Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

İstanbul Sahnesi'nde tam bir Ali Cengiz Oyunu var

19.7.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

CHP'li Ekrem İmamoğlu'nun başkan seçilmesinin ardından istifa eden AKP döneminin İBB Genel Sekreteri Hayri Baraçlı'nın ekibi belediye 60 milyarlık İBB bütçesinin 40 milyarını yönetmeye devam ediyor.

Tekrarlanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı (İBB) seçiminin üzerinden yaklaşık bir ay geçmesine rağmen belediye şirketlerinin yönetimine ilişkin kriz çözülemedi.

Başkan Ekrem İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ndeki görevlerinden istifa etmelerine rağmen belediyeye ait şirket yönetimlerinden ayrılmayan isimlere 2 Temmuz 2019 tarihinde istifa etmeleri için çağrı yaptı. Şirketlerin yönetimlerinde bulunan isimler İmamoğlu'nun bu çağrısına yanıt vermedi.

Türk Ticaret Kanunu'nun 410'uncu maddesi, "Genel kurul, süresi dolmuş olsa bile, yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrılabilir. Tasfiye memurları da, görevleri ile ilgili konular için, genel kurulu toplantıya çağırabilirler" diyor. Aynı kanunun 411'inci maddesinde "Yönetim kurulu çağrıyı kabul ettiği takdirde, genel kurul en geç 45 gün içinde yapılacak şekilde toplantıya çağrılır; aksi hâlde çağrı istem sahiplerince yapılır" hükmü yer alıyor.

İmamoğlu, 2 Temmuz 2019 tarihinde İstanbul 39. Noterliği aracılığıyla belediye iştiraklerinden yönetimlerinin yenilenmesini ihbarname ile istedi. Kendilerine ihbarname gitmesine rağmen suskunlarını ve görevlerini sürdüren isimlerin 45 gün olan yasal sürenin tamamını kullanmasına İmamoğlu "Neredeyse ağustos ayının sonuna doğru genel kurul kararları alıyorlar. Ben şu anda sürece hakim değilim. Genel kurulları yapalım" sözleriyle tepki gösterdi.

İBB şirketlerinde görevini sürdüren isimler şöyle:

SPOR İstanbul A. Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Göksel Gümüşdağ.

İstanbul Gaz Dağıtım Sanayi ve Ticaret A.Ş. Hayri Baraçlı. (İstifa ettiğini açıkladı)

İstanbul Otobüs A. Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Muzaffer Hacımustafaoğlu.

İstanbul Asfalt Fabrikaları San. ve Tic. A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Mevlüt Bulut.

İSTAÇ İstanbul Çevre Yönetimi San. ve Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Karalı.

KİPTAŞ İstanbul Konut İmar Plan Turizm Ulaşım San. A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Macit.

BELBİM Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Çağatay Kalkancı.

Metro İstanbul AŞ ile İstanbul Kültür ve Sanat Ürünleri Tic. A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Eyyüp Karahan.

İstanbul İmar İnşaat A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Adil Karaismailoğlu.

 

İmamoğlu ne demişti?

Ekrem İmamoğlu, "Halkıma sesleniyorum. Ben hâlâ belediye bütçesinin 3'te 2'sine, çalışanın yüzde 80'ine sahip iştiraklere henüz hakim olamadım. Bu kadar net. Milletimize duyuruyorum" demişti.

Konuyla ilgili gazetecilerin sorularını yanıtlayan İmamoğlu, "Fiilen sona ermiş bir görevden tekraren istifa etmem hukuken anlamsızdır" diyerek İBB iştirakleriyle ilişiğinin kesildiğini dile getiren eski İBB Genel Sekreteri Hayri Baraçlı'ya sert sözlerle yanıt vermişti. "Kimse milletin aklıyla oynamasın. Bizim burada aradığımız ahlak ve iyi niyet" diyen İmamoğlu, "Ben İBB Başkanıyım, 5 milyona yakın oy almış bir insanım. 16 milyonun hesap soracağı kişiyim" ifadesini kullanmıştı.

