Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

ABD, F-35'leri vermezse yerini nasıl dolduracağız?

28.6.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye dış politikada ciddi bir kıskaca girmiş bulunuyor. ABD ile yaşanan S-400 gerilimi her geçen gün tırmanırken, Doğu Akdeniz'de de sular ısınıyor. ABD, Doğu Akdeniz'de Türkiye'ye karşı düşmanca bir adım daha attı.

ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi'nde kabul edilen EastMed Yasası'yla Türkiye'nin gaz arama çalışmaları "tehlikeli" olarak nitelendirilip takip edilecek ve raporlandırılacak. Washington Rumlara 1987 yılından bu yana uyguladığı silah ambargosunu da kaldırıyor. Doğu Akdeniz'de yaşanan doğal gaz krizi konusunda Türkiye'ye karşı Avrupa Birliği'nin (AB) güçlü desteğini arayan Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras Ankara'ya yeni bir uyarıda bulundu. Çipras, "Türkiye, Kastellorizo (Kızılhisar Adası) çevresinde sondaj çalışması yapmayı aklına bile getirmesin" dedi.

Suriye'de terör örgütüne binlerce tır silah veren, sınırımıza 60 kilometre uzaktaki Dedeağaç'a asker yığan, Rumlarla Türkiye karşıtı anlaşma imzalayan ABD'den düşmanca bir adım daha geldi. ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi, Türkiye karşıtı EastMed Yasası'nı kabul etti. Yasa, ABD'nin Doğu Akdeniz'de etkinliğini arttırarak Yunanistan, İsrail ve Rum Yönetimiyle ortaklığın ilerletilmesini öngörüyor. Kabul edilen yasaya göre, Rum kesime 32 yıl sonra silah vizesi veriliyor. Amerika ordusu Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin Münhasır Ekonomik Bölgedeki çalışmalarını raporlayacak. Yunanistan'a ise 3 milyon dolarlık yardım gönderilecek.

Senatör Bob Menendez ve Marco Rubio'nun hazırladığı yasa hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi partinin desteği ile onaylandı. Yasa ile kendini Türkiye'nin karşısına konumlandıran ABD, Rum Kesimi ve Yunanistan'ı korumaya alıyor. Tasarıda ABD'nin Doğu Akdeniz'deki stratejik ortaklarının Yunanistan, İsrail ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi olduğu belirtiliyor.

Bir diğer madde ise ABD, İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs arasında enerji işbirliğini kolaylaştırmak için Doğu Akdeniz Enerji Merkezi kurulması için yetki veriyor. Yasa ile ABD, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne uyguladığı silah ambargosunu kaldıracak. ABD, adanın fazla silahlanmasının barış görüşmelerini engelleyeceği gerekçesiyle Rum Kesimi'ne silah satışını 1987 yılında durdurmuştu.

 

Türkiye rapor edilecek

Tasarı Pentagon'a Doğu Akdeniz'de tansiyonu daha da yükseltecek bir yetki veriyor. Tasarı ile Amerikan ordusu Türkiye ve Rusya'nın da aralarında olduğu ülkelerin Münhasır Ekonomik Bölgelerdeki "tehlikeli" aktiviteleri, ihlalleri takip ederek raporlayacak. ABD Ege ve Akdeniz'deki hareketliği takip etmek için Dedeağaç'a gelişmiş bir radar üssü inşa etmeye başlamıştı.

ABD'nin tasarısında Ankara ile Washington arasında kriz yaratan S-400 alımı da yer aldı. Buna göre, Türkiye S-400 hava savunma sistemi alma planından vazgeçmediği sürece ABD kanunları hükümleri çerçevesinde Türkiye'ye F-35 sevkiyatı yapılmayacak. Ayrıca alım gerçekleşirse ABD Türkiye'ye karşı yaptırım uygulayabilecek.

