Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Yusuf Halaçoğlu: Kaybetmeye başladıkça, güvenleri azaldıkça daha da sertleşiyorlar

17.5.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

GÖZLEM Yayın Kurulu'nun konuğu olan Halaçoğlu ''Bir ülkede hukuku çökertirseniz, devleti çökertirsiniz'' dedi.

GİZEM AY

3 Dönem Kayseri Milletvekilliği yapan ve Türk Tarih Kurumu Eski Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu GÖZLEM Gazetesi'nin yayın kuruluna konuk oldu. Bugünün Türkiye'sini, siyasetini, ekonomisi ve sosyal hayatını değerlendiren Halaçoğlu, "Ülkede hukuksuzluk gittikçe artıyor eğer bir ülkede hukuku çökertirseniz, devleti çökertirsiniz" diye konuştu.

Siyaset içinde bulunduğu dönemle geçmiş dönemi kıyaslayarak yeni dönemde seviyenin çok düşük olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, "Ben Türk Tarih Kurumu'nda çalıştığım dönemde de siyasete ilgiliydim ama o zaman bir devlet vardı karşımızda, devlet adamları vardı. Başbakanlığa ya da herhangi bir bakanlığa gittiğiniz zaman o makamı dolduran insanlar görüyordunuz. Şimdi karşınızda muhatap alacak insan bulamıyorsunuz, seviye o kadar düşmüş durumda. Gerek kendi içinde bulunduğum partinin gerekse diğer partilerin devlet kültürü yönünden zayıflığı ya da siyasete bunu alet ettiklerini gördüm. Meclis sadece kavga eden, küfür eden fakat bir kanun çıktığında hangi sebeple elini kaldırdığını bilmeyen, ne konuştuklarını bilmeyen milletvekilleri ile dolu" dedi.

 

YSK'nın aldığı İstanbul seçiminin iptali kararını nasıl yorumluyorsunuz?

Bir devlet için hukuk olmazsa olmazlardandır. Eğer hukuku çökertirseniz, devleti çökertirsiniz. Hukuk devleti olmak zorundasınız. Yasama organı yanlış bir yasa da çıkarmış olsa hukukçuların bu yasaya uyma zorunluluğu vardır. Nitekim YSK'nın İstanbul seçimlerinin tekrarlanması kararını ele alırsak, YSK'nın geçtiğimiz seçimlerden itibaren mühürsüz oy pusulalarının geçerli sayılması kararı yasalara uyulmadığını göstermiştir. Bu seçimlerde de 'sandık kurulları oluşturulurken kamu görevlisi değildir' diyerek bunu ortadan kaldıramazsınız. Kendi çıkardıkları kanunda 'kamu görevlisi bulunamazsa başka kurumlardan da üye ya da başkan alınabilir' yazar. Yani hatayı yapan YSK'nın kendisi ya da ilçe seçim kurullarıdır. Bunun hesabını sormayan ise siyasi partilerdir. Dolayısıyla bu nedenle seçim iptal edemezsiniz. Ediyorsanız da tüm seçimi iptal etmek zorundasınız. Bu şekilde şaibeli olduğu düşünülen seçim çok büyük şaibe altında kalmıştır.

 

İstanbul seçiminin sonucu hakkında tahmininiz nedir? Millet İttifakı adayı Ekrem İmamoğlu hakkındaki görüşünüz nasıldır?

Tekrarlanan seçimde Ekrem İmamoğlu'nun ciddi bir farkla kazanacağını düşünüyorum. Kemal Kılıçdaroğlu doğru bir karar vererek İmamoğlu'nu aday gösterdi. İmamoğlu aslında çok tanınan bir aday değildi. Tüm agresif saldırılara rağmen sakin kaldı, herkesi kucaklayan bir tavır sergiledi ve bu davranışları ona çok kazandırdı. Bugün bu davranışlarının üstüne seçimin tekrarlanmasıyla mağdur vasfını da aldı. Dolayısıyla eğer bir yanlış yapılmazsa Ekrem İmamoğlu'nun kazanacağı kanaatindeyim. CHP İstanbul'da çok fazla dahil olmadan İmamoğlu ve İstanbul İl Başkanı'na devretse bu projeyi daha büyük bir başarı elde edebilir diye düşünüyorum.  İstanbul'da oy kullanmayan ciddi sayıda seçmen var. Bunların çoğunluğunu küskün AKP'liler oluşturuyor. Bir kısmı da kazanamayacağını düşünüp oy vermeyen CHP'lilerden oluşuyor. İstanbul'da çok büyük bir tepki var. AKP'lilerden bile bu tepkiyi gördüm. İmamoğlu'nun ikinci kez kazanması demek Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denilen tek adam rejiminin tartışmaya açılması demektir.

Ekrem İmamoğlu'nu kararlı görüyorum. Akıllı davranıyor, meclis oturumlarını canlı yayınlıyor. Bunu tüm belediyelerin yapması gerekiyor. Bu şeffaflığı halka yansıttıkları zaman CHP'nin de oyu artacaktır. İmamoğlu başarılı olur ve kendisine CHP'nin genel başkanlığının yolunu açarsa, CHP'de ezberden Yasin okuyan yeni bir lider tipi ortaya çıkacaktır.

 

Devlet Bahçeli ve Recep Tayyip Erdoğan arasındaki 'el ele veriş' hakkında ne düşünüyorsunuz?