İmamoğlu İBB iştiraki şirketlerle ilgili olarak şunları kaydetmişti: "Açıklama yapıyorum ve o günün akşamında istifalar ediliyor. Kendisi açıklama yapıyor. Genel kurulları yapın ki biz kendi ekibimizle kendi kadromuzla sürece hakim olalım. Tamamen iyi niyetli olmayan bir davranışla şirketlerin kuruluş yönetmeliğinin verdiği yetkiyle 45 günlük sürenin tamamını kullanıyorlar. Neredeyse ağustos ayının sonuna doğru genel kurul kararları alıyorlar. Niçin Bir hafta sonraya alın. 10 gün sonraya alın. Yazıktır, günahtır. Neyi kaçırıyorsunuz, orada nasıl bir sistem yönetiyorsunuz. Bu millet İstanbul'un konsolide bütçesinin neredeyse üçte ikisinin içinde olduğu iştirakler üzerinden benden hesap soracak. Ben şu anda sürece hakim değilim. Bir hafta içinde karar alsınlar. Genel kurulları yapalım. Kimin malı bu. Biz her kuruşuyla ilgili hesap vermek istiyoruz millete. Bıraksın gitsinler, kadroları oluşturalım, işimize bakalım. Süreleri bitti."

 

Hayri Baraçlı ne demişti?

İBB Genel Sekreterliği görevinden istifa eden Hayri Baraçlı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun "Şirketlerle ilgili şu anda anlaşılmaz bir direnç yaşanıyor. 'Biz istifa ettik' diyen genel sekreter ve yardımcıları 10 kişi İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin en önemli iştiraklerinin yönetim kurulu başkanı. Bu nasıl istifa? Bu millet bizden hesap soracak" sözleri üzerine açıklama yaptı. Hayri Baraçlı, istifa ettikten sonra İBB iştiraklerindeki Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinin kendiliğinden sona erdiğini belirterek, tekraren istifa etmesinin hukuken 'anlamsız' olduğunu söyledi.

Hayri Baraçlı, açıklamasında, "İBB Genel Sekreterliği görevinden istifa ettikten ve İBB ile ilişiğim kesildikten sonra Öğretim Üyeliği görevime geri döndüm. Bu ayrılış sonrası ilgili yönetmelik gereği iştiraklerdeki temsilci üye sıfatım kendiliğinden düşmüş ve Yönetim Kurulu Başkanlığı görevim kendiliğinden sona ermiştir. Bu nedenle fiilen sona ermiş bir görevden tekraren istifa etmem hukuken anlamsızdır. Ayrıca emekliye ayrılan Muzaffer Hacımustafaoğlu ve Mevlüt Bulut ise istifa sonrası emekliye ayrıldıkları için ilgili madde gereğince otomatikman iştiraklerdeki görevleri de sona ermiştir. Yine istifa eden diğer Genel Sekreter Yardımcıları, Süleyman Karalı, Nihat Macit, Çağatay Kalkancı, Eyyüp Karahan, Adil Karaismailoğlu ile 1. Hukuk Müşaviri Ali Karaaslan ise Yönetim Kurulu Başkanı oldukları İştirak Şirketi'nin Genel Kurulu'nun toplanması için gerekli çalışmaları yapmışlardır. İBB İştiraklerinde Genel Kurulların toplanması için çalışmalar yapılmış ve geçtiğimiz hafta Cuma günü itibariyle çağrılar tamamlanmıştır. Böylece görevi bırakmadığı iddia edilen arkadaşlar da Yönetim Kurulu Başkanı olarak Genel Kurulu toplamak için gerekli işlemleri takip etmişlerdir. İşlemlerin tamamlandığı Cuma günü itibariyle ise iştiraklerdeki görevlerinden yine kendi istekleri ile istifa etmişlerdir." dedi.

Resmi durum bu iken 'istifa etmiyorlar' diye çeşitli vesilelerle açıklamalarda bulunulmasının en masum yaklaşımla bilgi eksikliğinden kaynaklandığına inanmak istiyorum" diyen Baraçlı, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı: "Diğer '6 aydır hak edilmeyen maaş alma' iddiası da en hafif tabirle yanlış ve hangi hesaba göre yapıldığı belirsizdir. Bu nedenle hak edilmeyen bir ücret alınması kesinlikle söz konusu değildir. Eksik bilgiye dayalı açıklamalar ve haberler kamuoyunu yanıltabilir. İstifa ederken de belirttiğimiz gibi İstanbul Büyükşehir Belediyesi yönetimi ile her alanda tecrübelerimizi paylaşmaya hazır olduğumuzu tekrar hatırlatıyor, kamuoyunun doğru bilgi edinmesi için bu açıklamayı paylaşma zorunluluğu hissediyorum."