Akdeniz'deki doğalgaz arama çalışmaları nedeniyle yaşanan diplomatik gerilim Yunanistan'dan gelen son açıklamalarla tırmanmaya başladı. Akdeniz ve Ege'deki 18 adayı işgal eden Yunanistan, Doğu Akdeniz'de yaşanan doğal gaz krizi konusunda Türkiye'ye karşı Avrupa Birliği'nin (AB) güçlü desteğini arayan Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras Ankara'ya yeni bir uyarıda bulundu. Çipras, "Türkiye, Kastellorizo (Kızılhisar Adası) çevresinde sondaj çalışması yapmayı aklına bile getirmesin" dedi.

Devlet televizyonuna konuşan Çipras, Yunan kıta sahanlığında Türkiye'nin yapacağı doğal gaz ve petrol arama çalışmalarına izin verilmeyeceğine ve buna dair planlarının olduğunu söyledi. Çipras ayrıca AB'nin Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Ege Denizi'nde "hukuka aykırı faaliyetlerine" dair kesin ve açık karar aldığını belirterek, bunu "Yunanistan ve Kıbrıs'ın büyük bir diplomatik zaferi" şeklinde nitelendirdi. Brüksel'de toplanan 28 AB üyesi Türkiye'yi Doğu Akdeniz'deki eylemleri nedeniyle kınadı.

 

ABD'den S-400 uyarısı

Türkiye'nin Rusya'dan teslim alacağı S-400'lerle ilgili ABD'den yeni tepki var. ABD'nin NATO Daimi Temsilcisi Kay Bailey Hutchison, Türkiye'nin S-400'leri almasının F-35'leri kaybetmesi anlamına geleceğini söyledi.

Brüksel'deki NATO Savunma Bakanları toplantısında konuşan Hutchison, "Herşey Rusya'nın Türkiye'ye S-400'leri teslim edeceğine işaret ediyor ve bu durumun sonuçları olacaktır" dedi.

S-400'lerin F-35'ler için tehdit oluşturduğuna dikkat çeken Hutchison, S-400 anlaşmasının tamamlanması durumunda ABD'nin Türkiye'nin F-35'leri kullanma ve geliştirmesini durduracağını söyledi. Hutchison, "F-35 sistemi ile bağlantı kesilecektir. Rus sistemini ittifaka alarak, F-35'lerin olumsuz etkilenmesine izin veremeyiz" diye konuştu.

 

"Çözüm için son şans"

S-400 gerginliğinin 28-29 Haziran'da Japonya'nın Osaka şehrinde yapılacak olan G20 zirvesinde de gündeme gelmesi ve konunun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmesinde ele alınması bekleniyor. Reuters'a konuşan NATO'dan bir diplomat, bu görüşmenin çözüm için son şans olabileceğine söyledi.

Amerikan basınında geçtiğimiz hafta çıkan bir haberde Trump yönetiminin S-400'ler nedeniyle Türkiye'ye yönelik üç yaptırım paketi seçeneğini değerlendirdiği öne sürülmüştü. Bloomberg'ün haberinde bu yaptırım paketleri arasında Türkiye'nin savunma sanayisini hedef alan seçeneğin en fazla destek gördüğü belirtilmişti. Trump'ın Erdoğan'la yapacağı görüşme öncesinde bir karar alma konusunda isteksiz olduğu da aktarılmıştı.

 

