Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Tanzim Satışları seçim sonrasında bitecek mi, yoksa kalıcı mı olacak?..

22.2.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bu soruya cevap arayan GÖZLEM, uzmanlara sordu, işte görüşleri...

Sanayi üretiminde hızlı bir gerileme, enflasyon ve işsizlikte her geçen ay artış yaşanırken Türkiye, 81 ilinden sadece Ankara ve İstanbul'da sınırlı sayıda kurulan tanzim satışlarını konuşuyor. 31 Mart'ta yapılacak yerel seçim propagandası ve eleştirileri de yine bu satış noktaları üzerinden yürütülüyor.

Uzmanlara göre, tarım ürünlerindeki sorun yerli ürünlerde değil, üretimi tepeden tırnağa dışa bağımlı hale getiren yaklaşımdan kaynaklanıyor.

Tarım Kredi Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, tanzim satışların 2,5 aylık bir süre için kurulduğunu açıkladı. Tanzim satışlar seçimlerin ardından kapandıktan sonra ne olacak.

Son yıllarda tarım ve gıda hiç bu kadar yoğun konuşulup, tartışılmamıştı.

Yaygın medyanın yıllardır yok saydığı, görmezden geldiği tarım sektörü, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın tanzim satış çıkışı ile ana gündem konusu oldu. İstanbul'da 50, Ankara'da 15 noktada tanzim satışlar kuruldu. Bu noktalarda satılan birkaç ton yaş sebze ve meyve ile ülke tarımının kurtulduğu, gıda terörünün yok edildiği algısı yaratılıyor.

Domates, biber, patlıcan, soğan ve patates satışlarıyla başlayan tanzim satışların önünde uzun kuyruklar oluştu. Bu yerlere vatandaşın ilgisini gören hükümet, yeni vaatlerde bulundu. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Burdur'da yaptığı konuşmada, pahalılığın devam etmesi halinde seçim sonrası tanzim satışlarının 81 ile yayılacağını söyledi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'da, ilaç, gübre ve tohumda da tanzim satış noktaları oluşturacaklarını kaydetti. Kırmızı et üreticileri de tanzim kurmak için talepte bulundu. Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Bülent Tunç, ucuz yerli besi eti satışı için üreticilerin de tanzim işine girmek istediklerini, bunun için Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşme talebinde bulunduklarını ifade etti.

Türkiye tarım üretiminde bugün geldiği nokta, yılların ihmalini içeriyor. Tarım, dünyada stratejik bir sektör olarak ele alınırken, Türkiye'de ekonominin sırtında "yük" olarak görüldü. Sektörde ulusal bir politika izlenmezken, çiftçi "destek" adı altında her yıl belli bir miktar para verilerek üretim yapması beklenen kesim olarak görüldü. Bu anlayış nedeni ile tarımda üretimden başlanarak bir planlama yapılmadı.

 

Çiftçi kazanmazsa üretmez

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 2018 başından beri yükselmeye devam eden işsizlik oranı kasım ayında 2 puan artarak yüzde 12,3'e ulaştı. Bu dönemde, tarım sektöründe çalışan sayısı 274 bin kişi azaldı. Üretimden vazgeçen çiftçi, şehirlerin yolunu tutarken arz talep dengesi de bozuldu.  Üretim yerini ithalata bıraktı. Dışa bağımlı bir yapı oluşturularak, çok uluslu şirketlerin gidi pazarı haline gelen Türkiye, ithalat cennetine dönüştürüldü. Çiftçi tarımdan koparıldı. Üretim azaldı. Üretim azalınca fiyatlar yükseldi. Yükselen fiyatları düşürmek için ithalat yapıldı. Ülke ithalat sarmalına sokuldu. Uygulanan yanlış politikalar sayesinde Türkiye'de buğday ve soğan dahil neredeyse tüm ürünlerde dışa bağımlı hale geldi. Kur artışları sonucu ithalat pahalılaşırken, çiftçinin maliyeti katlandı. Diğer yandan yüksek fiyatları düşürebilmek için her seferinde ithalat öne sürüldü. Gıda sektörü ulusal ve uluslararası market zincirlerine bırakıldı.

