Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Sanayi üretimi düşüyor, işsizlik çığ gibi büyüyor

25.1.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye’de yüksek işsizlik oranı kronik hal almaya başladı. Ekim 2018 itibarıyla, işsizlik oranı yüzde 11,6 oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Ekim ayında Türkiye’nin toplam işgücü sayısı (İstihdam edilenler ile işsizlerin tümü) 33 milyona yakın insandan oluşuyor. Bunun yüzde 11,6'sını oluşturan 3 milyon 788 bini işsiz. Sendikalara göre ise gerçek işsizlik bu rakamın çok üzerinde. DİSK-AR’ın Ocak 2019 raporuna göre, Ekim 2018 itibariyle işsiz sayısı 6 milyon 351 bin kişi.

TÜİK’in Ekim ayı verileri incelendiğinde, işsizliğin çığ gibi büyüdüğü görülüyor. İşsizlik son 4 aydır art arda artıyor. Ekim ayında Mart 2017'den bu yana en yüksek seviyeye çıktı. İşsiz sayısı bir yılda 501 bin kişi artarak 3 milyon 788 bine ulaştı. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından açıklanan “Yeni Ekonomi Programı”nda işsizlik oranı beklentisi 2018 için yüzde 11,3, 2019 için yüzde 12,1, 2020 için yüzde 11,9, 2021 için yüzde 10,8 olarak öngörülmüştü. Bu da 2019’da resmi işsiz sayısının 4 milyonu aşması anlamına geliyor. Yani 1 milyona yakın insan işini kaybedecek ya da iş gücü piyasasına yeni katılan kişiler iş bulmakta zorlanacak.

Uzmanlara göre işsizlik Türkiye’nin izlediği ekonomik model nedeniyle düşürülemiyor. Sorun Türkiye’nin gerçekçi bir üretim yapısının olmamasından kaynaklanıyor. İthalata bağımlı ve dış borçlanmaya dayalı ekonomik modelde büyüme gerçekleşse de sonraki süreçte işsizlik olarak ortaya çıkıyor.

Yine TÜİK verilerine göre sanayi üretimi bir yılda yüzde 6,5 azaldı. Geniş tanımlı işsiz sayısı 6,3 milyona yükselirken, genç işsiz sayısı 1,2 milyona yaklaştı. Kadın işsizliği ise 1,5 milyonu geçti. Genç kadınlarda bu oran yüzde 27,9’a ulaşıyor. Ne eğitim ne istihdamda olanların sayısı ise 2,8 milyon kişi. Tarım dışı işsizlik oranı 13,6’ya yükseldi. TÜİK’in açıkladığı işsizler, “Ben işsizim, iş arıyorum” diyerek İŞKUR’a başvuran isimlerden oluşuyor. Kuruma başvurmadan iş arayanlar bu kapsama girmiyor. Eylül ayında işsizlik oranı yüzde 11.4 olmuştu.

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Dairesi (DİSK-AR), TÜİK’in Ekim 2018 dönemi İşgücü İstatistikleri ile İŞKUR’un Aralık 2018 dönemi verilerini ve Sosyal Güvenlik Kurumu’nun  (SGK) Ekim 2018 dönemi sigortalı istatistiklerini değerlendirdiği “İşsizlik ve İstihdam Raporu”na göre gerçek işsizlik çok daha yüksek rakamlarda. Rapora göre, ekonomide küçülme, yüksek enflasyon ve işsizliğin bir arada yaşandığı ağır bir kriz tablosu yaşanıyor.

TÜİK verilerine dayanarak yapılan hesaplamada geniş tanımlı işsiz sayısı 6 milyon 351 bine yükseldi. Geniş tanımlı işsizlik oranı ise yüzde 18,3 olarak hesaplandı. Geçen yılın aynı dönemine göre geniş tanımlı işsiz sayısı 517 bin arttı. Tarım dışı işsizlik oranı geçen yılın aynı dönemine göre 1,3 puan artarak yüzde 11,6’ya yükseldi. İşsizlik sigortasında rekor başvuru Aralık 2018’de yaşandı. Başvuru sayısı 211 bine yükseldi. Genç işsizliği geçen yıla göre 3 puan artarak yüzde 22,3’e yükseldi. Kadın işsizliği yüzde 14,7, genç kadın işsizlik oranı ise yüzde 27,9 olarak gerçekleşti. Tarım dışı kadın işsizliği ise yüzde 18,8’e yükseldi. Tarım dışı genç kadın işsizliği yüzde 32,9 oldu. Ne eğitimde ne istihdam olan gençlerin (boşta gezer) oranı yüzde 24,7. Sanayi üretimi daralmaya devam ediyor. Kasım 2018 itibariyle yüzde 6,5 oranında küçüldü.