Erdoğan’dan açıklama

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, G20 Liderler Zirvesi'ne katılmak üzere Japonya'ya hareketinden önce Esenboğa Havalimanı'nda, ABD Senatosunda alınan Doğu Akdeniz ile ilgili kararı değerlendirdi. Erdoğan, “Bu bölgede Türkiye'nin, Kuzey Kıbrıs'ın hakları var. Bu adı geçen ülkelerin nereye kadar hakları var. Hele hele Amerika'nın orada ne hakkı var? Amerika'nın Senatosu böyle bir kararı nasıl alıyor? Bunların hepsi soru işaretidir. Bakıyoruz son zamanlarda Senatonun önüne ne gelirse bunların kararını alıyor. Kuzey Kıbrıs'a karşı yapılacak herhangi saldırıda garantörüz. Bak ben hep söylüyorum Yunanistan konuşur, niye? Çünkü garantör ülkedir. Hatta daha ileri gidiyorum. İngiltere konuşur, niye? O da garantör ülkedir. Ve burada zaten konuşabilecek 3 ülke var. Olay oradaki denizler noktasına gelince burada da biz diyoruz ki, bu denizlerden çıkabilecek nema ne ise Kıbrıs'ta yaşayanların hepsinin orada eşit hakkı vardır. Ama bunu kalkıp da 'Güney Kıbrıs'ın kontrolünde yapacağız derseniz. Biz buna evet diyemeyiz. Biz yalnız paylaşmasını da biliriz. Çünkü bizim buradaki prensibimiz 'win win' esasına dayalıdır. Eşit miktarda bunları dağıtmasını paylaşmasını biliriz. Ama karşı taraftakilerin de bize aynı adaletle davranmaları lazım."

 

 

"YUNANİSTAN LİDERİ HER ZAMANKİ GİBİ ŞAMATA YAPIYOR"

Mehmet Dönmez (Emekli Büyükelçi)- Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras, Güney Kıbrıs'a gerçekleştirdiği son ziyaretinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Doğu Akdeniz'deki sondaj çalışmalarına ilişkin sözlerine atıfla, Yunanistan'ın bölgedeki haklarının korunmasında kararlı olduğunu açıklamıştır. Çipras uluslararası hukuk ve AB adına konuştuğunu ifadeyle, gerek Yunanistan, gerek Kıbrıs'ın haklarının korunmasında geri adım atılmayacağını vurgulamıştır.

Yunanistan her zaman olduğu gibi gerçeklerden ve hukuki dayanaktan yoksun biçimde, AB üzerinden Kıbrıs ve Akdeniz'de petrol arama sorunu nedeniyle Türkiye'ye yaptırım uygulatma tehdidinde bulunmaktadır. Çipras ayrıca iki ülke arasında yaşanacak bir gerginlik durumunda Yunan silahlı kuvvetlerinin Ege'de hazır durumda olacağına dair tehditkâr sözler sarf etmiştir.

Çipras'ın sert üslubunun altında yatan neden, Türkiye'nin bölgeye yönelik faaliyetler konusundaki kararlı tutumu olmuştur. Fatih gemisinden sonra, Türkiye'nin ikinci açık deniz petrol platformu olan Yavuz sondaj gemisi de Akdeniz'e gönderilmiştir. Bir diğer önemli gelişme ise, Türk Deniz Kuvvetlerinin geçtiğimiz aylarda üç denizde 100den fazla harp gemisinin katılımıyla düzenlediği Mavi Vatan tatbikatıdır. Geçirdiği onca badireye rağmen silahlı kuvvetlerimizin ve donanmamızın muktedir niteliğini ortaya koyan bu tatbikat Yunanistan'ın keyfini kaçırmıştır.

Öte yandan Yunan basını Çipras'ı yaklaşan seçim öncesi kriz ortamı yaratmakla eleştirmiş, ana muhalefet lideri Yeni Demokrasi Partisi lideri Kiriakos Miçotakis, Çipras'ın dışişleri ve savunma konseylerini olağanüstü toplantıya çağırarak durumu abarttığı vurgusunu yapmıştır.

İki ülke savunma bakanlıkları heyetleri arasında Ankara ve Atina'da sürdürülen güven artırıcı önlemlerin müzakere edildiği görüşmelerin sürdürüldüğü dönemde Çipras'ın sözleri iç siyasete yönelik ucuz hamaset sözlerinden başka bir nitelik taşımamaktadır.

