Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Binali Yıldırım kazanırsa ne olur? Ekrem İmamoğlu kazanırsa ne olur?

22.6.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

İşte, Türkiye'nin siyasi, sosyal ve ekonomik hayatını da etkileyecek olan Pazar günkü İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi ile ilgili bu iki soruya uzmanların cevapları...

GİZEM AY

İstanbullu seçmen 23 Haziran'da tarihin en önemli tercihlerinden birini yapacak. Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) iptal ettiği 31 Mart seçimleri için seçmen Pazar günü bir kez daha sandık başına gidiyor. Cumhur İttifakı'nın adayı Binali Yıldırım ile Millet İttifakı'nın adayı Ekrem İmamoğlu arasında geçmesi beklenen seçimde, vatandaşın yapacağı tercih, Türk siyasi tarihinde de yeni bir kapı aralayabilir.

Cumhur İttifakı, 31 Mart yerel seçimlerini "beka" meselesine dönüştürmüştü. Bu seçime de siyasete Karadeniz ve Trabzonluluk üzerinden "kimlik tartışması"  damgasını vurdu. Millet İttifakı'nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu'nun Trabzonlu olmasından dolayı AKP'li bazı siyasetçilerin "Pontus Rumu" olarak tanımlayıp İstanbul'a da "Yunanların talip olduğu" söylemlerinde bulundu. Bu seçim kampanyası, iptal edilen seçime göre daha az "gerilimli" geçse de seçime 3 gün kala sahaya inen Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Pazar günü Sisi mi diyeceğiz, Binali Yıldırım mı diyeceğiz" açıklamasıyla ipler yeniden gerildi. "Türkiye'nin kaderi, İstanbul'un geleceği"ne dönüştürülen seçimde kazanan bu defa 31 Mart'taki gibi yaklaşık 13 bin farkla değil, daha açık ara ile kazanacağa benziyor.

CHP, seçim kampanyasını 31 Mart öncesinde olduğu gibi 23 Haziran sürecinde de adayı Ekrem İmamoğlu üzerine kurdu. Partiden ziyade adayı öne çıkaran CHP, "farkla seçim alma" hesabı yapıyor. Siyasi kulislerde, seçim sonrasına dönük senaryolar da konuşulurken, kaybeden tarafın, "yeniden seçim isteyip istemeyeceği" ya da bir erken genel seçimin gündeme gelip gelmeyeceği de tartışılıyor.

 

Erdoğan son hafta sahaya indi

31 Mart yerel seçimlerini "beka meselesi" olarak gören ve çok sayıda miting düzenleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yenilenen seçim için taktik değiştirmiş ve seçim stratejisi partinin adayı Binali Yıldırım üzerine kurulmuştu. Ancak son haftaya girildiğinde, Erdoğan yeniden 31 Mart öncesindeki gibi "toplu açılış" programıyla ilçe ilçe miting yapmaya başlaması, Yıldırım'ın hem genel çalışma hem de televizyon programındaki performansının istenilen etkiyi yaratmamasına bağlanıyor.

 

Siyasette kırılmalar olabilir

İstanbul seçimlerinin ardından siyasette yaşanabilecek birçok kırılmalarda konuşulmaya başlandı. En büyük kırılmanın ise 25 yıldır İstanbul'u yöneten AK Parti'de olacağı konuşuluyor. 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Ali Babacan'ın yeni bir siyasi oluşumun başına geçeceği iddiası uzun süredir konuşuluyor. Bu hareketin içinden eski Başbakan Ahmet Davutoğlu'un uzun süredir parti kurma hazırlığı olduğu biliniyor. Binali Yıldırım'ın seçimi kaybetmesi durumunda AK Parti'de ciddi bir iç hesaplaşmanın başlayacağını yazdı. Dilipak'a göre, CHP'de de hesaplaşma hazırlığı var.

