Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

İstanbul seçimi, Türkiye’nin hukuk ve demokrasi sınavı olacak

17.5.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye ile beraber dünyanın da yakından takip ettiği İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi, iş adamlarının korkutulduğu, yazarların ve sanatçıların fişlendiği, liderlerin ve gazetecilerin fiziksel saldırıya uğradığı, mafya ilişkililerinin ''sokağa göz kırptığı'' bir sürece dönüştü. Bir yanda umut ve heyecan, diğer yanda tehdit ve korku. Gözlem, uzmanlara ''Bu süreç nereye varacak'' sorusunu sordu...

ENGİN TATLIBAL

Türkiye’de seçimin yenilenmesi süreci içinde kötümser bakış açısına göre demokratik düzenin son kırıntıları süpürülüyor. Millet İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu’nun “Her şey çok güzel olacak” sloganıyla devam eden kampanyasına, kamuoyuna mal olmuş çok sayıda sanatçı, sporcu, yazar ve düşünür destek verdi. Ancak sosyal medya aracılığıyla destek veren sanatçılar, birden bire TRT’ye davet edilmemeye veya mevcut davetleri iptal edilmeye başladı. İşadamları, sanatçılar, kulüpler, sporcular, taraftarlar, özetle muhalif olan, tepki veren, konuşan herkes, adeta fişlenmeye başladı.

Demokrasi adına iyimser olan kesim ise bütün bu tepkilerin artık kaçınılmaz olarak milli iradenin gerçekten baskın geleceğine işaret ettiğini ve söz konusu fişleme süreçlerinin yakında son bulacağını ifade ediyor.

Her iki durumda da Türkiye, dünyanın konuştuğu ve ilgilendiği bir seçim tekrarına gidiyor. Ana muhalefet partisi genel başkanının, muhalif gazetecilerin fiziki saldırılara maruz kaldığı süreçte iktidar yanlısı mafya babaları dahi açıklamalar yapmaktan çekinmiyorlar.

Nikbinlerin mi, yoksa bedbinlerin mi haklı çıkacağı 23 Haziran akşamı belli olacak.

 

“MİLLİ İRADENİN KARŞISINDA HİÇBİR GÜÇ DURAMAZ”

Ali Naili Erdem (Eski Milli Eğitim Bakanı) - Ekrem İmamoğlu, halkın kalbine ve aklına bir güzel adam olarak yerleşmiş durumdadır. Eğer ‘egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyorsanız ve milli iradeye inanıyorsanız, İmamoğlu’na destek olan herkesi alkışlamaya ve şapka çıkarmaya mecbursunuz. Demokrasi, talimatlarla yürütülen bir sistemin adı değildir. Demokrasi, rey veren seçmenin iradesi ile teşekkül eden bir rejimin adıdır. Bu itibarla, eğer özgürlük varsa, konuşmalarından dolayı insanlar hakkında takibat yapılmıyorsa, burada demokrasi kemale ermiştir denebilir.

Sanatçı, hepimizin önünde yürüyen bir insandır. Sanatçı, ‘geçici’ olana ‘ölümsüzlük’ kisvesini giydiren insandır. Sanatçı, bu itibarla bizler gibi normal düşünen bir insan değil, bizim mantığımızı aşan şekilde düşünen bir insandır. Yaşamın güzelliklerini bize aksettiren odur. Dünyanın neresinde bir haksızlık varsa, öne ilk çıkan insan, sanatçıdır. Sanatçıyı susturmak demek, medeniyetten kopmak demektir. Sanatçıya ‘Susun, yoksa sizi fişleriz, hesabınızı görürüz’ demek, hukuka ve insan iradesine karşı çıkmaktır, serbest düşünceye karşı çıkmaktır. Oysa bu unsurlar, demokrasinin içeriğidir. Demokraside birey, kendi başına ve kendi aklıyla yürüyen insandır. Sanatçı budanırsa, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi, o milletin hayat damarlarından biri kopmuş olur. Sanatsız bir dünya, demokrasi düşüncesi içinde yer bulamaz.