 

 

“ABD’NİN TEHDİTLERİNE, ABD’NİN SİLAHIYLA KARŞI KONULAMAZ”

Soner Aydın (Emekli Albay)- Silahlı kuvvetler; ülkelerin tehdit değerlendirmeleri ve ulusal çıkarları gözetilerek teşkilatlandırılır ve uygun silah, araç ve gereçlerle donatılır.Sadece bir askeri güç oluşturmak ve bunu en modern silahlarla donatmak yeterli değildir. Silahlı kuvvetlere, muharebeyi mutlaka kazanacak şekilde, kurumsal sistematik içinde, bir bütün olarak hareket edebilme yeteneğinin kazandırılması da gerekmektedir. Bu yetenek ulusal bilinçle, özgün sistemlerle desteklenmeli ve güçlendirilmelidir. Yetenekleri ve kararlılığı kanıtlanmış silahlı kuvvetlere sahip devletler; ulusal çıkarlarını koruyacak ve tehditleri savaşa girmeden bertaraf edecek caydırıcılığa sahip olacaktır. Amaç ülkeyi savaşa sokmadan çıkarları korumak olmalıdır.

Ülkemiz için en ciddi tehdit; ABD’nin, çıkarları doğrultusunda Ortadoğu’yu yeniden şekillendirme projesinden etkilenecek olmamızdır. PKK ve FETÖ’nün ülkemize musallat edilmesi, FETÖ’nün kumpaslarıyla silahlı kuvvetlerimizin en değerli kadrolarının ortadan kaldırılması, Doğu Akdeniz’de yaratılan münhasır ekonomik bölge krizi, Yunanistan’ın Ege’de 18 ada, adacık ve kayalığı işgal ederek silahlandırması, Kıbrıs’ın bütünüyle bir Rum adası haline getirilmesi arzusuyla ülkemizin Akdeniz’deki etkisine son verecek girişimler, Suriye bataklığına saplanmış olmamız; ABD’nin bölgenin yeniden şekillendirilmesi hedefini destekleyecek şekilde kurgulanmış olaylardır diye değerlendiriyorum.

Bu tehdit ortamı yıllardır devam ederken, başta Balyoz ve Ergenekon olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerimizin gücünü ve etkinliğini zayıflatan kumpaslar sorumlu makamlar tarafından zamanında görülememiş, kavranamamış ve sonuçları değerlendirilememiştir. Üstelik kısa vadeli siyasi çıkar hesaplarıyla, askeri vesayeti önleme gerekçesi kullanılarak halkımız ikna edilmeye çalışılmış ve halkımızın Türk Silahlı Kuvvetlerine güveni yerle bir edilmiştir. Arkasında halk desteği olmayan silahlı kuvvetlerin başarı şansı yoktur. Silahlı Kuvvetlerimizin halk desteği, sistematiği, yetenekleri ve caydırıcılığı bu kumpaslarla büyük yara almıştır.

Yunanistan; 1996 yılında Ege’de Kardak kayalığını işgale cüret etmiş, devletimizin ve Silahlı Kuvvetlerimizin kararlı tutumu sonucunda arkasına bile bakmadan çekilmiş, destekçi ülkeler bile bu duruma sessiz kalmışlardır. Aynı Yunanistan’ın; son yıllarda, donanmamızın Ege ve Akdeniz’deki hareket kabiliyetini sınırlandıracak şekilde, Lozan Anlaşmasını da çiğneyerek 18 adet adayı işgal etmesine ve silahlandırmasına neden sessiz kaldığımız izah edilebilecek bir durum değildir. Bu durum,“Yunanistan’ın ve destekçisi olan ABD ve AB’nin bakış açısıyla” devletimizin gücünün ve silahlı kuvvetlerimizin caydırıcılığının zafiyete uğramış olmasıyla izah edilebilir. Yunanistan’ın son zamanlarda, arkasına aldığı dış destekle savurduğu küstah tehditler; Türkiye’yi ve TSK’yı eskisi kadar güçlü görmemesinden kaynaklanmaktadır.

