Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Putin de mi, ''oyala ve zorla'' taktiğine başladı?..

1.2.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye'nin Fırat'ın doğusuna operasyonu masada tuttuğu ve ciddi askeri hazırlık yaptığı dönemde, Türkiye ile Suriye arasında 1998 yılında imzalanan Adana Mutabakatı gündeme geldi.

Suriye yönetiminin PKK ve uzantılarının kendi topraklarını kullanarak Türkiye'ye tehdit oluşturmasını önlemeyi amaçlayan ve 21 yıl önce imzalanan anlaşmayı Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin gündeme getirdi. 2011 yılından bu yana fiilen uygulanamayan protokolü Putin'in gündeme getirmesi soru işaretlerine yol açtı. Rus liderin amacının Türkiye ile Suriye arasında diyaloğun başlatılması ve böylece Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yeni bir sınır ötesi operasyonunu önlemek olduğu kaydediliyor.

ABD'nin Suriye'den çekilme kararının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Vladimir Putin, yük yüze ilk görüşmeyi Rusya'da gerçekleştirdi. Bu zirvede Türk ve Rus yetkililer, başta Türkiye-Suriye sınırında oluşturulması gündeme gelen güvenli bölge, IŞİD'le mücadele, İdlib'teki son durum ve siyasi çözüm çabaları olmak üzere birçok konuda kapsamlı müzakereler yaptı.

Putin'in, ortak basın toplantısında, Türkiye'nin YPG'den kaynaklanan güvenlik kaygılarıyla ilgili konuşurken, 21 yıl önce imzalanmış Türkiye-Suriye Adana Mutabakatı'nı anımsatması görüşmelerin sürpriz konu başlığı olarak öne çıktı. Putin'in bu hatırlatmayı Türkiye ile ABD arasında yürütülen güvenli bölge görüşmelerinin sorulması üzerine yaptı.

Adana Mutabakatı, Öcalan'ın Suriye'nin dışında olduğu ve bir daha asla girmeyeceği, yurtdışındaki PKK unsurlarının Suriye'ye dönemeyeceği, ülke topraklarındaki PKK kamplarının bir daha kullanılmayacağı ve tutuklanan PKK üyelerinin listelerinin Türkiye'ye verilmesi taahhütlerini içeriyordu. Mutabakatla Suriye PKK'yı terör örgütü olarak ilan etti. Mutabakat, Suriye tarafının kısa vadede yerine getireceği taahhütlerin yanı sıra iki ülkenin uzun vadeli terörle mücadele çerçevesini de çiziyor:

Suriye kendi topraklarından Türkiye'nin güvenlik ve istikrarını tehlikeye atacak eylemlere izin vermeyecek. Suriye, PKK'nın silah, lojistik ve mali destek sağlamasına ve propaganda faaliyetlerine müsaade etmeyecek.

Suriye, diğer terör örgütlerinin yanı sıra PKK ve uzantılarının topraklarındaki faaliyetlerini yasaklamıştır.

Suriye, PKK'nın topraklarında eğitim kampı kurmasını ve ticari faaliyetlerde bulunmasını yasaklamıştır.

Suriye, PKK üyelerinin transit yollarla üçüncü ülkelere gitmesine izin vermeyecektir.

Suriye, PKK liderlerinin topraklarına girmesini engelleyecek ve gümrük yetkililerine bunun için talimat verecektir.

Aynı mutabakat, tarafların bu taahhütlerin yerine getirilmesini sağlamak ve gözlemek için bazı mekanizmalar kurmasını da sağlıyor. İki ülkenin üst düzey güvenlik yetkilileri arasında doğrudan telefon hattı kurulması, diplomatik temsilciliklerde güvenlik işleri için özel temsilcilerin atanması bunlardan sadece birkaçını oluşturuyor.

 

PUTİN NEDEN GÜNDEME GETİRDİ?

BBC Türkçe'nin haberine göre; Putin'in 21 sene önce imzalanmış ancak 2011'den bu yana işlerliği olmayan mutabakatı gündeme getirmesinin iki temel amacı bulunuyor. Birincisi, son dönemde askeri hazırlıklarını tamamlayan Türkiye'nin tek taraflı bir müdahaleye kalkışıp Suriye sınırları içinde yeni bir cephe açmasını ya da ABD ile anlaşarak güvenli bölge oluşturmasını önlemeye çalışmak.