 

 

“BORÇLANMAYA BAĞLI BÜYÜME İŞSİZLİĞİ ARTIRIYOR”

Muzaffer Demirci (Prof. Dr.) –Dünyada bütün hükümetlerin beli başlı temel amaçları vardır. Biricisi ekonomide yüksek büyüme hızını sağlamak. İkincisi elde edilen bu büyümenin nimetini vatandaşlara adil dağıtımını sağlamak, refah artışı yaratmak. Üçüncüsü fiyat istikrarını korumak. Yani enflasyonu düşürmek. Dördüncüsü işsizliği önlemek. Beşincisi dış dengeyi korumaktır. Bu amaçların 2018 yılında ülkemizde gerçekleştirilemediği görülmektedir. Milli gelirin en önemli bileşeni olan sanayi sektörü üretiminde ve imalat sanayi kapasite kullanım oranındaki gerileme, büyüme hızına yansımış ve üçüncü çeyrekte büyüme hızı yüzde 1,6’ya düşmüştür. Sanayi üretiminde ve ekonomik büyümedeki bu düşüşe paralel olarak işsizlikte artmıştır. 2018’in son çeyreği ve 2019’un ilk yarısında da ekonominin daralacağı ve büyüme hızının negatiflerde olacağı beklenmektedir. Düşün büyüme hızının yaratacağı ivme kaybıyla enflasyonun yüksek düzeyde kalacağı, işsizliğin de artış eğiliminde olması beklenmektedir.

Düşük büyüme hızı ve yüksek devalüasyon cari açığı daha da aşağıya çekebilecektir. Bugünkü koşullarda 2019 yılında Türkiye ekonomisi yüksek enflasyon, yüksek işsizlik ve nüfus artışı dikkate alınırsa sıfır büyümenin yaşanması beklenilmektedir. 2018 yılında işsizlik oranı yüzde 12’lerde, iş arayan işsizleri de sayarsak, bu oran yüzde 16’lara çıkmaktadır. Daha da önemli olanı gençlerde bu oranın yüzde 23’lere ulaşmaktadır. Türkiye’de işsizliğin artmasının temel nedeni, üretimin dışa bağımlı yapısından kaynaklanmaktadır. Borçlanmaya ve ithalata dayalı büyüme modeli, Türkiye’de kırılganlıkları artırmakta ve güven endekslerini zedelemektedir. Dolayısıyla bütçe harcamalarının artması ve vergisel indirimlerin devam etmesine rağmen talepteki düşüş ekonomide küçülmenin ve işsizliğin artmasına neden olmaktadır. Toplum ekonomik kriz ortamında azalan güven nedeniyle harcamalarını azaltmaktadır. Ekonomik gerçekleri örtmek elbette mümkün değildir. Çünkü ekonomide enflasyondan işsizliğe kadar, tüm gelişmeler sokakta yaşanmaktadır. Sorun Türkiye’nin gerçekçi bir üretim yapısının olmamasından kaynaklanmaktadır. İthalat yoluyla giderilen sorun bir sonraki süreçte karşımıza işsizlik olarak çıkmaktadır. Alınan önlemlerle işsizlik ekonomik gelişmeye paralel olarak azalacak ama hiçbir zaman sıfırlanması beklenmemelidir.

İşsizliğin çözümü için;

1-Üretime dayalı bir büyüme modelinin uygulanması,

2-Öncelikle yatırımların önünün açılması ve özellikle kısa sürede ekonomik aktiviteyi artırmak için kamu altyapı yatırımlarını artırarak istihdam olanaklarının yaratılması.

3-Özel sektör yatırımlarında sektörel önceliklere göre teşvikler verilmesi.

4-İstihdam üzerinden alınan vergilerde indirim yapılarak, kayıtdışı işsizliğin azaltılması

5-Mesleki eğitime önem verilmesi gibi önceliklerin planlanması gerekir.

Dileğimiz Türkiye’nin girdiği bu yüksek enflasyon, düşük büyüme ve yüksek işsizlik sürecinden doğru politikalarla hızla çıkmasıdır.