Ülke gündemini tanzim satışlar, bu satış noktaları önünde oluşan kuyruklar, seçim dolayısıyla verilen vaatler meşgul ederken, öteki tarafta da ekonominin gerçekleri var: Tarımda, sanayide üretim düşüyor, enflasyon ve işsizlik ise artıyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, büyümenin öncü göstergelerinden sanayi üretimi Aralık 2018'de aylık yüzde 1.4, yıllık yüzde 9.8 düştü. Alt sektörlerde en sert daralma yüzde 10.8 ile imalat sanayi sektörü endeksinde yaşandı. Sanayi üretimi Kasım'da aylık yüzde 0.3, yıllık bazda yüzde 6.5 düşmüştü.

 

İşsizlik yüzde 12,3

TÜİK, 2018 başından beri artmaya devam eden işsizlik oranının kasım ayında 2 puan artarak yüzde 12,3'e ulaştığını açıkladı. Bir yılda işsiz sayısı 706 bin artarak 4 milyona yaklaştı. Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2018 yılı kasım döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 706 bin kişi artarak 3 milyon 981 bin kişi oldu. Aynı dönemde; tarım dışı işsizlik oranı 2,1 puanlık artış ile yüzde 14,3 olarak tahmin edildi. 15-24 yaş grubundaki işsizlik oranı ise 4,3 puan artış göstererek yüzde 23,6 oldu. 15-64 yaş grubunda bu oran 2,1 puanlık artış ile yüzde 12,6 olarak gerçekleşti. İşsizliğin boyutu başvuru noktalarında oluşan kuyruklardan da görülebiliyor. Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünün Rize'ye alacağı 60 kişilik kadro için İŞKUR'a 15 bin 641 kişi başvuruda bulundu. Türkiye Taşkömürü Kurumunun (TTK) bin maden işçisi alımı için Zonguldak, Bartın ve Karabük'te ilk günde 5 binden fazla kişi başvurdu.

 

 

"KUYRUKLAR ÇÖZÜM MÜ?"

Muzaffer Demirci (Prof. Dr.) -Serbest piyasa ekonomisinde üretim ve tüketim arz ve talep koşullarına göre çalışır. Kaynak dağılımını en iyi yapan sistemdir. Zaman zaman piyasa ekonomisi uygulayan bazı ekonomilerde piyasa dışı aksak ve kumanda ekonomilerine kayış olmuş, fiyat kontrollerine gerek duyulmuştur.

Tanzim satışlar da böyle bir yöntemdir. Devlet özelleştirme nedeniyle toplumun zorunlu ihtiyaçlarını gidermede piyasayı düzenleme fonksiyonu yitirdiği için piyasalar aksak piyasa yapısına dönüşmektedir. Devletin görevi yasalarla ticaretin işleyişini, güvenliğini ve düzgün yürütülmesini sağlamaktır. Türkiye'de bu toplum 2. Dünya savaşında savaş nedeniyle, Kıbrıs barış harekatı sırasında ambargo nedeniyle ve milli koruma kanunun uygulanmadığı dönemlerde kuyruklara girdi. Bu dönemdeki kuyruklar ise doğru makro politikaların yetersizliği ve yanlış politikaların ürünü olduğu görülmektedir.

Yönetimin ne pahasına olursa olsun ekonomik büyümeyi gerçekleştirme hedefi toplumun refah seviyesini yükseltme yerine fakirleştiren bir yapı oluşturmuştur. Gıdada yaşanan yüksek enflasyona karşı halkın ihtiyaçlarına daha ucuz yollardan ulaşması iyi ve gereklidir. Ama bunu seçim ortamında geçici ve günlük çözümlerle başarılı bir şekilde halletmeye çalışmak mümkün değildir. Çünkü bugün yaşanan sorunlar bir üretim bir üretim, arz yetersizliği sorunudur. Uygulanan politikalarla rant sağlamak amacıyla tarımsal alanlar yok edildiği için üretim hacminin düşüşü ülkeyi gıdada dışa bağımlı hale getirmiştir.

