Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Anketler ve de Kamuoyu algısı ''İmamoğlu'' diyor

14.6.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

İstanbul adayları, kampanya mesailerinin önemli bir bölümünü İstanbul dışında geçirerek İstanbul’a döndüler. AKP taktik değiştirdi, Erdoğan geriye çekildi, Binali Yıldırım sahnede. HDP kanadı, 31 Mart’taki duruşunu muhafaza edeceğini söylerken anketlerin ekseriyetinde Millet İttifakı’nın adayı Ekrem İmamoğlu önde görünüyor. İki adayın 16 Haziran günü katılacakları canlı açık oturum ise merakla bekleniyor.

ENGİN TATLIBAL

Türkiye’nin ekonomiyi, finansı, icraat siyasetini ve dahi kültürü, sanatı, sporu bırakarak kilitlendiği İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi için son haftaya girildi. Taraflar İstanbul’u yönetmeye talip olsalar da yurt çapında mitingler ve etkinlikler düzenliyorlar. MHP Lideri Devlet Bahçeli mitili İstanbul’a attı ama İmamoğlu da Yıldırım da İstanbul’a pek az uğruyor gibiler. Son olarak İmamoğlu Ordu’da temaslarda bulundu ve VIP krizi ile “Valiye it dedi” iftirası yaşandı. Yıldırım ise kritik önemde bulunan Kürt seçmenlere şirinlik yapayım derken, Diyarbakır’daki “Kürdistan” açıklamasıyla, İstanbul’da mitili atmış bekleyen ittifak ortağı Devlet Bahçeli’yi kızdırdı. Peki anketler ne diyor? Kim önde?

 

Son tahminler

Euronews’ün derlediği habere göre ORC Araştırma’nın son anketi, Cumhur İttifakı adayı Binali Yıldırımh’ın yarışı yüzde 47 ile önde götürdüğünü gösteriyor. Aynı şirkete göre Ekrem İmamoğlu’nun oranı ise yüzde 46,7. Optimar Araştırma şirketine göre ise İmamoğlu, yüzde 52 ile Binali Yıldırım’ın dört puan önünde. Piar araştırma şirketi tarafından yapılan bir değerlendirmede, “kitle psikolojisinin Ekrem İmamoğlu lehine olduğu” yorumu yapıldı. MAK Danışmanlık ve Araştırma Şirketi’nin 11 bin kişinin katılımıyla gerçekleştirdiği ankete göre de Ekrem İmamoğlu, Binali Yıldırım'ın 2 puan önünde. Aynı firmanın bir başka araştırmasına göre ise vatandaş, yüzde 47 oranında YSK’nın iptal ve tekrar kararını doğru bulmuyor; yüzde 43 ise kararın doğru buluyor.

 

Adayların söylemleri

İmamoğlu da Yıldırım da İstanbul’u nasıl yönetecekleri ve neler yapacakları konusunda çeşitli açıklamalarda bulunuyorlar; ancak ana akım medyada genel olarak sürecin sansasyonel boyutları yer alıyor. İki aday da son haftaya girilirken ziyaret ve demeçlerini artırdı. Sevindirici olan, 31 Mart öncesindeki yakışıksız üslubun ortadan kalkmış olması. Hatta 2000’li yılların başından beri ilk defa, iki aday televizyon açık oturumunda bir araya gelecek.

Ekrem İmamoğlu, son yaptığı açıklamalardan birinde “Projelerimizi kopyalıyorlar. Kopyalama projeler beni rahatsız etmiyor, beni mutlu ediyor” diyerek şunları söyledi: “İstanbul'un gelmiş geçmiş en demokrat belediye başkanı ben olacağım. Herkese hesap vereceğiz. Sistemin içine katacağız İstanbul halkını. Katılımcılığı en üst seviyeye taşıyacağız. İstanbul'un yoğun bir israf düzeni var, tasarrufa muhtaç. İstanbul'da bu süreci değiştirmek için seferberlikleri birlikte yapacağız. Başta eğitim olmak üzere, çocuk, kadın, uyuşturucu, bağımlılık, gençler gibi bir çok konuda İstanbulluyla seferberlik yapacağız. Bu kenti gelecek nesillere en güzel şekilde yol haritası belli şekilde aktaracağız.”