 

 

“İŞSİZ SAYISI 6 MİLYONA DAYANDI”

Esfender Korkmaz (Prof. Dr.) –İşsizlik oranı 2000 yılında 6.1, kriz yılı olan 2001 yılında yüzde 8.4 idi. AKP iktidarından sonra yüzde on ve daha üstünde gidiyor. Son açıklanan verilere göre işsizlik oranı da yüzde 11.6 oldu. Aslında iş aramayan işsizleri de katarsak, fiili işsiz sayısı 5 milyon 850 bine, fiili işsizlik oranı ise yüzde 16.8'e çıkıyor. İşsizliğin artmasının temel nedeni, üretimde kullanılan ara malı ve ham madde ithalatının ve tüketim malı ithalatının önceki dönemlere göre artmasıdır. 2004 ve sonrasında içeride iplik fabrikalarının kapandığını, pamuk ekiminin durduğuna şahit olduk. İşsizliğin artmasından daha önemli bir sorun eğitimsiz ve işsiz gençlerin artmasıdır. Ekim ayında, gençler arasında ne eğitimde ne de istihdamda olanların oranı yüzde 24.7 olarak görünüyor. Fiili olarak üç gençten birisi işsizdir.

TÜİK tarafından son açıklanan veriler işsizliğin artacağını gösteriyor. Kasım 2018 ayında düşen sanayi üretim endeksi de bunu teyit ediyor. 2015 temel yılına göre; mevsim etkilerinden arındırılmış sanayi üretim endeksi, 2017 Kasım ayında 113.1 iken, 2018 Kasım ayında 98.8'e geriledi. Sanayi üretim endeksi hem sanayi üretiminde, hem de çalışılan saatte gerilemeyi gösteriyor.

Son açıklanan perakende satış endekslerine göre; mevsim etkilerinden arındırılmış sabit fiyatlarla perakende satış hacmi, Kasım 2018'de bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 6.3 oranında geriledi. Üstelik bu düşme süreci 3 aydır devam ediyor. Eylül'de 2.9 ve Ekim'de de yüzde 7.4 oranında düşme olmuştu. Bütçe harcamalarının ve seçim kredilerinin artmasına, vergi indirimlerinin devam etmesine rağmen talep düşüşü devam ediyor. Bu düşüş durgunluğun artmasına, istihdamın azalmasına neden oluyor.

Tüketici güven ve sektörel güven endekslerinde de, beklenti, işsizliğin artacağı yönündedir. Bu veriler resmî veriler. Biz yalnızca bu verilerin yorumunu yapıyoruz. Dahası, bu gidişi görmek için iktisatçı olmaya da gerek yoktur. Verilerin yönü açıktır. Reel sektörün yaşanan durumu da bu verilere paraleldir.4- 3.5 milyon Suriyeli tüm sosyal dengeleri bozdu. Kayıt dışı çalışanlar sayısı da arttı.

 

“İŞSİZLİK KALICI POLİTİKALARLA ÖNLENİR”

Burak Oğuz (Mali Müşavir) –İşsizlik, bütün ekonomiler için mücadele edilmesi gereken en önemli sorunların başında geliyor. İşiniz güzel, cebiniz doluysa sizi yönetenlerin gitmesini istemezsiniz, tam tersi durumda da yönetimler değiştirilir. Genelde iktidarlar, ekonomik krizle gelir, yine ekonomik krizlerle giderler. Tüm dünyada değişmeyen kuraldır.

TÜİK Ekim 2018 yılı işsizlik rakamlarını açıkladı. Bir önceki yılın aynı ayına göre 1,3 puan artan işsizlik yüzde 11,6 oldu. 3 milyon 788 bin kişi işsiz olarak kayıtlara girdi. Özellikle genç nüfustaki (15-24 yaş) işsizlik oranı 3 puanlık artış ile %22,3’ yükseldi. Gençlerimiz çok önemli iş bulamazsak, sadece ekonomik değil, sosyolojik olarak da ciddi sorunları tetiklemiş oluruz.

Tüm yaşananların bilincinde olan hükümet, işsizlikle mücadele için birçok tedbiri ardı ardına alıyor. Son birkaç yıldır işletmelerde istihdama yönelik destek ve hibeler yoğun bir şekilde kullandırılıyor ama buna rağmen işsizlikle ilgili hedefler bir türlü tutturulamıyor. Kaldı ki, 2019 yılı için asgari ücretteki yüzde 26’lık artışın mavi yaka ve beyaz yaka çalışanlara yansımasının sonuçları arkadan gelecek.  Demek oluyor ki bu iş sadece teşvik ve desteklerle olmuyor, eksik olan bir şeyler var.

Öncelikli olarak şirketlerin kendilerini güvende hissetmeleri gerekiyor. Belirsizlik hâkim olduğu sürece ilk tasarruf çalışanlardan yapılıyor. O nedenle özellikle yaklaşan yerel seçimler öncesi popülist politikalar yerine kalıcı politikalar üretilmesi şart.

