Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

''Seçmen, hayat pahalılığının faturasını sandıkta kesecek mi?''

8.3.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Enflasyon 5 ay sonra yüzde 20'nin altına düştü. Şubat ayında bir önceki aya göre 0,63 puan olan bu düşüşü hükümet çok küçük bu düşüşü adeta "zafer" diye nitelendirdi. Enflasyonda görülen düşüşü hissetmeyen vatandaşın bir numaralı gündemi, hayat pahalılığı ve işsizlik. Ekonomik krizin halka inmesi ile hayat pahalılığı artarken, vatandaşın alım gücünün sürekli düşmesi sonucu, maaş ve ücretlere yapılan zam, vatandaşın cebine girmeden eridi.

İktidar, ocak ayında yüzde 20,3 ile son 16 yılın en yüksek seviyesine ulaşan enflasyonun şubat ayında yüzde 19,67'ye düşmesini zafer olarak değerlendiriyor. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, "Son dönemdeki tanzim satış noktalarının başarısıyla birlikte yıllık enflasyon son 6 ayın en düşük seviyesi olarak yüzde 20'nin altını gördü. Piyasalarda gerçekleşen spekülatif dalgalanmaları, özellikle finansal piyasalarımızda yaşanan spekülatif sürecin etkisiyle bozulan fiyatlama davranışları, enflasyonun yıllık artışını 2018 yılı Ekim ayı itibariyle yüzde 25,2 seviyelerine taşımıştı. Ne diyorlardı, 'Yüzde 30 olacak. Gidiyor bu enflasyon.' Özellikle uygulamaya koyduğumuz para ve maliye politikalarının yanında enflasyonla topyekün mücadele programı çerçevesinde atılan adımlar, son dönemdeki tanzim satış noktalarının başarısıyla birlikte yıllık enflasyon son 6 ayın en düşük seviyesi olarak yüzde 20'nin altını gördü" diye konuştu.

Seçimlere 3 hafta kaldı, düşen alım gücü ve yaşanan hayat pahalılığı sandığa yansır mı? Konuyu uzmanlara sorduk.

 

“MUHALEFET NE YAZIK Kİ YOK MESABESİNDEDİR”

Metin Öney (Türk Parlamenterler Birliği İzmir Şube Başkanı) –Enflasyon bu günün veya son ayların konusu değildir. 17 yıldır izlenen ‘üretmeyen, tüketen ve sürekli borçlanan’ bir ekonomik anlayışın ürünüdür. Emir komuta ile enflasyon düşmez. Hele ‘çadır manavları’ ile enflasyonun düşeceğini düşünmek ‘ekonomi’ bilimi ile çelişmek demektir. İktidar 17 yıl içinde Devletin bütçesini kullanmıştır. Ülkenin 80 yıllık kazanımlarını satmıştır. Ciddi boyutlarda borçlanmıştır. Buna karşılık hiçbir şey üretmemiştir. Hal böyle olunca enflasyon kaçınılması imkansız bir sonuçtur ve reel enflasyon mevcut rakamın üstündedir. Ekonomik kurallara uygun tedbirler alınmadığı müddetçe de düşmesi mümkün gözükmemektedir. Hatta seçim sebebiyle yapay frenleme yapılmıştır, seçimden sonra daha da ciddi durumlarla karşılaşılacağı endişesinde olduğumuzu ifade etmek isterim. Enflasyonun yapay düşüş göstermesi ‘yandaş medya’ etkisi ile halk üzerinde bir nebzede olsa etki yapmaktadır. Oy etkisi olabilir ve fakat esas mesele her konuda olduğu gibi ‘ekonomik durumu bütünü’ ile bir türlü halka anlatamayan muhalefet sorunudur. Aynı durumda merhum Süleyman Demirel, Turgut Özal ve Bülent Ecevit karşı karşıya olsa idi ülke genelinde adeta bir deprem yaratabilirlerdi. Muhalefet her konuda olduğu gibi bu konuda da ne yazık ki yok mesabesindedir.

 

"SEÇMEN FATURAYI İKTİDARA KESECEK"

 Mehmet Şakir ÖRS (Gazeteci/Yazar) -31 Mart yerel seçimleri ile ilgili olarak haftalar önce Gözlem'de yazdığımız bir analizde, 'seçimin kaderini ekonomi belirleyecek' demiştik. Zaman geçtikçe ve seçim tarihi yaklaştıkça bu savımız güçleniyor. Ekonomik sorunlar, zorluklar, seçim sürecinin temel meselesi haline geliyor. Seçmen eğilimleri ilgili olarak yapılan kamuoyu araştırmaları da bu savı doğruluyor.

