Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

''Yeni'' bir ekonomi programı mı; yoksa, ''şimdilik'' önsözü mü?

12.4.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Yeni Ekonomi Programı kapsamındaki ekonomide yapısal dönüşüm adımlarını anlattı. Açıklanan yeni yol haritasında öncelik finans sektörüne verildi. Bu kapsamda kamu bankalarına 28 milyar lira devlet tahvili verilecek, Bireysel Emeklilik Sistemi'nin kıdem tazminatı fonu ile entegre edilecek. Gelire göre artan vergilendirmenin etkin hale getirilmesi hedefler arasında bulunuyor. Enflasyonla mücadelede öncelik gıda sektöründe olacak.

Açıklanacağı seçim öncesi duyurulan ve krizdeki Türk ekonomisi için bir yeniden yapılandırma ile normalleşme süreci başlatacağı iddiası taşıyan reform paketini Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, açıkladı. Albayrak’ın geçen sonbaharda tanıttığı ve kısa sürede deforme olan Yeni Ekonomik Program’ın (YEP) ardından ikinci iddialı yapısal dönüşüm hareketini içeren "Yeni Ekonomi Programı Yapısal Dönüşüm Adımları 2019"paketi, ekonomi çevrelerinde tatmin edici bulunmadı. Paket, Türk ekonomisinin hassas dengelerini yansıtan piyasalarda ise hemen hiçbir etki yaratmadı. Dolar, faiz ve borsa ekonomik reform paketinden çok Türkiye’nin iktidar partisi tarafından kabul edilmeyen yerel seçim sonuçları ile ABD’yle tırmanan gerginliğin yansımalarını izleyerek kritik seviyelerdeki seyrini sürdürdü.

Açıklanan paketin içeriğine bakıldığında, finans sektörü ile ilgili adımlar başı çekiyor. Albayrak "İlk adımımız kamu bankalarımızın sermayelerini güçlendirmek olacak" diyerek, “kamu bankalarına toplam 28 milyar Türk Lirası Devlet İç Borçlanma Senedi verileceğini" söyledi.

Albayrak sektörün dirençli hale getirilmesi sürecinde "2018 kârlarının dağıtılmaması" gibi stratejilerin uygulanacağını ve bazı sorunlu kredilerin bankaların ulusal - uluslararası yatırımcıların iştiraki olan bilanço dışı fonlara devredilmesinin planlandığını söyledi.

Bireysel Emeklilik Sistemi'nin (BES) kıdem tazminatı fonu ile entegre edileceğini açıklayan Albayrak, "Gelire göre artan vergilendirmeyi etkin hale getireceğiz. Dolaylı verginin ağırlığı azaltılırken, doğrudan verginin ağırlığı artırılacak" dedi.

Albayrak ayrıca, "Konkordato ve kredi yapılandırma meselesini, çok daha iyi, herkesin çıkarına olan yeni bir yasal çerçeve ile ele alacağız. Yeni yasal çerçeve, yeniden yapılandırma ve alacak tahsil süreçlerini hızlandıracak, borç ödeme kabiliyetini yitirmiş şirketlerin hızlı şekilde tasfiyesini sağlayacak" şeklinde konuştu.

 

"Tarımda Milli Birlik"

Albayrak, enflasyonla mücadelede öncelikli olarak gıda sektörüne odaklanacaklarını ifade ederek bu çerçevede hayata geçirilecek en önemli yapısal reformun "Tarımda Milli Birlik Projesi" olacağını kaydetti. Albayrak, kapsamlı stratejinin Mayıs ayında kamuoyu ile paylaşılacağını belirtti. Kooperatif yapısının merkezde olduğu ve ürün ve bölge bazında sözleşmeli tarımın yaygınlaştırılmasının sağlanacağı bir yapı düşündüklerini ifade eden Albayrak "Taze meyve-sebze pazarında dengeleyici unsur olması amacıyla Tarım Kredi Kooperatifi ortaklığıyla Sera AŞ kurulacak" diye konuştu.

Bakan ayrıca, verilecek desteklerle 47 milyon olan küçükbaş hayvan varlığının 4 yıl içinde 100 milyona yükseltileceğini kaydetti.

