Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Kazanan ve kaybedenleriyle 31 Mart seçimi

12.4.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

31 Mart yerel seçimi 12 Eylül sonrası demokratikleşme sürecindeki ilk yerel seçim olan 1984 yerel seçimleriyle birlikte düşünüldüğünde,  sekizinci yerel seçim. Yerel seçimler il, belde, köy halkının mahalli, müşterek ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla, kuruluş esasları kanunla belirlenmiş ve yetkili organları seçimle işbaşına gelen kamu tüzel kişiliklerini yönetecek kişi ve kurumları belirlemek amacıyla yapılır. Bu yönüyle genel seçimlerden ayrılır. Çok partili siyasal hayatı siyaset bilimi kitaplarının yazdığı kriterlerle uyumlu biçimde fiilen başlatan 1950 seçimlerinden 31 Mart’a yerel seçim süreçlerinin tümü, yerel iktidarı elde etmek için yarışan partilerin kampanyaları, mahalli sorunlara yaklaşımı ve çözüm önerileri üzerinden seçmenden destek alma odaklı gerçekleşmiştir. İlk kez bu seçimde yarışa katılan ve iktidar bloğunu oluşturan partilerle (AKP ve MHP), liderleri hedef kitlelerine mahalli sorun tanımlamaları ve sorunları çözmeye yönelik projelerden ziyade,  ülkenin varlığı, geleceği, vatanın bütünlüğü merkezli Beka söylemiyle seslenmişlerdir. CHP’nin başını çektiği Muhalefete Bloğu ise mahalli sorunların çözümüne ve alternatif kent siyasetine odaklı yerel siyaset vizyonu ve projeleriyle seçmenin karşısına çıkmışlardır.

31 Mart seçimlerini geçmişteki yerel seçimlerden ayıran bir diğer unsur; bu seçime dek eşine rastlanmadık biçimde partilerin belirli il, ilçelerde belediye başkan adayı ve belediye meclis üyeliği temelli ittifaka gitmeleridir. Anayasa ile Mahalli İdareler Seçim Kanunu 24 Haziran’dakine benzer biçimde yasal ittifak kurarak partilerin seçime girmelerine imkan tanımasa da, fiili olarak belirli il ve ilçelerde çoğu partinin İttifak yaptıkları gözlendi. 31 Mart sonuçlarını dikkate aldığımızda, fiili İttifak durumunun kimi partilerin seçimden kazançlı çıkmalarına katkı yaptığı görülmektedir. Nitekim, Gülgün Erdoğan Tosun’la yaptığımız farklı senaryolara dayalı bir simülasyon çalışmasına göre, 24 Haziran sonuçları veri alındığında, partiler 81 İlde belediye başkanlıkları için tek başlarına yarışsaydı, AKP 64, CHP 6, HDP 11 ilde belediye başkanlığı kazanabilecek, MHP ve İYİ Parti hiçbir ilde belediye başkanlığı elde edemeyecekti. Oysaki İttifaklarla girilen 31 Mart yarışında AKP 39, HDP 8 belediye başkanlığı kazanırken, CHP’nin elde ettiği belediye başkanlığı 21’e, MHP’nin 11’e yükselmiş, İYİ Parti ise hiçbir ilde belediye başkanlığı elde edememiştir. Bu tablonun bize söylediği; İttifakların 31 Mart’ta lehine sonuç verdiği partiler CHP ve MHP, aleyhine sonuç verdiği partiler AKP ve HDP, etkisiz olduğu parti İYİ Parti’dir.

 

 

Harita 1: Partiler Tek Başına Seçime Katılsaydı, 24 Haziran Sonuçlarına Göre İllerde Belediye Başkanlıklarının Dağılımı

 

 

