Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Erdoğan'ı, ''bazı'' bilgi kaynakları mı yanıltıyor?

15.3.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin baştan başa çalkalandığı Gezi Parkı olayları sırasında ve sonrasında, göstericilerle ilgili "şok" iddialar ortaya atmıştı. Bunlardan biri, Dolmabahçe'teki Bezm-i Alem Valide Sultan Camii'ne sığınan protestocuların cami içinde içki içtikleri yönündeydi. Buna ilişkin somut bir kanıt bulunamadığı gibi sığınan protestocuları kabul eden imam da mahkeme ifadesinde "Cami içinde alkol kullanan kimseyi görmedim" demişti.

ENGİN TATLIBAL

Kabataş Olayı ise Gezi Parkı protestoları sürecinde "yanlışlığı net ispatlı" bir iddia olarak tarihteki yerini aldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında "Çok önemli bir yakınımın 'türbanlı' gelinini yerlerde sürüklediler" şeklinde bir açıklamayla iddialı ortaya atmış, "görüntüleri var' demişti. Kastettiği kişi, Bahçelievler Belediye Başkanı Osman Develioğlu'nun gelini Zehra Develioğlu'ydu. Söz konusu şahıs, üzeri çıplak erkeklerin kendisini ve çocuğunu yerlerde sürüklediğini, olay yerinde bulunan kadınların ise küfrettiğini iddia ediyordu. "Var olduğu söylenen görüntüler" ortaya çıkmamıştı ama, olayın üzerinden dokuz ay geçtikten sonra Kanal D televizyonu, Zehra Develioğlu'nun Kabataş İskelesi önünde beklediği süreyi içeren bir kamera görüntüsünü yayınladı. Bu görüntülerde Develioğlu'nun yanından küçük bir grup geçip gidiyordu ve ortada bir saldırı yoktu. Zehra Develioğlu'nun avukatı Fidel Okan da Facebook sayfası üzerinden "Kabataş Olayı'nın yaşanmadığını" itiraf etti.

Geçtiğimiz hafta yine ve benzer bir iddia, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kamuoyuyla paylaşıldı. İddiaya göre İstanbul Beyoğlu'nda düzenlenen 8 Mart Dünya Kadınlar Günü yürüyüşü sırasında ezan okunmaya başlanmış, yürüyüşe katılan kadınlar ise ezanı ıslıklamıştı. Bu iddianın da doğru olmadığı ortaya çıktı. Düzenlenen yürüyüşün ana unsuru zaten ıslıktı ve kesintisiz bir ıslık söz konusuydu; bu sırada başlayan ezan, ıslığın üzerine gelmişti. Habertürk yazarı Sevilay Yılman, iktidara yakın gazeteler adına yürüyüşü izleyen iki muhabire isnat ettiği yazısıyla bu gerçeği ortaya koydu. Yürüyüşü düzenleyen komite tarafından da konuyla ilgili bir açıklama yapılarak ezanın ıslıklandığı iddiası reddedildi.

Doğru olmayan böylesi iddiaların devletin başı olan Cumhurbaşkanı tarafından dile getiriliyor olmasının arkasında iki neden olabilir. Birincisi, Cumhurbaşkanının yanlış bilgilendiriliyor olması olasılığı. İkincisi ise Erdoğan'ın "olayların ciddi şekilde araştırılmasını istemeden ve beklemeden" kamuoyuyla paylaşması. Ortada olan gerçek şu ki, toplumun bir yarısı "doğru olmadığı ortaya çıkan" bu iddialara ya inanıyor ya da etkileniyor ve her durumda Türkiye daha fazla ayrışıyor, daha fazla kutuplaşıyor.

Konunun uzmanları, Sayın Cumhurbaşkanı'nın "çok hassas konularda, kendisine bilgi veren kaynakları ve kişileri daha iyi değerlendirmesi gerektiğine" dikkati çekiyorlar.