Binali Yıldırım ise genel olarak “yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatıdır” mantığında bir söylem izliyor: “Geldiğimiz noktada, ülkemizi bir baştan bir başa imar ettik. Türkiye, 2002'de alt yapı gelişmişlik düzeyi bakımında dünyada 39. sıradaydı. Ben görevi bıraktığımda 9. sıraya yükseldi. Türkiye'ye yakışan da budur. Türkiye eski, Türkiye değil. Burada alın teriyle, akıl teriyle ülkemizi, çok daha ileriye birlikte taşıyacağız. Dünya markası İstanbul'u daha ileriye taşıyacağız.”

 

Cumhur İttifakı’nda çatlak

Bu arada, haberimizin başında ifade ettiğimiz üzere Binali Yıldırım, çok tartışılan Kürt oylarını çekmeye yönelik bir hamle yapmaya çalışırken ittifak ortağı MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin tepkisini çekti. Erdoğan’ın 31 Mart öncesinde, “Kürdistan yoktur” ifadelerine tezat biçimde Yıldırım, Diyarbakır’da Kürtçe selam vererek başladığı konuşmasında, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün davet ettiği millet temsilcileri arasında Kürdistan mebusu da vardı, Lazistan mebusu da vardı” dedi.

Bunun üzerine MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, isim vermeden Twitter üzerinden bir sert açıklama yaptı ve “Türkiye’de Kürdistan ve Lazistan yoktur. Bundan sonra da olamayacaktır. Olması yönünde heveslenenler varsa karşılarında daima Milliyetçi-Ülkücü Hareketi bulacaklardır. Sözümüzden dönmedik, sevdamızdan ödün vermedik, özümüzün öğütülmesine müsaade etmedik. Dünden bugüne duruşumuz aynıdır” ifadelerini kullandı. 

Bahçeli, ayrıca “Binali Yıldırım – Ekrem İmamoğlu  arasında yapılacak TV karşılaşmasına moderatör olarak İsmail Küçükkaya’nın seçilmesine ve bu seçimde kendilerine danışılmamasına da karşı çıktı; Küçükkaya’nın MHP’ye karşı olan tutumunun da altını çizerek “Ben bu açık oturum başlarken TV’yi kapatacağım ve izlemeyeceğim” dedi.

Bu açıklamaları değerlendirmesi istenen Yıldırım ise üzerine yarı alınır, yarı alınmaz bir biçimde “Sayın Bahçeli mitili İstanbul'a attı. 23'üne kadar Cumhur İttifakı adayı için, benim için bütün teşkilatı ile çalışmaya devam ediyorlar. Bunun dışında herhangi bir faaliyeti yok. Diğer konular hiçbir şekilde bizim ittifakımıza zarar veremez” yanıtını verdi.

Bu arada Perşembe günü, Cumhur İttifakı’nın tarafları olan AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Lideri Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda bir araya gelerek seçim sürecindeki son durumu görüştü. Görüşmenin içeriğine ilişkin açıklama yapılmazken, iki liderin son yaşanan “Kürdistan” krizini değerlendirdikleri tahmin ediliyor.

 

HDP TABANI NE YAPACAK?

BBC Muhabiri Mahmut Hamsici, bu hafta İstanbul’da HDP’nin en güçlü olduğu bölgelerden Kanarya Mahallesi’ne giderek bir haber hazırladı. Hamsici’ye konuşan HDP üyesi Kürt kökenli vatandaşlardan Salih Tunç, AK Parti'nin ve Binali Yıldırım’ın Kürtlerle ilgili son dönemdeki söylemlerinin kendilerini etkilemediğini belirterek şöyle diyor: "Bir taraftan bir damla bal veriyorlar, diğer taraftan bir kaşık da zehir veriyorlar. Binali Yıldırım Diyarbakır'da Kürtçe konuştu ama Bitlis'te Kürtçe 'Hoş geldiniz' tabelasını indirdiler. Kayyum bile onu sökmemişti. Biz artık alıştık. İmamoğlu haketmiş, adama hakaret yapmışlar, günahtır bu. İmamoğlu iyi bir insan. 31 Mart'ta verdim, gene vereceğim."