Suriye’de; ABD’nin güdümündeki PKK uzantısı PYD/YPG’nin özerklik çabaları ve bunun ülkemize etkileri, Doğu Akdeniz’de ABD’nin başını çektiği; İsrail, Fransa, Mısır, Ürdün, GKRY ve Yunanistan ittifakıyla karşı karşıya gelmemiz, Ege’de Yunanistan’ın yarattığı durum; tehdidin kaynağını çok açık göstermektedir. ABD bölgede hedefine ulaşmak için Türkiye’yi kontrolü altında tutmak ve isteklerini kabul ettirmek zorundadır. ABD’nin dayatmalarına ulusal çıkarlarımızı feda etmek uğruna boyun eğmek mümkün müdür? Değilse, gireceğimiz mücadelede ABD’nin silah sistemleriyle ülkemizi savunmamız mümkün değildir. S-400 hava savunma sistemini tercih etmemiz de bu tehditlere karşı alabileceğimiz en makul tedbirdir. ABD’nin; Rusya’dan alacağımız S-400’leri bahane ederek, ülkemizi F-35 programından çıkarma ve bu uçakların teslimi anlaşmasını bozma tehdidi Türk Hava Kuvvetlerimizin hava harp planlarını etkileyebilir. ABD aynı davranışı 1974 yılında Kıbrıs Barış Harekâtında da ülkemize silah ambargosu koyarak göstermiş, yine 90’lı yıllarda ABD ve bazı Avrupa ülkeleri; PKK ile mücadelemizin meşru olmadığını iddia ederek NATO savunma sistemi kapsamındaki silah ve araçları kullanmamıza sınırlama getirmek istemişlerdir. O dönemlerde devletimiz süratle alternatif çözümler üretmiş ve mücadelemiz başarıyla sürdürülmüştür. Bugün de bütün bu tecrübeleri yaşamış, bölgedeki ateş çemberinin tam ortasındaki bir ülke olarak elimizde başka alternatiflerin olması gerekmektedir. Bu alternatiflerden birisi Milli Muharip Uçak Projemizdir. Ancak bu proje de yabancı yatırımcılarla (BAE Systems‘İngiltere’ ile) birlikte yürütülmektedir ve üretilecek uçakların 2030 yılında envantere gireceğinden bahsedilmektedir. Bu projenin gelişimiyle ilgili bir bilgi de yoktur. Yapmamız gereken; gerçekçi politika ve özgün projeler üretmek, ekonomimize çeki düzen vermek, TSK’nın geçmişteki gücüne süratle ulaştırılması, milli birlik beraberlik ve güven ortamının yeniden tesis edilmesi, Milli Savunma Stratejimizin iktidar ve bütün muhalefetin ortak çabasıyla ele alınması ve milli çözümler üretilmesidir. Milli savunma kavramı, her türlü siyasi düşüncenin üzerinde olmalıdır. Bulunduğumuz coğrafyada devletin gücü, ordusunun gücüyle orantılıdır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Mayıs ayında yarım milyon civarında daralan tarım dışı işsizliğin de sinyallerini verdiği üzere Haziran ayında sanayi üretimi, yıllık olarak yüzde 3.9 oranında azaldı....

Kuzey Suriye'de ''Güvenli Bölge'' oluşturulması yönünde Türkiye ile ABD arasında varılan mutabakata rağmen bölgede gerginlik tırmanıyor.

Zekeriya Mutlu, ''Ege Ticaret Merkezinin marangoz ve mobilyacı esnafı için bir ''sanayi sitesi'' olacağını belirterek ''Esnaf ve Kefalet Kooperatifi esnafa düşük faizl...

İçişleri Bakanlığı; HDP’li Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Adnan Selçuk Mızraklı, Van Büyükşehir Belediye Başkanı Bedia Özgökçe Ertan ve Mardin Büyükşehir Beled...

Toplu görüşmelerin seyrini ve Hükümetin zam teklifini eski Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan'a sorduk, işte görüşleri...

Tallinn yönetimi, ''e-oturum'' programı ile 2014’ten beri 157 ülkeden 55 bin kişinin ülkede 7 bin 500 şirket kurmasını sağladı. Bu şirketlerin 500’e yakınını da Türkle...

Üçüncü kez görevine seçilen İnce, Güzelbahçe’nin ''rakı-balık'' yapmanın ötesinde bir kimliği olduğunu belirterek, ''5 büyük projeyi'' anlattı.

Yazarlar
Website Security Test