Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Ön şart: ''Seçim, ekonominin önüne geçmemeli!..''

8.2.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

2018'i ekonomik sarsıntılarla geçiren Türkiye, 2019'a yine bir "seçim" hazırlığı ile girdi.

Sürekli "erkene" çekilen seçimler ve sürpriz referandumlarla seçim atmosferinden bir türlü çıkamayan Türkiye, 31 Mart'ta ise uzun aradan sonra ilk kez "zamanında ve planlanmış" bir takvimle sandık başına gidecek. Türkiye seçim atmosferlerinde genellikle ekonomiyi unutuyor, gündem siyaset oluyor. Ekonomistler, 2018'in son çeyreği için ekonomide beklenen küçülmenin, yerel seçimlerin de etkisiyle 2019'un ilk yarısında devam edeceğine dikkat çekiyor. Yılın ikinci yarısında ekonomi pozitif duruma geçebilir ancak yılın geneli için ciddi tedbirlerin alınması gerektiğine işaret ediyor.

Geçen yıl yüzde 20.30 olan yıllık enflasyon, 3 milyon 500 bin kişi ile yüzde 11.6'ya ulaşan işsizlik rakamlarında 2019 yılının ilk 6 ayında büyük bir gerileme beklenmiyor. Merkez Bankası (MB) Başkanı Murat Çetinkaya, yılın ilk enflasyonu Çarşamba günü açıkladı. Buna göre MB 2019 enflasyon öngörüsünü yüzde 15,2'den yüzde 14,6'ya indirdi. Enflasyonda ikna edici düşüşü görene kadar sıkı para politikası uygulamaya devam edeceklerini belirten Çetinkaya, 2020'de yüzde 8,2 ve 2021'de yüzde 5,4 enflasyon öngördüklerini bildirdi.

Yeni yılda en önemli sorunlardan biri de dış borç ödemeleri olacak. Dış borç ödemelerinin finansmanı için yabancı yatırımcıya ihtiyaç var. Yerel seçimler ve dış borç ödemelerinin nasıl finanse edileceği TL'nin değeri üzerinde etkili olacak. Türk Lirası'nda belirgin biçimde yaşanan değer kaybının devam edip etmeyeceği ise büyük oranda Merkez Bankası'nın duruşuna ve döviz rezervlerinin korunmasına bağlı olacak.

TÜİK'in açıkladığı ekonomik güven endeksi ocak ayında 78,5 değerine geriledi. 2018 Aralık ayında 81,9 olan endeks, Ocak ayında yüzde 4,2 oranında geriledi. Ekonomik güven endeksindeki düşüş, tüketici, reel kesim (imalat sanayi), hizmet ve perakende ticaret sektörü güven endekslerindeki gerilemeden kaynaklandı. Söz konusu ayda, tüketici güven endeksi 58,2 değerine, reel kesim (imalat sanayi) güven endeksi 95,4 değerine, hizmet sektörü güven endeksi 78,3 değerine ve perakende ticaret sektörü güven endeksi 92,5 değerine geriledi. İnşaat sektörü güven endeksi ise 56,7 değerine yükseldi.

Türkiye Esnaf ve Sanat-kârları Konfederasyonu (TESK) verilerine göre, 2018'de işletmelerini kapatan esnaf sayısı bir önceki yıla göre yüzde 10'luk yükselişle 106 bin 167'ye çıktı. Uluslararası kuruluşlar da Türkiye için 2019 yılını kayıp yıl olarak tahmin ediyor. IMF ve Dünya Bankası ile raiting şirketleri  S.P, Moody's  ve Fitch, 2019 yılında Türkiye ekonomisinde daralma bekliyor. Dünya Bankasının yüzde 1.6 büyüme tahmini de, aslında fert başına büyüme olarak, daralma demektir. Zira ekonomide gelir artışını  fert başına büyüme oranı belirler. Moody's raporunda; 2019 yılında Arjantin ve Türk ekonomilerin daralacağını söylüyor. Türkiye'nin 2019 ortalarına kadar resesyonda olacağını, 2019 ortasından sonra toparlanma olacağını belirtiyor. Standart and Poor's  da, 2019 yılında Türk Bankalarında batık kredi oranının artacağını, 2018 yılında yüzde 3.5 olan takipteki kredi oranının, yüzde 6'ya çıkacağını tahmin ediyor. IMF ise Türk ekonomisinde 2019 yılında daralma ve 2020 toparlanma olacağını tahmin ediyor.

