Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Zam yağmuru sel oldu; memur ve emekli zamlarını aldı götürdü

5.7.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

GÖZLEM ''milyonları ‘indirilen’ enflasyona ezdiren'' acı gerçeği masaya yatırdı. İşte uzman görüşleri...

Zam sağanağı ve hayat pahalılığına bakıp temmuzda maaşlarına yüksek zam bekleyen milyonlarca memur ve emekliye kötü haber Türkiye İstatistik Kurumu’ndan (TÜİK) geldi. Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) haziranda yüzde 0,03 arttı. Buna göre yılın ilk 6 ayında enflasyon yüzde 5.01 ile piyasa gerçeklerinden son derece düşük oldu.

TÜİK’ten bir gün önce Birleşik Kamu İş mutfaktaki yangını gözler önüne serer bir araştırma açıkladı. Araştırmaya göre son bir yılda ekmek, un, bulgur ve makarna yüzde 18.99, et, balık yüzde 19.38. süt ve süt ürünleri ile yumurta fiyatlarında ise yüzde 46.87 artış yaşandı. 23 Haziran seçimlerinin ardından başlayan zam yağmuru da dikkate alındığında, enflasyon verisi soru işaretlerine yol açmış durumda..

TÜİK Çarşamba günü açıkladığı verilere göre Haziran ayında aylık enflasyon yüzde 0.03 oranında arttı. Buna göre yıllık enflasyon yüzde 15.72'ye inerken, 6 aylık tüketici enflasyonu yüzde 5.01 oldu. Haziran ayı itibarıyla 12 aylık ortalamalar dikkate alındığında, tüketici fiyatları yüzde 19,88, yurt içi üretici fiyatları yüzde 32,81 arttı.

TÜİK’e göre bu yılın ilk 6 ayında yüzde 5.01 olan enflasyon oranıyla mutfak enflasyonu ve hayat pahalılığı karşısında adeta ezilen milyonlarca memur ve emeklinin temmuzda yüksek zam beklentisi de hayal oldu. TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarıyla birlikte, memur ve emeklinin alacağı zam oranı da netleşti. İlk 6 aylık enflasyon yüzde 4'ü geçtiği için memurlar yüzde 1,01 enflasyon farkı alacak. Zira memurların toplu sözleşmesinde, enflasyonun yüzde 4’ü geçmesi halinde enflasyon farkı ödeneceği karara bağlanmıştı. Kamu çalışanlarının 2019 yılının ikinci yarısına ilişkin toplu sözleşme zammı ise yüzde 5 olarak belirlenmişti. Böylece memurlar, yüzde 5 toplu sözleşme zammı ve yüzde 1,01 enflasyon farkı olmak üzere toplamda 6,01 zam alacaklar. Memur emeklilerine de aynı oranda maaş artışı yapılacak. SSK ve Bağ Kur emekliler ise gerçekleşen enflasyon oranında zam alıyorlar. Bu nedenle maaş artışları 5,01 oldu. En düşük emekli maaşının 1.000, ortalama Bağ Kur ve SSK emekli maaşının ise 1.500 TL civarında olduğunu dikkate aldığımızda, emeklinin maaş artışı 50 ile 75 TL civarında olacak.

İktidarın büyük zamları seçim sonrası ve temmuz ayına yığması, maaşlara yönelik zam ve enflasyon farkını olumsuz etkiledi. Seçimlerin hemen ardından motorinin litre fiyatı 22, benzine 27 kuruş zam yapıldı. Çaykur çay fiyatlarına yüzde 15, Türkşeker de şekere yüzde 16 zam yaptı. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) 1 Temmuz'dan itibaren elektriğe yüzde 14.98 oranında zam yapıldığını açıkladı. BOTAŞ'ın da doğalgaz fiyatlarına yüzde 10'un üzerinde zam yapması bekleniyor.