Allah’ın yarattığı dünya, güzel bir dünyadır; tasavvufta Allah’ın kendi güzelliğini, güzellikler şeklinde meydana getirerek dünyanın yaratıldığı ifade edilir. Sanatçı, bize güzelin varlığını anlatan insandır. Sanatçı, bize haksızlığın karşısında durulmasının lazım geldiğini haykıran insandır. Bu itibarla sanatçı, bana sorarsanız, Tanrı’nın yanındaki insandır.

Eğer demokrasinin yaşamasını istiyorsak ve onu batıdaki örneklerine benzetmek istiyorsak sanatçıya dil uzatılmamalıdır, onun ortaya koyduğu eser, tukaka edilmemelidir.

Bu itibarla Sayın İmamoğlu’nun yanında sevgiyle dolu, Cumhuriyet’e ve demokrasiye inanmış, talimatlarla değil, kendi aklıyla yürüyen, vicdanı ve irfanı hür insanların oluşturduğu bir kitle yürüyor. İmamoğlu, bir ‘zirve’dir. Türk milletini böylesine bir ‘zirve’yi yetiştirdiği için alkışlamak lazım. Ben, önümüzdeki seçimin, İmamoğlu ile birlikte hareket eden insanların başarılarıyla sonuçlanacağına inanıyorum. Milli iradenin önünde hiçbir güç duramaz ve milli irade, şu anda İmamoğlu ile beraberdir.

 

“YSK ‘ŞAİBE’ İDDİALARINA YANIT BİLE VEREMEDİ”

Yekta Güngör Özden (Anayasa Mahkemesi Eski Başkanı) - İktidar partisi genel başkanının tarafsızlık yükümlülüğünü ve sorumluluğunu gözardı edip koyu partizan çabalarıyla Yüksek Seçim Kurulu'na bile talimat verecek biçimde konuşmaları, görev süreleri uzatılan kurul üyelerinin baskı nitelikli sözlere katlanmaları, çoğunluğu iktidar yandaşı olan uydu medyanın amaçlı ve ısmarlama yayınları, durumun içeriğini ortaya koymaktaydı.

Nasıl 17/25 Aralık 2013 olayları unutturulmaya çalışıldıysa İstanbul seçimi dayatmaları da sudan bahanelerle sürdürüldü. Bay RTE, Yüksek Seçim Kurulu'na baskı içerikli sözlerden kaçınmadı. Nerde hukuk, nerde demokrasi, nerde yasa? İstanbul çiftlikleriymiş de kâhya arıyorlar gibi yitirmeye katlanamayıp soyut savlarla seçimin yenilenmesini istediler. D. Bahçeli de “İstanbul'da karargâh kurmak..”tan söz ederek yine desteğini açıkladı. Ancak, inanırlığını, güvenirliğini tartışılır, hattâ yitirmiş duruma getirdiğinin ayırdında değil. Ayrıca üstü kapalı gözdağları ve tehditleri de kendinden büsbütün uzaklaştırıyor. AKP ile ittifakının kabadayılığına soyunmak hiç yakışık almıyor.

RTE'ın yanlı ve amaçlı değerlendirmeleri, incitici eleştirileri, bahaneleriyle birlikte açık beklentisi, YSK üzerinde ağır bir baskı idi. Sözleri, İstanbul seçmenine güvensizlik olduğu gibi hakaret bile sayılacak içerikteydi. Yapısı tartışılır duruma gelen YSK'nun 4'e karşı 7 oyla aldığı karar demokrasi ve hukuk tarihimizde çok konuşulup yazılacak bir belge olacaktır. RTE'ın “..kurul kendini aklayacak..” sözüne “Aklanacak neyimiz var?” bile diyemeyen, yandaşlıkları kuşkusu yaygın kimi üyelerinin öbür illerdeki benzer durumları olumlu bulup İstanbul için yenileme kararı vermesi hukukun sömürüsüdür. Kurul, RTE'ın “..şaibe” suçlamasına bile yanıt veremedi. Seçimi yöneten organ olarak RTE'dan buyruk almış duruma düştü. İncitici, küçük düşürücü, utandırıcı (skandal) bir olay.

