Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Ekonomide fatura ağırlaşıyor

19.4.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Şubat ayında sanayi malı üretimi yüzde 5,1, imalat sanayi üretimi yüzde 5,5, aramalı üretimi yüzde 9,7, sermaye malı üretimi yüzde 7,8 daraldı, işsizlik yüzde 14,7'ye çıktı, enflasyon yüzde 20'lerde seyrediyor. Bütçede yılın ilk üç ayındaki açık 36.160 milyar lira. Uzmanlar ''endişe veren'' ekonomik tablo için ne düşünüyor; işte görüşleri...

Türkiye seçim atmosferinden bir türlü kurtulamazken, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı ekonomik veriler, tablonun her geçen ay daha da kötüleştiğini gösteriyor. Dolar/TL kuru hafta başına 5,80 seviyesinden başladı, liranın değer kaybı yılın başından beri yüzde 9'u aştı. Ocak ayında işsizlik bir ayda 3,9 puan artışla yüzde 14,7 ile son 10 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Şubat ayında sanayi malı üretimi yüzde 5,1, imalat sanayi üretimi yüzde 5,5, aramalı üretimi yüzde 9,7, sermaye malı üretimi yüzde 7,8 daraldı. Bütçe dengesi fena şaştı, yılın ilk üç ayındaki açık 36,160 milyar lira. Enflasyon yüzde 20'lerde seyrediyor. Hayatın her alanında pahalılık sürüyor. Nisan ayının ilk 15 gününde 3 defa zam yapılan akaryakıt başta olmak üzere her türlü ürünün fiyatı artıyor. Ekonomide veriler her geçen gün daha da kötüye gidiyor. Bütün veriler ve tahminler gösteriyor ki Türkiye'yi kasıp kavuran krizde en kötüsü henüz geride kalmadı.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, mart ayına ilişkin bütçe gerçekleşmelerini açıkladı. Merkezi yönetim bütçe dengesi, Ocak ayında 5 milyar TL fazla veren bütçe, Şubat ayında 16,8 milyar TL, Mart ayında da 24,5 milyar TL açık verdi. Seçim harcamalarının da etkisiyle bütçe giderlerinde geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre bakıldığında belirgin bir artış olması da dikkat çekti. Geçen yılın Ocak-Mart döneminde 20,4 milyar lira olan bütçe açığı, bu yılın aynı döneminde 36,160 milyar lira oldu. Ekonomist Mahfi Eğilmez, kendi bloğunda, "Merkez Bankası karı Hazineye devri öne çekilmemiş olsaydı, ilk üç aydaki bütçe açığı geçen yılın tamamına yakın olacaktı" diye yazdı.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Ocak ayında işsizlerin sayısı 1 milyon 259 bin kişi artarak 4 milyon 668 bin oldu. İşsizlik oranı yüzde 14,7 ile 2009'dan sonra Ocak döneminde kaydedilen en yüksek seviyeye ulaştı. Aynı dönemde; tarım dışı işsizlik 4,1 puan artış ile yüzde 16,8 olarak tahmin edildi. Genç nüfusta işsizlik 6,8 puan artışla yüzde 26,7 olurken, 15-64 yaş grubunda bu oran 3,9 puan yükselerek yüzde 15 olarak gerçekleşti. Uluslararası Para Fonu (IMF), yayınladığı 2019 Bahar Dönemi Dünya Ekonomik Görünüm Raporu'na göre Türkiye, 2019 yılında yüzde 2,5 küçülecek. Bu da demek oluyor ki her sene 750 bin kişinin aktif işgücüne dahil olduğu Türkiye'de resmî işsizlik yüzde 17'ye kadar tırmanacak.

 

Tarımda üretici fiyat artışı sürüyor

Türkiye döviz artarken tarım ürünleri ithal ediyor. Dolar/Türk Lirası kuru Pazartesi günü 5,80 seviyesini aşarken, İstanbul'da sandık sayımlarının bittiği Çarşamba günü 5,73'e kadar geriledi. Ancak Merkez Bankasının döviz rezervlerinin 15 milyar doların altına gerilediği iddiası ve Yüksek seçim Kurulunun İstanbul’a ilişkin kesin kararının açıklanmasına yönelik bekleyiş sebebiyle Dolar bir günde Türk Lirası'na karşı Perşembe günü yüzde 1,5 oranında artarak 5,82 TL'den işlem görmeye başladı. Doların Türk Lirası karşısında yılbaşından bu yana yüzde 9 değer kazanması başta akaryakıt olmak üzere birçok ürüne zam olarak yansıdı.