 

Turizm hedefleri

"Kıdem tazminatı fonunu hayata geçireceklerini" de belirten Albayrak, "Vatandaşlarımızın kazançlarına göre kesinti oranlarının belirleneceği zorunlu bir bireysel emeklilik sistemini yeniden ele alacağız. Bu sistemle birlikte Kıdem Tazminatı Reformunu da hayata geçireceğiz. Yeni yapıyla birlikte 5 yılda, sistemde biriken fonların milli gelirin yüzde 10'unun üstüne çıkacağını öngörüyoruz" dedi.

Albayrak, "tamamlayıcı emeklilik sistemini hızla hayata geçirmeyi planladıklarını” aktardı. Albayrak ayrıca, yeni vergi mimarisi kapsamında istisna ve muafiyetlerin azaltılacağını ve kurumlar vergisinin düşürüleceğini kaydetti.

Albayrak ayrıca 2019 yılında Türkiye'ye gelecek turist sayısının 50 milyonun üzerinde olacağını kaydederek, turizmden 35 milyar doların üzerinde gelir elde etmeyi beklediklerini söyledi.

 

“KİTABIN ÖNSÖZÜ GİBİ BİR AÇIKLAMA OLDU”

Muzaffer Demirci (Prof. Dr.)– Yeni ekonomik paket yapısal reformlarla çözüm getirme yerine kitabın önsözü gibi bir açıklama oldu. Bu açıklamanın piyasayı tatmin etmekten oldukça uzak ve heyecan yaratmadığı kanısındayım. Her ekonomik pakette elbette olumlu atılımlar olacaktır. Sınırlı kaynaklarla bütün sorunları çözme lüksümüz yok. Mevcut ekonomik sıkıntıları gidermek için uygun sektörlere yönelik tedbirlerin belirtilmesi gerekir. Örneğin tarımda spekülasyonun önlenmesi için üretici kooperatiflerinin piyasa payının artırılması iyi bir yaklaşım. Bankaların ellerini rahatlatmak için dış borçlanmada risk primimizi artıran donuk krediler, dolaylı vergilerin azaltılması gibi önlemlerin düşünülmesi olumlu ancak bunlar kağıt üzerinde kalmamalıdır. Kaybedilen yılların yerine önümüzdeki günlerde ‘Kararlar alacağız’ ile çözemeyiz. Dış konjonktür ne olursa olsun ekonomide uzun yıllar ihmal ettiğimiz ödevlerimizi yapmak zorundayız. Bunun ertelenme şansı yoktur.

Toplumda sosyal barış için ekonomik büyüme çok önemlidir. Bu amaçla enflasyonun aşağıya çekilmesi için gerekli mücadeleyi elden bırakmamak gerekir. Seçim ortamında son aylardaki enflasyon seyri faizlerin aşağıya çekilmesine engel olmaktadır. Yüksek enflasyon, yüksek işsizlik ve düşük büyüme sanki bu toplumun kaderi haline getirilmiştir. Doğruları yapıncaya kadar toplum bu yanlış makro politikaların bedelini ödeyecektir. Dolayısıyla toplum ekonomide somut adımların atılmasını beklemekteydi. Ancak açıklanan paketin piyasaları tatmin ettiğini sanmıyorum. Oysa bu pakette;

1) Demokratik ve adil bir ortam içinde toplumun beklentilerinin karşılanması, güven unsurunun sağlanması ve geleceğin öngörülür olmasının sağlanması amaçlanmalı.

2) Kamuda tasarrufun sağlanması için gerekli önlemlerin açıklanması, mevcut borçlanma ve ithalata dayalı büyüme modeli ekonomide kırılganlıkları artırmakta ve toplumun güvenini olumsuz etkilediği için, borçla büyüme modeli yerine ihracata dayalı bir büyüme modeli ortaya konulması amaçlanmalı. Bu modelle tarımda ve sanayide, seçilmiş sektörlerde nelerin teşvik edileceği belirtilmelidir. İthalatın ağırlığı azaltılarak yerli kaynakların devreye girmesi amaçlanmalıdır.

3) Özelleştirme nedeniyle devletin piyasayı düzenleme fonksiyonu yok edildiği için piyasa aksak piyasa yapısına dönüşmüştür. Oysa toplumun zorunlu ihtiyaçları için devlet piyasanın içinde olmalıdır.