Dilipak "Seçim sonrası mı!?" başlığıyla yayımlanan yazısının bir bölümünde şunları kaydetti: "(...) Görünen o ki, AK Parti'de de, CHP'de de, hatta diğer partilerde de seçim sonrasına ertelenen çok ciddi bir iç hesaplaşma hazırlığı var. Hatta bu hesaplaşma, AK Parti-CHP hesaplaşmasından sonuçları itibarı ile daha da can yakıcı olabilir. Yeni oluşumlar, ittifaklar gündeme gelebilir ve parlamento aritmetiğinde değişmeler yaşanabilir. Şimdi seçim öncesi, 'rakip partiye koz vermemek için' sesini yükseltmeyenlerin seslerini yükseltmeleri sürpriz olmayacaktır."

 

 

"AYNEN DEVAM YA DA DEĞİŞİM"

Hüsnü Erkan (Prof. Dr.)- İstanbul'da yapılacak olan tekrar seçimini Sn. Yıldırım'ın kazanması durumunda, 17 yılık uygulamaların aynen devam ettirilmesi olasılığı oldukça yüksektir. Politik gücün temel yönlendiricisi olarak yine partili Cumhurbaşkanı ağırlıkta olacaktır.  Sn. Yıldırım, aldığı direktifler yönünde, başbakanlık veya bakanlık dönemindeki uygulamalara benzer biçimde,  icraatını yapacaktır.    Bu uygulamalarda siyasi tercihlerin ön planda olması, yandaş kurum ve kuruluşların İBB bağlamında etkinliklerini bir bakıma daha da güçlü duruma getirecektir. Daha  önce görüldüğü gibi, İBB'nin yatırım  öncelikleri AKP'li ilçe belediyelerinin bulunduğu bölgelere yönelik olmaya devam edecektir. Sosyal  yaşamın düzenlenmesinden çok, alt yapı ve inşaat sektörü yatırımların ağırlık  kazanması , sosyal belediyeciliği  ikinci plana itmeye devam edecektir.  Zira  Ülkemizde belediyeler, ihalelerle  belli kesimlere kazanç kapısı olma işlevine  bürünmüş gözüküyor.   Sosyal kesimlere yönelik destekler ve öncelikler, şimdiye dek olduğu gibi ağırlıklı olarak partili kesimlere ( kadın ve gençler için başta istihdam  fırsatı olarak) öncelik vermeye devam etmesi beklenmelidir.

İmamoğlu'nun kazanması durumunda,  şimdiye dek  dışlanmış sosyal  kesimler açısından yeni bir umut ve fırsat yaratma  şansı yakalanabilir. Özellikle gençlere ve  kadınlara yönelik, istihdam yaratıcı eğitim, kurs ve benzeri düzenlemelerle kültürel  faaliyetlerin  ağırlık kazanması yeni fırsatlar yaratacaktır. Öncelikle kreş ve sosyal tesislere yönelik açıklamaların yaşama geçmesi durumunda bu yöndeki düzenlemeler, yoksul kesimler için  rahatlatıcı uygulamalar olabilir. Bunların sistematik ve  kapsayıcı biçimde düzenlenmesi sosyal yaşamda bir değişim umudunu arttırabilir. Belediye faaliyetlerinin, belli kesimlerce  kazanç kapısı olarak  görülmesi yerine  "insana hizmet" olarak  düzenlemesi  kentsel yaşamı rahatlatabilir. 31 Mart sonrası uygulamada  görüldüğü gibi, AKP'nin yönetim körlüğü yaşadığı bir çok alanda,  değişim ve dönüşümün sosyal kesimlere yeni  fırsatlar sunabilir. Siyasette iki dönemi aşan iktidar uygulamalarının, yönetim körlüğü yaratması  kaçınılmazdır. Bu nedenle, bir siyasi görüşün ihmal ettiği konuların revize edilmesi anlamında değişim, İstanbul halkı için  yeni bir umut yaratırken;  kendini dışlanmış hisseden sosyal kesimlerin  mevcut sistem ve düzene entegre olması açısından  olumlu  sonuçlar  yaratması beklenmelidir.