2001-2018 arası ülkemiz nüfusu yüzde 27 artarken, tarım arazileri yüzde 14 küçülmüştür. Bir zamanlar buğday ambarı olarak gösterilen ülkemizde kişi başı buğday üretimi yüzde 13 azalmıştır. Bunun yanında son 9 - 10 yıldır sebze ithalatı yüzde 66, meyve ithalatı yüzde 80 artmıştır. Çiftçiler uluslar arası gıda tekellerine karşı korumasız bırakılmalarının yayında, hızla artan döviz kurları ile de üretim giderek daha maliyetli hale gelmiş, dışa bağımlılık artmıştır. Üretmeden tüketilen bir ortamda tanzim satış politikası, kalıcı iyileştirme sağlanamayacaktır.

Çözüm nedir, çözüm herkesin bildiği ama bir türlü uygulanamayan politikalardır. Her şeyden önce tarım arazileri inşaat rantından arındırılmalıdır. İnşaat sektörü ekonomik yatırımlarda kapasite yaratmadığı için zaten kalkınmanın motoru olamaz. Üretici ve tüketici kooperatiflerinin kurulması ve rasyonel işletilmesi için gerekli teşvikler ve finansmana ulaşım, teknolojik kullanım sağlanmalıdır.

Eğer bu görevleri belediyeler üstlenecekse üretici, tüketici kooperatiflerini buluşturmak temel amaçları olmalıdır. Dışa bağımlılıktan yerli üretime dönmekle kendi üreticimizin yaşam seviyesini artırmış ve fakirlik kısır döngüsünü kırmış oluruz. Çünkü, gıda enflasyonu OECD ülkelerinde yüzde 2'lerde iken, bu kadar verimli topraklara sahip ülkemizde yüzde 30'larda olması çiftçimize reva olmamalıdır.

 

"SİYASİ İRADENİN ÖNCELİKLİ GÜNDEMİ EKONOMİ OLMALIDIR"

Ramazan Abay (Prof. Dr) -2018 yılının 2. yarısında yaşanan olumsuz ekonomik koşullar nedeniyle, 2018 yılı aralık ayında sanayi üretimi Türkiye istatistik kurumu verilerine göre bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 9,8, bir önceki yıla göre ise yüzde 1,4 gerilemiştir. Yıl bazında sanayi üretimi 2017 yılına göre yüzde 1,8 artmıştır. 2018 yılında uygulanan çeşitli kredi Garanti Fonu destekli krediler ve vergi destekleriyle 2019 yılının sadece yüzde 1,8’lik sanayi üretimiyle yakalamış olduk. 2019 yılının ilk 2 ayındaki verilerde 2018’in 2. yarısında yaşanandan pek farklı görülmemektedir. Siyasi irade dünya ekonomisinde yaşanan karabulutlar, Türkiye ekonomisinde enflasyon, işsizlik, konkordatolar, iflaslar ve güneydoğuda devam eden gelişmeler varken, Türkiye’nin bekası olarak sıkça vurgulandığı yerel seçim politikasını izlemesi kutuplaşmayı tetiklememelidir. Seçimler ekonomik sorunların nasıl çözülebileceği ve vatandaşlarımızın yaşam koşullarının nasıl iyileştirilebileceği ve standartlarının nasıl yükseltilebileceği üzerine kurulmalıdır. Halkımızın beklentisi bu yöndedir. Son yaşanan tanzim satış yöntemleriyle gıda fiyatlarının üretici ve aracı kuruluşları hedef göstererek alınan tedbirler yerine bu tür olaylarla karşılaşmamak için kooperatifçilik devlet politikası olarak benimsenmeli ve teşvik edilmelidir.