Türkiye’nin dövize ihtiyacı var. Bunu sağlamanın yolu da doğrudan uluslararası yatırımları ülkemize çekebilmek ve ihracat. Ancak, sıcak paranın dayanılmaz cazibesinden de kesinlikle uzak durmak gerekiyor.

Faiz oranları çok yüksek. Finansman maliyetleri ortada. Bu şartlarda, kimse yatırım riskine girmez. Parasını bankaya koyar, bakar keyfine. Faizleri düşürmek de kanunlarla ve emirlerle olmuyor, gördük. Yapısal reformlar ve siyasi istikrar şart.

Türkiye’nin tüketime dayalı büyüme modelinden biran önce üretime dayalı büyüme modeline geçmesi gerekiyor. Aksi takdirde, rakamsal olarak büyüme rekorları kırsanız da ekonomiye katkısı olmadığı ortada.

Teşvik sisteminin yenilenmesi şart. Verilen teşvik ve destekler maalesef verimli kullanılmıyor. Gerçekten ihtiyacı olanların desteklenmesi önemli. Katma değer üreten sektörler teşviklerde öncelikli olmalı.

Hukuk ve demokrasi vurgusu yapmayacağım zaten olmazsa olmaz.

 

Küçük küçük notlar

İşverenlere asgari ücret desteği 2019 yılında da verilmeye devam edecek. Ortalama sigortalı sayısı 500'ün altında olan iş yerleri için günlük 5 lira (aylık 150 lira), 500 ve üzerinde olan iş yerleri için günlük 3,36 (aylık 100,8 lira) lira destek sağlanacak.

Ev kadınlarına e-ticaret teşviki. İnternet ve benzeri elektronik ortamlarla, oturdukları evlerde imal ettikleri havlu, örtü, çarşaf, çorap, dokuma mamulleri, dantel, her nevi nakış işleri ve turistik eşya, tarhana, erişte, mantı gibi ürünleri iş yeri açmaksızın satanlar, yıl içinde gerçekleştirilen satış tutarının yıllık asgari ücretin brüt tutarını aşmaması koşuluyla vergiden istisna tutulacak.

Mucitlere vergi teşviki. Patent veya faydalı model belgesi verilerek koruma altına alınan buluşlar, yüzde 50 kurumlar vergisinden müstesna olacak.

Vergiye uyumlu mükelleflerde, her bir beyanname itibarıyla 250 liraya kadar yapılan eksik ödemeler, vergi indirimine yönelik ihlal kapsamında değerlendirilmeyecek.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, 31 Aralık 2018 itibarıyla merkezi yönetim brüt borç stoku verilerini açıkladı. Buna göre brüt borç stoku, 1 trilyon 66,8 milyar lira oldu.

Sosyal yardım alanlara elektrik desteği netleşti. Hane halkı sayısı 2 veya daha az olanlarda 75 kilovatsaat, 3 kişi yaşayanlarda 100 kilovatsaat, 4 kişi yaşayan hanelerde 125 kilovatsaat, 5 ve üstü yaşayanlarda ise 150 kilovatsaat elektrik desteği verilecek.

Anonim şirket ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler ile kooperatiflerin tutmak zorunda oldukları yönetim kurulu karar defterleri ile limited şirketler tarafından tutulmakta olan müdürler kurulu karar defterinin kapanış tasdikleri 31.01.2019 tarihine kadar yapılması gerekiyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Ödemiş Belediye Başkanı Mehmet Eriş, projelerini GÖZLEM’e anlattı.

İstanbul adayları, kampanya mesailerinin önemli bir bölümünü İstanbul dışında geçirerek İstanbul’a döndüler. AKP taktik değiştirdi, Erdoğan geriye çekildi, Binali Yıld...

Yeni Milli Eğitim Sisteminde Coğrafya, Tarih gibi kültürel dersler seçmeli ders kategorisine alınırken, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi adı altında Arap Kültürü dersleri ...

Mayıs ayı enflasyon artışında görülen azalma, ''mevsimlik'' bir durum mu, yoksa Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın söylediği gibi ''enflasyonun tek haneli rakam...

S - 400 ültimatomu, yaptırım tehdidi ve Doğu Akdeniz'de engelleme...

Düzenlenen toplantıda Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cengiz Balık ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kuru...

Gazetecilere saldırılar devam ediyor, saldırganlar ise serbest!

Yazarlar
Website Security Test