2002'de Recep Tayyip Erdoğan'ı iktidara getiren Devlet Bahçeli oldu. Kendi partisinin baraj altında kalacağını bile bile erken seçim istedi. Ben o dönemde Türk Tarih Kurumu başkanıydım, kendisini 'baraj altında kalırsınız, bunu istemeyin' diye uyarmıştım. Bana 'yapamam, söz verdim' demişti. Kime söz verdiğini şimdi anladık. Benim şu anki düşüncem Erdoğan, Bahçeli, Perinçek, Kılıçdaroğlu ve hatta Akşener'in aynı yerden talimat aldığı yönündedir. Biz de halk olarak bunların arasında bir anlaşamama, tartışma hali olduğunu sanıyoruz.

 

Yeni kurulacak partiler olacağı konuşuluyor. Bu partiler hakkında ne düşünüyorsunuz, başarılı olabilir mi? Yeni kurulacak olan bir parti hangi özellikleri taşımalıdır?

Bir tarafta Rıfat Serdaroğlu tarafından yürütülen Çoban Ateşi var, bir tarafta Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu'nun bir parti çalışması var. Bir tarafta da Namık Kemal Zeybek'in bir çalışması var. Gül ve Davutoğlu'nun zor zamanda da normal bir zamanda da çok bir fark yaratacaklarını düşünmüyorum ancak belki AKP'den 1-2 puan alabilirler. Namık Kemal Zeybek ve ekibinin de şovenist bir şekilde siyasete gireceklerini düşünüyorum onun da bu şekilde tutacağını sanmıyorum. Serdaroğlu'nunki de bu şekilde başarılı olamaz.

Birilerinden nefret ederek bir parti kurarsanız bir anlamı olmaz. Ülkede insanların güven duyduğu, ağır insanlardan oluşan bir kurucu takımı bir de yanlarında gençlerle kurulan bir siyasi yapı oluşmalıdır. Bu yapıda eski siyasiler yol gösterici olarak yer almalıdır. Böyle bir siyasi yapıda kadınlara ve gençlere öncelik verilirse başarıya ulaşılabilir.

17 senelik AKP iktidarının ardından sağ, sol ya da merkez kavramının yerine yeni bir anlayış getirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bu yeni anlayış milliyetçi, vatansever kavramlarının üzerine kurulması gereken bir anlayıştır. Bu zemin üzerine oturtacağımız bir siyasi yapı herkesi çevresine toplayacaktır. Bu siyasi yapı, milliyetçi, muhafazakâr, Atatürkçü, cumhuriyetin kuruluş felsefesini benimsemiş bir siyasi yapı olacaktır. Artık halkımız partilerden, siyasi söylemlerden nefret ediyor. Tüm siyasi söylemleri kenara atacak, herkesi kucaklayacak bir siyasi yapıya ihtiyaç var.

 

Kemal Kılıçdaroğlu ve gazeteci yazar Yavuz Selim Demirağ geçtiğimiz günlerde saldırıya uğradılar. Ülkede muhalefet eden herkes hedef haline geldi. Bu durumu nasıl yorumluyorsunuz?

Hükümet kaybettikçe telaşlanmaya başlıyor. Çünkü büyükşehirlerin yönetimleri 25 senedir ellerinde. Yaptıkları rezaletler, hukuksuzluklar muhtemelen bilinenin çok çok üstünde. Bunların ortaya çıkmasından korkuyorlar. Agresifleşme de bundan kaynaklanıyor. Kaybetmeye başladıkça, güvenleri azaldıkça daha agresif davranışlar sergiliyorlar. Kılıçdaroğlu ve Demirağ'a yapılan saldırı da bu yüzden yaşandı.  Ellerinde televizyon, gazete, her türlü maddi kaynak, belediye imkanları olmasına rağmen yine de kaybediyorlar. Bu durum üzerlerinde akıl almaz bir ruh çöküntüsü meydana getiriyor ve gittikçe saldırgan hale geliyorlar. Bir siyasetçinin oy toplamak istediği kişilere terörist demesi akıl karı mıdır? Onları illet, zillet diye tanımlaması olacak iş midir? Bu saldırılar yapıldığı için oy alamayacaksınız. Dolayısıyla bu hukuksuzluk ülkeyi gittikçe sarıyor. Bu dönemde İstanbul kaybedildiğinde daha saldırgan davranacaklarını hatta iç çatışmaya götürebilirler diye düşünüyorum.

 

Öcalan ile dolaylı görüşmelerin başlaması İstanbul seçimi için bir 'oy pazarlığı' olabilir mi?

Şu anda 'Abdullah Öcalan'ın avukatlarıyla görüşmesi gayet tabidir' diyen bir Devlet Bahçeli ile karşı karşıyayız. Yani artık Kandil'i Öcalan yönetebilir demektir bu. Tarih bunları unutmayacaktır. Belli bir müddet sonra ortaya çıkanlarda tarihte yazacaktır. Bunlardan da vatan haini diye anılacaktır. Bunlar Türkiye'ye düşman olan insanlardır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

19 yıl önce kentsel dönüşüm modelini Narlıdere'de başlatan ve çözüme kavuşturan Konak Belediye Başkanı Abdül Batur'un öncelikli 5 projesinin başında ''Konak'ı kentsel ...

Bu hafta manşetimize taşıdığımız soru, Ankara Kulislerinde konuşuluyor. GÖZLEM, son günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ''gerginliği azaltacak adımlar atmas...

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2019 Haziran ayı işsizlik raporunu açıkladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında Ankara Çankaya Köşkü'nde Suriye gündemiyle üçlü zir...

Ortadoğu'da savaş tamtamları çalmaya devam ediyor. ABD, Irak'ta olduğu gibi ''bir bahane ile'' İran'ı da vuracak mı?..

CHP, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'na yapılan suikast ve linç girişimleriyle ilgili hesap sormaya başladı.

The Bodrum Cup için geri sayım başladı. The Bodrum Cup 2019 21 - 26 Ekim arasında düzenlenecek.

Yazarlar
Website Security Test