Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

AB ile ilişkilerde Türkiye’yi zor bir süreç bekliyor

31.5.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Ankara’nın AP içindeki asıl sorunu, sanıldığı gibi seçimlerden kazançlı çıkan ''aşırı sağcılar'' olmayabilir. AB Genişleme Raporu’nda da ''Türkiye için ''ağır ifadeler'' var ve ''yeni fasıl açılmaması'' isteniyor. Uzmanlar, bu tablo içinde ''Türkiye – AB ilişkilerini'' yorumladı…

Avrupa Birliği'nin (AB) yasama organı olan Avrupa Parlamentosu (AP) için 28 üye ülkede geçen hafta seçimler yapıldı. Seçimlerde kıta çapında merkez sağ ve merkez sol partiler büyük kayıplar yaşadı. Liberaller, yeşiller ve aşırı sağcılar ise sandalye sayılarını artırdı. Avrupalı seçmen, yüzde 51 katılım oranıyla (2014'te yüzde 42) ile sandığa son 20 yılın en yoğun ilgisini gösterdi. Bugüne kadar merkez sağ partilerin üye olduğu Avrupa Halk Partisi (EPP) ve merkez sol partilerin üye olduğu Sosyalistler ve Demokratlar grubunun (S&D) sandalyeleri AP'de çoğunluğu sağlamaya yetiyordu. Fakat bu seçimde sonuç değişti.

AP seçimleri sonrasında Türkiye-AB ilişkileri ne olacak? Aşırı sağcıların zemin kazandığı yeni AP’de Türkiye’nin işi daha da zorlaşıyor. Ancak Ankara’nın AP içindeki asıl sorunu sanıldığı gibi aşırı sağcılar olmayabilir. AP, 2019-2024 yasama dönemi için yapılan seçimlerle birlikte beklendiği gibi daha da sağa kaydı. Federal Avrupa yanlısı liberaller (ALDE) sandalye sayılarını 68’den 109’a yükseltti. Bir önceki AP’de 52 sandalyesi olan Yeşiller şimdi 69 sandalye kazandılar. AB karşıtı aşırı sağcı, milliyetçi, muhafazakar ve popülist hareketler ise 751 sandalyeli yeni AP’de yaklaşık 180 üyeyle temsil edilecekler. Hıristiyan Demokratlar 217’den 180’e, Sosyal Demokratlar ise 186’dan 146’ya gerilemiş durumda. Tüm bunlar ister istemez gelecek beş yıl boyunca AP’nin Türkiye dosyasına bakışını da etkileyecek.

 

5 Türk vekil seçildi

Almanya ve Fransa’nın yanı sıra ilk defa Kıbrıs Rum Kesimi’nden bir, toplamda 5 Türk vekil AP’ye seçildi. Almanya’da İsmail Ertuğ ve Alev Demirel, Fransa’da Anges Evren, Kıbrıs Rum Kesimi’nde Niyazi Kızılyürek ve Almanya’da bağımsız aday Engin Eroğlu, 5 yıl boyunca AP’de görev yapacak.

 

Dengeleri değiştirdi

Seçim sonuçlarının ilân edilmesinin ardından Fransa’da sandıktan birinci çıkan Ulusal Birlik partisinin lideri Marine Le Pen, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’u Meclis’i feshetmeye çağırdı. Yunanistan’da SYRİZA’nın oylarının ciddi anlamda gerilemesiyle birlikte Başbakan Çipras erken seçime gidileceğini gazetecilerle paylaştı. Macaristan’da ve Polonya’da iktidar partileri seçimden büyük bir zaferler ayrılırken, İtalya’da Kuzey Ligi lideri ve İçişleri Bakanı Matteo Salvini konumunu güçlendirdi.