Harita 2: 31 Mart Sonuçlarına Göre İllerde Belediye Başkanlıklarının Dağılımı

31 Mart sonuçları Türkiye genelinde seçmenlerin parti tercihlerinde radikal bir değişimin olmadığını, Ak Parti’nin parti sisteminin halen belirleyici partisi olduğunu gösterse de, partilerin 2014’te kazandıkları belediye başkanlıklarından yola çıkıldığında, parti sisteminde gelecekte yaşanabilecek değişimi göstermesi bakımından ilginç bir tablo ortaya çıkmıştır. Ak Parti’nin İstanbul, Ankara, Antalya, MHP’nin Adana, Mersin gibi Büyükşehir belediye başkanlıklarını kaybetmesi, CHP ve MHP’nin 2014’teki belediye başkanlığı sayılarını arttırarak, CHP’nin 21’e, MHP’nin 11’e çıkarması, AKP’nin başkanlık sayısının 39’a, HDP’nin de 8’e düşmesi bu anlamda dikkat çekici bulgulardır. Cumhur İttifakının 2018’de %46,3 olan oy toplamı 31 Mart’ta Belediye Başkanlıklarında %40,5’e, Belediye Meclislerinde %41,2’ye gerilerken, 24 Haziran’da 28,2 olan Millet İttifakı oyları Belediye başkanlığında %32,1’e, Belediye Meclisinde %29,1’e yükselmiştir. HDP oyları ise %10,1’den Belediye Başkanlığı oylarında % 2,9’a, Belediye Meclis üyeliğinde %4,7’ye gerilemiştir.Bu tablonun oluşmasında İktidar Bloku seçmenlerinin partilerinden rahatsız olması, partilerini sorgulamaya başlaması, özellikle Ak Parti seçmeninin muhalefet blokuna geçmekten daha çok sandığa gitmeyerek tepkisini göstermesi etkili olduğu iddia edilse de .  Türkiye geneli bağlamında düşündüğümüzde bu yaklaşım önemli olmakla birlikte, özellikle Büyükşehirlerde 24 Haziran ile 31 Mart’taki blok oyları karşılaştırıldığında, İstanbul, Ankara, Adana, Antalya gibi büyükşehirlerde belediye başkanlıklarının el değiştirmesi, Bursa’da oy makasının önemli ölçüde kapanmasında bloklararası oy hareketliğinin etkili olduğunu, AKP ve MHP seçmeninden CHP’nin özellikle İstanbul, Ankara, Adana, Antalya, Bolu, Mersin adaylarına yönelimler olduğunu düşünüyoruz. Diğer yandan, İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye başkanlığı seçimlerinde CHP adaylarının daha fazla oy almasına rağmen, İlçe belediye başkanlıklarında aynı başarıyı gösterememeleri, seçmenin çok boyutlu mesajlarındaki “Bölünmüş Bilet Oylaması” (Split Ticket Voting) ve Stratejik Oy Kullanma (Tactical voting) davranışıyla açıklanabilir. Bu mesaj 24 Haziran’dan 31 Mart’a seçim haritasındaki değişim dikkate alındığında net biçimde görülmektedir. AK Parti’nin MHP ile yaptığı ittifak nedeniyle seçime katılmadığı Adana, Kırklareli, İçel, Manisa, Osmaniye, Iğdır gibi iller bir yana bırakıldığında, yerelde iktidar olduğu 15 ilin 8’ini CHP’ye, 7’sini MHP’ye kaptırmış, diğer yandan,  sınırlı oy kaybı yaşasa da, Orta ve Doğu Anadolu, Marmara, Karadeniz’de oy tabanını büyük ölçüde korumuştur.

İstanbul, Ankara, Adana, Antalya, Bursa gibi büyük kentlerde yaşamış olduğu oy kayıpları kanımızca Ak Parti seçmeninin sandığa gitmemesinden çok, kendisine geçmişte oy veren bir kısım seçmenin ekonomik saiklerle eş zamanlı olarak retrospektif (geçmişe dönük) ve prospektif (geleceğe dönük) oy verme davranışının sonucudur. Seçmen partisinin geçmişteki ekonomik durumuyla kriz dönemindeki ekonomik durumunu ve gelecekte ekonomiye ilişkin beklentileri ışığında oy kullanmış ve yavaş yavaş özellikle büyük kentlerin alt, alt-orta sınıflarında bir grup suskun-memnuniyetsiz AKP ve MHP’li seçmen CHP adaylarına yönelmiş olabilir. Bu nedenle, büyük kentlerde Ak Parti ve MHP’nin kaybetmesinde kanımızca sınırlı da olsa blok değiştirip, rakip CHP’nin adayına oy veren seçmenler CHP’nin büyük kentlerdeki kaderini de tayin etmiştir. AKP’den MHP’ye el değiştiren belediyelerin bulunduğu Amasya, Bayburt, Çankırı, Erzincan, Karaman, Kütahya gibi illerdeki seçmenlerde milliyetçi-muhafazakar değerlerin yoğunluğu dikkate alındığında, ekonomi politikalarındaki memnuniyetsizliğin bu coğrafyada yerleşik seçmenlerin aynı ideolojik bloktaki MHP’ye yönelmelerine yol açmış olabilir.

