Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

İmralı'ya yapılan jestler sandığa nasıl yansıyacak?

24.5.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

AK Parti ve MHP, 23 Haziran seçimini kazanmak için, ''Kürt oylarının İmamoğlu'na gitmesini önleme'' adımını attılar. 31 Mart öncesindeki söylemi, rakibi Millet İttifakı'nı ''PKK'ya sırtını yaslamakla'' suçlamak olan Cumhur İttifakı'nın ''Kürt oyları adına Öcalan'ı seçim gündemine taşımasının ne sonuç vereceği'' tartışılıyor. Gözlem, konuyu uzmanlara sordu...

ENGİN TATLIBAL

Kürt siyasetini takip edenler, Selahattin Demirtaş'ın duruşu ile "İmralı Duruşu" arasında çeşitli boyutlarda çelişkiler olduğunu bilir. Demirtaş her zaman daha ılımlı ve kucaklayıcı bir tavır sergilemiş, HDP'nin "Türkiye'nin partisi" olduğu tezini savunmuş ve bunun gerçekleşmesi için mücadele etmiş, hatta "PKK artık silahını bırakmalıdır" diyen bir lider. Bu tavrının ilk ve en önemli sonucu, HDP'nin sosyal demokrat ve solcu Türklerden de destek alması ve 6 buçuk milyona yakın oy alıp ve MHP'yi geçerek Meclis'in üçüncü büyük partisi olması oldu. Bunun yanında Kürtler içinde Öcalan ne derse sorgulamadan yapan tutucu kesimlerin desteğini ise yitirdi. "PKK silahını bırakmalı" demesine rağmen "teröre destek vermek" suçlamasıyla cezaevine konmasına bu tutucu çevreler ve başta Öcalan, seslerini çıkarmadı.

Demirtaş'ın Türkiye siyasetine getirdiği en önemli bir diğer yenilik ise, Avrupa ülkelerinde benzerlerine rastlanan "eş başkanlık" sistemiydi. Buna göre partinin tüm organlarının başında biri kadın ve biri erkek olmak üzere iki eş başkan var. Bugün HDP'nin eş genel başkanlarından Sezai Temelli, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da dediği gibi "Kürt bile değil."

Bütün bunlar, Türkiye'nin 40 yıldır çektiği çile olan PKK terörünün kalıcı olarak bitirilmesi adına Kürtlerin cenahından atılan tarihi adımlardı. Nitekim toplum nezdinde belirli oranda teveccüh de gördü ve HDP'nin mevcut meclis aritmetiği içindeki durumu ortaya çıktı.

Ekrem İmamoğlu'nun 31 Mart'ta kazandığı zaferde en önemli etkenlerden biri de yine HDP'nin İstanbul'da aday çıkartmaması ve hapisteki Selahattin Demirtaş'ın tabanına yaptığı "AKP'yi kazandırtmayacak şekilde oy verin" çağrısı oldu. AK Parti ile MHP lider ve sözcüleri, süreç boyunca Millet İttifakı'nın gizli ortağının HDP olduğunu, Kılıçdaroğlu ve Akşener'in PKK tarafından desteklendiğini iddia ettiler. Ancak bu iddianın toplum tarafından çok da dikkate alınmadığını sandık sonuçları ortaya koydu.

Seçimin yenilenmesi kararının ardından AK Parti yönetiminin "Ne yaparız da Kürt oylarının İmamoğlu'na gitmesini önleriz" fikrine kafa yorduğu, bilinen bir gerçek. 31 Mart sonrasından itibaren bu yönde bazı adımların atıldığını kamuoyu takip ediyor. Önce sekiz yıl aranın ardından Abdullah Öcalan, avukatlarıyla buluşturuldu. O'nun da avukatları aracılığıyla PKK'ya ve PYD'ye "uzlaşma mesajları" gönderdiği, basında yer aldı. Ardından "seçim sürecine yönelik bir açıklama yapmasının beklendiği" haberleri de. Hatta İmamoğlu'nun aleyhine olacak böylesi bir açıklama yapması halinde ev hapsine çıkartılacağı dahi iddia edildi.

Bütün yerel seçim propagandasını "beka" ve "CHP'nin PKK ile işbirliği yapması" suçlaması üzerine kuran Erdoğan ve Bahçeli'nin attığı "Öcalan adımlarının" ne derecede tutarlı ve anlamlı olacağını, 23 haziran gecesi öğreneceğiz.

 

 

"İKTİDARIN 31 MART ÖNCESİ SÖYLEMLERİ UNUTULMAMALI"

Mehmet Şakir Örs (Gazeteci/Yazar)- 23 Haziran'da yeniden yapılacak olan İstanbul seçimi için, iktidar blokunun yeni yöntem ve söylem arayışları dikkati çekiyor. 31 Mart seçiminde, İstanbul'da ve diğer büyük kentlerde beklemedikleri yenilgiler alan iktidar çevreleri, bu yenilgiyi hazmedemiyorlar.