 

Emekliye 5, fiyatlara 15

Seçimlerden bu yana vatandaşın hayatını zorlaştıracak şekilde gelen zamlar ağırlıklı olarak yüzde 15 civarında seyrediyor. Özellikle akaryakıt, elektrik, doğalgaz ve şeker birçok ürün ve hizmetin ana girdisini oluşturduğu için temmuz ayından itibaren iğneden ipliğe birçok mal ve hizmete zincirleme yüklü zamların gelmesi kaçınılmaz gibi görünüyor. Enflasyonu artıracak bu zamlar memur ve emeklinin maaş artışına olumlu bir katkı yapmayacak, ancak maaşları eritecek. Zamlar haziran sonu ile temmuz başına kaydırıldığı için ilk 6 ayda TÜFE'ye yansımıyor. Böylece memur, işçi, esnaf ve çiftçi emeklileri de yüzde 15'lik zamlara karşılık sadece altı aylık TÜFE oranındaki (yüzde 5.01) zamlarla yetinmek zorunda kalacak.

 

“ENFLASYON NEREYE KADAR DÜŞER?”

Esfender Korkmaz (Prof. Dr.)– Haziran ayında aylık TÜFE oranı yüzde 0.03 ve yıllık TÜFE oranı yüzde 15.72 oldu. Geçen sene de aynı ayda yıllık TÜFE oranı yaklaşık aynı oranda yüzde 15.39 olmuştu. Haziran ayı Yİ- ÜFE oranı da aylık yüzde 0.09 ve yıllık olarak yüzde 25.04 oldu. Geçene sene aynı ayda yıllık Yİ-ÜFE oranı yüzde 23.71 olmuştu.

Merkez Bankası Enflasyon raporu 2019 – II’ye göre 2019 yılı için; Gelişmiş ülkeler enflasyon beklentisi yüzde 2’nin altındadır. Bizim gibi gelişmekte olan ülkelerden, Asya pasifik ülkelerinde yüzde 2.4, Hindistan’da yüzde 4.7, Brezilya’da yüzde 4.0, Rusya’da yüzde 4.1 ve Latin Amerika Ülkelerinde ise yüzde 5.8’dir. Bu durumda yüzde 15.39 TÜFE oranı dünya ortalama enflasyon oranının çok üstünde bir orandır.

TÜFE

2018

2019

Aylık (Haziran)

2,61

0,03

Yıllık

15,39

15,72

12 Aylık Ortalama

11,49

19,88

Çekirdek (C)

14,60

14,86

Gıda

18,89

19,20

                            

ÜFE

 2018

2019

Aylık  (Haziran)

3,03

0,09

Yıllık

23,71

25,04

12 Aylık Ortalama

16,57

16,57

İmalat

24,10

23,15

Ara Malı

28,47

23,57

Enerji

34,87

35,44

Bundan sonra Enflasyon trendinin ne yönde olacağı, iktisat politikalarına, hukuki altyapıya, jeopolitik sorunlara, psikolojik faktörlere ve üretici ile tüketici güvenine bağlı olarak değişecektir.

Haziran ayın verilerini önceki yıllarla karşılaştırırsak;

Çekirdek enflasyon,  enflasyon trendini gösteriyor.2018 Haziran ayında çekirdek enflasyon yüzde 14.60 idi. Bu sene Haziranda bu oran yüzde 14.86 oldu. Bu durum enflasyon trendinin yatay seyrettiğini gösteriyor. Genel olarak yaz aylarında enflasyon oranları daha düşük çıkıyor.

Yine enflasyon trendini gösteren bir diğer gösterge, 12 aylık ortalama TÜFE oranıdır. 12 aylık ortalama TÜFE oranı geçen sene 11.49 iken bu sene 19.88’e yükseldi.

Haziran ayında yıllık Yİ-ÜFE ‘de de artış var. 2018 yılında yüzde 23.71 olan Yıllık Yİ-ÜFE oranı, bu sene aynı ayda yüzde 25.04 oldu. Ancak eğer bundan sonrasında kur artışı olmazsa, Yİ-ÜFE düşmeye devam eder.