Özellikle büyükşehir belediye başkanlıklarında kent yoksulu seçmenlerin bir kısmının Ak Parti adayları yerine CHP adaylarını tercih etmesi, büyük ölçüde bu partinin ekonomi politikalarının seçmen kitlesinde yarattığı hoşnutsuzlukla açıklanabilir. Diğer yandan, büyük kentlerde yerleşik orta, orta-üst sosyo-ekonomik statüdeki seçmenlerin azımsanmayacak kesiminin Ak Parti adaylarına yönelmemelerinde daha ziyade demokrasi, özgürlük temelli taleplerin karşılanmamasından kaynaklanan hoşnutsuzluk etkili olmuştur diye düşünüyoruz.

31 Mart’ta Büyük kentlerde yaşanan seçmen tercihlerindeki değişim İzmir’de gerçekleşmemiş ve CHP Büyükşehir adayı Tunç Soyer seçimi beklenen düzeyde aldığı oy oranıyla kazanmıştır. Ak Parti’nin 2014 seçimiyle karşılaştırıldığında, kazandığı belediye başkanlığı sayısı azalırken, CHP’nin son yerel seçimde rakibine kaptırdığı Kemalpaşa, Menderes, Selçuk gibi ilçelerde belediye başkanlıklarını geri alması başarı olmakla birlikte, 24 Haziran’daki parti ve blok oy dağılımları dikkate alındığında sürpriz değildir. İzmir’in 30 ilçesinin çoğunda Ak Parti için paradoksal olarak ilçe bazlı oy oranları artmakla birlikte, son yerel seçime göre belediye başkanlıkları sayısı azalmıştır. Bunun nedeni büyük ölçüde İttifak stratejilerinin CHP lehine çarpan etkisinin daha yüksek olması ve kentte Cumhur İttifakı ile Milet İttifakı Bloklarının oy makaslarının Millet İttifakı lehine açıklığıdır.

31 Mart yerel seçimlerinin üzerinden 2 hafta geçmesine rağmen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçim sonucunun netleşmemesi, yapılan itirazlar, YSK’nın vermiş olduğu tutarsız kararlar, Ak Parti’nin İstanbul özelindeki itirazlarının temelindeki zayıflık, tutarsızlıklar veri alındığında, bu süreçte yaşananların Türkiye demokrasisinin standartları açısından olumsuz sonuçlar yarattığı açıktır. Özellikle İstanbul’daki gelişmelerin Türkiye demokrasisinde siyaset bilimci Adam Przeworzki’nin kavramını kullanarak, siyasal hayatımızda demokratik geri kayma (Democratick Back Sliding) ve demokratik dekonsalidasyona (Democratic Deconsolidation) yol açtığını görmek için siyaset bilimci olmaya dahi gerek yok. Türkiye’nin çıkışının demokrasi standartlarını yükseltme odaklı yapısal reformlar ve ekonomik krizle acil mücadele olduğu da herkesin malumu.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

İstanbul'da tüm parametreler ve somut rakamlar, Millet İttifakı Adayı Ekrem İmamoğlu'nun kazandığını gösteriyordu. Ancak itirazlarla, yeniden saymalarla, tekrar itiraz...

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Yeni Ekonomi Programı kapsamındaki ekonomide yapısal dönüşüm adımlarını anlattı. Açıklanan yeni yol haritasında öncelik finans ...

İzmir’de koltuklarına oturan yeni belediye başkanlarının ilk vaadi, ‘’hizmet’’ oldu. GÖZLEM, ‘’Yeni süreç İzmir’e neler getirecek, başkanlar yeni süreçte neler yapmalı...

İsrail'deki seçimin sonucu, ''şahin'' Netanyahu'nun ''sağcı'' partilerle kuracağı koalisyonun başında 5'inci defa başbakan olacağını gösteriyor.

Uzmanlar, GÖZLEM'in seçim sonuçlarıyla ilgili sorularını cevapladı. İşte görüşleri...

30 Büyükşehir Belediyesi'nin 11'ini CHP kazandı; bu illerde 37 milyon insanımız yaşıyor. Cumhur İttifakı'nın kazandığı 16 Büyükşehir illinde ise 23 milyon!..

Türkiye'de seçimlerin ardından diplomasiyi takip eden gözlemcilerin tahminleri gerçekleşti ve Türkiye ile ABD arasındaki S-400 gerilimi yeniden gündeme geldi. ABD Savu...

Yazarlar
Website Security Test