Aynı zarftaki oylardan yalnız başkana ilişkin olanına yönelik, yenileme Bay RTE'ın isteğinin yerine getirilmesidir. YSK Başkanı ile kimi üyelerinin görev suresi boş yere uzatılmamıştı. RTE'a karşı çıkılması hayaldi. AKP ve ortağı daha çok yüklenecek ama İmamoğlu onların oyunlarına, olanaklarına, oylarına karşın daha çok oy alacak, İstanbullu seçmenin onuru korunacaktır. (Yazarın 9 Mayıs 2019’da Sözcü’de çıkan makalesinden alıntıdır.)

 

“HALKIN KUTUPLAŞMASI EN CİDDİ İÇ GÜVENLİK TEHDİDİDİR”

Soner Aydın (E. Albay) - 31 Mart yerel seçimlerinin propaganda sürecinde iktidar partisi ve ittifak ortağının, siyasi rakiplerini ve onlara oy veren vatandaşları terör örgütlerine destek olmakla suçlaması; halkın kutuplaştırılmasından başka hiçbir işe yaramamıştır. Nitekim seçim sonuçlarına bakıldığında Cumhur İttifakına arzu ettiği oyu getirmediği, buna karşılık Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na Çubuk’ta yapılan linç girişimiyle, Yeniçağ Gazetesi Yazarı Sayın Yavuz Selim Demirağ’a yapılan sopalı saldırıyla ve Tekirdağ’da bir genç kadının Sayın Ekrem İmamoğlu’na bağış yaptığı için bıçaklanması olayıyla toplumun kışkırtılan kesiminde nasıl karşılık bulduğu çok açık bir şekilde görülmektedir. Bu üzücü olayların bir merkezden yönlendirilenler tarafından yapıldığına inanmak istemiyorum. Ama devlet adamlarının, ittifak ortağı Sayın Devlet Bahçeli’nin ve iktidar yanlısı basının insanlarımızı yatıştırmaları, olayların tekrarlanmaması için çaba göstermeleri gerekirken takındıkları tavır ve söylemleri, bunun yanında hukuki işlemlerde faillerin korunduğu algısı yaratacak uygulamalar kuşku ve endişeye neden olmuştur.

23 Haziran İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçimine giderken yine halkımızı kutuplaştıracak propaganda yöntemlerinin tercih edilmesi, TÜSİAD’ın açıklamalarına cevaben “herkes haddini bilecek”, “söylediklerinizi size tersten okuturlar” şeklinde devlet adamlarına ve devleti yönetmeye aday olanlara yakıştırmadığımız ve duymak istemediğimiz üslupla beyanlar verilmesi, sanatçılara karşı sarf edilen sözler; kayıp ve kazanç hesabının yapılmadığı, devletin itibarının, toplumun huzur ve güvenliğinin gözetilmediği, adeta kin, nefret ve intikam duygularıyla hareket edildiği izlenimi yaratmaktadır. Adı mafya olarak anılanların destek içeren sözlerine sessiz kalınması da anlaşılır değildir. Siyasi partilerimizin mafya desteğine muhtaç olmadığını izah edebilecek en alt seviyede bile olsa bir görevli, bir sözcü olmalıdır. YSK’nın seçim yenileme kararı karşısında hukukçuların derin görüş ayrılıklarına düşmesi, bu kararı hukuksuz bulanların ikna edici ve sağlam gerekçeler sunması, buna karşılık kararı savunanların gerekçelendirmekte zorlandıklarının görülmesi de yüksek yargımızın yara almasına neden olmuştur. Devlet adamlarına, siyasi kurumlara ve yargıya güvenin zedelenmesi toplumda telafisi zor travmalara neden olacaktır.