 

 

"İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ'NİN MALİ ÇÖKÜŞÜ..."

Burhan Özfatura (Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı)-  Geçmiş yıllardaki israf ve yandaşları kayıran yönetim nedeniyle yerel yönetimler özellikle de büyükşehir belediyeleri ağır bir borç yükü altındalar. Örnek vermek gerekirse, Mersin Büyükşehir Belediyesi'nin borcu 3,5 milyar TL, aylık sabit gideri 108 milyon TL, aylık geliri ise 80 milyon TL'dir 2019 yılında merkezi hükümetin vergi tahsilatları düştüğü için Mersin Büyükşehir Belediyesi'nin aylık gelirleri 73 milyon TL gerilemiş durumdadır.

Bu konuda Mersin Büyükşehir Belediyesi tek örnek değildir, Büyükşehir belediyelerinin tamamı bu durumdadır. En güçlü mali bünyeye sahip olduğu düşünülen İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin toplam borcu 28,8 milyar TL, 2019 yılı bütçe açığı en az 7,2, vadesi geçmiş borçların toplamı ise 5,8 milyar TL. Kasasında bulunan para ise sadece 7 milyon TL'dir. Tam anlamı ile bir enkaz söz konusudur. İBB iliklerine kadar sömürülmüştür.

2011 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı şirketlerde 12.092 kişi istihdam edilirken, bu rakam 2018 yılında 53.481'e çıkmıştır. 2019 yılında kayyum vali döneminde işe alınan 2.500 yeni işçi ile birlikte belediye şirketlerinde çalışan sayısı 56.000'e İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde çalışanların toplam sayısı ise memur ve kadrolu işçilerle birlikte 85.000'e yükselmiştir. İBB, AKP'nin çiftliği olmuştur. Halkın parası, yandaş asalaklara aktarılmıştır.

Son sekiz yılda İstanbul'da nüfus, belediye şirket sayısı, belediye şirketlerinin cirolarındaki dolar bazındaki artık oranı %15-20 dolayında olurken, belediye şirketlerinde çalışan sayısı %363 oranında artmıştır. Ve hala bu yağma düzeninin devamı için diretilmektedir.

1- Çevre, enerji, hizmet, gıda, bilgi teknolojileri, inşaat ve ulaşımdan oluşan 5 farklı alanda her konuda faaliyet göstermekte olan 28 şirkette %364 oranında artan işgücüne ve 56.000 kişiye ulaşan istihdama rağmen. Belediye şirketleri İstanbul Büyükşehir Belediyesinden aldıkları işlerin büyük bir bölümünü 4734 sayılı ihale kanunun 3-g maddesine göre ihaleye çıkıp 3.kişilere devretmektedir. Kaynaklar açıkça ve fütursuzca hortumlanmıştır.

Belediye şirketleri için getirilen 4734 sayılı ihale kanununda 3 g istisna düzenlemesi ile belli bir parasal değere kadar yaklaşık maliyeti ve sözleşme bedeli (2019 yılı için 13.857.591 TL) Türk Lirasını aşmayan mal veya hizmet alımlarında ihaleye çıkmadan hizmet alımına imkan sağlanmaktadır. Söz konusu ihale yönteminde kurumun davet ettiği kişi kim ise sadece o katılabiliyor ihaleye. Böylece serbest rekabet ortamının olmadığı bir süreçte ihaleler yandaş şirketlere devredilmiştir. Tam anlamı ile bir vurgun ve hortumlama düzeni hakim kılınmıştır.