 

Türkiye ile ilişkiler

AP'nin Türkiye’yle ilişkileri büyük ölçüde Karma Parlamento Komisyonu (KPK) adı verilen organ tarafından yürütülüyor. Bu organ Türkiye-AB ortaklığının “demokratik denetim organı” olarak 1963’te düşünüldü. 25’i AP, 25’i de TBMM’den olmak üzere 50 parlamenterden oluşuyor. KPK’nın normal şartlarda Türkiye-AB diyalogu ve ilişkilerinin ilerlemesine katkı sağlaması gerekiyor.

 

Türkiye’yi zor günler bekliyor

Önümüzdeki beş yıl boyunca Türkiye’yi daha zor bir AP bekliyor. Bu yeni AP’de aşırı sağcılar, milliyetçiler ve popülistler AP Başkanlık Divanı’nda, komisyonlarında, özellikle de Türkiye'yi yakından ilgilendiren Dışişleri Komisyonu’nda (AFET) daha etkin olacaklar. Türkiye raportörlüğünü alabilmeleri zor görünüyor ama AP içinde raportörlükler de elde edecekler. Komisyonlarda ve genel kurulda daha fazla konuşacaklar. Kimi dosyaları bloke dahi edebilirler. Özetle, eskiye oranla sesleri daha fazla duyulacak. Bu gruplar Türkiye’nin AP ile diyalogunda zorluk yaratacak, en azından deneyecekler. Fakat Ankara için asıl sorun sanılanın aksine aşırı sağcılar olmayacak. Ankara’nın AP’de çoğunluğu elinde bulunduran merkez (Liberaller), merkez sağ (Hıristiyan Demokratlar) ve merkez sol (Sosyal Demokratlar) gruplarla diyalogu büyük ölçüde kopmuş durumda. AB sürecinde kendisini ilke olarak destekleyebilecek Yeşiller ve Komünistlerle de diyalogu neredeyse hiç yok.

 

 

AB RAPORU: TÜRKİYE AVRUPA'DAN UZAKLAŞMAYA DEVAM EDİYOR

AB'nin yürütme organı Avrupa Komisyonu'nun hazırladığı ve Birlik'e üyelik için müzakerelerin devam ettiği ülkelerin değerlendirildiği yıllık genişleme raporunda Türkiye'nin siyasi, ekonomik ve hukukun üstünlüğü alanlarında gerilemeye devam ettiğine vurgu yapıldı, mülteciler konusunda Ankara'nın çabaları ise övüldü. Raporda, başta hukukun üstünlüğü, temel hak ve özgürlükler ve siyasi sistemdeki güçler ayrılığı prensiplerinin yara aldığı ve bunların Türkiye'yi AB'den uzaklaştırdığı kaydedildi. Bu olumsuzlukların arkasında yatan en büyük nedenler olarak 2017 yılının Nisan ayındaki anayasa değişikliği referandumu ile Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemine geçilmesi gösterildi. Bu doğrultuda, AB'nin Haziran 2018'de Türkiye ile üyelik müzakerelerini fiilen dondurma yönünde aldığı karara atıfta bulunularak müzakerelerde yeni bir adım atılmayacağı belirtildi.

Avrupa Komisyonu'nun toplam 116 sayfalık raporunda 31 Mart 2019 yerel seçimleri ile 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimindeki atmosferin ülkedeki kutuplaşmayı arttırdığı ve başta Halkların Demokratik Partisi (HDP) olmak üzere muhalefete karşı uygulanan "marjinalleştirme" çabalarının yapıcı diyaloğun önüne geçtiği vurgulandı.

Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini tekrar kararı almasının yanı sıra, Güneydoğu Anadolu'da dört belediye başkanı ve kimi belediye meclis üyelerinin görev almasının engellenmesinin seçim süreçlerinin güvenilirliğini tehdit ettiği belirtildi.

Buna ek olarak Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemi dâhilinde başbakanlık ve bakanlıklara bağlı müsteşarlıkların kamu yönetimini tek bir siyasi erkin altına topladığı görüşü yansıtılırken, Cumhurbaşkanı'nın üst düzey kamu çalışanlarının çoğunu atama yetkisine sahip olması eleştirildi.