Elbette siyasal iktidar da bu gerçeği görüyor. İşte bu yüzden de mümkün olduğunca kamuoyunun dikkatini başka noktalara çekmeye, halkı ekonomi gündeminden uzaklaştırmaya çalışıyor. 'Beka' zorlamalarının ve 'muhalefeti terörle ilişkilendirmeye çalışma' garabetinin altında bu nedenler yatıyor.

Ancak bu çabaların tümüyle sonuç verdiği söylenemez. Enflasyonu, hayat pahalılığını, işsizliği, adaletsiz gelir dağılımını her gün günlük yaşamında bizzat yaşayan insanları, suni üretilmiş korkularla ve algı oyunlarıyla gerçeklerden koparmak, gerçek gündemden uzaklaştırmak her zaman mümkün olmuyor. Bu nedenle de siyasal iktidar ekonomide de görünümü kurtarmaya çalışıyor. Bunun için de rakam oyunlarıyla enflasyondaki küçük iyileşmeyi büyüterek ekonomideki imajını düzeltmeye çalışıyor. Yıllar sonra hortlayan gıda kuyruklarını 'varlık kuyruğu' olarak sunmaya ve sanki bunlar bir başarıymış gibi halka algılatmaya, kabullendirmeye çalışıyor.

Oysa güneşin balçıkla sıvanamadığı gibi ekonomideki gerçeklerin üzeri de sürekli örtülemez. Onca medya bombardımanına karşın vatandaşın bu oyuna geleceğini sanmıyoruz. Gördüğümüz kadarıyla vatandaş, ekonomik krizin faturasını, 31 Mart seçiminde siyasal iktidara kesmeye hazırlanıyor.

Ekonomi ile ilgili konuları seçim kampanyalarının başat gündemine oturtan muhalefet partilerinin seçim stratejilerini ve yaklaşımlarını doğru buluyoruz. Ancak seslerini kamuoyuna yeterince duyurabildikleri konusunda doğrusu kuşkuluyuz. Medya ve iletişim gücünü önemli ölçüde elinde bulunduran ve kontrol eden siyasal iktidar, elbette muhalefetin sesini kısmaya ve etkinliğini azaltmaya çalışıyor. Ancak buna karşın muhalefet, yeni ve yaratıcı yöntemlerle, halka ulaşmanın, seçmene sesini duyurmanın farklı yollarını aramalı ve bulmalıdır.

Muhalefetin, yerel seçim kampanyasında, kazanacağı yerel yönetimlerle, halkın yaşamını nasıl kolaylaştıracağı ve ucuzlatacağı noktasında halkı bilgilendirmesi ve ikna etmesi gerekiyor. Muhalefet partileri ve adayları, pahalılığa ve işsizliğe karşı bir mücadele programı hazırlayıp sunmalıdırlar. Üretim ve tüketim kooperatifçiliği, dayanışma ağları, sosyal dayanışma platformları, işsizlikle ve pahalılıkla mücadele örgütlenmeleri, bu ekonomi programının temel taşlarını oluşturabilir. Toplumsal belediyeciliği kendisine ilke edinmiş yerel yönetimler, vatandaş için öncelik taşıyan bütün bu meseleleri gündemlerine alıp çözümler üretebilir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Seçime iki hafta kala Millet İttifakı Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mansur Yavaş için ''mükerrer tahsilat'' yaptığı iddiasıyla iddianame hazırlanması, gündem...

Türkiye ekonomisi 2018'in dördüncü çeyreğinde yüzde 3 küçülürken yılın tamamında yüzde 2,6 büyüme kaydetti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin baştan başa çalkalandığı Gezi Parkı olayları sırasında ve sonrasında, göstericilerle ilgili "şok" iddialar ortaya atmış...

Avrupa Parlamentosu (AP), ''Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki katılım müzakerelerinin askıya alınması'' önerisinde bulunan kararı Strasbourg'daki genel kurul ...

GÖZLEM, konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu, işte görüşleri...

Uzmanlar, ''yapısal tedbirler alınmadıkça, hayat pahalılığının halkın büyük çoğunluğunu yakmaya devam edeceğini'' belirtiyorlar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi alımı konusunda ''İşi bitirdik, geri dönüş yok'' derken, ''GTS adımını atmaya hazırlanan'' ABD ise karardan...

Yazarlar
Website Security Test