Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Başkan Trump’a güvenilip güvenilemeyeceğini bir defa daha test ediyoruz

5.7.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

S-400 gerilimi Osaka’da bitti mi, ertelendi mi?

ENGİN TATLIBAL

Türkiye’de ana akım medya, Japonya’nın Osaka kentinde gerçekleştirilen G20 liderler zirvesinde ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı temasları, Türkiye açısından bir diplomatik zafer olarak yorumladı. Trump, S-400 konusunda Türkiye’ye yaptırım uygulamaktan söz etmemişti. F-35 Programı konusu da gündeme gelmemişti. Medya, konuyu “Türkiye haklı, yaptırım yok” başlığıyla duyurdu.

Ancak yaklaşık iki sene önce, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Beyaz Saray’da Trump ile görüşmesinin ardından aynı manşetler, Türkiye ve ABD için “İlişkilerimiz hiç bu kadar iyi olmamıştı” diyordu. Birkaç ay içinde ise Türkiye-ABD ilişkileri, belki de Johnson Mektubu’ndan bu yana tarihin en bozuk evresine girdi. Büyükelçi John Bass geri çekildi ve o zamandan beri ABD, Türkiye’de “charge d’affaires” yani maslahatgüzar seviyesinde temsil ediliyor.
Bu durumu vurgulayan uzmanlar, Trump yönetimine güvenmenin çok da yerinde olmayacağı konusunda hemfikirler. Bu uzmanlardan Eski Washington Büyükelçisi Şükrü Elekdağ, Pentagon’un 6 Haziran’da Türk hükümetine yazdığı mektuba işaret ediyor ve burada Türkiye’nin S-400 alımından vazgeçmesi için 31 Temmuz’a kadar süre tanındığını, bu mektubun ABD hükümetinin resmi görüşünü yansıttığı için Trump’ın Osaka’da ne dediğinin aslında çok da önemli olmadığını ifade ediyor.
Nitekim aynı Trump, geçen yıl “ABD askeri güçlerinin teknik gereksinimleri karşılayacak küçük bir birlik dışında Irak’tan 1 / 3 ay içinde tamamen çekileceğini” açıklamıştı. Ancak ifade edilen çapta bir çekilme hâlâ gerçekleşmiş değil.


“TRUMP’A KENDİ EKİBİNDEN DİRENÇ GELİYOR”
Oğuz Çelikkol (Eski Washington Büyükelçisi)- Başkan Trump’ın Osaka’da Türkiye’nin S-400 almaya zorlanmasındaki sorumluluğu Obama Yönetimine yüklemesi, eski Başkan Obama’nın Türkiye’ye Patriot hava savunma füzeleri satmamasını eleştirmesi, Türkiye’ye “adil davranılmadığını” açıklaması ilginçtir. Başkan Trump’ın bu açıklamalarıyla S-400/F-35 sorununda Türk görüş ve pozisyonuna oldukça yakın olduğu ortaya çıkmaktadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump görüşmesinden sonraki açıklamaları da Türk tarafının S-400/F-35 konusunun “sıkıntı olmadan” çözümlenebileceğine olan inancının arttığını göstermektedir. S-400/F-35 konusunda Başkan Trump’ın olumlu yönde gelişen tutumuna rağmen ABD Kongresi’nin “ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA)” ile Türkiye üzerinde baskıyı arttırabileceğine değinen bazı yorumlar bulunmaktadır.
Konunun oldukça karmaşık olduğu ve Vaşington’da Türk aleyhtarı “malum” lobilerin faaliyete geçtikleri doğrudur. Ancak dış politika konusunda ABD Başkanının elinde çok geniş yetkiler bulunduğu ve Başkan Trump’ın istemesi halinde S-400/F-35 sorununu ABD’nin NATO müttefiki Türkiye ile ilişkilerini (ciddi bir şekilde) etkilemeden çözebileceği de açıktır.
Türkiye’nin satın aldığı F-35 uçaklarının Türkiye’ye teslimi ve Türkiye’nin F-35 yapım projesi içinde kalması önemlidir. Başkan Trump’a bu konuda direnç, belki de Kongre’den çok, kendi yönetimi içindeki (Savunma ve Dışişleri Bakanlıklarındaki) bazı yetkililerden gelmektedir. Başkan Trump’ın daha önce de Türkiye’nin S-400/F-35 konusunda bir “Çalışma Grubu” kurulması önerisini kabul etmeye meylettiği, ancak bu “yetkililerin” devreye girdiği ortaya çıkmaktadır.

“BAĞLAYICI OLAN TRUMP’IN DEDİĞİ DEĞİL, PENTAGON’UN YAZDIĞI…”
Şükrü Elekdağ (Eski Washington Büyükelçisi)- Şöyle bir durumla karşı karşıyayız: ABD aylardır üç koldan, yani yönetim, Kongre ve medya vasıtasıyla, verdiği sert mesajlarla Rusya’dan S-400 sisteminin alınmasının Türkiye için ağır ekonomik ve askeri sonuçlar doğuracağı hususunda Ankara’yı uyarmaya çalıştı. Bunlardan bir sonuç alamayınca ve Cumhurbaşkanı “Ben tükürdüğümü yalamam, geri adım atmam” pozisyonunu değiştirmeyince, Washington da kararının kesin olduğunu yazılı olarak 6 Haziran’da Ankara’ya bildirdi. S-400 anlaşmasını iptal etmesi için 31 Temmuz’a kadar mühlet verdi. Burada bir noktanın altını önemle çizmek isterim. Her ne kadar Pentagon’un mektubu Savunma Bakanı Vekili imzasını taşıyorsa da içeriği ABD yönetiminin resmi kararını yansıtıyor. Dışardan Trump yönetiminin işleyişi bazen “sallapati” ve “düzensiz” görülse de Pentagon bu nitelikteki bir tehdit mektubunu Beyaz Saray’ın yani Trump’ın onayını almadan kesinlikle gönderemez!.. Yani Trump onaylamış olduğu bu mektupla, Osaka görüşmesindeki hareket serbestisini peşinen kısıtlamış bulunuyor. (Uğur Dündar’ın Şükrü Elekdağ ile 27 Haziran’da Sözcü’de yayınlanan söyleşisinden alıntıdır.)

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

CHP'li Ekrem İmamoğlu'nun başkan seçilmesinin ardından istifa eden AKP döneminin İBB Genel Sekreteri Hayri Baraçlı'nın ekibi belediye 60 milyarlık İBB bütçesinin 40 mi...

25 Temmuz 2019 tarihli Merkez Bankası Para Politikaları Kurulu (PPK) Toplantısı'nda alınacak faiz kararı ne olacak?

Avrupa Birliği'nin (AB) yaptırım kararına Türkiye Akdeniz'e dördüncü bir gemi gönderme kararıyla karşılık verdi. Kıbrıslı Rumlar ise Kıbrıslı Türklerin ortak komite ön...

GÖZLEM, ''KUZEY AFRİKA'DA DA MI BİR 'SURİYE SENARYOSU' VAR?'' sorusuna cevap arıyor.

Duygu Özerson Elakdar, Urla’da Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan kiraladığı 2 bin 400 dönümlük alanda zeytin ormanı oluşturdu. Bölgeye 60 bin zeytin ağacı diken iş kadını ...

Abdullah Gül / Ali Babacan girişimi mi, Ahmet Davutoğlu çıkışı mı, Çoban Ateşi Hareketi mi şanslı? GÖZLEM uzmanlara sordu. İşte cevaplar…

Yazarlar
Website Security Test