Konuyu, Yayın Kurulu Üyelerimiz Metin Öney ve Soner Aydın'a sorduk, "bu tür söylemlere girilmeden önce çok iyi araştırılması, düşünülmesi ve hassas davranılması gerektiği" görüşünde birleştiler.

 

"DİN ELDEN GİDİYOR TERANESİ, GEÇMİŞTE PAHALIYA MAL OLMUŞTUR"

Metin Öney (Eski Milletvekili) -Dört kuruma kesinlikle siyaset girmemelidir; cami, okul, ordu ve hukuk. Bugün ne yazık ki dördüne de siyaset bulaşmıştır.

Ezan bir kimlik ve hatta namustur. Hiç kimse şimdiye kadar Ezana dil uzatmamış ve saygısızlık yapmamıştır. Hatta örneğin bacak bacak üstüne atmış biri, inancı ne olursa olsun ezan okunduğunda bacağını indirir ve kendisini toparlar.

Bu sebeplerle, yakın geçmişteki (Gezi olayları, Kabataş vb) olayları başta, tarih boyunca  "Din elden gidiyor" teraneleri çok pahalıya mal olmuştur. Devleti yönetenlerin ve siyaset adamlarının bu hassas konularda çok dikkatli olmaları ve "oy gelecek" diye asla bu yollara baş vurmamaları gerekir. Hatta yöneticiler daima birleştirici, doğruları ifade edici, yatıştırıcı olmak zorundadır. Kutsal bildiğimiz değerlerle ilgili haberler enine boyuna araştırılmalı ve ondan sonra dahi yatıştırıcı bir dille konu gündeme getirilmeli ve gereği varsa hukuksal yol ne ise o yapılmalı asla siyasete alet edilmemelidir.

 

"SİYASETÇİ, MUTLAK EMİN OLMADIĞI KONUDA TEPKİ GÖSTERMEMELİ"

Soner Aydın (Emekli Albay) -8 Mart akşamı, Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında yapılan yürüyüşte ezan okunurken etkinliklerine devam eden vatandaşlarımızın davranışları; bazı gazete ve televizyonlarda ezana saygısızlık kastıyla, bilerek ve isteyerek yapılmış bir eylem olarak yansıtıldı. Ardından devlet büyüklerimiz, devlet adamlarımız ve bazı siyasetçilerimiz; "ezan okunurken ıslık çalınarak ezanın protesto edildiğini", "ezanımıza saygısızlık yapılarak istiklalimize (bağımsızlığımıza) ve istikbalimize (geleceğimize) saldırıldığını", hatta bazıları; bu davranışın "Allah kelamına (Allah'ın sözüne) saygısızlık" olduğunu ifade ettiler. Buna karşılık yürüyüşü düzenleyenler ve katılanlar maksatlarının "ezanı protesto etmek olmadığını" ısrarla vurgulayarak kendilerini savundular. Bu ve benzer olaylar gerekçe gösterilerek devletin bekasını (varlığını, kalıcılığını) tehdit etmekle suçlanan siyasetçiler de bu eylemin "ezan protestosu olmadığını" anlatmaya çalıştılar. Eylemciler aleyhine yayın yapan bazı gazetelerin olayları tanık olan muhabirlerinin ve başlangıçta eylemcileri hedef alan bir köşe yazarının ve yürüyüşü izleyen "iktidar yanlısı gazete ve TV'lerin muhabirlerinin  sonradan "eylemcilerin ezanı protesto etmediğini" söylediklerine tanık olduk.