İkincisi, güvenlik kaygılarına saygı gösterdiği Türkiye'ye terörle mücadelede en doğru yolun Suriye yönetimi ile iletişim kurmak olduğu mesajını verirken, Suriye yönetimine de Türkiye'ye dönük terör tehditlerini önleme taahhüdü anımsatmak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Adana Mutabakatının önemli olduğunu belirterek, "Sayın Putin de özellikle gündeme getirdi; 'Adana Mutabakatı önemli bir konu. Türkiye bunu işlemeli' dedi. Bunun Türkiye'nin bölgedeki ağırlığını hissettirebileceği önemli bir anlaşma olduğu kanaatindeyim" ifadelerini kullandı. Erdoğan, Fırat'ın doğusunu çok yakında huzura kavuşturacaklarını belirterek, "4 milyon Suriyeli sığınmacının döneceği güvenli bölgeler oluşturacağız" dedi.

 

 

"ADANA MUTABAKATI NE GETİREBİLİR?"

Mehmet Dönmez (Emekli Büyükelçi) -Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın son Moskova ziyareti sırasında Putin, 1998 yılında Türkiye ile Suriye arasında imzalanan "Adana Mutabakatı"nı gündeme getirmiştir.

Putin Suriye yönetiminin PKK/YPG ile mücadelesinin Adana Mutabakatı ile gerçekleştirilebileceğine dikkat çekmiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu öneriyle ilgili olarak, Türkiye'yi bölgeye kimin davet ettiği sorusuna karşılık olarak bu Mutabakatın gösterilebileceğini ifade etmiştir.

Putin'in bu hamlesinin ardında Suriye rejimine meşruiyet sağlamanın yattığı söylenebilir. Ayrıca Türkiye ile Suriye'nin diyaloga girme sürecinin başlatılması da hedeflenmiştir denilebilir. Ancak bu sürecin kolay gerçekleşmesi olası değildir. Adana Mutabakatının imzalanmasından sonra teröre karşı işbirliğinin geliştirilmesi amacıyla 21 Aralık 2010 tarihinde imzalanan Türkiye Suriye işbirliği anlaşması üç yıllık geçerlilik süresini tamamlamış, daha sonra Türkiye Esad rejimine muhalif güçleri desteklemiştir. Dolayısıyla anlaşma yürürlükten çıkmıştır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Moskova dönüşü yaptığı açıklamada "Bizim bir milyona yakın insanın ölümüne sebep olmuş, milyonları göçe zorlamış biriyle üst düzey temasımız olmaz" demiştir. Bununla birlikte alt düzeyde ve dolaylı temasların yürütülmesi mümkündür.

Türkiye artık Suriye yönetimiyle ilişki kurmayı reddetme politikasını değerlendirme noktasına gelmiştir. PYD/YPG'nin ABD'nin Suriye'den çekilme kararının ardından, Rusya ve Suriye rejimi ile pazarlık çabalarına giriştiği bu dönemde Türkiye'nin elini çabuk tutması gerekmektedir.

 

"ANLAŞMA, İKİ ÜLKENİN TERÖRLE MÜCADELESİNİ İÇERİYOR"

Soner Aydın (Emekli Albay) -Türkiye ve Rusya'nın 23 Ocak'ta Moskova'da yaptıkları görüşmede Rusya Devlet Başkanı Putin; Türkiye ile Suriye arasında 1998 yılında imzalanan terörle mücadele anlaşmasına (Adana Mutabakatı) her iki tarafın da uyması, bütün terör örgütleriyle mücadelenin birlikte yapılması, sorunun siyasi ve diplomatik yollarla çözülmesi konularını gündeme getirmiştir. Rusya'nın bu önerilerinin hayata geçirilmesi için Türkiye ve Suriye yönetimlerinin doğrudan diyalog kurması gerekir.

