Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Soyer: ‘’Canla, başla, aşkla çalışacağım’’

12.4.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

İzmir’de koltuklarına oturan yeni belediye başkanlarının ilk vaadi, ‘’hizmet’’ oldu. GÖZLEM, ‘’Yeni süreç İzmir’e neler getirecek, başkanlar yeni süreçte neler yapmalı?’’ sorularını uzmanlara sordu. İşte cevaplar…

İzmir Büyükşehir Belediyesi ve 30 ilçe belediyelerinde seçilen yeni başkanlar mazbatalarını alarak göreve başladı. Koltuklarına oturan başkanların ilk vaadi, “ayrım yapmadan herkese eşit hizmet edeceğiz” oldu. Başkanların ilk icraatları ise tebrik için gelenlerin çiçek ya da çikolata getirmemeleri, kütüphane, fidan dikimi, sokak hayvanları için belirlenen yerlere bağışta bulunmalarını istedi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, devir teslim töreninde, "Canla, başla, aşkla çalışacağım" sözünü verdi.

Yerel Yönetimler Genel Seçimleri'nde yüzde 58 oy alarak İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Tunç Soyer, İl Seçim Kurulu'ndan mazbatasını aldıktan sonra 15 yıldır İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nı yürüten Aziz Kocaoğlu ile devir-teslim töreninde buluştu. Büyük ve coşkulu bir topluluğun tanık olduğu törende konuşan Başkan Soyer, "Bu kenti koruyup ileriye taşımak için canla, başla ve aşkla çalışacağım" dedi. 

İzmir’in 35. belediye başkanı olduğunu hatırlatan Soyer, “Bugün bu görevi devralıyorum, ama şunu da biliyorum ki bu bir nöbettir. Bana oy veren, vermeyen herkesin daha büyük onur duyarak yaşaması, bu kenti koruyup ileriye taşımak için canla, başla ve aşkla çalışacağım" diye konuştu. 

GÖZLEM, yeni süreç “İzmir’e neler getirecek?” ve “Neler yapılmalı?” sorularına cevap aradı. İşte uzmanların görüşü…

 

“İZMİR’İN TARİHİ SORUMLULUĞU:  TÜRKİYE’NİN LOKOMOTİFİ OLMAK”