 

 

“SEÇİMLER AB’DE YAŞANAN DEĞİŞİMİ YANSITTI”

Ali Nail Kubalı (Ekonomist)– Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri AB’deki sosyal, kültürel ve ekonomik yapıda son yıllarda yaşanan değişimi yansıttı. Maalesef dünya bir merkezkaç eğilim içine girdi. ABD’de de böyle, Trump’ın seçilmesi, ve sonrasında Trump’ın hatalarına rağmen ABD’de sağın güçlenmeye devam etmesi, Yunanistan’da merkez sol başbakan Alexis Çipras’ın oy kaybederek istifa etmesi, AB’de sol hükümetlerin sıkıntıya girmesi, extrem sağ ve marjinal solun kuvvetlenmesi olarak ortaya çıkıyor. Bu değişimim AP seçim sonuçlarına yansıması normaldi ve de yansıdı!

AP’de ortaya çıkan bu değişim Türkiye’yi nasıl etkiler? Kısa vadede AB Türkiye ile olan ilişkileri keserler veya artırırlar demek yanlış olur. Konuya daha uzun vadeli bakmak gerekiyor. AB’de sol partiler, buna sosyal demokratlar da dahil Avrupalılık kavramına ”kim hangi milletten” yerine “Avrupa idealleri var mıdır” penceresinden bakarlar. Bu kesimin Avrupa ideali, kişi hakları, demokrasi, hukukun üstünlüğü, sosyal desteklere inanç, sosyal güvenlik gibi ağlarının olup olmadığı açısından bakarlar. Kim Avrupalıdır diye sorulduğu zaman bu ideallere inanmış, hazmetmiş ülkeler Avrupalı kabul edilir. Yeter ki AB’de bir karış toprağı olsun AB’ye üye olurlar, hatta üye olmak haklarıdır.

Buna mukabil Hıristiyan demokratlarda dahil diğer sağ ve aşırı sağ partiler ise Avrupalı sayılmak için Avrupalılık ruhuna sahip olmak lazım diyorlar. Onlara göre, bu ruh Hıristiyanlığı merkeze alan, 100 yıllarca yavaş yavaş rafine ettiği dini inançları ve kültürel yapıyı içeriyor. Bu yapının temelinde Hıristiyanlık olduğuna inanıyorlar. Dolayısıyla bizim gibi Müslüman ülkeler için Avrupalı olamazlar, Kopenhag kriterlerini sözde benimseseler de içselleştiremezler diyorlar. İşte, yabancılar gelmesin, ihraç edelim, göçmenleri gönderelim diyen zihniyet bu felsefi temele dayanan bu sağ akımdır. Sağ kanat Türkiye’nin AB’ye üye olmasını biz Kopenhag kriterlerini tam olarak gerçekleştirsek de kabullenmez, kabullenemez.

Ancak Avrupa’da oluşan bu iki ideolojinin çarpışmasından sol galip gelirse, uzun vadede Türkiye’nin üyeliğine müsaade ederler. Avrupa sosyal demokratları, Türkiye’ye düşman olduğumuzdan değil, aksine Türkiye’nin demokrat insanlarını düşündüğümüz için demokrat Türkiye’yi sevdiğimiz için Kopenhag Kriterleri’nin yerine getirilmesini istiyoruz. Onlar, Demokrasi, insan hakları, özgürlükler konusunda Türkiye’nin AB seviyesinde olmasını istiyorlar.

