Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

ABD İran'ı tehdit etti; İran ile İsrail karşılıklı Restleşti: ''Yok ederiz''

15.2.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

GÖZLEM, Trump'ın Orta Doğu'yu ısıtmaktan vazgeçmeyeceğini gösteren gelişmeleri ve İran ile İsrail'in karşılıklı tehditlerini uzmanlara sordu. İşte cevapları...

GİZEM AY

ABD Başkanı Donald Trump, Orta Doğu'da gerilimi artırma politikasından vazgeçmiyor. Trump, devrimin 40. yıl dönümünü kutlayan İran yönetimine twitter üzerinden yüklendi: "40 yıllık yolsuzluk, baskı ve terör. İran'daki rejim sadece 40 yıllık bir başarısızlık üretti. İran halkı daha parlak bir geleceği hak ediyor." ifadesini kullandı.

Trump'ın bu açıklamasının ardından İran ve İsrail birbirini "haritadan silmekle" tehdit etti. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton da Beyaz Saray'ın Twitter hesabından paylaşılan video mesajında İran yönetimini açıktan tehdit etti. İran'ın kendi halkını ve bölgesindeki ülkeleri "terörize" ettiğini savunan Bolton, "İran, kürenin her yerindeki insanların gözünü korkutmak için hala nükleer silahlar elde etme peşinde." değerlendirmesinde bulundu.

"İran'ın Suriye, Irak, Yemen ve Orta Doğu'da "uluslararası terörizmin ana finansörü olmayı sürdürdüğünü" iddia eden Bolton, Tahran'ın amaçlarının kabul edilemez olduğunu belirtti. Bolton, önceki mesajlarında da açık bir şekilde İran yönetimini tehdit etmiş ve bu ülkeye karşı tüm seçeneklerin masada olduğunu söylemişti.

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, devrimin 40. yıldönümü kutlamasında, füze programına devam edeceklerini duyurdu. Ardından ise Devrim Muhafızları Komutanlarından Yadullah Cavani, "ABD bize saldırırsa, biz de Tel Aviv ve Hafya'yı haritadan sileriz" dedi. Bu açıklamaların ardından İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise "Eğer İran, Tel Aviv ve Hayfa'yı yok etmeyi deneme hatasını yaparsa ki bunu başaramaz. Bu onların kutladığı devrimin son yıl dönümü olabilir. Bunu hesaba katmalılar" ifadelerini kullandı

 

 

"TRUMP BUNU HER ZAMAN YAPIYOR"

Mehmet Dönmez (Emekli Büyükelçi) -ABD Başkanı Trump, İran Devrimi'nin 40. yıldönümü münasebetiyle yayınladığı mesajda İran rejimini 40 yıllık yolsuzluk (corruption = tefessüh), baskı ve terör sıfatlarıyla nitelendirmiştir.

Bu mesaj üzerine Devrim Muhafızları Genel Komutan Yardımcısı General Sadullah Cevari, ABD'nin İran'a saldırması durumunda Tel Aviv ve Hayfa'yı yerle bir edecekleri açıklamasını yapmıştır.

Trump bunu her zaman yapmaktadır. Geçtiğimiz yıl Nevruz sırasında da benzer mahiyette bir mesaj yayınlamıştır. Bundan sonra da bu tutumunu sürdüreceği açıktır.

Göreve başladığından bu yana Trump İran'a karşı gerilim politikasını sürdürmekten çekinmemektedir. 2015 yılında İBM Güvenlik Konseyi daimi üyesi 5 ülke ve Almanya'nın İran ile imzaladıkları, İran'ın nükleer faaliyetlerinin sınırlanması karşılığında uygulanan uluslararası yaptırımların sonlandırılması anlaşması ABD tarafından yürürlükten kaldırılmış ve yaptırımlar tekrar konulmuştur. Bu kararı destekleyen tek ülke İsrail olmuştur.

 

ABD'nin İran'ın bölgede etkinliğini arttırmasından ziyadesiyle rahatsızlık duyduğu bir gerçektir. Suriye'den çekilme kararının ardından DAEŞ'e karşı gerektiğinde Irak'taki askeri üslerini kullanabileceğini açıklayan ABD'ye Irak Başbakanı Abdülmehdi eleştiride bulunmuş ve ülke topraklarında yabancı üs kabul etmeyeceklerini söylemiştir.

ABD artık tek başına dünya lideri olmadığının telaşı içindedir. Rusya'nın Suriye ve Doğu Akdenizde kazanımlar elde etmesine, İran ve Çin'in bölgede etkili olmasına karşıdır.

Bölgeye ilgisini göstermek amacıyla Varşova'da ABD ve İsrail öncülüğünde düzenlenen Orta Doğu konferansı İran tarafından "Amerikan Sirki" olarak nitelendirilmiştir. Filistin'in boykot ettiği konferansa Rusya katılmayacağını açıklamıştır. AB Temsilcisi Mogherini'nin de hazır bulunmayacağı bu konferans, Polonya açısından ABD ile ilişkileri geliştirme hedefi taşımaktadır.

Öte yandan Netanyahu'nun bir süredir bazı Körfez ülkeleri ile geliştirdiği ilişkiler İran'a karşı ortak cephe oluşturma çabalarıdır.

ABD büyük bir açmaz içindedir. Trump'ın ortaya koyduğu yeniden güçlü Amerika hedefine ulaşabilmek için önündeki ekonomik engeli aşması ve bunun için de 22 trilyon dolarlık savunma harcaması tasarrufu yapması gerekmektedir. ABD Merkez Bankasının para basma yetkisine Trump yönetiminin müdahalesi ise uluslararası yeni bir ekonomik krizi ve hatta bölgesel çatışmaları başlatabilecek bir adım olabilir.