Gıda ürünleri enflasyonda temel mesele üreticinin artan maliyetler sebebiyle tarladan kopmasıdır. Üretmek yerine ithal etmek, dövizin fiyatı arttığı için sıfır gümrük vergisine rağmen fiyatlar ucuzlamıyor. TÜİK'e göre tarım ürünleri üretici fiyat endeksi (Tarım-ÜFE), Mart'ta önceki aya göre yüzde 1,75, bir önceki yılın aynı ayına göre ise yüzde 27,33 artış gösterdi. Mart'ta endekste yer alan 81 maddeden; 48'inin fiyatlarında artış, 27'sinin fiyatlarında ise azalış görüldü. Endeksteki 6 maddenin fiyatlarında ise değişim olmadı.

 

Beyaz ete zam

Fiyatı nedeniyle kırmızı et alamayan vatandaşın tercihi olan beyaz ete Nisan ayı başı itibariyle zam yapıldı. Zam sonrası, 9-9,5 liraya satılan bütün piliç 12,5-13 liraya, 18 liraya satılan piliç 23 liraya, 9 liraya satılan piliç but 12,5 liraya, kanat ise 12 liradan 15 liraya yükseldi. BESDBİR Başkanı Sait Koca, zam kararının gerisinde, artan maliyetlerin olduğuna işaret etti. Sait Koca, zam oranlarına ilişkin bir yorum yapmazken "Her firmanın fiyatı farklıdır" demekle yetindi.

 

Sanayi üretimi yüzde 5 azaldı

TÜİK verilerine göre, sanayi üretimi Şubat'ta bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 5,1 azaldı. Söz konusu dönemde; madencilik ve taşocakçılığı sektörü endeksi yüzde 4,7 ve imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 5,5 azalırken, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 0,4 arttı. Sanayi üretimi bir önceki aya göre ise yüzde 1,3 arttı.

 

 

"İŞSİZLİĞİN TEMEL NEDENİ, EKONOMİDE KÜÇÜLMEDİR"

Esfender Korkmaz (Prof. Dr.)- 2009 ekonomik krizinde işsizlik oranı yüzde 14 olmuştu. Ocak 2019 ayında kriz yılından daha yüksek çıktı ve ortalama işsizlik oranı yüzde 14.7, tarım dışı işsizlik oranı da yüzde 16.8 oldu. İş aramayanları da katarsak, fiili işsiz sayısı 6 milyon 979 bine, fiili işsizlik oranı da yüzde 20.4 e yükseldi. Oysaki Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) Şubat 2019 raporuna göre dünyada işsizlik oranı ortalaması yüzde 5'e düştü. İLO'ya göre bu oran 2008 yılında yaşanan küresel ekonomik krizden bu yana en düşük işsizlik oranıdır. Demek ki işsizlik sorununda Türkiye negatif yönde dünyadan ayrıldı. O zaman küresel olarak değil de, kendimize özgü nedenlere odaklanmak ve çözüm aramak zorundayız.

Tarım sektörü işsizliği gizlediği için, en uygun olanı tarım dışı işsizlik üstünden tespit yapmaktır. Yüzde 16.8 işsizlik oranı ciddi ve sosyal riski yüksek bir orandır. İşsizliğin temel nedeni, ekonomide küçülmedir. 2018 son çeyreğinde yüzde 3 daralan ekonominin, 2019 ilk çeyreğinde de yüzde 2.5 daralması bekleniyor. Bu paralelde Üretimde düşme işsizliği daha çok etkiliyor. Üretim neden düşüyor? 2018 son çeyreğinde hane halkı tüketim harcamaları yüzde eksi  8.9 oldu. Toplam talebin düşmesi üretimde arzın daralmasına yol açtı. Halen TL kuru döviz sepeti karşısında yüzde 30 dolayında daha düşük değerdedir. Bu sonuç Üretimde kullanılan ithal aramalı ve hammadde fiyatlarının da TL cinsinden aynı oranda artması demektir. Üretim maliyetleri artınca üretici malını satmakta zorlanıyor ve üretimi düşürüyor. Üretimde aramalı ve hammadde girdi oranı yüksektir. Bazı sektörlerde yüzde elliyi geçiyor. Kur artışı ithalatın finansman maliyetlerini artırdı. Aynı zamanda Türkiye de risklerin artması, dış borçlanma maliyetlerini artırdı. 12 Nisan'da Türkiye'nin beş yıllık tahvillerinde risk primini gösteren CDS oranı 449.75 baz puana çıktı. Bu demektir ki Türkiye daha yüksek faizle dış borç alıyor. Kaldı ki hem uluslar arası sermaye hareketlerinin yavaşlaması, hem de ülke riskinin artması nedeniyle, özel sektör ithal girdiyi finanse etmek için yeni dış borç bulamıyor. Bu nedenle de ithal girdi girişi yavaşladı ve üretimde gerileme oldu. Bu tabloyu düzeltmek sürdürülebilir büyüme politikaları ile olur. Ekonominin canlanması için kısa dönemde, bütçe harcamalarını etkin kullanmak, kamu altyapı yatırım harcamalarını artırmak, İşletme kredisi reel faizlerini düşürmek ve parasal yatırım teşviklerini artırmak gerekir. Orta dönemde döviz kuru sistemini değiştirmek ve dolarizasyondan kurtulmak gerekir. Ayrıca Hukuki altyapıyı güçlendirmek zorundayız. (Yeniçağ)

