan çok alamadığını düşünüyorum. Bu yabancı sermaye gruplarından sadece küçük esnaflar ancak Türkiye’de kaldı. Büyük yatırım grupları Almanya, Fransa gibi ülkelere gittiler.

Türk sermayedarlarının yurtdışına kaynak aktarması çok istediğimiz bir durum değil. Türkiye şu anda ciddi anlamda dövize ihtiyacı olan, kendi parasını ülkesinde tutmaya çalışan bir ülke durumunda. Ama yurtdışına para çıktığı zaman ekonomik anlamda bu kişilerin bankalarındaki paralar yurtdışına çıktığı için ekonomi bir miktar etkileniyor. Ekonomik anlamda bir kurtuluş savaşı kavramından söz ediyoruz. Bu kavramın içerisinde herkes mücadele vermeye çalışırken birilerinin durumdan rahatsız olarak parasını transfer etmeye çalışması diğerlerinin hoşuna gidebilecek bir durum değil ve bir miktar huzursuzluk oluşturabilir. Ancak bu rakamın Türk sermayesi içerisinde çok önemli bir miktar oluşturmadığını düşünüyorum.

Ülkemizdeki Suriyelilerin çoğunluğunu çocuklar oluşturuyor. Biz bunları eğitim şemsiyesi altına alarak Türkiye için çalışan, üreten kişiler haline getirmeye mecburuz. Bunu başardığımız zaman Türkiye zaten taze bir kaynakla kendisini beslemiş olacak. Aksi halde sokaklarımızda eğitimsiz ama mülteci, eğitimsiz ama Suriye kaçkını olan insanların sayısı artmış olacak. Bu normal yaşayan insanların da moralini bozacak konular. Her sokakta, her köşede karşımıza dilenen birinin çıkması insanların motivasyonunu bozacaktır. Bu durum insanların yardımlaşma duygusundan ziyade dışlama duygusunu ön plana çıkaracaktır. Bu tehlikeli bir durumdur bunun üzerine gidilmeli ve bu taze güçten yararlanılmalıdır.

 

 

“GÖÇ DİNAMİĞİ ÖN UYARI GÖSTERGESİDİR”

Hüsnü Erkan(Prof. Dr.) -TÜİK verilerine göre 2018 yılında Türkiye’den göç edenler yüzde 42 artışla 253 bin 640 kişiye ulaşmış bulunuyor. Bu arada New York Times ve New World Wealth’in haberlerine göre bu göçler bir yönüyle milyoner göçü. Zira yıllık milyoner göçü 13 bin rakamının üzerinde değerlere ulaşmış bulunuyor. Diğer yönüyle göç edenlerin çoğunluğu 25-35 yaşa aralığında genç nüfus ve nitelikli işgücü. Milyoner göçünde son olarak Dünyada beşinci sıradan üçüncü sıraya yükselmişiz. Bu düşündürücü gelişmeye ek olarak, alınan iç göç ise, tam tersine niteliksiz işgücü. Suriye başta olmak üzere Afganistan, Irak ve Afrika kökenli. Özellikle Suriye kökenlilerin göçünün artarak sürme riski; verilen vatandaşlığın sürekli artışı; Suriye kökenli nüfusun doğurganlık ve artış hızının bizim doğal nüfus artışımızın 3 katı dolayında olması; ülkemizdeki nüfus dokusunu tümüyle bozulmasına yol açacak düzeylerdedir. Sonuç olarak göç dinamiği, nitelikli ve girişimci insan kaybı ile ekonomimizi yavaşlatıcı yönde bir ön uyarı işlevini; buna karşın iç göç alımı yönüyle nüfus dokusu, kültür yapısı ve işsizlik gibi köklü sorunlar üzerinden toplumsal sorunlar, suçluluk ve kültürel çatışmanın ön uyarı sinyallerini gündeme taşımaktadır.  Üstelik bu dinamikler giderek ve katlanarak güçlenme riski taşımaktadır.

Söz konusu gelişmenin nedenleri arasında, FETÖ ile başlayan Devlet kurumlarının içerden çökertilmesi süreci ve darbe girişimi ile sonrasındaki süreçlerin sağlıksız yürütülmesi bir yandan;  Parlamenter sistemin tasfiyesinin yarattığı endişe algıları diğer yandan yer almaktadır. Ayrıca iç siyasetin uzlaşma yerine çatışma ve kutuplaşma eksenine oturtulmuş olması diğer bir neden olarak görülebilir.  Daha genele baktığımızda, Türkiye’ye 60 yıldır verilen ”Batı” vizyonu yerine; bütün bu gelişmeler sürecinde bir “Orta Doğulu ülke” Vizyonunun giderek güçlü biçimde ağırlık kazanması; özellikle genç ve eğitimli kesimde köklü endişe kaynağı olduğu için çeşitli Avrupa ülkelerinden vatandaşlık alma eğilimi giderek güçlenmektedir.

Türkiye’nin iki yönlü göç olgusu ve bu göçün yarattığı dinamikler, toplumumuzu; ekonomiden siyasete; sosyal yapılanmadan kültürel yapılanmaya ve hatta eğitimli ve nitelikli genç kuşağın kaybı nedeniyle ekonomimizin teknolojik yapılanmasına kadar uzanan köklü riskler taşımakta olup; göç dinamiğinin yarattığı ön uyarının; uzun dönemli riskler daha fazla oluşmadan çok ciddiye alınması gerekiyor. Alınacak önlemler, toplumsal uzlaşma, hoşgörü, çoğulculuk, katılımcılık, ortak akıl, kimseyi dışlamama, adalet, liyakat gibi temel toplumsal değerlerin, herkes için etkili olmasını sağlayacak yeni bir toplumsal stratejilerden;  yani yeni bir toplumsal bütünleşme projesinden geçtiğini özellikle vurgulamak isterim.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Öğrenciler için ders zili zamlarla birlikte çaldı. Yeni dönem başlarken, eğitim-öğretim masrafları katlandı. Ekonomik krizin her alanda yaşattığı sorunlar okul sıralar...

''Kurulduğu 2002 yılından bu yana girdiği her seçimden birinci parti olarak çıkan AKP'de erime süreci mi başladı?'' Bugünlerde Ankara Gündemi'nin başında "bu sorunun c...

Türkiye ile ABD arasında Suriye'nin kuzeyinde oluşturulması planlanan güvenli bölgeye ilişkin taraflardan ''Anlaşma sağlandı'' açıklaması gelse de belirsizlikler devam...

Irak ve Suriye'ye ''terörün önlenmesi, barış ve huzurun sağlanması için'' çaba gösteren, asker gönderen Türkiye'de ''toplumsal şiddet olayları'' giderek tırmanıyor. GÖ...

Yerel seçimde İstanbul hezimetinin ardından AKP'de sular durulmuyor. İstanbul ve Ankara başta olmak üzere büyük illerde seçimlerin kaybedilmesinin yankılarının yanı sı...

Atatürk'ün kurduğu kurum, "Atatürk'ü yok" sayıyor! Millet soruyor; ''Diyanet İşleri Başkanlığı ne yapmak istiyor?''

Yazarlar
Website Security Test