Hüsnü Erkan (Prof. Dr.)– 17 yıllık AKP iktidarı Türkiye’yi Batı ve çağdaş uygarlık rotasından, bir Orta Doğu ülkesi rotasına taşıdı. Bu gerçek, siyasi ilişkilerden, ekonomik ilişkilere, hatta daha yoğun olmak üzere kültürel ve sosyal yaşamda kendini yoğun olarak hissettiriyor. Bu süreçte çağdaş yaşam tarzından vazgeçmeyen İzmir ve İzmir seçmeni AKP’nin bu stratejisine tepki olarak sürekli CHP’yi destekledi. Bir bakıma Türkiye’de CHP’nin deniz feneri oldu. Son seçimde de büyük kentler ile sahil kentlerin belediye başkanlıklarını alarak önemli bir başarıya imza attı.  CHP’nin bu başarısında, ekonomik koşulların payı kadar; sahil kentlerdeki insanların daha çoğulcu, daha dışa açık ve daha çağdaş bir toplum özleminin payı olduğu bir gerçek. Bu süreçte İzmir “rol model” olma özelliği gösterdi. İzmir’in bir deniz feneri gibi yol gösterici olmasında, Sn. Aziz Kocaoğlu’nun en uzun süreli Belediye başkanlığı yapmasından çok, dürüst, şeffaf ve çağdaşlığı önemseme noktasında Atatürkçü bir çizgiyi izlemesinin  ve  de kırsaldan başlayan bir tarımsal kalkınmayı başlatmasının payı olduğu aşikar. Ancak CHP, yeni dönemde ele geçirdiği bu fırsatı doğru değerlendirmesi ve ülkenin yeni bir başlangıç yapma şansını yerelden tetikleye bilmesi için tarihi bir sorumluluk altına girdiği gözleniyor. Bu tarihi sorumluluk, çağdaş toplum olmanın gerekleri olan, dürüstlük, şeffaflık, katılımcılık,  çoğulculuk, demokratlık, uzlaşmacı olmak ve adil olmak, yandaşlığı değil başarıyı ve liyakatı öne çıkaran değerleri hak ettiği düzeye taşımasını gerektiriyor.  Ancak bu tarihi sorumluluğu üstlenme noktasında bu değerler asgari koşullardır.  En az bunlar kadar, hatta daha önemli bir nokta, Türkiye’yi ekonomik olarak ayağa kaldıracak ve güçlü bir sıçrama yapmasını sağlayacak bir teknolojik yenilenme ve yenilikçilik sürecine yönelmesine bağlı bulunuyor. Yenilikçilik ve yaratıcılık, kişisel özgürlüklerin çevresel koşulları ile birlikte en uygun iklimsel ortam ve ekosistem oluşturan ortamlarda hayat bulur. Türkiye’nin muhafazakar kentlerinin bu atağı yapma şansı bulunmuyor. Siyasetin, siyasi baskı ve kontrolün güçlü olduğu kentlerde,  yenilikçilik için uygun ortamlar değildir. İstanbul gibi, hantal ve kalabalık kentlerin ekonomik anlamda negatif dışsallık ürettiği kentler de bu şansı kaçırmışlardır. Zira yenilikçi ve yaratıcı entelektüel sermaye artık buralardan kaçma eğilimine girdi. Buna karşılık İzmir; tarihsel birikimi, çok kültürlü geçmişi, özgürlükçü ortamı, hoşgörülü, çoğulcu, kapsayıcı ve insana saygı duyan kültürü yanında, doğal çevre ve sosyal ortam ve iklimi ile yenilikçi Dünya kenti olmaya aday bir kenttir. İzmir, sadece CHP’nin deniz feneri olma özelliği ile yetinemez. Bunun çok ötesinde Türkiye’nin lokomotifi olmaya soyunmak durumundadır. Bu noktada, İzmir için  “canla, başla ve aşkla”  çalışma sözü veren Tunç Soyer, uygun bir seçim olmuştur. Zira benimde katıldığım İzmir Büyük Şehir Belediyesi’nin “Yarımada Kalkınma Projesinde” ziyaret ettiğimiz ilçe belediyeleri içinde projeci ve yenilikçiliği ile en çok dikkatimi çekeni,  Seferihisar Belediye başkanı Tunç Soyer olmuştu.  Bu nedenle İzmir’i yenilikçi bir dünya kenti ve çağdaş Türkiye’nin dinamik lokomotifi olma işlevi Tunç Soyer ‘ın oluşturacağı, akılcı, çok boyutlu, katılımcı, katmanlı ve sinerji yaratıcı stratejik planlamaya dayalı işbirlikleri ile gerçekleşebilir. Zira İzmir’in eksikliği, etkin bir koordinasyon ve sinerji yaratıcı işlevsel işbirliğinin yaratılamamış olmasından kaynaklanıyor.  Bunun için yapılması gerekenler, kente var olan tüm varlık ve donanımların, kurumsal yapılanmaların, iş dünyası, kümelenme,  Ar-ge ve Tekno-Parkların, Üniversite ve odaların işlevsel işbirliğini koordineli biçimde tetikleyecek,  çok yönlü bir girişimle gizli potansiyelin harekete geçirilmesine bağlı bulunuyor. İzmir’den tetiklenecek böylesi bir girişim, Ülkenin önündeki, bilim, teknoloji ve yenilikçilik kaynaklı çağdaşlık hedefinin yakalanmasına ve yerelden tetiklenmiş tarihi sorumluluğun gerçekleştirilmesine hizmet edecektir.  Tunç Soyer’i,  İzmir’i Türkiye’nin lokomotifi yapma ve yenilikçi bir Dünya kenti ne dönüştürme sürecinin tarihi sorumluluğu ile yüz yüze getirmiş bulunuyor. Bu tarihi sorumlulukta herkes yerini almalı ve bundan kaçış olmamalı.

 

 

“YENİ DÖNEME, ‘ARKA SOKAKLAR’ VE ‘ÖNCÜ KENT’ HEDEFLERİ DAMGA VURACAK”

Mehmet Şakir ÖRS (Gazeteci /Yazar)– 31 Mart yerel seçiminin sonuçlanması ile birlikte, İzmir’de yeni bir dönem başlıyor. Bu yeni dönemin İzmir’e getireceklerinin kodlarını çözümleyebilmek için, öncelikle, yeni seçilen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in seçim kampanyasındaki söylemlerine ve projelerine bakmak gerekiyor.