 

 

"YATIRIMCILARA ÜLKENİN GÜVENLİ OLDUĞU MESAJI VERİLMELİDİR"

Ali Nail Kubalı(Ekonomist)- Seçimden sonraki ekonomik durum, Türkiye'de sıcak parası olanların nasıl bir tutum içine gireceğine bağlı. Eğer seçim sonucu sıcak para sahiplerinde bir endişe yaratırsa, iktidar partisi bu seçimi yine İmamoğlu'na vermemek için birtakım baskı faaliyetlerinde bulunursa bu sıcak para ülkeyi terk eder ve bu da ekonomiyi olumsuz yönde etkiler.

Ekrem İmamoğlu'nun getireceği açık, şeffaf, dürüst yönetim, adalet duygusu olumlu algılanırsa ve bu para Türkiye'yi terk etmezse o zaman olumlu etkileri görmeye başlayacağız.

İmamoğlu'nun kazanması Türkiye'de muhalefetin iktidar olma şansı olduğunu gösterecektir. Üç büyükşehir başta olmak üzere muhalefeti seçen şirketlerin ve şehirlerin olduğunu görüyoruz. Bu Türkiye'de bir umut yaratabilir.

Binali Yıldırım için de aynı koşullar geçerli. Bu normal bir ekonomi etkisi değil, algı etkisi. Yani Türkiye'de çok büyük miktarda kısa vadede sıcak para var, o paranın nasıl hareket edeceğine bağlı bir gelecek bizi bekliyor. Eğer Yıldırım kazanırsa ve para sahiplerine ülkenin güvenli olduğu mesajı verilirse olumsuz bir durum yaşanmaz. Ancak bunun Türkiye'de olumsuz gelişmelere neden olacağını düşünülerse mevcut eleştirilen sistemin devam edeceğini ve bunun kendilerine zarar vereceğini düşünürlerse bu olumsuz bir etkiye neden olacaktır. Çünkü Türkiye'den sıcak paranın çıkması ülkede kurları yükseltir, borsaları çökertmek gibi etkiler yaratır.

 

 

"ÖNEMLİ SİYASAL GELİŞMELERE YOL AÇACAK"

Mehmet Şakir Örs (Gazeteci/Yazar)- 23 Haziran Pazar günü yenilenecek olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi, yalnızca bir belediye başkanı seçimi olmanın ötesinde anlamlar taşıyor. Bu seçim, ülkemizin siyasal tarihinde önemli bir dönüm noktası olmaya aday görünüyor. Ortaya çıkaracağı sonuçlarla, seçim sonrasında önemli siyasal gelişmelere yol açacağını düşünüyoruz.

Aslında bunun böyle olmasını, bir bakıma, iktidarın seçimin tekrarlanmasındaki ısrarı sağladı. 31 Mart'ta yapılan seçimi kazanıp mazbatasını alarak göreve başlayan Ekrem İmamoğlu'nun elinden mazbatasının alınarak seçimin yeniden yapılmasını istediler. Muhalefetin adayının İstanbul'a başkan seçilmesini bir türlü kabullenemediler ve içlerine sindiremediler. İktidarda olmanın bütün gücüyle YSK'yı zorladılar. Seçimin iptaliyle, başkan Ekrem İmamoğlu'nu ve ona oy veren milyonlarca İstanbulluyu mağdur ettiler. Şimdi İstanbullu seçmenler bu mağduriyeti gidermeye ve Ekrem İmamoğlu'na hakkını iade etmeye hazırlanıyorlar.