Tabii bu yenilginin en çarpıcı sonucu da İstanbul'da oldu. Çeyrek asır sonra, iktidar partisi, kendisini bir ölçüde var eden kentte, en büyük yenilgiyi alarak, başkanlık seçimini kaybetti. Bu yenilgiyi bir türlü kabullenemeyenler, YSK üzerinden İstanbul seçimini iptal ettirerek, 23 Haziran'da İstanbulluları bir kez daha sandığa götürüyorlar.

İktidar partisi ve onun lideri, 31 Mart seçiminde, İstanbul'da, Kürt kökenli yurttaşların ağırlıklı olarak muhalefetin adayına yöneldiğini, bir bölümünün de sandığa gitmemeyi tercih ettiğini seçim sonuçlarından okuyor. Kendi adaylarına bu kesimden yeterince oy gelmediğini görüyor. Dolayısıyla, İstanbul'da aldıkları yenilgide, Kürt kökenli seçmenin tutumunun önemli bir rolü olduğunu biliyor.

Aslında, 31 Mart seçimi öncesinde MHP'nin de itmesiyle, iktidar blokunun izlediği gerginlik ve kutuplaştırma politikalarının, 'beka' söylemlerinin; Kürt kökenli seçmeni kendilerinden uzaklaştırdığını çok iyi biliyorlar. Siyaseten özellikle Orta Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde getirisi olabilecek bu söylemin, İstanbul'da tam aksine bir sonuç oluşturduğunu, kendilerine yakın muhafazakâr Kürt kökenli seçmene bile itici geldiğini görüyorlar.

İşte şimdi yalnızca İstanbul'da yapılacak seçim için, tutumlarını ve söylemlerini gözden geçirip; mavi boncuklar dağıtarak ve yeni söylemler geliştirerek, Kürt Kökenli seçmene ulaşmaya ve onların kafasını karıştırmaya çalışıyorlar. İktidar blokunun küçük ortağından da icazet alarak, söylemlerini değiştirmeye ve yumuşatmaya yöneliyorlar. Amaçları, 31 Mart'ta kendilerine gelmeyen muhafazakâr Kürt kökenli seçmenlerin oyunu bu kez alabilmek, ayrıca oyları Ekrem İmamoğlu'na gidebilecek bir bölümünün de sandığa gitmesini engellemek.

Peki, iktidarın bu hesapları tutar mı? 31 Mart öncesindeki seçim kampanyasında sarf edilen sözler, gündeme getirilen politikalar, bu kadar kısa zamanda unutulabilir mi? Doğrusu, biz bunların unutulmayacağını düşünüyoruz.

 

"BAHÇELİ'YE 'ÖCALAN İLE GÖRÜŞÜLSÜN' DEDİRTECEK BİR SEÇMEN AĞIRLIĞI VAR"

Oral Çalışlar (Gazeteci/Yazar)- İstanbul'da yapılan hesaplara göre yüzde 22-23 oranında Kürt seçmenin olduğu söyleniyor. Bu da 2 buçuk milyon civarında oy demek. Daha önce bu sayının en az yüzde 10'u AK Parti'ye oy veriyordu. Onlardan bir kısmı 31 Mart'ta oy vermediği gibi, HDP'li Kürt seçmen de Ekrem İmamoğlu'nu destekledi. Bu şekilde denge ve tablo değişti. AK Parti nerede bir oy fazla alabilirse, nerede bir imkân varsa bu seçimde bu fırsatı değerlendirecek. Öcalan faktörünün de Kürtlerin üzerindeki etkisi nedeniyle 'Kendi lehimize kullanabilir miyiz?' diye bir hesaba girmiş olabilir. 2 milyon üzerindeki Kürt oyunun bir kısmını yeniden kazanabilmek amacıyla Öcalan faktörünü kullanmak istediği görünüyor.

Türkiye'de yaşayan Kürtlerin oyları, seçimleri ve iktidarı etkileme gücü ile siyasal anlamda mücadele etmenin ne kadar önemli olduğu ortaya çıkıyor. Yani artık şiddetin silahın bu topraklardan temizlenmesi ve Kürtlerin haklarını parlamenter zemin üzerinde ve demokrasi temelli istemeleri ve bunun mücadelesini yürütmeleri ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılıyor. Düşünün, İstanbul'da Devlet Bahçeli'yi, 'Öcalan ile görüşülsün' demek zorunda bırakan bir Kürt seçmen ağırlığı var. Demek ki bu ağırlığı olumlu bir şekilde kullanılırsa ne kadar güzel sonuçların olabileceğini görebiliyoruz. (Yazarın K24'e verdiği demeçten alıntıdır.)