2- 2011 Yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi envanterindeki binek araç sayısı 600'ü kiralık olmak üzere 808 adet iken, 2018 yılında bu rakam 1600'ü kiralık olmak üzere 1.717'e yükselerek %120 oranında artmıştır. İETT(150) ve İSKİ(874) bulunan binek araçları dahil edildiğinde sayı 2.741'e yükselmektedir. Söz konusu araç sayısı belediye şirketlerini kapsamamaktadır. Belediye şirketleri dahil edildiğinde İstanbul Büyükşehir belediyesi bünyesindeki binek araç sayının 7.500 yükseldiği, 6.000 adedinin ise kimin nerede kullandığının bilinmediği ifade edilmektedir (Bunların AKP'nin hizmetine verildiği şüphesizdir.)

a) İstanbul Büyükşehir Belediyesinde araç saltanatı kiralık araçlarla sınır değildir. Bunun yanı sıra İstanbul Büyükşehir Belediyesinden ihale alan müteahhit firmalardan işin büyüklüğüne göre ihale süresince belediye yetkililerinin kullanımı için alınan sayısı belirlenemeyen araçlarda vardır.

b) İzmir'de 4.500.000 vatandaşa hizmet veren ticari taksi sayısının sadece 3.000 adet olduğu dikkate alındığında, kamu kaynakları ile yapılan araç saltanatının İstanbul Belediyesinde ne noktaya geldiği daha iyi anlaşılacaktır. İsraf ve saltanatın boyutları görülecektir.

c) Son 15 yılda söz konusu araçların kimlerden kiralandığı, ne kadar ödeme yapıldığı, araçları kiralayan firmaların AKP iktidarı ile olan ilişkisi, sahip oldukları medya kuruluşları, araştırıldığında esas amacın İstanbul Büyükşehir Belediyesinin ulaşım sorununu çözmek olmadığı görülecektir. (Bu yüzden, eski yönetimler istifa etmemektedir.)

3- Mülkiyeti İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait olan ve emlak değerleri milyar dolarlarla ifade edilen Hidiv Kasrı, Sarı, Pembe, Beyaz, Malta köşkü gibi birçok tarihi yapıyı boğaz kıyısında ve İstanbul'un birçok noktasındaki turistik tesis ve kafelerin işletmeciliğini yapan Belediye şirketi BELTUR'UN 2018 yılı cirosu 264.464.269 TL olup ticari karı sadece 130 bin TL'dir. Bu durum, tam bir rezalettir.

4- İstanbul büyükşehir Belediyesi'nin sahip olduğu 602 noktadaki 100 bin araç kapasiteli açık ve kapalı otoparkların emlak değerleri 4 milyar dolar olarak ifade edilmektedir. Söz konusu otoparkları işleten işçilikten başka hiçbir gideri olmayan İSPARK'IN 2018 yılı cirosu 357.665.799 TL olup, ticari karının cirosuna oranı %1'dir. (Bir başka örnekte Hamidiye memba suları işletmesidir.)

a) İstanbul Büyükşehir Belediyesi sahip olduğu milyar dolarlık gayrimenkul ve işletmelerinden yıllık 5 milyon TL gelir elde edemiyor. Zira; çoğu yandaş kişi ve kuruluşlara peşkeş çekilmiştir

b) İstanbul Büyükşehir Belediyesi toplu taşım hizmeti aldığı özel halk otobüsü işletmecilerine 7-8 aydır düzenli ödeme yapamazken, yandaş vakıflara ve cemaatlere ise milyonlarca TL kaynak aktarılmıştır.

5- Büyük bir kısmının temeli 2015 yılında atılan 17 raylı sistem projesinden 32 km uzunluğundaki 2 hattın (projenin) 2018 yılında toplam uzunluğu 166 km olan 15 hattın (projenin) ise 2019 yılında hizmete alınması planlanmıştır. Maalesef raylı sistem projeler için geçmiş yıllarda yeterli mali kaynak bulunamadığından 2018 ve 2019 yılında hizmete alınması planlanan raylı sistem projelerinin tamamlanması için ihtiyaç duyulan mali kaynak 10 milyar doları bulmaktadır.