Adana Mutabakatının, Türkiye ve Suriye arasında 2011 yılında "Terör Örgütlerine Karşı Ortak İşbirliği Anlaşması" adıyla genişletilmiş olduğunu ve karşılıklı birtakım sorumlulukları içerdiğini hatırlamakta yarar vardır. Bu mutabakat sadece Türkiye'nin terörle mücadelesini değil, Suriye'nin terörle mücadelesini de içermektedir. Türkiye kendi bekası için haklı olarak Suriye'de ABD'nin desteği ile yuvalanan PKK ve uzantılarını ortadan kaldırmayı istemektedir. Buna karşılık Suriye yönetimi de ülkesinde, kendi rejimi için tehdit olarak gördüğü muhaliflerden rahatsızdır. Bu muhalif grupların içerisinde Ulusal Kurtuluş Cephesi (UKC) bünyesinde yer alan ve Türkiye ile birlikte hareket eden Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) da bulunmaktadır. Mutabakat üzerinde görüşülmeye başlandığında, Suriye yönetimi; Türkiye'nin ÖSO ile irtibatını kesmesini ve militanların kendisine teslim edilmesini talep edecektir. Türkiye'nin böyle bir isteği yerine getirmesi bu günkü koşullarda mümkün olmayacaktır.

Putin'in bütün terör örgütleriyle ortak mücadele çağrısı; başta Heyet Tahrir El Şam (HTŞ) olmak üzere bütün radikal İslamcı terör örgütlerini de içermektedir. Suriye yönetiminin Türkiye'nin yanında, Münbiç ve Fırat'ın doğusunda ABD tarafından desteklenen PKK uzantılarıyla mücadele etmesi bu günkü koşullarda mümkün değildir. Aynı şekilde Türkiye'nin Suriye yönetimiyle birlikte rejim muhalifi bütün örgütlerle mücadeleye girmesi de mümkün değildir.

Ayrıca Terör Örgütlerine Karşı Ortak İşbirliği Anlaşması'nda; -konunun uzmanlarının basındaki açıklamalarına göre- Türkiye ve Suriye'nin birbirlerinin topraklarında asker bulundurması hususu yer almamaktadır. Eğer böyleyse TSK'nın Suriye'deki birliklerinin çekilmesi ya da Suriye ordusuyla müşterek operasyon yapılabilmesi için anlaşmanın daha da genişletilmesi gerekecektir.

Bütün bunlar ancak Türkiye'nin ABD ile bütün bağlarını koparması, Rusya ve İran'la birlikte çok başka bir kulvara girmesi ile gerçekleşebilir. Bu koşullar altında sorunlar; alt seviyede değil, en üst seviyede diyalogla çözülebilecektir. Hatta Türkiye ve Suriye arasında kurulacak ikili diyalog da yeterli olmayacaktır. Konu Şubat ayında yapılacağı söylenen Türkiye-Rusya-İran zirvesinde daha da netleşecektir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

CHP'li Ekrem İmamoğlu'nun başkan seçilmesinin ardından istifa eden AKP döneminin İBB Genel Sekreteri Hayri Baraçlı'nın ekibi belediye 60 milyarlık İBB bütçesinin 40 mi...

25 Temmuz 2019 tarihli Merkez Bankası Para Politikaları Kurulu (PPK) Toplantısı'nda alınacak faiz kararı ne olacak?

Avrupa Birliği'nin (AB) yaptırım kararına Türkiye Akdeniz'e dördüncü bir gemi gönderme kararıyla karşılık verdi. Kıbrıslı Rumlar ise Kıbrıslı Türklerin ortak komite ön...

GÖZLEM, ''KUZEY AFRİKA'DA DA MI BİR 'SURİYE SENARYOSU' VAR?'' sorusuna cevap arıyor.

Duygu Özerson Elakdar, Urla’da Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan kiraladığı 2 bin 400 dönümlük alanda zeytin ormanı oluşturdu. Bölgeye 60 bin zeytin ağacı diken iş kadını ...

Abdullah Gül / Ali Babacan girişimi mi, Ahmet Davutoğlu çıkışı mı, Çoban Ateşi Hareketi mi şanslı? GÖZLEM uzmanlara sordu. İşte cevaplar…

Yazarlar
Website Security Test