Neden ve nasılına bakmadan, 2019 yılının bizim için kayıp yıl olduğu net olarak anlaşılıyor. 2018 dördüncü çeyreği ile 2019 birinci ve ikinci çeyreğinde Gayri Safi Yurt İçi Hasılada büyüme oranları eksi bekleniyor. Yılın ikinci yarısı için ise her şey hükümetin alacağı tedbirlere bağlı olacak.

 

516 bin esnaf battı

Ekonomideki olumsuz hava işletmeleri vuruyor. 2018'de işletmelerini kapatan esnaf sayısı bir önceki yıla göre yüzde 10'luk yükselişle 106 bin 167'ye çıktı. Küçük işletmelerin batık kredi oranı geçen yılın 11 ayında yüzde 60 yükseldi. Cumhuriyet'ten Şehriban Kılıç'ın haberine göre; esnafın kredi ve kefalet kooperatifleri aracılığıyla kullandığı borç miktarı da bir yılda yüzde 44 artış gösterdi. 2018 kepenk indiren esnaf sayısı bakımından son 4 yılın en kötü senesi olarak kayıtlara geçti. Esnafın borç yükü son bir yılda yarı yarıya artarken, 2018'de kepenk indiren esnaf sayısı bir önceki yıla göre yüzde 10'luk yükselişle 106 bin 167'ye fırladı. Son 5 yılda ise batan esnaf sayısı yarım milyonu geçerek 516 bin 137'yi buldu. 2018 kepenk indiren esnaf sayısı bakımından son 4 yılın en kötü senesi olarak kayıtlara geçti.

 

40 milyar TL batık var

Türkiye Esnaf ve Sanat-kârları Konfederasyonu (TESK) verilerine göre, Yeni tescil yaptıran esnaf sayısı ise 2017'ye göre sadece 69 adet artış gösterdi. 2018 sonu itibarıyla Türkiye'de faaliyet gösteren esnaf ve sanatkâr sayısı ise 1 milyon 753 bin 213 oldu. Geçen yıl en fazla tescili yapılan meslek grubu ise büfelerde, bakkallarda ve marketlerde yapılan ticaret, lokantacılık, kahvehane, kıraathane ve çay ocağı işletmeciliği ile servis aracı işletmeciliği alanları oldu. İlin nüfusuna oranladığımızda en fazla esnaf yüzde 4 ile Burdur ve Muğla'da bulunuyor.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, 2017 sonunda 25.2 milyar TL civarında olan takipteki KOBİ kredilerinin miktarı 2018'in 11 aylık döneminde yüzde 60 artışla 40.1 miyar TL düzeyine çıktı. KOBİ niteliğindeki müşteri sayısı 2018'de bir önceki yıla göre 159 bin 604 kişi azalsa da, çarkları döndürmek için daha fazla krediye sarıldılar.

KOBİ'lerin kullandığı kredi miktarı 2018'in 11 ayında 2017'nin sonuna göre yüzde 21 artışla 621.7 milyar liraya fırladı. Kredi kullanan KOBİ sayısı da yükseldi. 2017 yılı sonunda 3 milyon 318 bin 266 KOBi kredi kullanırken 2018 Kasım ayı verilerine göre kredi kullanan KOBİ niteliğindeki müşteri sayısı 4 milyon 48 bin 786'ya çıktı. Bunların 3 milyon 334 bin 664'ü ise mikro işletme niteliğindeki müşterilerden oluştu. 2018 başında KOBİ'ler toplam 512 milyar 670 bin TL kredi kullanırken takipteki kredi miktarı 25 milyar 550 milyon TL civarındaydı. O dönem kredi kullanan KOBİ sayısı ise 4 milyon 223 bin 163'tü. Aradan geçen 11 ayda kredi kullanan KOBİ sayısı düşerken hem kullanılan kredi hem de batık oranı yükseldi.

 

EKONOMİDE DUMANLI FOTOĞRAF

Muzaffer Demirci (Prof. Dr.) -Dünya ticaretinde korumacılığın artan işsizliğin ve küresel sistemin tartışıldığı Davos toplantısında IMF Başkanı Christine Lagarde 2019 yılında dünya ekonomisinin daralacağını ama Türkiye ekonomisinin daha fazla daralacağını ifade etmiştir. Dünya ekonomisinin ortalama büyüme hızı yüzde 3.6, gelişmiş ülkelerde ortalama büyüme hızı yüzde 1.8, gelişmekte olan ülkelerde ise yüzde 4.9 büyüme öngörülmektedir. Türkiye için bu oran 2019 için gelişmekte olan ülkelerin ortalamasına göre çok düşük, yüzde 2'dir.  Dünya ekonomisinin lideri ve 20 trilyon dolar milli geliri olan ABD ekonomisinde de daralma yaşanacak ama daralmanın derinleşmesini önlemek için faiz artırımı çare olabilecektir. Çünkü ABD ekonominin makro göstergeleri olan enflasyon, işsizlik ve büyüme oranlarının arzu edilen seviyelerde olmasından kaynaklanmaktadır. Buna karşın Çin ve AB ekonomilerinde daralma ve bu daralmadan çıkış ABD'ye göre daha uzun zaman alacaktır.