4) Enflasyonla mücadelede para ve maliye politikaları uygulamalarında kurumsal güvene dayalı politika uygulamalarının trendi belirtilmelidir.

Özetle paket piyasaya bir heyecan getirmemiştir. Belirsizlikleri azaltan, kamu tasarrufunu içeren ve yerli üretime dayanan ihracat ağırlıklı bir yaklaşım piyasaya daha çok heyecan verebilirdi. Sadece temennilerle değil, çözümün gelecek aylara bırakılması topluma olan maliyetleri daha da ağırlaştıracak ve ekonomiye güven kazandırmayacaktır.

 

“İYİ NİYETLE HAZIRLANMIŞ DÖNÜŞÜM ADIMLARIDIR”

Ramazan Abay (Prof. Dr.)– Eylül 2018’de açıklanan Yeni Ekonomi Programının üzerinden henüz 6 ay geçti. Bu program baz alınarak 2019 yılı için yapısal dönüşüm adımlarının hayata geçirileceği güçlü bir iradeye ve zamana sahip olduğunu söyleyen Sayın Hazine ve Maliye Bakanı, Türkiye’nin temel gündeminin ekonomide reform tespiti son derece isabetlidir. Ancak,  2019 dönemi için yapılan kısa süreli taksitli reform programları geleceğe yeterli güveni sağlayamayacağını unutmamak gerekir. Ancak her halükarda iyi niyetle hazırlanmış yapısal dönüşüm adımlarıdır. Ağırlıklı olarak finans sektörüne verilen destekler kamu bankaların toplam 28 milyar TL devlet iç borçlanma senedinin verilmesi ve özel bankaların ihtiyaç halinde sermaye artırımına gitmeleri yanı sıra dengeleme süreci boyunca temettü dağıtımına ve yöneticilere yapılan nakdi prim ödemelerinin sonlandıracak olması müdahaleci ekonomi politikasının habercisidir. Ancak piyasalar hemen uygulanabilir somut ve sonuçları da kısa sürede elde edilebilir reformlara itibar eder. Sayın Bakanın açıkladığı yapısal dönüşüm adımları programı her ne kadar pek çok önemli başlık içeriyorsa da geneli soyut kaldığı söylenebilir. Pakette yer alan adımlardan beklenen olumlu sonuçlara ulaşabilmek için konkordato nedeniyle sistem dışı kalmış olan işletmelerin yeniden üretime kazandırılması için finansmana erişimleri sağlanmalıdır. Ayrıca belkide en önemlisi hukuk devleti vasfını tahkim eden yargı reformunun programda yer almasıdır. Dileğimiz siyasi irade programda yer alan bu reforma titizlikle öncelik verir.

 

“MAZBATA GÖLGESİNDE REFORM PAKETİ”

Emre Alkin (Prof. Dr.)- Son zamanlarda ekonomik gelişmelerin siyasal gelişmelerin gölgesinde kaldığını görüyorum. Metroda insanların yüksek sesle seçimler ile ilgili tartıştığına şahitlik ederken, hangi siyasi görüşe sahip olursa olsun herkesin "şu iş artık bitse de kendi gündemimize dönsek" şeklinde yaklaştığına şahitlik ediyorum. Bu şartlar altında, dün ekonomik reform paketi açıklandı. Daha önce de söylediğim gibi, açıklanan olan paket "acil önlem" niteliğinde oldu. Yani reform değil, acilen müdahale edilmesi gereken noktaların altı çizildi. Bankacılık ve enerji sektörü acil neşter vurulacaklar arasında. Hatta kamu bankalarına ciddi bir sermaye artışı yapılacak. Bu adımı eleştirenler var ama ben onlara katılmıyorum. Çünkü kamu bankalarının kuruluş felsefesi belli. Elbette amaç dışı kullanımlar beni de üzüyor ve düşündürüyor. Ancak KOBİ'lere en çok desteği kamu bankaları veriyor. Bunu da unutmayalım. 

Konkordatoyla ve yeniden yapılandırmalarla ilgili bir yenilik yapılacağı açıklandı. Bir uyarıda bulunmak istiyorum:  Eğer tüm şirketleri kurtarmak için plan yaparsak birçoğunu kaybedeceğimizden korkuyorum. Dolayısıyla mutlaka "pozitif ayrımcılık" yapacak bir anlayışı benimsemeliyiz. İhracat, teknoloji, katma değer ve dijitalleşme değerlendirmelerimizde liste başında yer almalı diye düşünüyorum.