Yİ-ÜFE yüzde 30’lar düzeyinde idi. Yüzde 25’ seviyesine gerilemesinde son aylarda kurların sabit seyretmesi ve kur artışının Dolar – TL enflasyonundan daha düşük artması etkili oldu. Nisan başında 5.6252 olan dolar kuru Temmuz başında 5.6857’ oldu.

Enflasyon istikrarsızlık demektir. Aynı zamanda gelir dağılımının bozulmasına yol açar. Türkiye de memur ve işçiye verilen zamlar yıllık TÜFE’ye göre yapılıyor. Aslında zam demek doğru değil. Reel olarak satın alma gücünün düzeltilmesidir.

Memur ve işçiye, enflasyon farkı, yıllık TÜFE üzerinden yapılıyor. TÜFE sepeti içinde gıda’nın payı yüzde 23.29’dur. Oysaki İşçi ve memurun harcama sepeti içindeki payı yüzde 40 veya yüzde 50’dir. Yıllık TÜFE yüzde 15.72 ve Gıda’da enflasyon yüzde 19.20’dir. Yani işçi ve memurun enflasyonu daha yüksektir. Bu nedenle TÜİK çalışalar için ayrı bir “Geçinme Endeksi” hesaplamalı ve çalışanların maaşı bu endekse göre artırılmalıdır.

Türkiye potansiyel imkanları yüksek olan ve yine dinamik nüfusa sahip olan bir ülkedir. Ekonomi yönetimleri İsterse kronik enflasyonu çözer.

Enflasyondan kalıcı olarak kurtulmanın tek yolu yapısal önlemler almaktır. Yapısal önlemler orta ve uzun vadede gerçekleşir. Ancak bu nedenle toplum bir süre sıkıntı çeker. Bunun için siyasi iktidarlar bu güne kadar yapısal önemlerde geri durdu. Çünkü yapısal çözümler toplumun bir süre fedakarlık etmesini ve iktidarlarından popülizmden uzak durmasını gerekli kılıyor.

Bu gün yaşamakta olduğumuz istikrar sorunu, geçmiş olanlardan çok farklıdır. Sorunlar birbirini tetikliyor. Adeta panik yaşanıyor. Bunların başında demokrasi ve hukuk sorunu geliyor.

Özetle; ekonomik istikrar programı yapmakla iş bitmiyor. Ayrıca Türkiye de Hukuki altyapıyı yeniden kurmadan iktisadi ajanlara, yerli ve yabancı sermayeye güven vermek şarttır.

 

“ENFLASYON BİLMECESİ”

Hüsnü Erkan (Prof. Dr.)– Enflasyon konusu bir bilmeceye dönüştü. Vatandaşın piyasalarda yaşadığı pahalılık ile TÜİK’in resmi istatistikleri aksi rota izlemeye devam ediyor. TÜİK’e göre Tüketici enflasyonu, son bir ayda sadece binde 3 artı. Aralık ayından beri de yüzde 5,01 arttı. Bu orana vatandaşın inanması oldukça zor gözüküyor. Üstelik gıda ile giyim ve ayakkabının sırasıyla yüzde 1,65 ve yüzde 1,57 azaldığı açıklandı. Bu ayın enflasyon oranlarındaki değişim memur ve emekli maaş zamlarına yansıtılacağı için büyük önem taşıyordu. Bu sonuç yaklaşık bir yıldır seçim atmosferi içinde tepe yapan enflasyonun bütçe kaynaklarını fazla zorlanmaması için, özel firen mi eklendi şüphesi yaratmaktadır. Bilindiği gibi resmi rakamlar göre ekim ayında yüzde 25,24 oranına çıktıktan sonra, yüzde 20 dolaylarında devinim gösterdikten sonra ne hikmetse haziran ayında 3 puan birden düşüş gösterdi (yüzde 18,71 den yüzde 15,72 ye). Yani bir önceki yılın aynı ayına göre yıllık enflasyon yüzde 15, 72 olarak açıklandı. Bu arada gıdadaki artış yüzde 19,20; Ev eşyasında yüzde 22,51;sağlıkta 19,51; Lokanta ve oteller yüzde 20,84 ve çeşitli mal ve hizmetlerde yüzde 26,88 düzeylerini koruyor. Esasen tüketicinin hissettiği birikimli etkiyi birazcık daha doğru yansıtan 12 aylık ortalama değişim oranları ise çoğu kez 5 puan daha yüksek.  Örneğin 12 aylık ortalama değişim oranı, genelde yüzde 19,88; gıdada yüzde 26, 40; konutta yüzde 18,19; ev eşyasında 28,40; ulaştırmada 19,34 oranlarına ulaşmaktadır. Özellikle gıda ve ev eşyası 12 aylık ortalamada yüzde 26- 28 bandında bir enflasyonu yansıtmaktadır. Diğer yandan Yurt içi Üretici fiyat endekslerinde ise çok daha yüksek enflasyon rakamları söz konusu. Yurt içi ÜFE; yıllık bazda yüzde 25,4 ve 12 aylık ortalamada yüzde 32,81; elektrik ve gazda ise yüzde 58,98 artış göstermiş bulunuyor.