Türkiye'ye gelince sanayi sektörü üretiminde ve özellikle imalat sanayi kapasite kullanım oranındaki gerileme büyüme hızına da yansımış ve ağustosta yaşanan döviz şokundan sonra üçüncü çeyrekteki büyüme hızı yüzde 1.6 oranına düşmüştür. 2018'in son çeyreği ve 2019'un ilk yarıyılında da ekonominin daralacağı ve büyüme hızının eksilerde olması beklenmektedir. Düşen bu büyüme hızının yaratacağı ivme kaybıyla enflasyon ve işsizliğin daha da artacağı beklenmektedir. 2018'in son 4 ayındaki dış ticaret bilançosu ekonomideki daralmanın dip noktaya ulaşmadığını göstermektedir. Çünkü cari fazlanın ihracat artışından değil, ithalattaki daralmadan kaynaklanmaktadır. Nitekim son 4 ayda ithalatın küçülme oranı yüzde 20.3 iken ihracatın büyüme hızı sadece yüzde 5.9 olmuştur. Ekonomide ithalata dayalı büyüme modeli uygulandığı için üretimde kullanılan ara ve yatırım malları yanında enerji ve doğalgaza olan bağımlılık artmıştır. Bu bağımlılık kur artışlarına ve zincirleme olarak ta mal fiyatlarını ve enflasyonu yükseltmektedir. AB ekonomisi Brexit nedeniyle büyük belirsizlikler yaşayacağı için toparlanması yavaş olacaktır. Hem ucuz finansmana ulaşmak ve hem de pazarlardaki daralma ile euro/dolar paritesindeki düşüşte ihracatı olumsuz etkileyecektir. Hele bir de seçim ortamında popilist ve gevşek maliye politikalarına ekonomi açık olduğu için bir taraftan söylenen başarı öyküleri diğer tarafta halkın düşen alım gücü, çöken tüketici güveni, artan işsizlik, iflas ve konkordato gibi makro gerçekler ortaya bambaşka bir fotoğraf koyuyor.  Şüphesiz algı yöntemiyle sorunlar çözülemez ama zaman kazanılarak ertelenir. Bunun da topluma maliyeti ağır olur. Serbest piyasa ekonomisinde rabıta ve raf yasaklarıyla fiyatları kontrol altında tutmak makro ekonomi politikasının iyi yönetilemediğinden kaynaklanmaktadır. Özelleştirme nedeniyle devletin, toplumun zorunlu ihtiyaçlarını gidermek için piyasayı düzenleme fonksiyonu kaldırıldığından serbest piyasa tekellerin hakim olduğu aksak piyasa yapısına dönüşmüştür. Ekonomide birçok hedefleri aynı ayna çözüme peşinde koşmak kaynakların insafına neden olduğu için ekonomideki belirsizlik ve kırılganlığı daha da artıracak, güveni zayıflatıp seçim sonrası beklentileri de olumsuz etkileyecektir.

Nitekim açıklanan güven endeksi 2018 Ocak ayında yüzde 72 iken, Ocak 20197da yüzde 58.2'ye düşmesi toplumun psikolojisini ve morallerini bozmuştur. Hane halkının borçluluğu artmış, satın alma gücü düşmüş ve ekonomiye olan güven azalmıştır.

Bu nedenle her şeyden önce enflasyonu aşağıya çekmek gerekmektedir. Bunun yolu da doların yükselmesini önleyerek istikrara kavuşmasını sağlamaktan geçmektedir. Daha sonra faiz indirimleri yabancı sermaye girişleriyle beslenirse piyasada olumlu bir hava ve güven yaratılabilecektir. Diğer taraftan Çin ve AB ekonomilerindeki daralma Afrika, ABD, Rusya ve Çin gibi ülkelere ihracata dayalı büyüme modeliyle yeni fırsatlar yaratılabilecektir.