6- Sayın Ekrem İmamoğlu'nun işi gerçekten zordur. Bir yandan geçmişin borçlarını ödeyecek, öbür yandan yarım kalan yatırımların tamamlanması için milyarlarca dolarlık mali kaynak bulacaktır. (Bu arada, iktidar tarafından devamlı olarak engellenecektir) Bizim Sayın Ekrem İmamoğlu'na önerimiz;

a) Geçmişte İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde yaşanan tüm israfları, usulsüzlükleri, yolsuzlukları, yandaşlara yapılan kayırmacılığı tüm detayları ile kamuoyuna açıklamalıdır. Kendi dönemi ile geçmiş dönem arasında kalın bir çizgi çizmelidir. Bunu yapmadığı takdirde ileride geçmiş dönemin bir kısım günahlarından kendi sorumlu tutulacaktır. (Yeminli mali müşavirlere, tüm şirketler inceletilmelidir.)

b) Personelden, araçlara maksimum tasarruf tedbirlerini hayata geçirmelidir. Asalaklar temizlenmelidir.

c) İstanbul Belediyesinin bu zor durumdan çıkaracak tekrar yatırımları başlatıp İstanbul halkına hizmet verecek duruma getirmek için belediyede kurulacak yeni ekip çok önemlidir. Bu ekiple günlük faaliyetleri yürüten bilindik bürokratlara değil, oyun kuran, çözüm üreten, vizyonu ve bilgisi olan bürokratlara ihtiyacı vardır. Bunlar ise ilçe belediye kadrolarında ve siyası parti bünyesinde aranmamalı, konusunun uzmanı olan profesyonel yöneticiler, özel sektörden, gerekiyorsa yurt dışından bulunup getirilmelidir.

Cenab-ı Hak, yardımcısı olsun. Zira hukuk tanımayan iktidar; her türlü engellemeye tevessül etmektedir. Hortumlama düzeninin devamı için, her yola başvurmaktadır. Eski yöneticiler istifa etmemektedir.

 

"ŞİRKETLER YEREL HİZMETİN MERKEZİNDE BULUNUYORLAR"

Muzaffer Tunçağ (Eski Konak Belediye Başkanı)- İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin 30 kadar şirketi var. Bunlar, "ayrı bir tüzel kişiliğe ve bütçeye sahip, yarı ticari nitelikte, ancak yerel yönetime bağlı ve yerel yönetimin genel denetimi altında çalışan özel amaçlı" kuruluşlar. Yerel yönetimlere ait birçok hizmetin merkezinde bulunuyorlar. Bu işletmeler Belediye Yasalarının dışında, bürokratik sınırlamaları aşmak amacıyla ve daha hızlı hareket edebilmek için kurulmuş şirketlerdir. Bu şirketler aracılığı ile bir yandan hizmetler hızlandırılırken, bir yandan da istihdam için olanaklar yaratılıyor, birçok önemli ihaleler açılabiliyor. Örneğin İSTON yalnızca Belediye inşaatlarına değil dışarıya da hazır beton, bordür ve kaldırım taşı, kilit taşlar gibi ön-yapım beton elemanları satıyor. İSFALT, yolların asfaltlanmasında kullanılıyor. KİPTAŞ, toplu konut alanında faaliyet gösteriyor. İSPARK, belediyeye ait tüm park yerlerini elinde tutuyor. HALKEKMEK gibi oldukça yaygın bir dağıtım ağına sahip şirket, değişik kesimlere erişim olanağı sağlıyor, reklam dağıtabiliyor. Tüm bu nedenlerle şirketlerde söz sahibi olmak, siyasi partiler açısından önemli. Nitekim İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun, istifa etmeyi, giderek şirketlerin genel kurul tarihlerini geciktiren geçmiş yöneticiler için söyledikleri anlamlı: "Kişisel iradenizle mi hâlâ orada duruyorsunuz, siyasi bir irade mi size talimat veriyor?" Şirketlerin yönetimindeki eski üyeler, 3-5 kuruş daha fazla almak için genel kurul tarihini değiştiriyorsa yazık onlara! Yok, Başkanın işlerini yokuşa sürmek için böyle davranıyorlarsa, daha da yazık. Ayrıca, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 16 Temmuz anmalarında dile getirdiği "ulusal birlik" çağrısı ile de kesin bir çelişme içinde bu davranış. AKP yöneticilerinin tam bir şaşkınlık içinde olduğu anlaşılıyor.

 

“ALİ CENGİZ OYUNU NEDİR?”

Bu oyunun ne olduğunu Abbasi Halifesi Harun Reşid öğrenmiş. Asırlarca bir süre içinde birbirini yok etmeye, parçalamaya yönelen siyasi ihtirasların tarifi olarak kullanılan bu deyim günümüze kadar gelmiş.