 

“İKTİDARDA TIKANMA, TOPLUMDA YENİ ARAYIŞ”

Hüsnü Erkan (Prof.Dr) – 31 Mart ve 23 Haziran seçimleri, şimdiden Türk siyasi yaşamında yeni bir arayış ve dönüşüm sürecini yaratan sonuçlar doğurmuştur. AKP, 1990’lı yıllarda toplumda yaşanan çözümsüzlükler karşısında muhafazakarlığa dayalı bir tepki kültürü olarak doğmuş bir partidir. Zira Türk siyaseti, 1980’li yıllarda yaşanan bilişim devrimi ve bilgi toplumuna yönelme süreci ve bunun sonucu olan küresel yeniden yapılanma ve dönüşüm süreçlerini yönetemedi. Bu yüzden 1990’lı yıllar, hem ekonomik ve hem de sosyal açıdan buhranlı yıllar olarak yaşandı. Buhran ortamı içinde kitleler, bir yandan çözümsüzlük içindeyken, bir yandan da küresel teknolojik dönüşüm süreçlerini ciddi tehditler olarak algılayıp, geçmişin değerlerine dayalı muhafazakar değer ve ideolojilerde bir sığınma aradı. Bu yüzden AKP, çoğu çevrede bir umut olarak güçlü bir biçimde iktidar olmayı, son seçime kadar sürdürdü. İktidar dönemlerinin bu kadar uzun olmasında Kemal Derviş’in çağın gereklerine uygun olan ekonomik düzenlemelerinin katkısı ile AKP’nin radikal özelleştirme politikalarının ekonomiye katkısı büyük oldu. Ancak AKP’nin bilgi çağının dinamik ve çok boyutlu süreç ve algılarını, çağın bilim ve teknoloilerinin gelişim yönü yerine kendi ideolojileri ve kişisel yönetim yöntemlerine yönelmeyi tercih etti. Bu uygulamalar, içeride devlet yapı ve işleyişinde yaratılan dönüşümler sonucunda devletin kurumsal kültür ve sisteminin işleyiş mekanizmalarını tek merkezde ve kişisel tercihlerde çözüm aramaya yöneltti. Bu olgu, dinamik ve çok boyutlu süreçleri yönetmekte yetersiz kaldı. Kitlelerin umutları sönümlendi ve karşılıksız  kaldı. Dış dünyada küresel ilişkiler ise, uzun vadeli ilke ve stratejileri tutarlı biçimde düzenlemek yerine, yine kişisel tercih ve kişisel doğrulara dayalı bir tepki mekanizması içinde yürütüldü. Bu nedenle dış politikada Türkiye, iki arada bir derede tıkanıp kaldı. Ülke, küresel kutuplaşma ve Orta Doğu batağını içinde tıkanmış durumda. İçeride ve dışarıda yaşanan bütün bu gelişmeler ile bilimi ve teknolojileri dışlayan uygulamalarla Türkiye, ekonomik kriz ortamına sürüklendi. Bu ortam, son seçimde kitleleri yeni bir arayışa itti. Mevcut iktidarın bilim ve teknolojiye ters düşen, kişiselliğe dayalı güç ve iktidar mekanizmasının, toplumsal süreçleri sağlıklı olarak yönetemeyeceği, geleneksel kitlelerce de sezinlenmeye ve algılanmaya başladı. Son seçimler, bu olguyu net bir biçimde ortaya koymuş bulunuyor. Demokratik ve adil bir uygulama içinde geçmesi durumunda 23 Haziran seçimlerinin de bu süreci doğrular biçimde sonuçlanma olasılığı çok yüksek gözükmektedir. Kısacası son seçim, iktidarın tıkanması ve toplumda yeni bir arayışın ortaya çıkmasını ateşlemiş bulunuyor.

 

 

“DEMOKRASİ, DEĞİŞİM VE UMUT KAZANACAK”

Mehmet Şakir Örs (Gazeteci/Yazar) - 23 Haziran İstanbul seçiminde, ‘statüko’ ile ‘umut’ yarışıyor. Çeyrek asırdır İstanbul’un yönetimini elinde tutan siyasal anlayışın adayı Binali Yıldırım, bu seçimde statükoyu temsil ediyor. Dolayısıyla, 25 yıllık İstanbul yerel yönetimlerinin bütün bagajlarını taşıyor. Bu yüzden de yorgun, yıpranmış bir görüntü veriyor. Diğer aday Ekrem İmamoğlu ise, yeniliğin, değişimin, umudun, geleceğin adayı olarak öne çıkıyor.

31 Mart seçimini kazanıp başkanlık koltuğuna oturan Ekrem İmamoğlu’nun elinden mazbatasının alınarak, İstanbullu seçmenin yeniden seçime götürülmesi; kitlelerin gözünde Ekrem İmamoğlu’nun mağdur edildiği yaklaşımını pekiştiriyor. İstanbullu seçmen, 23 Haziran’da, bu mağduriyeti gidermeye ve muhalefetin adayı Ekrem İmamoğlu’na hakkını teslim etmeye hazırlanıyor.