Enflasyon rakamına haziran ayında ekstra fren konma şüphesi yaratan unsurlar arasında,  bu yıl itibarı ile sepetin yenilenirken çıkan ve yeni giren ürünler ile ilgili olabilir. Örneğin sepetten anaokulu ücreti çıkarılırken hazır yemek, konserve, balık, sütlü tatlılar, name, roka, tere, fındık ezmesi, çocuk elbisesi ve evcil hayvan gıdası ile saat ve kadın çantası eklendi. Ayrıca elektrik, gaz, benzin, mazot benzeri bir çok zam, enflasyon verilerinin toplanmasından sonra ayın son haftasına aktarılarak, Haziran enflasyonuna yansıması engellendi. Diğer yandan gerçek rakamlarla oynanıyor mu? şüphesi ve bunun da yakın zamanda TÜİK yönetiminde yapılan değişiklikle ilgili olduğu dedikodusu bir bilim adamının uzaktan bakarak değerlendirebileceği bir konu olamaz. Bunun değerlendirmesi siyasileri daha çok ilgilendirmektedir. Ancak vatandaşın kafasında, bağımsız yargı ve diğer kamu kurumlarında dahi gündeme gelen, emirle sonuç alma durumlarının yarattığı bu tür algılar, yeni dedi kodu üretmeye kaynaklık edecek nitelikte olmaktadır. Bu nedenle tüm kamusal birimlerde, yasal temellere dayalı bağımsız, tarafsız ve liyakata dayalı, güven yaratıcı bir yönetim için reformlara ihtiyaç olduğunu gerçeğini gündeme getirmektedir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

GÖZLEM konuyu uzmanlara sordu. İşte cevapları...

Suriye'de Fırat'ın doğusundaki terör unsurlarına yönelik başlatılan ''Barış Pınarı Harekatı'' sonrası Türk ekonomisindeki gelişmeler nedir? GÖZLEM konuyu uzmanlarına s...

Türkiye İstatistik Kurumunun açıkladığı rakamlara göre tüketici enflasyonu tek haneye düştü. Çarşı / Pazar / Ev / Mutfak gerçeklerinden çok uzak olan bu rakamlara hem ...

20 yıl Adalet Partisi İzmir milletvekilliği, 5 defa bakanlık yapan ''İzmirli'' Ali Naili Erdem, Türk Siyasetinin dününü ve bugününü anlattı. İzmir'de bıraktığı izleri...

''Enerjisini, zamanını, bilgi ve birikimini sonuna kadar Karşıyaka için kullanacağını'' dile getiren Tugay, öncelikli olarak yapmak istediği 5 konuyu ve belde için ger...

İstanbul'daki can kaybı yaşanmayan deprem "Deprem değil, bina öldürür" gerçeğinin ciddi işaretlerini verdi. Sadece İstanbul mu, İzmir başta Anadolu'nun çok yerinde "ay...

GÖZLEM konuyu masaya yatırdı; işte uzman görüşleri...

Yazarlar
Website Security Test