Kaynakları Halife Harun Reşid devrine kadar dayanan siyaset oyunlarına "Ali Cengiz" oyunları denmiştir. Harun Reşid (763-809) ki dünya tarihinin en haşmetli bir devrini anlatır, Binbir gece Masalları da onun devrinde geçer, binbir siyasi oyunun geçtiği bir devirdir. Bu deyim de o yıllardan kalan bir halk hikayesinden doğmuş ve siyasi dalaverelere, siyasi oyunlara isim olmuştur. Olay şudur: Padişahın biri bu ismi duyarmış, ne olduğunu merak edermiş. Pek merak ettiği için öğrenmek istemiş. Tebasının içinde fakir bir genç, bunu üzerine almış. Böyle bir oyunun esası; isteyen bir adamın, istediği şekle girebilmesi olayı imiş. Oyunu iyi bilen bir derviş varmış. Oyunu öğrenen birisi bir kanarya kuşu olursa derviş de bir atmaca olup onu parçalarmış.

Fakir genç dervişten ders almaya başlamış. Dervişin yanında bulunan bir kız bu gencin akıbetine acımış ve ona gerçeği söylemiş. Ona oyunu asla öğrenmiş görünmemesini tavsiye etmiş. Genç de bu tavsiyeyi tutmuş. Oyunu da mükemmel bir şekilde öğrenmiş. Fakat dervişe öğrendiğini hiç belli etmemiş. Bu sayede zengin de olmuş. Bu durumu öğrenen derviş onu mahvetmeye karar vermiş. Çeşitli kılıklara girerek gençle oyuna tutuşmuş. Oyunun bütün kurallarını bilen genç sonunda bir çiçek olup padişahın kucağına düşmüş. Derviş bir başka kılığa girerek onu almak üzere iken darı olup yere saçılmış. Bunun üzerine derviş hemen tavuk olup darıları yemeye başlamışsa da delikanlı daha çevik davranıp bir tilki olmuş ve tavuk kılığındaki dervişi boğmuş. İşte bu suretle Ali Cengiz oyununun ne olduğunu da padişah öğrenmiş. Asırlarca bir süre içinde birbirini yok etmeye, parçalamaya yönelen siyasi ihtirasların tarifi olarak kullanılan bu deyim günümüzde de bütün acımasızlığı ile hükmünü yürütmektedir. (Muhittin Nalbantoğlu'ndan alıntı - 2013)

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Türkiye’de kadına şiddet eylemleri, çoğunlukla cinayetle sonuçlanıyor ve giderek artıyor. Erkek şiddeti durmuyor, durdurulamıyor. Savcılar “koruma kararları” almıyor. ...

“Esrarengiz” bir iddianın, iki gazeteci - Saray - Muharrem İnce - CHP Genel Merkezi arasında kopardığı fırtına ana muhalefeti sarstı ve... “Kumpas” ortada “sahipsiz” ...

Türkiye’de para piyasalarının gözü kulağı hep dışarı. En ufak bir haber döviz kurunu yukarı taşıyor. Döviz, gün içerisinde, hatta saatler içinde ciddi oranda artışlar ...

Afetler ülkesinde “koordinasyon noksanlığı” yıllardır sürüyor, Afetlerle “birçok” bakanlık, kurum ve kuruluş” ilgili, ama her büyük afette kaos yaşanıyor. “Çareyi” uzm...

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, "Biz 4 milyona yakın Suriyeli mülteciye ev sahipliği yaparken yaklaşık 3 milyona yakın Suriyeliye de Suriye tarafında yardım ed...

Türkiye İş Alemi'nin en büyük iki örgütü TÜSİAD ve MÜSİAD yeni vergi düzenlemesine itiraz eden açıklama yaptılar. İşverenler gibi işçi sendikaları (TÜRK-İŞ / HAK-İŞ / ...

Sakarya'da "Vali'nin otomobili" haberi yüzünden soruşturma açılan ve "işinden kovulan" Gazeteci ile Gaziantep'te "cami inşaatında çöken iskelenin altında kalarak ölen ...

Yazarlar
Website Security Test