31 Mart seçiminde Ekrem İmamoğlu’nu ciddiye almayanların, şimdilerde onunla ekranda karşı karşıya gelmeyi kabullenmeleri, hatta bunu istemek zorunda kalmaları, moral ve psikolojik üstünlüğün İmamoğlu’ndan yana olduğunu ortaya koyuyor. Aslında bu gelişme bile tek başına çok önemlidir. 17 yıldır siyasal iktidarı elinde tutanların bugüne kadar hiçbir biçimde muhalefet adaylarıyla karşı karşıya gelmediği düşünülürse; bunun önemi daha iyi anlaşılır. Bizce, gelinen bu durum, Ekrem İmamoğlu’nun ve muhalefetin başarısıdır.

23 Haziran İstanbul seçimi kampanyası ile ilgili bir başka önemli gelişme, iktidarın 31 Mart öncesinde izlediği seçim stratejisini ve söylemlerini tümden değiştirmek zorunda kalışıdır. İktidar, ‘beka’ politikasını, ‘illet, zillet’ söylemlerini tümden rafa kaldırmıştır. Bir bakıma muhalefetin ve onun adayı Ekrem İmamoğlu’nun kampanya stratejisinin doğruluğunu, üstünlüğünü kabul etmek zorunda kalmıştır. Dolayısıyla, iktidar, 23 Haziran öncesinde, 31 Mart’ta izlediği seçim stratejisinden, izleğinden, çok farklı noktalara savrulmuştur. Tutarlılığını ve inandırıcılığını yitirmiştir. Bütün bu gelişmeler, iktidarın dağınıklığını, tutarsızlığını, stratejisine ve söylemlerine olan özgüvensizliğini, inançsızlığını göstermektedir. Sonuçta, bu gelişmeler muhalefetin ve adayının işine yaramakta, onların yaklaşımlarının, söylemlerinin doğruluğunu kanıtlamaktadır. İktidar partisi liderinin 23 Haziran seçim kampanyasında geriye çekilmesi de, muhalefetin ve adayının kazanmaya daha yakın olduğunun bir başka göstergesidir.

Sözün özü, 23 Haziran İstanbul seçimi, artık bütün Türkiye’nin meselesi olmuş ve tüm halkın ilgi odağı haline gelmiştir. Bizce bu seçimden demokrasi, değişim ve umut önde çıkacaktır. Geleceğe, demokrasiye ve değişime yönelik ‘umutlu yaklaşım’ seçimi kazanacaktır. Böylesi bir sonuç, yalnızca İstanbul’un değil tüm Türkiye’nin yararına olacaktır. Ülkeyi normalleştirecek ve toplumu rahatlatacaktır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Mayıs ayında yarım milyon civarında daralan tarım dışı işsizliğin de sinyallerini verdiği üzere Haziran ayında sanayi üretimi, yıllık olarak yüzde 3.9 oranında azaldı....

Kuzey Suriye'de ''Güvenli Bölge'' oluşturulması yönünde Türkiye ile ABD arasında varılan mutabakata rağmen bölgede gerginlik tırmanıyor.

Zekeriya Mutlu, ''Ege Ticaret Merkezinin marangoz ve mobilyacı esnafı için bir ''sanayi sitesi'' olacağını belirterek ''Esnaf ve Kefalet Kooperatifi esnafa düşük faizl...

İçişleri Bakanlığı; HDP’li Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Adnan Selçuk Mızraklı, Van Büyükşehir Belediye Başkanı Bedia Özgökçe Ertan ve Mardin Büyükşehir Beled...

Toplu görüşmelerin seyrini ve Hükümetin zam teklifini eski Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan'a sorduk, işte görüşleri...

Tallinn yönetimi, ''e-oturum'' programı ile 2014’ten beri 157 ülkeden 55 bin kişinin ülkede 7 bin 500 şirket kurmasını sağladı. Bu şirketlerin 500’e yakınını da Türkle...

Üçüncü kez görevine seçilen İnce, Güzelbahçe’nin ''rakı-balık'' yapmanın ötesinde bir kimliği olduğunu belirterek, ''5 büyük projeyi'' anlattı.

Yazarlar
Website Security Test