 

Kamu harcamalarında henüz bir tasarruf göremedik. Ancak bunun ile ilgili de bir müjde verildi. Ben peşinen söyleyeyim: Kamu harcama ve yatırım önceliklerini mutlaka en baştan ele almalı. Örnek vermem gerekirse, bundan sonra havalimanı, köprü veya otoyol yapmak yerine ülkenin fiber optik alt yapısının bitirilmesi en mantıklı yaklaşım olacaktır. Fiber optik kablo döşemenin zor olduğu coğrafyalarda mikro dalga teknolojilerini kullanmalıyız. Hepsinin maliyeti Osman Gazi Köprüsü ve bağlantı yollarının sadece yüzde 30'u kadar tutuyor desem sakın şaşırmayın. Eğer bunu gerçekleştirirsek, 2030 yılına kadar Milli Geliri yüzde 15 ile 25 arasında öngörülenden de fazla artırma imkanımız bulunuyor.

 

"Yapısal Reformlar olmadan harç tutmayacak..."

Tarım ile ilgili müjdelerin fiyatlara yansıması orta ve uzun vadede olacak gibi gözüküyor. Buradaki garabeti çözmek kolay değil. Hayvancılıkla alakalı da cesur hedefler açıklandı. Takipçisi olacağız.

Turizm, lojistik, eğitim ve yargı ile ilgili konularda da açıklamalar yapıldı ama müjdelerin nasıl gerçeğe dönüşeceği üzerine detay verilmedi. Yabancı Finans Kuruluşları "güzel temenniler ama biz artık elle tutulur gerçekler istiyoruz" diye yorum yaptılar.

Özetle, yapılan açıklamaların "daha önce yapılması gerekenler" ile "yapılsa iyi olur" sıfatı taşıyan projelerden daha üst seviyede olması bekleniyor. Ayrıca bunların hayata geçirilmesi hepsinden önemli. Ben yine de fikrimi söylemekten geri durmayacağım: Adalet-özgürlük-eğitim konularında köklü bir değişiklik yapmadan, atılan adımlar uzun soluklu olmayacaktır. Dolayısıyla, bir süre sonra yine bir paket açıklamak zorunda kalabiliriz.

Dünkü yazıma bir atıfta bulunayım: Önceliklerin doğru tespit edilmesi ile IMF'nin gelmesine gerek kalmaz. Yeter ki dünyaya, bu konuda istekli ve arzulu olduğumuzu gösterelim.  (Emre Alkin'in blogundan alınmıştır.)

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Üçüncü kez görevine seçilen İnce, Güzelbahçe’nin ''rakı-balık'' yapmanın ötesinde bir kimliği olduğunu belirterek, ''5 büyük projeyi'' anlattı.

GÖZLEM konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu; ''Çiftçinin bahtı kara kaderini kim ve nasıl kurtaracak?'' işte görüşler...

Türkiye İstatistik Kurumu, Temmuz ayında TÜFE'nin yıllık yüzde 16.65 olduğunu açıkladı. 12 aylık ortalamada enflasyon yüzde 19.91 olurken ÜFE ise yüzde 21.66 olarak ge...

Suriye'de ''Güvenli Bölge'' konusunda ABD ile ''Müşterek Harekat Merkezi'' kurulacak. Gözlem konuyu uzmanlara sordu.

Çoban Ateşi Hareketi ve Büyük Türkiye Hareketi ile ''merkez sağ parti boşluğunun doldurulması'' sürecine girildi. Ne var ki, ''olağanüstü Kurultay ile'' ortaya bir de ...

İmarı alındı; Eylülde temel atılacak olan Ege Ticaret Merkezi’nde üretim, teşhir, satış ve ihracat ''bir arada'' olacak.

Topcu ''Türk siyasetinin yanlış ellerde olduğunu'' belirterek, ''Bu gidişin önlenmesi gerek'' dedi ve ''Nasıl önleneceğini'' GÖZLEM'e anlattı.

Yazarlar
Website Security Test