 

"REEL SEKTÖR DESTEK BEKLİYOR"

Ramazan Abay (Prof. Dr.) -Ekim 2018'de açıklanan yeni ekonomik programın uygulamaya konulmasından bugüne kadar Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak başkanlığında yapılan finansal istikrar komitesi toplantılarında, reel sektörün finansmana erişim ve borçların yeniden yapılandırılmasına ilişkin çalışmaların yapılan 3. toplantıda da ele alınmış olması ümit verici olmasına karşın yeterli değildir.

Ağustos 2018'den bu yana yaşadığımız ekonomik koşullar nedeniyle hızla artan konkordatolar ve iflasların, finans sektörüne getirdiği ve getireceği yük nedeniyle, bankalar Ağustos 2018 öncesi boyutunda reel sektörü fonlamaya devam edemeyebilirler. Bankaların da finansman kaynaklarına ulaşımı 2018 Ağustos sonrası yaşanan ekonomik koşullar nedeniyle zorlaşmış ve kaynak maliyetleri de yüzde 100'e yakın yükselmiştir.

O nedenle Ağustos 2018 öncesi banka kaynaklı ihracata yönelik döviz kredileri faiz oranı yüzde 3-4 civarında iken, Ağustos 2018'den sonra yüzde 9-12 dolaylarına ulaşmıştır. Diğer taraftan Türk Lirası ticari kredi maliyetleri de önce yüzde 35-40, günümüzde ise yüzde 22-25 dolayında seyretmektedir. Aynı şekilde ihracata yönelik reel sektörü destekleyen Eximbank kredileri de Ağustos 2018 öncesi dolar bazında yüzde 2.6, TL kredilerde ise yüzde 6.5, Ağustos 2018 sonrası döviz kredi faizleri yüzde 6'nın üzerine, TL kredi faizleri ise yüzde 14'ün üzerine çıkmıştır. İhracata dayalı bir ekonomik program uygulanmak isteniyorsa reel sektöre destek verilmelidir. Ağustos 2018'de yaşanan ekonomik koşullar sonrası aylık yüzde 30'lara kadar çıkan mevduat faizleri, bugünlerde yüzde 20 dolaylarına düşmüştür. Burada Merkez Bankası'nın sıkı para politikası duruşu ve "Gerekirse ilave parasal sıkıştırma yapılabilecek" açıklamaları etkili olmuştur.

KOBİ'lere Kredi Garanti Fonu, Nefes Kredisi, vergi indirimleri ve benzeri yollarla yapılan destekler önemli ama yeterli değildir. Konkordato ve benzeri nedenlerle finansmana erişim problemleri ile karşı karşıya kalan işletmelerde borçlarının yeniden yapılandırılması sonucu tekrar ticari faaliyetlerine devam edebilecek olanlara öncelik verilmeli, bu işletmeler ekonomiye kazandırılmalıdır.

Yeniden yapılandırmanın her bankanın firmalarla ayrı ayrı görüşmesi yerine alacaklı bankaların temsilcileriyle ortak toplantı yapılması sürecin hızlandırılmasını sağlayacak, üretim ve istihdamın artırmasına katkıda bulunacaktır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Üçüncü kez görevine seçilen İnce, Güzelbahçe’nin ''rakı-balık'' yapmanın ötesinde bir kimliği olduğunu belirterek, ''5 büyük projeyi'' anlattı.

GÖZLEM konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu; ''Çiftçinin bahtı kara kaderini kim ve nasıl kurtaracak?'' işte görüşler...

Türkiye İstatistik Kurumu, Temmuz ayında TÜFE'nin yıllık yüzde 16.65 olduğunu açıkladı. 12 aylık ortalamada enflasyon yüzde 19.91 olurken ÜFE ise yüzde 21.66 olarak ge...

Suriye'de ''Güvenli Bölge'' konusunda ABD ile ''Müşterek Harekat Merkezi'' kurulacak. Gözlem konuyu uzmanlara sordu.

Çoban Ateşi Hareketi ve Büyük Türkiye Hareketi ile ''merkez sağ parti boşluğunun doldurulması'' sürecine girildi. Ne var ki, ''olağanüstü Kurultay ile'' ortaya bir de ...

İmarı alındı; Eylülde temel atılacak olan Ege Ticaret Merkezi’nde üretim, teşhir, satış ve ihracat ''bir arada'' olacak.

Topcu ''Türk siyasetinin yanlış ellerde olduğunu'' belirterek, ''Bu gidişin önlenmesi gerek'' dedi ve ''Nasıl önleneceğini'' GÖZLEM'e anlattı.

Yazarlar
Website Security Test