Finansal darboğazlar nedeniyle finansmana erişemeyen işletmelerden destek verildiğinde kazanılabilecek olanlar ivedilikle kazanılmalıdır. Düşen sanayi üretimi ancak bu tür işletmelerin desteklenmesi ile artar ve işsizliğin düşmesine katkıda bulunur.

Konkordato ve iflaslar nedeniyle unutmamak gerekir ki 2019 yılı devletimizin vergi gelirleri öngörüldüğü kadar olamayacak ve bugün yüzde 12,5’e ulaşmış olan işsizlik korkarım daha da yükselecektir. Ayrıca beklendiği kadar üretim yapılamayacağı için öngörülen ihracat değerlerine ulaşılamayabilecektir. Oysa ülkemiz, ihracata dayalı bir sanayi üretimi benimsenmeli ve bu sektöre destek vermeye devam edilmelidir. Türkiye’nin bugün en önemli sorunlarından biri belki de en önde geleni ekonomidir. Siyasi iradenin 1 Nisan 2019 tarihi itibariyle öncelikli konusu ekonomi olmalıdır. Bu nedenle aşağıdaki konulara öncelik verilmelidir:

1-Serbest piyasa ekonomisi kurallarından sapmadan yabancı sermaye girişleri ister reel sektör yatırımları ister portföy yatırımları olsun özendirilmelidir.

2-Yeni Ekonomik Programda belirtildiği gibi ihalesi yapılmamış ve ihalesi yapılmış ancak başlanmamış projelerin yanı sıra Kanal İstanbul ve benzeri projeler askıya alınmalıdır.

3-Avrupa Birliğine katılım sürecimiz işler hale getirilmelidir.

4-Hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı güçlendirilmelidir. Bu yapılabildiği sürece ülkeye güven artar, yerli ve yabancı sermaye yatırımlarını harekete geçirir.

5-Yapısal reformlar öncelikle yapılmalıdır. Ekonominin rekabet gücü ve verimliliği artırmaya yönelik politikalara öncelik verilmelidir.

6-Reel sektörün finansmana erişim imkanları kolaylaştırılmalıdır.

7-Güçlü bir uzun vadeli dış kaynak kredisinin temini konusunda çaba harcanmalıdır.

Kuşkusuz bu tür politikalar benimsenir ve uygulamaya konur, izlemeye devam edilirse ekonominin hedeflerine ulaşmaması olası değildir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Öğrenciler için ders zili zamlarla birlikte çaldı. Yeni dönem başlarken, eğitim-öğretim masrafları katlandı. Ekonomik krizin her alanda yaşattığı sorunlar okul sıralar...

''Kurulduğu 2002 yılından bu yana girdiği her seçimden birinci parti olarak çıkan AKP'de erime süreci mi başladı?'' Bugünlerde Ankara Gündemi'nin başında "bu sorunun c...

Türkiye ile ABD arasında Suriye'nin kuzeyinde oluşturulması planlanan güvenli bölgeye ilişkin taraflardan ''Anlaşma sağlandı'' açıklaması gelse de belirsizlikler devam...

Irak ve Suriye'ye ''terörün önlenmesi, barış ve huzurun sağlanması için'' çaba gösteren, asker gönderen Türkiye'de ''toplumsal şiddet olayları'' giderek tırmanıyor. GÖ...

Yerel seçimde İstanbul hezimetinin ardından AKP'de sular durulmuyor. İstanbul ve Ankara başta olmak üzere büyük illerde seçimlerin kaybedilmesinin yankılarının yanı sı...

Atatürk'ün kurduğu kurum, "Atatürk'ü yok" sayıyor! Millet soruyor; ''Diyanet İşleri Başkanlığı ne yapmak istiyor?''

Yazarlar
Website Security Test