 

 

“OYLARINI ARTIRANLARIN TÜRKİYE’YE YÖNELİK İTİRAZLARI VAR”

Mehmet Dönmez (Emekli Büyükelçi)– Avrupa Birliğinin 28 üyesi, yasama organı niteliğindeki parlamento seçimi için sandık başına gitmiştir. Uzun yıllar sonra yüzde 50'nin üzerinde gerçekleşen katılım oranı dikkat çekmiş ve bu durum Avrupalılık ruhunun canlanması yolunda bir işaret olarak değerlendirilmiştir. Seçim sonuçlarına göre merkez sağ ve sol partiler büyük kayıp yaşamışlar, liberaller, yeşiller ve aşırı sağcılar sandalye sayılarını artırmışlardır. Avrupa parlamentosunda oluşan sandalye dağılımı, merkez sağ ve sol partilerin bundan böyle alacakları kararlarda liberal,  yeşiller, aşırı sağ gruplarıyla bir uzlaşıya gitmelerini zorunlu kılacaktır. Nitekim komisyon başkanı seçimlerinde bu doğrultuda arayışlar başlamıştır.

Parlamentoda üye sayılarını artıran yeşiller, liberal ve aşırı sağ partilerin Türkiye'nin AB ile üyelik müzakere sürecine itirazları vardır. Bu partilerin yanı sıra diğer partiler de seçim kampanyalarında 80 milyonu aşan nüfusuyla Türkiye gibi büyük bir ülkenin üye yapılmasının ve vizesiz dolaşım hakkı tanınmasının Avrupa'nın yapısını bozacağı temasını işlemişlerdir.

Türkiye'nin AB'nin temel değerlerinden ve ilkelerinden uzaklaştığını söyleyen parlamenterler, muhalefete baskı politikaları izleyen bir ülkenin Avrupa'da yerinin olmayacağını vurgulamışlardır. Avrupa Komisyonu 29 Mayıs günü yayınladığı Türkiye raporunda insan hakları ve demokrasi konularında ciddi gerilemenin devam ettiğini açıklamıştır. Ekonomik alanda yaşanan sorunların devam ettiğine işaret edilen raporda hiç bir faslın açılmasının öngörülmediği de belirtilmiştir.

Raporda ayrıca cumhurbaşkanlığı sisteminin yürütmeyi tamamen kontrol altına aldığı ve kamu idaresini atamalarla siyasileştirdiği, parlamentonun zayıflatıldığı ve yargı bağımsızlığı ile tarafsızlığının yara aldığı vurgulanmıştır.

Önümüzdeki dönemde Türkiye AB ilişkileri, dikkatle izlenecek 23 Haziran İstanbul seçiminin gerçekleşme şekli ve sonucu ile basın özgürlükleri, demokratikleşme gibi alanlarda Türkiye'nin gösterebileceği iyileştirmeler ve gelişmelere bağlı bir seyir izleyecektir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Üçüncü kez görevine seçilen İnce, Güzelbahçe’nin ''rakı-balık'' yapmanın ötesinde bir kimliği olduğunu belirterek, ''5 büyük projeyi'' anlattı.

GÖZLEM konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu; ''Çiftçinin bahtı kara kaderini kim ve nasıl kurtaracak?'' işte görüşler...

Türkiye İstatistik Kurumu, Temmuz ayında TÜFE'nin yıllık yüzde 16.65 olduğunu açıkladı. 12 aylık ortalamada enflasyon yüzde 19.91 olurken ÜFE ise yüzde 21.66 olarak ge...

Suriye'de ''Güvenli Bölge'' konusunda ABD ile ''Müşterek Harekat Merkezi'' kurulacak. Gözlem konuyu uzmanlara sordu.

Çoban Ateşi Hareketi ve Büyük Türkiye Hareketi ile ''merkez sağ parti boşluğunun doldurulması'' sürecine girildi. Ne var ki, ''olağanüstü Kurultay ile'' ortaya bir de ...

İmarı alındı; Eylülde temel atılacak olan Ege Ticaret Merkezi’nde üretim, teşhir, satış ve ihracat ''bir arada'' olacak.

Topcu ''Türk siyasetinin yanlış ellerde olduğunu'' belirterek, ''Bu gidişin önlenmesi gerek'' dedi ve ''Nasıl önleneceğini'' GÖZLEM'e anlattı.

Yazarlar
Website Security Test