Dünyanın her yerinde, özellikle demokrasisi gelişmiş ülkelerde vatandaşların bir bölümü; beğenmedikleri uygulamaları, sosyal taleplerini, eğitim, sağlık, eşitlik, hak ve özgürlükler konusundaki isteklerini ve daha birçok düşüncelerini çeşitli eylemlerle dile getirmektedirler. Bu eylemlerde istenmeyen ve eyleme katılmayan tarafların onaylamadıkları olaylar da yaşanmaktadır. 8 Mart akşamı yapılan bu yürüyüş de kadın haklarına dikkat çekmek için yapılmış ve yıllardır aynı tarihte, akşamın aynı saatlerinde yapılan bir eylemdir. Bu eylemden sonra, kadın haklarının konuşulması yerine eylemcilerin maksadını "ezan protestosu" olarak yansıtmak bence eylemcilere ve kadın hakları konusunda savundukları düşüncelere haksızlık olmuştur. Böyle durumlarda, devletin bütün gücünü yöneten ve her bilgiye kolayca ulaşma imkânı olan devlet adamları; doğruluğundan mutlak emin olmadıkları, doğruluğu kesin kanıtlanmamış konularda aceleyle karar verip tepki göstermemelidirler. Devlet adamları, kendilerinin ve kendi şahsında devletin ve savundukları siyasi düşüncenin saygınlığına ve güvenirliğine gölge düşürecek tutum ve davranışlardan kaçınmalıdırlar. Basınımız da sorumluluk bilinci ve etik anlayışla hareket etmelidir.

İçinde bulunduğumuz yerel seçim sürecinde, her fırsatta, bazı siyasetçilerimiz tarafından; bir "beka" sorunuyla karşı karşıya olduğumuz vurgulanmaktadır. Bence ülkemiz için en önemli beka sorunu; milli birlik ve beraberliğimizi korumak ve geliştirmek için gereken hassasiyetin gösterilmemesidir. 40 yıldan fazla süredir etnik bölücülükle mücadele eden ülkemiz, son yıllarda inanç değerleri açısından da kutuplaştırılmaktadır. Hatta bazen aşırıya kaçan yorum ve söylemlerle adeta yangına körükle gidilmektedir. Oysa devlet yönetiminde sorumluluk sahibi olanlar, tehdit algıladıkları toplumsal konularda milletin bir bölümünü tahrik etmek yerine, bütün milleti toplumsal barışı sağlayacak ılımlı davranışlara yönlendirmelidirler. Varlığımızı, bağımsızlığımızı ve geleceğimizi tehdit edebilecek en büyük tehlike milletimizin kutuplaşmasıdır. İhtiyacımız olan; milletimizin, ortak milli değerlerimiz etrafında sevgi, saygı ve hoşgörü içinde, hak, hukuk ve adalet anlayışıyla kenetlenmesidir. Aksi halde çocuklarımıza ve torunlarımıza bırakacağımız bir mirasımız olmayacaktır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

GÖZLEM konuyu masaya yatırdı, uzmanlara sordu. İşte görüşleri...

GÖZLEM Yayın Kurulu'nun konuğu olan Halaçoğlu ''Bir ülkede hukuku çökertirseniz, devleti çökertirsiniz'' dedi.

ABD - Çin arasındaki ticaret anlaşmasına yönelik endişelerin devam etmesi ve ABD ile İran arasında artan gerilim dünyayı da geriyor. Çin ile karşılıklı vergi artışı ge...

Türkiye ile beraber dünyanın da yakından takip ettiği İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi, iş adamlarının korkutulduğu, yazarların ve sanatçıların fişlendiğ...

GÖZLEM, ''hayat pahalılığının önlenememesinin sebeplerini ve ne yapılması gerektiğimi'' uzmanlara sordu, işte ''karamsar'' cevapları...

Tarımda Milli Birlik Projesi'nin üst yapısını, ''yüzde 50'si yerli ve yabancı özel sermayeye ait'' Semerat Holding yönetecek. Bu tabloya, sektörün tüm paydaşlarından t...

İstanbul halkı, YSK’nın aldığı ve ''haklı sebepten yoksun olduğu'' hukukçuların çoğunluğunca kabul edilen bir karar ile 23 Haziran’da Büyükşehir Belediye Başkanlığı se...

Yazarlar
Website Security Test