 

"ÖCALAN'A 'AL SURİYE'NİN KUZEYİNİ, VER İSTANBUL'U OYUNU' DENİYOR"

Ümit Özdağ (Prof. Dr.)- Öcalan'ın avukatları ile görüşmesi konusunda yasak, daha önce kaldırıldı. Ancak yasağın kaldırıldığı yeni açıklandı. Zaten yasak kalkmadan Öcalan-avukat görüşmesi bu şekli ile mümkün olmazdı. Bu yasağın kaldırılmasının nedeni hukuki değil, siyasidir. Çünkü Öcalan cezası kesinleşmiş bir mahkûmdur. Artık hukuki bir yardım almasına gerek yoktur. Ayrıca Bahçeli'nin ifade ettiği gibi Kandil dâhil olmak üzere dışarı ile irtibat halinde olduğu için avukata da ihtiyacı yoktur. Peki, hukuki yardım ve örgütsel irtibat için avukata ihtiyaç yoksa neden avukata ihtiyaç duyuluyor? Çünkü Öcalan'ın yazmış olduğu, örgüte yolladığı açıklanan ve birlikte kaldığı üç terörist ile birlikte imzaladığı mektup, sadece Öcalan'ın değil, aynı zamanda hükümet tarafından onaylanan mektubudur. Böyle bir mektubun içeriği AKP tarafından onaylanmadan kamuoyuna açıklanmaz. Ve ayrıca PKK/YPG mektubun kamuoyu önünde açıklanmasını istiyor ki ortada bir iletişim, verilmiş bir söz için kanıt olsun. Avukat bunu sağlıyor. Avukatın açıkladığı mektup 'yeni bir Oslo sürecinin' başladığını gösteriyor.

Devlet Bahçeli, Öcalan için "avukatlarıyla görüşsün" diyor. Avukat ile görüşmesinde sakınca yok dediğiniz zaman Oslo sürecinde sakınca yok demektir. Fikrim yok dediğiniz zaman, yeni Oslo sürecine karşı çıkmıyorsunuz demektir. Bu arada mektubun içeriği de çok önemli. PKK/YPG'ye ve ABD'ye önemli bir mesaj yollanıyor. Öcalan mektubunda Türkiye'nin reddettiği PKK/YPG'nin paravan örgütü SDG'den bahsediyor. Bunun anlamı AKP hükümetinin SDG'yi kabul edebilirim mesajı vermek istemesidir. Bu mesajın amacı, hedeflenen kısa ve uzun vadeli hedefleri nelerdir? Kısa vadeli hedefleri tabii ki İstanbul seçimleri. HDP seçmeninin bir kısmının AKP'ye oy vermesi veya hiç sandığa gitmemesi hedefleniyor. Uzun vadeli hedefi ise ABD güdümünde Suriye kuzeyindeki PKK/YPG yapısını kabullenilmesidir. Özetlersek 'Al Suriye'nin kuzeyini ver İstanbul'u oyunu' oynanıyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Son dönemde yurt dışında yatırım yapan Türk iş insanlarının en çok tercih adreslerden biri de Amerika Birleşik Devletleri. Sunduğu yatırım olanakları ile EB-5 yatırımc...

Gözlem Gazetesi Yayın Kurulu’nda konuşan Dışişleri Eski Bakan Yardımcısı Büyükelçi Naci Koru, bazı dış politika konularındaki görüşlerini paylaştı. Koru, göçmen akının...

Beş aylık bütçe açığı 66,5 milyar liraya ulaştı, işsizlik yüzde 14.1 arttı. Gençlerin yüzde 25,2'si işsiz. GÖZLEM konuyu masaya yatırdı...

Nisan ayından itibaren açıklanan enflasyon rakamları, pek çok uzmana göre "örneği görülmemiş, standart dışı sapmalar" gösteriyor. Gıdada ve imalat sanayi kalemlerinde ...

İşte, Türkiye'nin siyasi, sosyal ve ekonomik hayatını da etkileyecek olan Pazar günkü İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi ile ilgili bu iki soruya uzmanları...

İç talebi canlandırmaya dönük adımlar hızlanıyor. KOBİ'lere 25 milyar TL'lik yeni destek paketinin duyurulmasının ardından BDDK, bazı sektörlerde kredi kartında taksit...

Yüksek Seçim Kurulu (YSK)'nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin yenilenmesine ilişkin kararının ardından İstanbul'daki 10 milyon 560 bin 963 seçmen 23 ...

Yazarlar
Website Security Test