Oysa iktidar 31 Mart seçiminin sonucunu kabullenip daha yumuşak bir geçiş yapabilirdi. Doğrusu böylesi bir tercih, yönetsel ve siyasal açıdan kendileri için daha akıllıca olurdu. Süreci zorlayarak kendileri için daha büyük bir risk yarattılar. 23 Haziran'ın anlamını ve önemini büyüttüler. Eğer pazar günü iktidar seçimi bir kez daha kaybederse, yapılan zorlamaların hesabı daha yüksek sesle sorgulanacak, çifte yenilginin faturası daha ağır olacak.

Bugünden daha güçlü olasılık olarak görünen, muhalefetin adayı Ekrem İmamoğlu'nun seçimi bir kez daha kazanması halinde; zaten iç ve dış politikada iyice sıkışmış olan, yaşanan ekonomik sorunların üstesinden gelmekte zorlanan siyasal iktidarın durumunun daha da zorlaşacağını düşünüyoruz.  31 Mart yerel seçimi sonrasında içten içe kaynayan kazan haline gelen iktidar partisinde, kendilerini var eden İstanbul'da seçim bir kez daha kaybedilirse, iç sorunlar daha da büyüyecektir. Yeni parti kurma faaliyetleri hızlanacaktır. Parti içinde önemli dalgalanmalar, hareketlenmeler olacaktır. Kamuoyunda yeni siyasal sistem ve iktidarın yönetim biçimi daha güçlü biçimde sorgulanacaktır. Yeni siyasal arayışlar gündeme gelecektir.

Eğer seçimi bu kez iktidarın adayı Binali Yıldırım kazanırsa; 31 Mart'ta muhalefetin kazandığı seçim iptal ettirilerek ve süreç zorlanarak, iktidara kazandırılmış bir seçim algısı ortaya çıkacağı için, muhalefetin ve kamuoyunun bu sonucu kabullenmesi zor olacaktır. Bu da seçim tartışmalarının daha uzunca bir süre ülke gündemini meşgul edeceği anlamına gelecektir. Bu sonuçla, iktidar partisi geçici de olsa bir nefes alacak ve elde edeceği moralle kendi iç sorunlarının çözümü için zaman kazanmış olacaktır. Muhalefet kanadında, özellikle de ana muhalefet CHP içinde, yeni ve güçlü bir siyasal aktör olan Ekrem İmamoğlu ile ilgili yeni siyasal tasarımlar ortaya çıkacaktır.

Kısacası, İstanbul seçiminin sonucu, her açıdan, ülkemiz siyasetinde önemli gelişmelere ve dalgalanmalara yol açacak siyasal bir dönemeç olarak görünüyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

YPG / PYD Fırat'ın Doğusu'ndaki "32 kilometre derinliğindeki Güvenli Bölgeden çekiliyor" ve "ağır silahları" bırakıyor. Güvenli Bölgesi ABD ile işbirliği içinde "Türk ...

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov "Suriye'nin toprak bütünlüğü zarar görmemeli" derken, Esat ordu birliklerinin girdiği "Kobani" başta Münbiç ve Rakka gibi şehirlerin "ne ...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence görüşmesinin piyasalara yansıması nasıl oldu? Türkiye - ABD zirvesinden çıkan ateşkes kararının ...

GÖZLEM konuyu uzmanlara sordu. İşte cevapları...

Suriye'de Fırat'ın doğusundaki terör unsurlarına yönelik başlatılan ''Barış Pınarı Harekatı'' sonrası Türk ekonomisindeki gelişmeler nedir? GÖZLEM konuyu uzmanlarına s...

Türkiye İstatistik Kurumunun açıkladığı rakamlara göre tüketici enflasyonu tek haneye düştü. Çarşı / Pazar / Ev / Mutfak gerçeklerinden çok uzak olan bu rakamlara hem ...

20 yıl Adalet Partisi İzmir milletvekilliği, 5 defa bakanlık yapan ''İzmirli'' Ali Naili Erdem, Türk Siyasetinin dününü ve bugününü anlattı. İzmir'de bıraktığı izleri...

Yazarlar
Website Security Test