 

"BÜTÇE ÇIPASI DA ELDEN GİDİYOR"

Mahfi Eğilmez (Ekonomist)- 2001 krizi sonrası Türkiye, IMF desteği ve stand by düzenlemesinin getirdiği koşullara uyarak bazı alanlarda yapısal reform yaptı. Bunlar; bankacılık sisteminin baştan aşağıya yeniden yapılandırılması, bankacılık denetim ve gözetiminin Hazine'den alınıp bağımsız bir kurum olarak kurulan BDDK'ye verilmesi, KİT'lerin görev zararlarının bir program çerçevesinde tasfiye edilmesi, bütçe açıklarının düşürülmesi ve böylece kamu kesimi borç yükünün azaltılması gibi adımlardı. Bu düzenlemeler enflasyonun kademeli olarak düşmesine ve dolayısıyla faizlerin de gerilemesine yol açtı. Zaman ilerledikçe paradan altı sıfır atılması ve AB ile tam üyelik müzakerelerine başlanmasıyla TL'ye güven artmaya ve dolarizasyon çözülmeye başladı. Türkiye'ye dönem boyunca yüksek miktarlı doğruda yabancı sermaye yatırımları geldi. Yaşanan döviz bolluğu TL'ye istikrar kazandırdı, faizleri daha da düşürdü, büyümeyi de yüksek bir ortalamaya taşıdı. Bu olumlu gidişin temel çıpası bütçe açıklarının denetimli olarak yüzde 3'ün altında tutulması ve faiz dışı fazla verilerek kamu borçlarının artmasının engellenmesiydi.

Türkiye, bu uygulamaları, IMF ile ortak programı bitirdiği 2008 yılı Mayıs ayına kadar yüksek bir disiplinle sürdürdü. Program sonrasında yapması gereken ek reformları yapmamasına ve çeşitli disiplin kayıplarına karşın 2013 yılına kadar çok büyük sapmalara yol açmadan aynı yolda devam etti. Özellikle 2013 yılı ilkbaharında ABD Merkez Bankası Fed'in parasal gevşemeyi sonlandıracağına ilişkin açıklamasından sonra birçok alanda ivme kaybı yaşamaya başlayan Türkiye ekonomisini ayakta tutan dayanak, tek seferlik gelirlerle destekleniyor olsa da, bütçe açıklarının düşüklüğü ve dolayısıyla IMF programıyla sağlanan ve devam ettirilen kamu mali disipliniydi.

 

Bütçe çıpasının taramaya başlaması

2018 yılında bütçe giderlerinde başlayan artışlar, 2019 yılında seçimin getirdiği artışlarla devam edince bütçe çıpasının da elden girmekte olduğu bir görünüm çıktı ortaya. 2019 yılının ilk çeyreğinde bütçe giderleri yüzde 35,4 artmış (faiz dışı giderler yani personel giderleri, cari giderler, yatırım giderleri ve transferler, yüzde 33,5, faiz giderleri de yüzde 49,8 artmış.) Buna karşılık bütçe gelirleri yüzde 30,4 artarak gider artışının gerisinde kalmış. Vergi gelirlerindeki artış yüzde 5,8'de kalmış, enflasyonun dörtte biri kadar bile artmamış. Bir başka ifadeyle vergi gelirleri 2018 yılının ilk çeyreğine göre reel anlamda geriye gitmiş. Bu dönemde giderleri dengeleyen kalem diğer gelirler olmuş. Diğer gelirler 2018 yılının ilk çeyreğine göre yüzde 196 artarak bir rekor kırmış. Vergi gelirlerinin faiz dışı giderleri karşılama oranı 2018 yılının ilk çeyreğinde yüzde 88 iken 2019 yılının ilk çeyreğinde yüzde 70'in altına düşmüş. 2018 yılının ilk çeyreğine göre bütçe açığı yüzde 69 artış göstermiş, faiz dışı denge ise 1,9 milyar TL fazla vermişken 2,8 milyar TL açık vermiş.