Bizce, Soyer’in seçim kampanyasının temel karakteristiğini, iki önemli yaklaşım oluşturuyordu. Birincisi, sosyo-ekonomik olarak kent çeperlerinin öne çıkarılması. Bu yaklaşımda, İzmir körfezi bir tiyatro salonuna benzetilerek; arka sıralardan oyunu izlemek zorunda kalanlara, yani körfeze kentin çeperlerinden bakanlara öncelik verilmesi… Kısaca ‘yoksullukla mücadele’ olarak adlandırabileceğimiz, kentin yoksul ve dar gelirli insanlarının sorunlarının çözümüne öncelik verilmesi ve onlara hizmet önceliği tanınması. Tıpkı Aziz Kocaoğlu döneminde kırsala ağırlık verilmesi gibi, bu dönemde de bir bakıma o sürecin bütünleyeni, tamamlayıcısı olarak değerlendirilebilecek, kentin yoksul semtlerine ağırlık verilmesi. Aslında bu yaklaşımın, ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik kriz koşullarıyla da örtüştüğünü ve sol, sosyal demokrat yerel yönetim anlayışıyla da buluştuğunu düşünüyoruz.

İkinci önemli yaklaşım; İzmir’in ‘öncü kent’ misyonunun öne çıkarılarak, somut girişimlerle ve hayata geçirilecek projelerle, bu kimliğin geliştirilip değerlendirilmesidir. Böylece, hem ülkemizin toplumsal ve siyasal değişimine önderlik edilecek, hem de başta Akdeniz çanağı olarak tanımlanabilecek coğrafyada olmak üzere, uluslararası platformda etkin bir rol üstlenilecektir. Aslında bu yaklaşım da, özünde sosyo-kültürel özellikler taşıyan bir dizi yeni hedefi ve girişimi içermektedir.  

Son dönemde çokça kullanılan moda deyimle ‘çılgın proje’ye değil, tam tersine somut ihtiyaçlara ve yapılabileceklere dayanan bu gerçekçi yaklaşımları doğru buluyor ve İzmir’in tarihsel, sosyal, kültürel kodlarına da uygun düştüğünü düşünüyoruz. Özellikle ‘kent demokrasi’nin öne çıktığı günümüz dünyasında, İzmir’in ‘ilerici kent’ olarak, böylesi bir yol haritasıyla, çok daha etkin bir konuma ulaşabileceğine inanıyoruz. Çünkü İzmir’in güçlü, yenilikçi ve dinamik bir potansiyele sahip olduğunu biliyoruz. Etkin yerel, ulusal ve uluslararası hedefler içeren bir yol haritasının, İzmir’in insanına, ekonomisine, eğitimine, sosyal yaşamına önemli kazanımlar getireceğini düşünüyoruz. Üstelik bu yol haritası, büyük çaplı ekonomik kaynaklar da gerektirmiyor. İzmir’in kendi öz gücüyle, yerel kaynaklarıyla, toplumsal dinamikleriyle üstesinden gelebileceği bir gerçekliği içeriyor.

Kısacası, yeni dönemde, İzmir için geleceğe umutla bakıyoruz. Başta yeni seçilen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer olmak üzere, göreve gelen başkanları yürekten kutluyor ve çalışmalarında başarılar diliyoruz Bu yeni dönemin, kentimiz ve kentlilerimiz için hayırlı olmasını, İzmir’imize iyilikler ve güzellikler getirmesini içtenlikle diliyoruz.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Millet İttifakı'nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı Ekrem İmamoğlu, seçimden 17 gün sonra mazbatasını alarak görevine başladı. Ancak Cumhur İttifakı, YSK'ya...

Şubat ayında sanayi malı üretimi yüzde 5,1, imalat sanayi üretimi yüzde 5,5, aramalı üretimi yüzde 9,7, sermaye malı üretimi yüzde 7,8 daraldı, işsizlik yüzde 14,7'ye ...

GÖZLEM, ABD Dışişleri Bakanlığı danışmanı Stratejist Sitilides'in ''IMF'e kadar uzanan'' tehdidini masaya yatırdı ve ''uzmanına'' sordu. İşte uzman görüşü...

İstanbul'da tüm parametreler ve somut rakamlar, Millet İttifakı Adayı Ekrem İmamoğlu'nun kazandığını gösteriyordu. Ancak itirazlarla, yeniden saymalarla, tekrar itiraz...

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Yeni Ekonomi Programı kapsamındaki ekonomide yapısal dönüşüm adımlarını anlattı. Açıklanan yeni yol haritasında öncelik finans ...

İsrail'deki seçimin sonucu, ''şahin'' Netanyahu'nun ''sağcı'' partilerle kuracağı koalisyonun başında 5'inci defa başbakan olacağını gösteriyor.

Yazarlar
Website Security Test