Bütün bunlar halkın bir bölümüne kazanmanın hazzını yaşatırken -ki aslında kazanılan bir şey yoktur- bir bölümüne mağduriyet, dışlanmışlık, endişe ve korku duyguları yaşatacaktır. Gücün arkalarında olduğuna ve sürekli kazandıklarına inandırılanlar, kaybettiklerinde agresifleşeceklerdir. Diğerleri de olumsuz duyguları beslendikçe beklenmedik tepkiler gösterebileceklerdir. Böyle bir ortamda pusuda bekleyen iç ve dış çıkar odakları psikolojik harekât/algı operasyonlarının şeklini değiştirecek, tarafları çatışmaya yönlendireceklerdir. Sonrasında… 1980 öncesi ülkemizde yaşadıklarımızı, komşu ülkelerde yaşananları, iç savaş yaşayan ülkeleri v.b. hatırlatmak istemiyorum.

Ulusal Güvenlik; bir takım teknik ölçütlere göre yapılan değerlendirmeler sonucunda, öngörülen her türlü iç ve dış tehdide karşı alınması gereken bütün önlemleri kapsar. Ulusal güvenliği sağlamakla görevli tek kurum devlet yönetimidir. Devletin güvenlik önlemlerinden bazılarını göz ardı etmesi, alınan diğer önlemleri de etkisiz kılacaktır. Halkın kutuplaşması en ciddi iç güvenlik tehdididir. İç ve dış tehdit odakları, hedef ülkenin zayıf zamanını kollayarak harekete geçerler. Toplumun siyasi ideolojilerle kutuplaştırılması sonucunda ulusal birliğin bozulması, halka kin, nefret ve korku duygularının aşılanması, demokrasi, fikir ve ifade özgürlüğü ve insan haklarının önüne engeller konulması, hak, hukuk ve adalet kavramlarının örselenmesi ve yargıya güvenin zedelenmesi, bunları yaparken kabadayı tavrı takınılarak devletin küçük düşürülmesi bir ülkeyi zayıflatacak önemli konulardır. Yine bunları yaparken, halkın vatan sevgisinin ve dini duygularının istismar edilmesi bu kavramların da anlamını yitirmesine neden olacaktır. Bütün bunlar; halkımızın ortak değerlerini yok edecek, birlik ve beraberlik duygusuyla huzur ve güven ortamında bir arada yaşama azim ve kararlılığını ortadan kaldıracaktır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Son dönemde yurt dışında yatırım yapan Türk iş insanlarının en çok tercih adreslerden biri de Amerika Birleşik Devletleri. Sunduğu yatırım olanakları ile EB-5 yatırımc...

Gözlem Gazetesi Yayın Kurulu’nda konuşan Dışişleri Eski Bakan Yardımcısı Büyükelçi Naci Koru, bazı dış politika konularındaki görüşlerini paylaştı. Koru, göçmen akının...

Beş aylık bütçe açığı 66,5 milyar liraya ulaştı, işsizlik yüzde 14.1 arttı. Gençlerin yüzde 25,2'si işsiz. GÖZLEM konuyu masaya yatırdı...

Nisan ayından itibaren açıklanan enflasyon rakamları, pek çok uzmana göre "örneği görülmemiş, standart dışı sapmalar" gösteriyor. Gıdada ve imalat sanayi kalemlerinde ...

İşte, Türkiye'nin siyasi, sosyal ve ekonomik hayatını da etkileyecek olan Pazar günkü İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi ile ilgili bu iki soruya uzmanları...

İç talebi canlandırmaya dönük adımlar hızlanıyor. KOBİ'lere 25 milyar TL'lik yeni destek paketinin duyurulmasının ardından BDDK, bazı sektörlerde kredi kartında taksit...

Yüksek Seçim Kurulu (YSK)'nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin yenilenmesine ilişkin kararının ardından İstanbul'daki 10 milyon 560 bin 963 seçmen 23 ...

Yazarlar
Website Security Test