 

İki kritik soru

Burada iki kritik soru söz konusu: (1) Bütçenin normal gelirleri olan vergi gelirleri niçin enflasyon kadar olsun artış gösteremedi? (2) Bütçe giderleri ne oldu da enflasyonun 15 puan üzerinde artış gösterdi? Vergi gelirlerinin enflasyon kadar artmamasının nedenlerinden birisi ekonominin küçülmesi diğeri de ekonomiyi canlandırmak amacıyla yapılan dolaylı vergi indirimleridir. 2018 yılının son çeyreğinde yüzde 3 küçülen ekonominin 2019 yılının ilk çeyreğinde de küçülmeye devam ettiğini tahmin ediyoruz. Bunu sanayi üretiminde bu yılın Ocak yaşanan yüzde 7,3 oranındaki düşüşten ve işsizlik oranının yüzde 14,7'ye sıçramasından görebiliyoruz. Bu küçülmenin vergi gelirleri üzerinde yarattığı düşüşe bir de vergi indirimleri eklenince vergi gelirleri enflasyonun çok gerisinde kalmış görünüyor. Bütçe giderlerinin enflasyonun çok üzerinde artmasının da nedenleri var. Bunların başında seçim harcamaları geliyor. Türkiye, peş peşe girdiği seçimler için gerek vaatlerin yerine getirilmesi gerekse seçim harcamalarıyla bütçe giderlerinin enflasyonun oldukça üzerinde yükselmesine yol açmış görünüyor.

 

MB'nin kârının erken tahsilinin etkisi

Merkez Bankası her yıl Nisan ayında toplanan genel kurulunda geçmiş yıl kârının dağıtımını yapar. Kârın çok büyük bölümü yasa gereği Merkez Bankası'nın yüzde 55,12 payla en büyük ortağı olan Hazine'ye aktarılır. Bu yıl, yapılan bir değişiklikle söz konusu kâr payının (33 milyar TL) Nisan ayı yerine Ocak ayında avans olarak Hazine'ye devri sağlandı. Dolayısıyla yukarıdaki tablonun yeşil sütunları içinde 2019/3 başlıklı olanları bu kâr payını da içeriyor. Yani bütçe gelirlerinin alt kalemi olan Diğer sırasında geçen yılın ilk çeyreğine göre ortaya çıkan anormal artışın nedeni bu kâr payının erken tahsil edilmiş olması. Merkez Bankası kârının Hazine'ye Ocak ayında devredilmemiş olsaydı, Nisan ayındaki olağan zaman beklenseydi bütçe gelirleri ilk üç ayda 185,3 milyar TL'de kalacak, bütçe açığı 69,2 milyar TL'ye ve faiz dışı açık da 35,8 milyar TL'ye çıkacaktı. 69,2 milyar TL neredeyse 2018 yılının tamamının bütçe açığına denk bir açık olacaktı.

 

Bundan Sonrası

Yılın ilk üç ayı Merkez Bankası kârının öne çekilip tahsil edilmesiyle atlatılmış görünüyor. Bundan sonrası ne olacak? Asıl soru bu. Bütçe giderlerinde kısıntı yapılabilir mi? Türkiye'nin geçmiş uygulamalarına bakıldığında böyle bir uygulamanın pek olmadığı görülüyor. O halde geriye tek seçenek kalıyor: Vergilere yüklenmek. Bütçenin bu görünümüne bakınca seçim meselesi bittikten sonra yüklü bir vergi paketinin bizi beklediğini söylemek kehanet olmasa gerek. (Mahfi Eğilmez'in 'Kendime yazılar' bloğunda alınmıştır)

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Üçüncü kez görevine seçilen İnce, Güzelbahçe’nin ''rakı-balık'' yapmanın ötesinde bir kimliği olduğunu belirterek, ''5 büyük projeyi'' anlattı.

GÖZLEM konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu; ''Çiftçinin bahtı kara kaderini kim ve nasıl kurtaracak?'' işte görüşler...

Türkiye İstatistik Kurumu, Temmuz ayında TÜFE'nin yıllık yüzde 16.65 olduğunu açıkladı. 12 aylık ortalamada enflasyon yüzde 19.91 olurken ÜFE ise yüzde 21.66 olarak ge...

Suriye'de ''Güvenli Bölge'' konusunda ABD ile ''Müşterek Harekat Merkezi'' kurulacak. Gözlem konuyu uzmanlara sordu.

Çoban Ateşi Hareketi ve Büyük Türkiye Hareketi ile ''merkez sağ parti boşluğunun doldurulması'' sürecine girildi. Ne var ki, ''olağanüstü Kurultay ile'' ortaya bir de ...

İmarı alındı; Eylülde temel atılacak olan Ege Ticaret Merkezi’nde üretim, teşhir, satış ve ihracat ''bir arada'' olacak.

Topcu ''Türk siyasetinin yanlış ellerde olduğunu'' belirterek, ''Bu gidişin önlenmesi gerek'' dedi ve ''Nasıl önleneceğini'' GÖZLEM'e anlattı.

Yazarlar
Website Security Test