Dolayısıyla Trump'ın İran'a yönelik tehditleri geçmişte yaşadığı başarısız ve acı deneyimlerin vermiş olması gereken dersten ziyade, bu ekonomik zorunluluklara bağlı olacaktır.

 

 

"UZLAŞMAYA GİDİLMESİ ZOR GÖRÜNÜYOR"

Soner Aydın (Emekli Albay) -Ortadoğu'da sular yeniden ısınmaktadır. ABD; Kuzey Afrika, Irak ve Suriye'den sonra bu kez İran'ı hedefine koymuştur. Bölgedeki en kıymetli ortağı olan İsrail de ABD ile birlikte aynı hedefe yürümektedir. İran; ABD ve İsrail için bölgede en ciddi tehditlerden birisidir. Suriye'de Esad rejimini ve kendisine müzahir Şii grupları her yönden desteklemekte, ABD'nin bölgeyi yeniden şekillendirme çabalarını ve İsrail'in güvenliğini tehdit etmektedir. ABD ve İsrail, İran'ın bölgedeki etkinliğinin önünde ciddi bir engeldir.

İran; ABD'nin Irak ve Suriye'ye yaptığı gibi, kendisine de müdahale etmesi riskine karşılık silahlanmaya ağırlık vermektedir. İran Cumhurbaşkanı Ruhani, devrimin 40'ncı yılında silahlarının yüzde 85'ini kendi imkanlarıyla ürettiklerini açıklayarak ve uzun menzilli balistik füze denemeleri yaparak çevresine göz dağı vermekte, buna karşılık ABD; nükleer silah üretme çabasında olduğunu ve uluslararası terörizmin en büyük destekçisi olduğunu iddia ederek İran'ı tehlikeli ülkeler kategorisine sokmaya çalışmaktadır. Nitekim Münih Güvenlik Konferansı öncesinde yayımlanan raporda Ortadoğu'daki askeri güçler kıyaslamasında, "bölgesel güçlerin hızla silahlanmasına" vurgu yapılması dikkat çekicidir.

ABD, İran yönetimini; hem bölgesel güvenlik için bir tehdit, hem de kendi halkına karşı başarısız bir yönetim olarak tanıtmaya yönelik propagandalara hız vermiştir. ABD ve Polonya öncülüğünde "Orta Doğu'da barış ve güvenlik konularının" tartışılacağı bir toplantı olarak açıklanan Varşova konferansı, pek çok uluslararası ilişkiler uzmanı tarafından İran karşıtı bir toplantı olarak yorumlanmaktadır. İran; askeri kabiliyetini ön plana çıkararak ABD ve İsrail'in saldırılarını bertaraf etme gücü olduğunu kanıtlama çabasındadır. İsrail ise bir taraftan; Suriye'deki İran askeri gücüne saldırarak fiili durum yaratmaya çalışmakta ve İran'ın her türlü hamlesine hazırlıklı olduğu vurgusunu yapmaktadır, diğer taraftan; Rusya'yı kendi safına çekme gayreti içindedir.

Askeri açıdan bu safha tipik bir "gerginlik" aşamasıdır. ABD'nin kısa zamanda bir askeri müdahalede bulunması bu aşamada oldukça zordur. İsrail'in bu şamada sınırlı hedeflere, tahrik edici saldırılarına devam etmesi beklenebilir. Ancak zaman geçtikçe; İran karşıtı propagandaların karşılık bulması, İran'da iç siyasi aktörlerin güçlendirilmesi, İsrail'in tahriklerinin artması ve Rusya'nın İran'dan uzaklaşması gerginliğin tırmanmasına neden olacaktır. Bu günkü koşullarda bu gerginliğin uzlaşmayla giderilmesi çok zor görünmektedir. Bu durum bütün bölgeyi ve ülkemizi önemli ölçüde etkileyecektir. Çünkü İran; ABD ve ortakları için Irak ve Suriye kadar kolay bir lokma olmayacaktır. Gerginliği düşürmenin yolu ABD ve İsrail'in karşısına caydırıcı bir güçle çıkmaktır. Bu da bölgesel güçlerin, müşterek çıkarları doğrultusunda birlikte hareket etmesiyle mümkün olabilir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

AK Parti ve MHP, 23 Haziran seçimini kazanmak için, ''Kürt oylarının İmamoğlu'na gitmesini önleme'' adımını attılar. 31 Mart öncesindeki söylemi, rakibi Millet İttifak...

Gözlem Gazetesi Yayın Kurulu’nu ağırlayan Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, önümüzdeki beş yıllık dönemde ele alacağı öncelikli konuları anlattı. Tarım ve ...

Milli Eğitim'de, 16 yılda 16'ncı sistem değişikliği ne getiriyor, ne götürecek; işte uzman görüşleri...

Türkiye'nin yaşadığı ekonomik krizi ''dış ve iç komplolara bağlamak ve çareyi baskıda aramak'' krizi kronikleştiriyor. Hem iç, hem de uluslar arası piyasalar alınan te...

Türkiye'de işsizlik oranları adeta her saat artıyor. TÜİK'in Şubat ayı verilerine göre Türkiye'de işsiz sayısı 4 milyon 730 bin. CHP'nin hazırladığı ekonomi raporuna g...

GÖZLEM konuyu masaya yatırdı, uzmanlara sordu. İşte görüşleri...

GÖZLEM Yayın Kurulu'nun konuğu olan Halaçoğlu ''Bir ülkede hukuku çökertirseniz, devleti çökertirsiniz'' dedi.

Yazarlar
Website Security Test